Kanal İstanbul hakkında çarpıcı iddia! Kanal İstanbul BOP'un uzantısı

Cumhuriyet Gazetesi yazarı ekonomist Erol Manisalı gündeme bomba gibi düşecek çok çarpıcı bir iddiayı köşesine taşıdı.

Büyütmek için resme tıklayın

Çılgın Proje olarak da adlandırılan Kanal İstanbul Projesi iktidarın önemsediği projelerden...

Geniş kesimler bu ekonomik ortamda Kanal İstanbul'a karşı çıkarken, iktidar "yapılacak" ısrarında...

Peki, iktidar partisi AKP Kanal İstanbul'da neden bu kadar ısrarcı?

Cumhuriyet Gazetesi yazarı ekonomist Erol Manisalı, bu ısrarın altında "Büyük Ortadoğu Projesi"nin bulunduğu görüşünü savundu.

Erol Manisalı'nın "İstanbul Kanalı iktidarın güvencesi mi?" başlıklı yazısı şöyle:


"Kanal İstanbul, Montreux Boğazlar Sözleşmesi’ni sulandırmaya yönelik kapıları aralayacak ve Türkiye sahip olduğu imtiyazlı konumunu kaybedebilecek. ABD yararına, Rusya aleyhine yeni gelişmelere ortam hazırlıyor.
ABD, özellikle Biden, sonrasında Yunanistan ile Doğu Akdeniz’de ve Ege’de işbirliğini, Türkiye aleyhine derinleştirme yolunu seçti, askeri üsleri ile Yunanistan’a yerleşiyor.
Washington adeta hem NATO içinde hem de Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın yanında yer alacağını uygulamaları ve diplomatik tutumu ile göstermeye başladı. Dedeağaç merkezli, çok geniş kapsamlı askeri manevralar adeta Ankara’ya gözdağı verir nitelikte.
Yunanistan, Trump döneminde başlayan, Ankara’nın bölgedeki yanlış politikalarını fırsat bilerek Ege ve Doğu Akdeniz’de hem fiilen hem de uluslararası anlaşmalarla güçlü bir zemin kazanmış durumda. AKP yönetimi Yunanistan’ın 18 adayı askeri olarak işgaline sessiz kalarak geri adım atmış durumda.
ABD, Biden öncesinde başlayan süreçte Kıbrıs Rum Yönetimi’ne arka çıkarak onlarla yeni askeri ve ekonomik anlaşmalar yaptı. Rumlar, İsrail, Mısır, Yunanistan arasında çok taraflı işbirliği ortamını geliştirdi. Ankara geri plana itildi. Bu bağlamda, çok geniş kapsamlı Dedeağaç merkezli askeri manevralar, Türkiye aleyhine gelmekte olan olayların adeta bir sinyali. Hatta şubatın son günlerinde Biden’ın talimatı ile Suriye’deki İran yanlısı güçlerin vurulması, “ABD’nin bölgedeki ağırlığının Biden döneminde tırmanacağını gösteriyor”. Bu da Suriye ve Irak’taki (PKK-YPG) oluşumlarının nereye götürüldüğünün göstergesidir.
Rusya’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak enerji yollarına karşı ABD’nin çıtayı Biden döneminde yükselteceğinin göstergeleri ortaya çıkıyor.
AKP iktidarının Kanal İstanbul projesini, bütün bu gelişmeler çerçevesinde düşünmek gerekir. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki gelişmeler bir bütündür. İstanbul Kanalı “meselesi”, ABD’nin bölgeyi karıştırma ve BOP projesine uygun düşmektedir.
Yeni Biden yönetiminde Avrupa (AB) ve NATO, Trump’tan farklı olarak öne çıkıyorsa, Ortadoğu ve Karadeniz bölgeleri de bu önceliğin parçaları olmak durumundadır.
Bir boyutunda ABD’nin Rusya’ya karşı Ukrayna “inadı” ile Erdoğan’ın İstanbul Kanalı ısrarı örtüşmektedirler.
Bunu anımsatan bir gelişmeyi Özal döneminde de yaşadık. Özal’ın inisiyatifi ile 1992’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi (KEİB) kurulurken Özal ısrarla Yunanistan’ın da yer almasını savundu. Karadeniz’e kıyısı bile bulunmayan Yunanistan’ın KEİB’de yer almasının ileride bize zarar getireceğini savunan bir üniversite hocasıydım: Özal’la bu konuda yüz yüze tartışmalarımız da olmuştu.
Düşünüyorum da o yıllarda bir akademisyen olarak Özal’la, yani bir numaralı yetkili ile ve etkili siyasetçi ile yüz yüze, geniş bir biçimde karşılıklı fikirlerini ifade etme ve tartışma olanağına sahipmişim!
KEİB de yürümedi, Boğaz’daki çok görkemli yerleşkesi de silinip gitti. İstanbul Kanalı ise aslında İstanbul halkının “hayır” oylarına, genel ulusal kamuoyunun yüzde yetmiş oranda istememesine rağmen adeta bir “iktidar güvencesi” olarak mı dayatılmaktadır?
Doğu Akdeniz’de yaşanan siyasal, ekonomik ve askeri “tsunami” acaba yarın Karadeniz’e mi sıçrayacaktır? Zaten Hazar Denizi çevresinde Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan boyutlarında sert rüzgârlar esmeye başladı bile.
Yarın, Türkiye ve Ukrayna’nın da içine “sokulacağı” sarsıntılar mı öngörülmektedir? Zaten Irak, Suriye ve Libya’ya bulaştırıldık: NATO üzerinden bulaştığımız Afganistan’ın hali yürekler acısı, Amerika’nın girdiği 40 yıldan beri taş taş üstünde kalmayan hali.
İstanbul Kanalı meselesi de rantlar ve doğa felaketinden öteye, siyasal tsunamilere de gebe bir “projedir”. Acaba bu tsunamiden kimler yarar sağlayacak ve kimler bedelini ödeyecek!
Tek adam rejiminin bu konuda aşırı ısrarı, acaba bir siyasal iktidar sorunu mu? Zarar görecekleri ve yarar sağlayacakları düşünürsek yanıtını da kolayca buluruz...
Biden yönetiminin özel bir destek vereceğine de inanıyorum. Hele Biden’ın, şahsi Yunan ve Patrikhane sempatisini de göz önüne alırsak. Yalnız ekonomik değil, siyasal rantın da bolca bulunduğu bir proje ile karşı karşıyayız...
Ve böylelikle Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Kanalı konusundaki haklı “karşı inadının” ucunun, nerelere kadar uzandığının belki o bile farkında değildir!.."

