Papa’nın ziyaret etmeyi unuttuğu yer!

Mahmut Toptaş Hoca Papa’nın Irak ziyaretini yazdı...

Büyütmek için resme tıklayın

Papa Francis, Kovid-19 salgınına rağmen ilk kez Irak’a ziyaret gerçekleştirdi. Böylece tarihte ilk kez bir Papa Irak'a ziyarette bulundu. Papa’nın bu ziyaretini nasıl okumak lazım?

Ziyareti değerlendiren Milli Gazete yazarı Mahmut Toptaş hoca, Papa’nın yıkılan kiliseleri ziyaret ettiği halde yıkılan camileri neden ziyaret etmediğini sordu.

Mahmut Toptaş hocanın, “Papa’nın Irak ziyareti üzerine” başlıklı yazısı şöyle;

“Körfez Savaşı’nda Amerikan askerlerinin bir senede bir buçuk milyon Müslüman öldürürken Amerikan askerleri için dua eden o zamanın papası yerine geçen Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, üç gün önce Irak’ı ziyaret ederken bütün dini liderlerle görüşmesine rağmen Irak’ın en yüksek Sünni dinî otoritesi Şeyh Ahmet Hassan et-Taha ile görüşmesi gerçekleşememiş.

Körfez Savaşı esnasında yıkılan kiliseleri ziyaret etmesine rağmen yıkılan camileri ziyaret etmemiş.
Şeyh Ahmet Hassan et-Taha, görüşmesi gerçekleşmediği için eli ve gözü kirlenmemiş.

Bana Sevgili Peygamberimizin elçilerinden olan Abdullah bin Huzafe Tü’s-Sehmi’nin Hazreti Ömer zamanında Rum diyarına giden ordunun içinde iken esirlik olayını hatırlattı. (Allah onlardan razı olsun.)
Seksen arkadaşıyla beraber esir edilirler.

Ülkenin kralı, Abdullah’ı huzuruna getirtir ve ona bir teklifte bulunur, “Hıristiyan ol, ülkemin yarısını sana vereyim” der.

Abdullah:

“Bu ülken gibi bir ülke daha versen ve bütün Arap diyarını da versen bir göz açıp kapayıncaya kadar Muhammed’in dininden dönmem” der.

Zehebi’nin yazdığına göre ölümle tehdit edildiğinde:

“Başımdaki saçım kadar canım olsa Allah yolunda hepsinin ateşe atılmasına can atarım” der.
Uzun bir konuşmadan sonra serbest kalmayı başarır.

(Hâkim, Müstedrek hadis no 6649 ve Zehebi, Siyeru A’lami’n-Nübela 2/14 bu iki eserin haberinden.)

Sevgili Peygamberimiz:

“Mümin ve iman, kazığa bağlı at gibidir. İpin uzunluğunca dolaşır durur sonra kazığa geri döner.
Mümin de gaflete düşer, hata eder, imandan uzaklaşır ama sonunda imana gelir.
Öyle ise siz, yemeğinizi takva sahibi insanlara yediriniz, iyiliklerinizi mümin insanlara yapınız” buyurur (Ramehürmüzi, Emsal’ül Hadis).

Emin Saraç (1931-20.02.2021) merhumdan dinlemiştim:

Fahrettin Kerim Gökay (9 Ocak 1900-22 Temmuz 1987) İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı iken, Ömer Nasuhi Bilmen (1882-12.10.1971) merhum da İstanbul Müftüsü olarak 8 yıl birlikte çalışırlar.
O günlerde Fener Patrik’i Nasuhi hocayı ziyaret eder ve iade-i ziyareti bekler. Aylar geçer ziyaret gerçekleşmeyince patrik, olayı valiye arz eder.
Belediye başkanı da hoca efendiye söyler.

Hoca efendi vali beye, “Patriğin bizi ziyareti normaldir. Ama benim onu ziyaretim normal değildir. İslâm’ın izzetini korumak gerekir” der.

Belediye başkanı orta yolu bulur.

Vali/başkan, patriği ve Ömer Nasuhi hocayı belediyeye davet eder.

Hoca efendi bu davete icabet ettiğinde başkana, “Senin davetin için geldim, başka bir şey için gelmedim” der.
14.12.2004 tarihinde Milli Gazete’de Emin hocanın bu hatıratını yayınladım ve bir gün görüştüğümüzde memnuniyetini bildirmiş ve kayda geçtiğine sevinmişti.

Tarihe mal olmak, toplumlar üzerinde etki yapmak, yerinde sabit olmakla mümkin.

“Ben, denizdeki karpuz kabuğu gibiyim. Yerim, bulunduğum yerdir, yönüm yoktur, esen rüzgâra göre yol alırım” diyenler, sivrisinekler gibi doğarlar, dost-düşman tanımadan herkesten kan emerler, şişerler ve ölürler.
İnsanların gönül ufuklarını kara bulutlar gibi kapatan, “Bundan ilerisine gidemezsiniz, bundan ilerisini hayal bile edemezsiniz” diyen putları yere seren İbrahim Aleyhisselâm, Kur’an’da feta (yiğit) olarak tanıtılmakta. (Enbiya 60).

Yine Kur’an-ı Kerim’de Firavun gibi çağının en büyük ve en güçlü kralının zulme dayanan saltanatına son veren, “Bu güç karşısında kimse dayanamaz, öyle ise onun müttefiki olayım” diye düşünmeyen Musa Aleyhisselâm’ın azığını taşıyan insana da feta (yiğit) kelimesi kullanılmış. (Kehf 60-62).

Medrese-i Yusufiyye’de (hapishanede) Yusuf Aleyhisselâm’dan iman dersleri alan iki mahkûm için de feta (yiğit) kelimesi kullanılmış. (Yusuf 36).

Şehirde kralın kan kusturan kurallarına uyarak veya seyirci kalarak yaşamaktansa mağarada Allah’a kul olarak yaşamayı tercih eden yedi delikanlıya da fetanın çoğulu olan fitye (yiğitler) kelimesi kullanılmış. (Kehf 10).
Ve dünya güzeli bir kadın, kapıları kapadıktan sonra “haydi gel” dediğinde, “Allah’a sığınırım” diyerek harama uçkur çözmeyen Yusuf Aleyhisselâm için de feta (yiğit) kelimesi kullanılmış.

Mısır krallığının yolu Züleyha’nın yatağından geçiyorsa Allah için yatacaksın, Firavun’u yere sermek için ona yaltaklanacaksın Allah için, Dakyanus’a icabında tapınacaksın ve mağarada yatmayacaksın icabında Allah için” diyenler, yiğit olamazlar…”

12 Mar 2021 - 17:31 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?