Reklamı Kapat

Erbakan Hoca 11 ayda hortumu kesti, vatandaşın yüzünü güldürdü...

Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 54. Hükümet döneminde uyguladığı ekonomi politikalarıyla 11 ayda hortumu kesti, vatandaşın yüzünü güldürdü.

Büyütmek için resme tıklayın

Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 54. Hükümet döneminde uyguladığı ekonomi politikalarıyla 11 ay gibi kısa bir sürede hem tek kuruş faiz ödemeden Denk Bütçe yaptı hem de Havuz Sistemi sayesinde rantiyeye giden muslukları kesip kaynağı halkın cebine aktardı. Paradan para kazananların hüsranı, emeğin ve helal kazancın hayırla yâd ettiği icraatların altında imza oldu.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa olarak 1997 bütçesi denk bütçe olarak hazırlanmıştır. Denk bütçe, ilave bir kuruş vergi koymadan, borç almadan ve faiz ödemeden sağlanmış, üstüne üstlük yatırımlar 20 yıldan sonra ilk defa reel olarak yüzde 40 artırılmıştır.

Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bir ömür boyu sürdürdüğü mücadelesi süresince küresel zulüm ve sömürü düzenine karşı çıktı. Paradan para kazananlara, rantiyecilere, küresel kapitalistlere, faizcilere karşı “helal”den yana bir mücadele yürüttü. İnsan emeğinin Allah tarafından haram kılınmış olan faiz belası uğruna heba olmaması için çalıştı. Erbakan, bir ömür boyu, tüm dünyaya serbest piyasa ekonomisi adı altında dayatılan küresel ekonominin, aslında bir sömürü düzeni olduğunu ve bu düzenin helal kazanç üretemeyeceğini, sadece faizcilere ve insanların emeğini sömürenlere yarayacağını anlattı.

SÖMÜRÜ ÇARKINA ÇOMAK SOKTU

Yıllarca Türkiye’yi kendi malları için bir pazar olarak gören küresel kapitalistler, daha sonra da terk ettikleri eski teknolojilerine mesken olarak seçtiler. Katma değeri düşük ve kaliteli olmayan malları Türkiye’ye ürettiren ve bunu da “küresel işbölümü” kavramıyla meşrulaştıran sömürü zihniyeti, böylelikle Türkiye’nin potansiyelini atıl işlerde heba etmesini de sağladı. 1980’deki 24 Ocak kararlarıyla, Türkiye’yi tamamen küresel sisteme “entegre” etmeye girişen küresel kapitalizm, yüksek faiz ve borç sarmalına sokma imkânı bulduğu Türkiye’yi tamamen “kafakola” almış oldu. Erbakan haricinde, Türkiye’de iktidara gelen hükümetlerin hiçbirisi, bu kısır döngü ve sömürü çarkına çomak sokmaya cesaret edemedi. Bir yandan küresel nizama karşı gelmeme korkusu, öte yandan da Türkiye’yi sanayileştirmeye ve kalkındırmaya dönük hiçbir projelerinin olmaması sebebiyle küresel kapitalistlerin dümen suyunda gitmeye razı oldular. Verilen görevleri tatbik etmekle yetindiler.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, siyasete atılmadan önce dahi, yani TOBB başkanlığı döneminde Anadolu’nun sanayileşmesi için çalışmaya başlamıştı. Erbakan’ın, TOBB’da göreve gelmeden önce İstanbul’daki büyük firmalar arasında paylaştırılan kredileri göreve gelince büyük oranda Anadolu’ya sevk etmesi bile bu ülkenin kalkınması için Anadolu’nun sanayileşmesine inancını gösteren bir durumdur. Gösterdiği bu milli duruş ve Anadolucu tavrı, rantiyenin oyununu bozmuştur.