02 Mar 2021 - 14:00 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Başiskele - Sayın MİLLİ GAZETE! Yazacaklarımı İnşaallah dikkate alırsınız.

2007 yılı seçim çalışmaları için Kocaeli'de çalışma yapan rahmetli Şevket Kazan ağabey, İzmit'ten yayın yapan 41 TV Kanalına seçim çalışma programına çıkmıştı. Soru soran sunucu rahmetli Şevket ağabeye "ÇILGIN projeyi" sordu

.

Şevket Ağabey bu "BİZANSIN BATI SINIRIDIR" dedi.

Sevr Antlaşmasının 27. maddesindeki YUNANİTAN sınırı şöyle çiziliyor

2. Yunanistan ile:

Podima'nın (ŞU ANKİ ADI YALIKENT) aşağı yukarı 7 kilometre kuzey-batısında bulunan Büyük Dere'nin ağzında

Karadeniz üzerinde seçilecek bir noktadan başlayarak, güney-batıya doğru ve İstranca dere

havzası sınırlarının en kuzey-batı noktasına kadar (Îstranca'nın aşağı yukarı 8 kilometre

kuzey-batısında bulunan nokta):

Kaplıca dağ ile Uçpınar tepesi noktalarından geçmek üzere, toprak [arazi] üzerinde

saptanacak bir çizgi;

oradan, güney-güney-doğu doğrultusunda ve Sinekli demiryolu istasyonunun aşağı

yukarı l kilometre batısında, Çorlu-Çatalca demiryolu üzerinde seçilecek bir noktaya kadar:

İstranca Dere havzasının batı sınırını olabildiğince izleyen bir çizgi;

oradan, güney-doğuya doğru ve kuzey-doğuda, Büyük Çekmece Gölü'ne akan ırmaklar

havzalarıyla, güney-batıda doğrudan doğruya Marmara Denizi'ne dökülen ırmakların havzası

arasındaki su bölümü çizgisi üzerinde Fener ve Kurfalı arasında seçilecek bir noktaya kadar:

Sinekli'nin güneyinden geçmek üzere toprak [arazi] üzerinde saptanacak bir çizgi;

oradan, güney-doğuya doğru ve Kalikratia'nın (ŞUANKİ ADI MİMARSİNAN MAHALLESİ) aşağı yukarı l kilometre güneybatısında

Marmara Denizi üzerinde seçilecek bir noktaya kadar:

yukarıda tanımlanan su bölümü çizgisini olabildiğince izleyen bir çizgi.

Noktasına kadar koordinat veren bu sınır sınır biraz doğuya kayadırıldı.

Buradaki noktaları harita üzerinde işaretlerseniz, çıkan görüntü kanalın medyadaki ilk tahmini haritalara çok benziyor.

Zaten güzergah hep derelerden geçmiş. Şuan göletler yapılmış.

Yani Erol MANİSALI'ya gitmeye gerek yok.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Mart 16:52


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?