Erbakan ve Avrupa (Milli Görüş)

Zeki Başaran, Millî Gazete için 'Erbakan Hoca'yı yazdı.

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Dile kolay, Türklerin Avrupa'daki serüvenleri tam altmış yılını doldurmuş bulunuyor.

Yine dile kolay, Avrupa'daki Milli Görüş hareketinin de kırk dokuzuncu yılına girmiş bulunuyoruz. Bu, kutlu ve izzetli hareketi başlatan ve bugünlere gelmesinde emeği geçen tüm kardeşlerimizden Rabbim (cc) ebediyen razı olsun.

Doğrusu şu ki;

Bugünkü Milli Görüş teşkilatlarının ilk kıvılcımları ta 1969'larda Almanya'nın Braunschweig şehrinde üç değerli ağabeyimizin (Hasan Damar, Dr. Mehmet Şener Yücetürk ve Ahmet Rüştü Banaz) bir araya gelmeleri ve atıl olan bir derneği faaliyete geçirmeleriyle “Avrupa Türk Birliği”, daha sonra “İslam Birliği” ismi ile yapılan çalışmalara dayanmaktadır.

ALMANYA'DA MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN TEMELLERİ ATILIYOR

Kendi çapında yürütülen bu dini hizmetler 1974'lere kadar kendi mecrasında devam ederken, başbakan yardımcısı olarak Prof. Dr. Necmettin Erbakan Köln'de bir konferansa davet edilir. O günden sonra, Avrupa ve Türkiye'den Erbakan ve Milli Görüş sesleri duyulmaya başlanır. Görüşmeler akabinde Erbakan'ın talimatları ile Almanya'ya, Türk işçilerinin manevi yöndeki durumları ile ilgilenmek üzere bir heyet gönderilir. Bu heyet, Hannover, Münih ve Berlin gibi şehirlerde incelemeler yapmak suretiyle vatandaşların, özellikle ibadet yönündeki eksiklikleri tespit edilir ve bir rapor halinde Erbakan’a takdim edilir. Yapılan bu ön çalışmalar ve tespitler üzerine; 1974'lerde aynı heyet 'uygulanmak üzere' bir çalışma planı ile yeniden Almanya'ya döner. İşte bugünkü muazzam Milli Görüş düşüncesinin, o gün istişareleri yapılarak, eyalet eyalet, şehir şehir temelleri atılmaya başlanır.

O tarihlere kadar Almanya'daki Türklerin sağcılık ve solculuk ile kapitalizm – komünizmden başka ideolojileri yoktu. Mütedeyyin Müslümanların dahi bu iki batıldan başka gidecek yerleri gözükmüyordu. Bu tarihten itibaren Almanya'nın bazı şehirlerinde küçük grupların oluştuğu ve bunların ev sohbetleri yaptıklarını duymaya başladık. Bu kişiler kendilerini Milli Görüşçü olarak tanıtıyorlardı…

Necmettin Erbakan isimli bir kişi Türkiye’de “Milli Selamet” diye bir parti kurmuş ve “Hakk'a dayalı bir nizamın kurulmasını, ağır sanayi hamlesinin başlatılmasını ve bağımsız bir Türkiye'nin kurulmasını istiyorum” diyordu... Belki de Almanya ve daha sonra da tüm Avrupa'yı ve kıtaları etkisi altına alacak olan sihirli cümleler bunlar olsa gerekti. 74'lerin sonunda bir yemek sohbetinde arkadaşın biri bana “Erbakan'ın bu söylemleri karşısında düşüncen ne” deyince cevabım şunlar oldu:

1) Erbakan, 'İslam Nizamı' diyor, bizler Müslüman olduğumuza göre, nizamımız da İslam olmalı. Bundan daha tabii ne olabilir ki...

2) Erbakan, “Ağır sanayi hamlesini başlatacağım” diyor. Bu da bizlerin buralardaki köleliğimize son verilmesi ve kalkınmış güçlü bir Türkiye demektir.