“SADECE ŞEFTALİ DEĞİL, OTOMOBİL DE ÜRETEN TÜRKİYE”

Erbakan’ın sanayileşmeye, üretime olan inancı, aslında Türkiye’nin “sadece şeftali değil otomobil de üretebileceğine” olan inancıdır da. Küresel kapitalizmin çizdiği dar çerçevede değil de, kendi teknolojisine, kendi üretimine dayanarak “Yeniden Büyük Türkiye” idealine olan inançtır bu. Erbakan’ın, CHP-MSP koalisyonunda başbakan yardımcısıyken attığı temeller, kurduğu fabrikalar, o dönemin Batı kuklası basını tarafından alay konusu edilmeye çalışılmış olsa da, o tesislerin ve fabrikaların bugün dimdik ayakta durması gerekli cevabı vermektedir.

1980’de 24 Ocak kararlarıyla liberal ekonomiye geçiş, küresel kapitalizme entegrasyonu hızlandırmıştır. 1983’te Özal’ın ANAP’ı, bu süreci hızlandırmış ve Türkiye, küresel sermaye hareketlerinin, yani uluslararası faizcilerin, rantiyecilerin iyice radarına girmiştir. Paradan para kazananların, üretmeden, emek sarf etmeden ihya olanların işine gelen bu düzen kök salarken, Türkiye’nin üreterek büyümesinin önünü de tıkamıştır. Kazanan sadece faizciler, rantiyeciler ve devlete yüksek faizle borç verenler olmuştur.

EMEĞİYLE KAZANANLARIN ÖNÜNÜ AÇTI

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 54. Hükümet kurulup başbakanlık koltuğuna oturduktan sonraki manzarayı şöyle özetler:

“İktidarı devraldığımızda sürekli büyümekte olan bütçe açıkları ve iç borç sarmalı ülkemizi felç etmiş bir durumdaydı.” Bir kısır döngüye hapsedilmiş olan ve adeta borç-faiz sarmalıyla kafakola alınmış olan Türkiye ekonomisi, emeğiyle ve helal yoldan kazananları değil de faizcileri ve rantiyeyi beslemektedir. Var olan kaynaklar, borçlara ve faizlerine aktarılmaktadır. Burada olan şey, Türkiye’nin kaynaklarının üretime ve helal kazanca değil de faizcilere ve rantiyeye aktarılmasıdır.

TEK KURUŞ FAİZ ÖDEMEDEN DENK BÜTÇE YAPTI

Bu iki temel sorun üzerine giden Refahyol Hükümeti, şimdilerde hayal bile edilemeyen denk bütçeyi gerçekleştirdiği gibi kurduğu havuz sistemiyle de devlete borç para verip faizden muazzam paralar kazanan rantiyenin hortumlarını kesti. 54. Hükümet’in Ekonomi Bakanı Prof. Dr. Sabri Tekir, bu durumu, “Denk bütçe ve havuz sistemi, hükümetimizi borçlanmama konusunda son derece rahatlatmıştır. 1997 yılı başında, Gelir ve Kurumlar Vergisi tahsilatı henüz yapılmamış olmasına rağmen, ilk iki aylık bütçe uygulamasından sonra bütçe fazlalık vermeye başlamıştır. Kamu borçlanmasında reel faiz oranı yüzde 40-50 düzeyinden yüzde 3 düzeyine gerilemiştir. Mart ayından itibaren kamu borçlanma ihtiyacı kalmamıştı. Kamu borçlanmasında reel faiz oranı sıfırdı. Sayıştay raporları bunu net olarak göstermektedir” şeklinde açıklamaktadır.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa olarak 1997 bütçesi denk bütçe olarak hazırlanmıştır. Denk bütçe, ilave bir kuruş vergi koymadan, borç almadan ve faiz ödemeden sağlanmış, üstüne üstlük yatırımlar 20 yıldan sonra ilk defa reel olarak yüzde 40 artırılmıştır. Kamu kurumlarının tek bir hesapta toplanmasıyla beraber adeta devletin yakası toplanmış ve hesapsız harcamaların önüne geçilmiştir.

