Ahmet Davutoğlu açıkladı: Gelecek Partisi'nden Temiz Siyaset Belgesi

Gelecek Partisi Temiz Siyaset Belgesi adını verdiği ve iyasi ahlak reformu olarak nitelendirdiği çalışmasını kamuoyu ile paylaştı. Ahmet Davutoğlu, otoriterleşme eğiliminin arttığını savundu.

Gelecek Partisi, siyasi ahlak reformu olarak nitelendirdiği ’Temiz Siyaset Belgesi’ni düzenlediği tanıtım toplantısı ile açıkladı.

8 siyasi partinin temsilcisinin katıldığı toplantı Bilkent Otel’de gerçekleşti. Toplantıya, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, İYİ Parti Bursa Milletvekili ve Grup Başkanvekili İsmail Tatlıoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, Atik Akdağ, Birol Aydın, Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Cahit Karakuş, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nazlı Seda Vural, HDP Parti Meclisi Üyesi Ali Özkan, Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Narlı, DSP Genel Başkan Yardımcısı Ejder Onursal ve bazı STK'ların temsilcileri katıldı. 

6 BAŞLIKTA 'TEMİZ SİYASET BELGESİ'

İsraf, rüşvet ve yolsuzluğa ilişkin konuların ele alındığı belgede kamu maliyesi ve para politikası, kamu kaynaklarının kullanımı, haksız kaynak transferi, siyasetin meşru finansmanı, kamu istihdamı ahlakı ile denetim ve hesap verilebilirlik başlıklarının öne çıktı. Belgede israf, rüşvet ve yolsuzluğa ilişkin konular da ele alındı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Temiz Siyaset Belgesi'ne dair ayrıntıları kamuoyuyla paylaştı. Davutoğlu'na Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota, Parti Sözcüsü Serkan Özcan, Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin, Kurucular Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Karaoğlu, Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Serap Yazıcı eşlik etti. Çalışmanın Gelecek Partisi için “ödev değil bir ahit olduğu” bilgisi aktarıldı. 

Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, şeffaflık ilkesine vurgu yaparken mevcut iktidar döneminde otoriterleşme eğiliminin arttığını vurguladı.

Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Toplumsal güç üç temel unsurun birikimi üzerinde tezahür eder: Bilgi, servet ve iktidar. Siyasi ahlak da güç yozlaşmasına dayalı yolsuzluklar da bu unsurların iç ilişkileri ile ortaya çıkar. İster bilgi ister servet ister iktidar gücü olsun önceden yönetilen güç zamanla kendisini yöneteni de yönetmeye başlar.

Lord Acton’un sınana sınana doğruluğu test edilmiş “güç bozar, mutlak güç mutlaka bozar” deyişi bu gerçeğe işaret eder. Otoriterleşme ile desteklenen güç yozlaşması kişisel ve münferit yozlaşmanın sistemik bir nitelik kazanmasına yol açar. Sistemik yolsuzluk sistemin kendisinin yapısal bir güç yozlaşmasına zemin haline gelmiş olmasının ürünüdür. 

'BEDELİNİ HALK YOKSULLAŞARAK ÖDER'

Otoriter yolsuzluk düzeninde iktidarı elinde bulunduran siyaset, serveti elinde bulunduran iş dünyası ve bilgiyi şekillendiren sivil toplum (konvansiyonel ve sosyal medya, üniversite, STKlar) arasında şeffaf olmayan ve denetlenemeyen bir ilişkiler ağı ortaya çıkar. Bu ilişkiler ağı içinde siyasi iktidar kendisiyle çıkar ilişkisine girmiş dar bir iş çevresine ekonomi-politik rant düzeni sağlarken, aynı iş çevresi iktidarı elinde bulunduranların siyaset üzerinden zenginleşmesine kaynak sağlar. Her iki tarafın da karşılıklı olarak memnun olduğu bu ilişkiler ağının toplumsal bedelini ise geniş halk kesimleri yoksullaşarak öder.

Öte yandan siyasi iktidarın otoriter eğilimlerinin pekişmesi bilgi/kanaat üreten medya ve sivil toplum yapılarının özelde iş dünyası genelde toplum ve kamuoyu üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına, serveti elinde bulunduran dar bir çevrenin gücünü pekiştirmesi ise medya ve sivil toplum yapılarının siyaset üzerinde baskı aracı olarak kullanmasına yol açar.

Güç yozlaşmasına dayalı böylesi bir sistematik yolsuzluk düzenini engelleyebilecek üç temel unsur vardır: sağlam bir ahlaki zemin, güçlü ve yerleşik teamüllere dayanan sosyo-kültürel iklim ve sistem içinde gücün bir başka güçle dengelenmesi ve denetlenmesini sağlayan anayasal/yasal düzen. 

'TECRÜBELER GÖSTERMİŞTİR Kİ...'

Yaşanılan tecrübeler göstermiştir ki şahsi ahlak unsuru gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Şahsi ahlak zaruri ama subjektiftir ve insanoğlu melekleşemeyeceği için toplumsal geçerliliği olan bir teminat olarak görülemez. Sosyo-kültürel iklim ve kurallar manzumesine dayalı anayasal sistem desteği olmaksızın şahsi ahlakın yaşaması da belirleyici olması da mümkün değildir. Çöl ikliminde gül ağacı varlığını sürdüremez. 