MİLLÎ GAZETE'YE ABONE YAPTILAR

Şahsen çok şahsiyetli bir konuşma olarak gördüm ve şu an itibarı ile Erbakan ve Milli Görüş ismi, artık kulakların yeni duyduğu, tartıştığı ve çoğu zaman da zevk duyduğu bir konu haline gelmişti. Birkaç hafta sonra öğrendik ki Erbakan Hoca’nın Türkiye'den gönderdiği bir heyet Almanya'da teşkilat çalışmalarını başlatmış bile. İşte o heyet, Hasan Damar ile birlikte pek çok şehirlere gelmiş ve dahi görevlendirmeler yapmışlar. Biz bir arkadaşla birlikte Bremen'de işçilerin kurduğu bir Mescit Derneği’ni ziyarete gitmiştik ki, daha o hafta “Milli Görüş” adı ile kurulan teşkilatın görevli başkanı ve iki üyesi ile orada karşılaştık, tanıştık ve hemen orada bizi de idareye aldılar ve ardından da Millî Gazete'ye abone yaptılar.

AVRUPA'DAKİ MÜSLÜMANLARIN MESELELERİ

Sene 1974'ün son baharı. Artık Milli Görüşçüyüz ve Erbakancıyız ama pek de bir şey bildiğimiz yok denilebilir. Merak etmeyin dediler, Hoca hatiplerini gönderecek ve eğitim faaliyetleri yerinde başlatılacaktır, inşallah... O dönemde evlerimizde televizyon yok, telefon yok. Sadece iki arkadaşta araba var. Toplantılarımızı dahi ancak ikili görüşmelerle birbirimizi haberdar ederek haftalık olarak yapıyoruz. Lakin heyecanımız yüksek, çünkü Erbakan gelecek diyorlar.

Millî Gazete manşet atıyor! Erbakan dedi ki: Aziz milletim! Yeniden şahlanacağız, özümüze döneceğiz…

Bu ve benzeri cümleleri okudukça, adeta damarlarımızdaki kan kaynıyor ve onu görmek için günleri iple çeker oluyorduk. 1974 yılında Erbakan Hoca, Hasan Damar ve ekibi tarafından başbakan yardımcısı olarak Köln'e bir konferans vermek üzere davet edildi. “Avrupa Müslümanları meseleleri” konulu bir konferans veren Erbakan Hoca, artık aktif bir şekilde Milli Görüş'ün, Hakk’a ve adalete dayanan, insan onurunu esas alan ve İslam prensiplerini önceleyen bir dünya görüşü olduğunu vurguluyor ve dolaylı olarak teşkilat çalışmalarının startını vermiş oluyordu. Erbakan Hoca’nın yönlendirmesi ile Türk işçilerinin lojmanları (Heim'ler) ziyaret ediliyor, ev sohbetleri ile teşkilatın, şubesel bazdaki kuruluşları harıl harıl gerçekleştirilirken, diğer taraftan da hizmet büroları tutuluyor ve tefriş ediliyordu. Bu arada, genel merkez, Brauschweig'den Berlin'e, oradan da Köln'e taşınmıştı. İlk merkezdeki toplantıya davet edilirken çok heyecanlanmıştım. Yaşım henüz 24, ikinci genel başkan olan Ali Özdemir'in başkanlığında Berlin'de bir toplantıya davet edildik. Toplantı çok canlı ve mana yüklüydü. Bizler bölgelerimize dağılırken bir Erbakan sevdası yayılıyordu yüreklerimize. Milli Görüş'ün üçüncü genel başkanlığına getirilen Ertuğrul Tüzel'den sonra bir baba mesabesinde olan Dr. Yusuf Zeynel Abidin'in, Erbakan Hocamızın da tavsiyesi ile dördüncü genel başkanlığa getirilmesi, çok hızlı bir çalışmanın da fitilini yakmış oluyordu...

İLK EĞİTİMCİ KADRO

Hocamızın gönderdiği ilk eğitimci kadro ile yatılı eğitim derslerine Münih Feimann Camii’nde başladık. Eğitimciler arasında Oğuzhan Asiltürk, Hasan Aksay ve Yasin Hatiboğlu ağabeyler vardı.

Seneler bir cihad coşkusu ve heyecanı ile su gibi akıp giderken 1977 Türkiye seçimleri gelip dayanmıştı. Yurt dışındaki Türkler, artık gariban muamelesi ile gurbet ellerde köle gibi çalışmaktan kurtulup, ağır sanayi hamlesi ile kalkınmış müreffeh bir Türkiye'de, kendi ülkelerinde, kendi aileleri ile birlikte yaşamak istiyorlardı. Gerçi o gün Almanya'nın Türklere bakışı hayli müspet idi ancak yine de insanımız, daha fazla gurbette kalmayıp, ağır sanayisini kurmuş olan ülkesine dönmek istiyordu. İşte Erbakan Hoca, hem maddi hem de manevi kalkınmanın tam da resmini çizen bir aday olarak gurbetçilerin karşısına çıkmış oluyordu.

