Reklamı Kapat

Sağlık ordumuza en derin şükranlarımızla

Sağlık ordumuza en derin şükranlarımızla. Pandemi ortamında fedakârlığı ile dikkat çeken kesim ise sağlık çalışanları. Hürriyet yazarından Covid 19 yazısı...

Covid 19 virüsü tüm dünyada salgına devam ediyor.

Aşılama devam ederken ülkeler farklı tedbirler alıyor.

Pandemi ortamında fedakârlığı ile dikkat çeken kesim ise sağlık çalışanları.

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, bugünkü yazısında sağlık çalışanlarının gayretlerini ve fedakârlıklarını kaleme aldı.

Sedat Ergin, “Dün Türkiye’de ilk COVID-19 teşhisinin konmasının birinci yıldönümüydü. Geçen bu sürenin bizler açısından öğretici olan bir yönü, Türkiye’nin sağlık alanındaki beşeri sermayesini, sağlık ordusunu daha yakından tanımak, bunun gururunu yaşamak oldu. Bir büyük bir insanlık öyküsüne tanıklık ettik. Pandemiyle mücadelede bir yıl geride kalırken, her kademede sağlık personelimize şükranlarımızı, takdir duygularımızı iletmek hepimiz için bir vicdani borçtur.” görüşlerini ifade etti.

Ergin’in, “Sağlık ordumuza en derin şükranlarımızla” başlıklı yazısı şöyle:

“Ölüm hattında görev yapıyorlar. Ölümcül virüsle her gün, bazen 24 saat aralıksız birebir karşı karşıya geliyorlar.
Bazıları, mesailerinin tümünü yoğun bakım ünitesinde göstergeleri kritik bir şekilde seyreden COVID-19 hastalarıyla birlikte, onların sağlık durumunu izleyerek geçiriyor.
Bazıları filyasyon taramasında her gün evlerinden içeri girdikleri enfekte olmuş ya da temaslı insanlarla bir arada bulunuyor. Bazıları ise virüs şüphesiyle aile sağlık merkezlerine gelen vatandaşlarla ilgilenmek durumunda.
Virüsle sahadaki amansız savaşı onlar yürütüyor. Bu topyekûn mücadelenin her aşamasında, teşhis konması ve tedavi stratejisinin planlanmasından, operasyonel anlamda bir hastane ortamında yapılması gereken aklınıza gelebilecek her işi üstleniyorlar.
Ancak ne kadar koruyucu önlem alınırsa alınsın, virüs en ufak bir boşluk bulduğunda onlara da nüfuz etmeyi başarıyor.
Bu yönüyle COVID-19 tehdidine en açık duran kesim onlar. Türk Tabipleri Birliği’nin salgının ilk altı ayının verileri üzerinden yaptığı bir çalışma, bütün nüfus ile orantılandığında sağlık personelinin 10 kat daha fazla hastalandığını ortaya koyuyor.
*
Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın 9 Aralık’ta yaptığı bir açıklamaya göre, PCR testi pozitif çıkıp enfekte olan sağlık personelinin sayısı -o tarihte- 120 binin üzerindedir. O hafta içinde ülkemizde toplam vaka sayısının 1 milyon 800 bin eşiğine çıktığını hatırlarsak, bundan her 100 vakadan neredeyse 7’sinin sağlık personeli olduğu sonucu çıkar.
Türkiye’deki sağlık personelinin sayısının 1 milyon 100 bin dolayında olduğunu hesaba kattığımızda, sağlık personelinin virüse yakalanma ihtimalinin ne kadar yüksek çizgide seyrettiğini daha iyi anlayabiliriz. Sağlık personeli içinde yaklaşık dokuz çalışandan biri virüse yakalanmıştır geçen aralık ayı itibarıyla.
Bakanın 120 bin rakamını telaffuz etmesi salgında ikinci dalganın pik yaptığı günlere rastlıyordu. Geçen üç ayı da eklediğimizde COVID-19 tanısı konan sağlık çalışanlarının toplam sayısının çok daha yukarı çıkmış olduğunu tahmin etmek hiç de güç değil.
*
Ve ölüm hattında görev yaparken bazen virüse yenik düşüyorlar. İstisnalar olsa da, onların ölümlerini gazetelerde çıkan çoğunluk küçük haberlerden ya da sosyal medyadan öğreniyoruz. Gazete haberleri genellikle “Bir doktor” ya da “Bir sağlık çalışanı daha COVID-19’a yenildi” gibi standart başlıklar taşıyor. Bazen doğrudan gazetelerde yayımlanan ölüm ilanları üzerinden haberimiz oluyor.
Bazılarının ölümünden ise hiç haberdar olmuyoruz.
Ölenlerin görevlerine baktığımızda sağlık ordusunun her kesiminden insanlar karşımıza çıkıyor. Azımsanmayacak bir bölümü akademik unvanlara da sahip muhtelif uzmanlık alanlarında pek çok hekim var COVID-19’a yenik düşen.
Hemşireler, radyoloji uzmanları, acil tıp teknisyenleri, sağlık işçileri, hastanelerdeki her türlü destek görevlisi ve ambulans şoförleri de var ölenler arasında. Eczacıların da sayıca bir hayli etkilenen bir kesim olduğu anlaşılıyor. Listeyi uzatmak mümkün.
Onlar hayatlarını başka insanların hayatlarını kurtarmaya çalışırken kaybettiler.
Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) web sitesinde “Kaybettiğimiz Sağlık Çalışanları” sayfasına girdiğinizde, her birinin ismine dokunduğunuzda fotoğrafları ve kısa kimlik bilgilerine ulaşabilirsiniz. Hepsini karşınızda bulacaksınız.
Sağlık Bakanı Koca, COVID-19 nedeniyle vefat eden sağlık personeli sayısını 9 Aralık tarihinde 216 olarak açıklamıştı. TTB’nin sayfası ise virüs nedeniyle kaybettiğimiz sağlık çalışanlarının sayısını dün itibarıyla 352 olarak gösteriyordu. Ayrıca, bu döküme virüs nedeniyle vefat eden -emekli- 33 sağlık personeli de ikinci bir liste halinde eklenmişti. Toplam 385 ediyor.
*
Tehdit bir yere kaybolmuş değil. Özellikle pandemi hastanelerinde çalışanlar, her gün servislerinden içeri adım atarken COVID-19’un o fırsatı yakalayabilmek için kendilerini beklediğini çok iyi biliyorlar.
Virüse yakalandıklarında, tedavi gördükten sonra her seferinde onunla mücadeleye devam etmek üzere “Nerede kalmıştık” diyerek yeniden cephe hattına dönüyorlar, yenik düşenler hariç...
Günlerce evlerine gitmedikleri oluyor. Ailelerine virüs bulaştırma riskine karşı uzun süre çocuklarına dokunamayıp onlara uzaktan el sallamakla yetinenlerin televizyonlardaki görüntüleri çoğumuzun hafızasına yer etti.
Üstelik çektikleri bütün sıkıntılara karşılık, bulundukları ortamlarda dışlanmaya maruz kaldıkları da oldu. Yaşadıkları apartmanlarda “Doktor ve hemşirelerin asansörü kullanmamaları rica olunur” duyurularının asıldığı durumlara da rastlanıldı.
*
Geçen bir yıl içinde göğüslemek zorunda kaldıkları ağır koşullara bakıldığında aslında kendilerine ait bir hayatlarının olmadığı söylenebilir.
Ne kadar empati kurmaya çalışsak da, giydikleri özel koruyucu tulumlar, maskelik ve nefes alıp vermeyi bayağı zorlaştıran N-95 maskeleriyle çok uzun saatler çalışmak zorunda kalmalarının yol açtığı fiziksel zorlukları ve bunun yükleyeceği stresi anlayabilmemiz, hissedebilmemiz o kadar kolay değil.
Ancak bütün bu zorlu koşullarda çalışmalarına karşılık, her gün yine aynı azimle, aynı dirençle görevlerinin başına dönüyorlar. Üstelik karşılarında ölümle yaşam arasında gidip gelen bir köprüden düşmemeye çalışan insanlara tebessüm ederek, onlara umut aşılamaya çalışarak bunu yapıyorlar.
Olağanüstü bir özveriyle çalışmak her zaman Türkiye’deki sağlık personelinin temel bir hasleti olmuştu. Ama bu kez çıtayı çok daha yukarılara taşıdılar.
Türkiye’de bu virüse karşı verilen mücadelede en önemli gücümüzün, en büyük zenginliğimizin onların bu “adanmışlığı” olduğunu biliyoruz.
*
Dün Türkiye’de ilk COVID-19 teşhisinin konmasının birinci yıldönümüydü. Geçen bu sürenin bizler açısından öğretici olan bir yönü, Türkiye’nin sağlık alanındaki beşeri sermayesini, sağlık ordusunu daha yakından tanımak, bunun gururunu yaşamak oldu. Bir büyük bir insanlık öyküsüne tanıklık ettik.
Pandemiyle mücadelede bir yıl geride kalırken, her kademede sağlık personelimize şükranlarımızı, takdir duygularımızı iletmek hepimiz için bir vicdani borçtur.”

11 Mar 2021 - 15:15 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?