Demokratik toplumlarda en temel kural olan güçler ayrılığı ilkesi ise gücün objektif hukuk normlarına dayalı denetimi açısından yegane teminattır. Aslında sağlıklı işlediğinde güçler ayrılığı ilkesi insanoğlunu kendi nefsine ve dürtülerine karşı da koruyan bir ilkedir. Siyasi erki elinde bulunduran iktidar, servet birikimine sahip iş dünyası ve bilgi/kanaat üreten medya ve sivil toplum yapıları arasındaki hukuk denetimine açık şeffaf ilişkiler ağı yolsuzluklara karşı önleyici/cezalandırıcı bir demokratik hukuk düzeninin altyapısını oluşturur.

Şeffaflığa dayalı kapsayıcı demokratik hukuk düzeninde kamuyu temsil eden siyasi iktidar iş dünyasına hukuk teminatı ve kuralları belli serbest rekabet şartları oluştururken, iş dünyası kamuya vergi, üretim ve istihdam temin eder. Öte yandan siyasi iktidar bilgi/kanaat üreten medya ve sivil toplum yapılarına anayasal teminat altındaki düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlar; sivil toplum yapıları ise yapıcı ve katılımcı katkı ile ortak kamu kültürünün gelişmesine destek olur. İş dünyası- sivil toplum ilişkileri ise şeffaf sermaye-reklam ilişkileri ve ortak kamu yararı çizgisinde gelişir.

'ŞEFFAFLIK İLKESİ İLE TEMİNAT ALTINA ALINABİLİR'

Hangi alanı alırsanız yolsuzlukların kökünden engellenmesi kamu adına yapılan her türlü işlemin kamu denetimine açık olmasını sağlayacak şeffaflık ilkesi ile sağlanabilir. Kamu ihalelerinde rekabetin sağlanarak kamu kaynaklarının istismar edilmesinin engellenmesi de, kayıt-dışı ekonominin kayıt altına alınması da, imar usulsüzlükleri ile şehirlerimizin dokusunun bozulmasının önüne geçilmesi de, hukuk alanında adil yargı süreçlerinin işlemesini teminat altına almak da, medyada gerçeklere dayalı özgür haberciliğin yapılabilmesi de, sosyal medyada trol çetelerine karşı insanların hukukunu ve onurunu koruyabilmek de şeffaflık ilkesi ile teminat altına alınabilir. İnsanların özel hayatları ve devlet mahremiyetini gerektiren alanlar dışında şeffaflık tümüyle uygulandığında yolsuzluklar engellenir ve toplum vicdanı rahat eder.

Şeffaflığa dayalı böylesi kapsayıcı bir demokratik hukuk devleti düzeni sadece ahlaki bir gereklilik değildir. Aynı zamanda ekonomik refahın da altyapısını oluşturur. Ekonominin sağlıklı işlemesi ve kalkınma perspektifi ile bütüncül bir vizyonun parçası haline gelmesi böylesi bir kamu düzenin varlığına bağlıdır. Antik toplumlardan küresel toplumlara kadar hukuk düzeni ekonomik faaliyetlerin varoluş şartıdır. Kamu düzeninin sürdürülebilirliği ve öngörülebilirliği ise ancak ve ancak herkes için aynı ölçüde geçerlilik taşıyan hukuk normlarının varlığı ve bu normlara dayalı bir adalet sisteminin işlemesi ile teminat altına alınabilir.

'HUKUK DIŞI ALANA KAYMASI KAÇINILMAZDIR'

Kişilere göre değişen hukuk normlarının olduğu, en temel haklardan olan mülkiyet hakkının teminat altına alınmadığı, ahde vefa ve sözleşme hukukunun göz ardı edildiği toplumlarda ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması, hukuk düzeni olan başka ülkelere yönelmesi ya da hukuk dışı alana kayması kaçınılmazdır.

Ekonomik kaynakların belli ellerde toplandığı oligarşik yapılanmalar hukukun objektif uygulama ilke ve prosedürlerinin kaybolduğu veya keyfi şekilde uygulandığı zeminlerde ortaya çıkar. Yolsuzlukları ortaya çıkaran toplumsal iklim de böylesi bir hukuk anlayışının yaygınlaşması ile oluşur. Hukuk düzenine olan güven ise ancak ve ancak kamu denetimine açık şeffaflık ilkesi ile sağlanabilir. 

Hukuki normların, bürokratik prosedürlerin ve ekonomik faaliyetlerin şeffaf bir iklimde yapılabilmesi ekonomik çekim alanı oluşturmak yanında kaynakların verimlilik ilkesine göre en etkin şekilde dağıtılmasını da mümkün kılar. Hukukun üstünlüğüne ve evrensel özgürlükçü demokrasiye dayanan ve özel mülkiyet hakkının ve girişim özgürlüğünü teminat altına alan bir anayasal düzen bu bağlamda güçlü ekonominin ön şartı olarak görülmelidir."

# GELECEK PARTİSİ İLE İLİŞKİLİ:
# GELECEK PARTİSİ İLE İLİŞKİLİ:

10 Şub 2021 - 14:21 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?