FAİZ DÜŞÜNCE 37 MİLYAR DOLARLIK KAYNAK SAĞLANDI

O güne kadar, kamu kurumlarının rantiyeci iş dünyası bankalarından kredi çekip ödediği yüksek faizler yerine Kamu Ortak Hesabı olan havuz sistemine geçilince kamunun kaynakları ve devlet bütçesi bir anda zenginleşmeye başladı. Daha önceki hükümetler döneminde bankalardan borç alınarak karşılanan kamu kesimi borçlanma ihtiyacı, rantiyeden karşılanmamaya başladı. Kısacası, Refahyol Hükümeti, kamu kesiminin bir kısmının finansman ihtiyacı olduğu halde, bir başka kesiminin bankalarda atıl duran hesapları bulunduğunu gördü ve bu fonları bir havuzda topladı. Kamunun borçlanma talebini öncelikle kamunun elindeki fonlarla karşılama yoluna gitti. Bu uygulama, kamunun borçlanma yoluyla finansman talebini azalttı ve devlete para satarak yüksek kârlar elde eden banka sahibi holdingleri rahatsız etti. Yüksek faiz geliri kesilen rantiyenin hesabı şaştı, sadece sekiz ayda 7 milyar dolar tasarruf edildi. Hazine’nin borçlanması azalınca otomatikman düşen faiz sebebiyle 37 milyar dolarlık kaynak sağlandı. Bu sağlanan kaynaklar, memura, işçiye, emekliye, tarihte görülmemiş maaş zamları olarak yansıdı.

Özetle, 54. Erbakan Hükümeti döneminde, faizcilere ve rantiyeye uzanan hortumlar kesildi, halkın parası yine halkın cebine girdi, halkın hizmetine harcandı.

MİLLİ GÖRÜŞ İKTİDARININ DİĞER BATIL ZİHNİYETLERİN İKTİDARINDAN BARİZ FARKLARI

1. Önce ahlâk ve maneviyatın temel esas alınmış olması.
2. Milli Görüş zihniyetinin kimyasını teşkil eden 3 temelin esas alınmış olması.
3. Ekonomide Adil Düzen’in esas alınmış olması.
4. Ekonomik kalkınmada “milli, güçlü, süratli, yaygın kalkınma”nın esas alınması.
5. Sağlık ve sosyal hizmetlerde milli ve manevi değerlere bağlılığın öğretilmesi, yaygınlaştırılması, barış, kardeşlik, eşitlik ve adaletin tesis edilmiş olması, kimsenin aç ve açık bırakılmaması, herkese sağlık hizmetinin sağlanması.
6. Dış politikada doğru hak anlayışını temel alan D-8 çekirdekli yeni bir dünyanın kurulması.
7. Ecdadımızın tarihteki şerefli yerini almış, “Yeni bir Saadet dünyası”nın kuruluşunu ve muhafazısını sağlayan “Yeniden Büyük Türkiye”.
 Milli Görüş iktidarında önce ahlak ve maneviyat esas alınmıştır bir…  Genel nizamda ve yürütüşte. İki Milli Görüş zihniyetinin kimyasını teşkil eden üç temel esas alınmıştır. Nedir bunlar; maneviyatçı olmak, hakkı üstün tutmak ve nefis terbiyesini esas almak. Milli Görüşçü iktidarın temel vasıfları budur. Ekonomide, Milli Görüş’ün bariz vasfı adil düzeni esas almış olmasıdır; öbürlerinin faizci kapitalist nizamı, Yahudi nizamını esas almış olmalarıdır. Bundan başka ekonomide Milli Görüş’ün bariz vasfı milli, güçlü, süratli yaygın kalkınmayı esas almasıdır. Milli demek; fabrika yapan fabrika kuracaksın. Müstemleke tipi bir takım faaliyetlerle Türkiye’ye vakit kaybettirmeyeceksin. Ben sağcıyım, solcuyum, liberalim… Hadi oradan! Sen kafasızın birisin.  
PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN

08 Mar 2021 - 15:25 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?