Güzelim Türkiye'mizi bugüne kadar siyasi olarak mason ve sol zihniyetler adeta aralarında paylaşmışlar. Mütedeyyin Müslümanlar da 'ehven-i şer' diye sağcı / mason zihniyetlerin arkasına takılmışlar. Artık 1977 Türkiye seçimlerine fiilen katılmanın zamanı gelmişti. Gurbetçilerden Milli Görüşçülerden oluşan 270 araçlık muazzam bir konvoy ile ver elini Münih, Viyana, Belgrad, Sofya, Edirne ve İstanbul... Edirne'den Konya'ya uzanan güzergâhta, geçtiğimiz her şehir, cadde ve sokaklarda korna ve siren sesleri ile şehir adeta bayram havasına bürünüyordu. Halkın, alkışlarla sevgi gösterisinde bulunması, heyecanın en doruk noktasıydı... Elhamdülillah, Rabbim o mutlu günleri, merhum Erbakan Hocamızın üstün feraseti vesilesi ile bizlere göstermiş oluyordu.

BASEL’DEKİ TARİHİ TOPLANTI

Bu arada Hocamız, “Avrupa Müslümanları Mes'eleleri Konferansları”nı başlatıyordu. Hele bunlardan bir tanesi var ki! İsviçre'nin Basel köyünde yüzyıl önce ve aynı salonda, İslam aleyhine bir Siyonist toplantısı yapılmıştı. Şimdi yüzyıl sonra, “İslam ve Barış Medeniyeti” konulu bir konferans vermek üzere Erbakan Hoca kürsüye davet ediliyor! Şu heyecana bakar mısınız? Hoca’nın o ayağa kalkışı, koltuğundaki dosya ile sahnenin merdivenlerini muzaffer bir komutan edası ile tırmanması ve mikrofondan “Esselamu aleyküm” demesi ile hınca hınç dinleyicilerle dolu olan o salonu adeta bir zafer heyecanına gark etmişti. O ne muhteşem bir andı…

Ve son bir hatıra ile yazımızı toparlayalım. Bir toplantıya aynı arabada birlikte gidiyorduk, yaptığımız çalışmalarımızı özet bir şekilde kendisine takdim ediyordum ki, soluna dönerek “Ağzınıza sağlık, çok hayırlı hizmetler yapmışsınız, bunlar güzel, söyle bakalım, kaç tane Millî Gazete abonesi yaptınız. Hımm, günlük 'seyyar kütüphane' mesabesinde olan bu gazeteyi kaç haneye misafir ettiniz?” diye sormuştu. Millî Gazete, Hocamız için olmazsa olmaz idi. Kıymetini çok iyi bilmeliyiz. İşte bu soru dahi, Millî Gazete’nin, camiamız ve ülke Müslümanları için ne kadar ehemmiyetli olduğunu bir defa daha ortaya koymaktaydı. Evet, merhum Hocamızın ana hedefinin, adil bir paylaşım, Hakk'a dayalı bir barış dünyası kurmak olduğunu, Avrupa'da verdiği her konferansta ve gittiği her teşkilat çalışmalarında dile getiriyordu... Hamdolsun, o gün atılan tohumların dalları bugün Avrupa sınırlarını aşarak dünyanın dört bir tarafında, bir devlet gibi insanımızın dini, sosyal ve kültürel hizmetlerini büyük bir başarıyla yürütmektedir. O günden bugüne emeği geçen tüm kardeşlerimizden ve özellikle Erbakan Hocamızdan Allah (cc) ebediyen razı olsun. Vefat eden kardeşlerimizin de mekânları cennet olsun.

Sonuç olarak, merhum Hocamızın, özellikle Avrupa'daki hizmetlerinden ancak yüzde on kadarını yazabilme acziyetimi ifade ediyor, okuyucularımızı hürmetle selamlıyorum...

10 Mar 2021 - 12:42 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?