Reklamı Kapat

İslâm ile direndiler şeriata kavuştular

Morolu Müslümanlar birbirinden farklı güçlere direndiler, dinlerinden vazgeçmeleri ve asimile olmaları istense de şiddetle reddettiler.

Bekir Şirin
Bekir Şirin Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

İslâm’ın izzetini kuşanan Morolular özgürlüklerinden vazgeçmediler. Asırlar süren Bangsamoro mücadelesi bugün şer’i hükümlerin uygulanabileceği kapsamlı bir özerklik ile taçlanmış durumda.

Filipinler devleti tarafından Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen zulümler soykırım boyutuna ulaşırken Morolu Müslümanlar zulme karşı direnişe sımsıkı sarıldı. Bu bağlamda 1968 yılında Müslüman Bağımsızlık Hareketi kuruldu. Mindanao ve Sulu’da bir İslâm devleti kurmak amacıyla çalışmalarda bulunan hareket, kısa süre içerisinde etkinliğini kaybetse de Moro direnişinde önemli bir noktayı teşkil etti.

MORO ULUSAL KURTULUŞ CEPHESİ KURULUYOR

1969 yılına gelindiğinde, Moro direniş tarihi için çok önemli bir adım daha atıldı. Bu bağlamda o dönem yirmili yaşların ortasındaki bir akademisyen olan Nur Misuari’nin öncülüğünde Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi (MUKC) kuruldu. Manila’da büyük bir kalabalığa karşı yapmış olduğu açıklama ile yola koyulan Misuari, kısa süre içerisinde geniş halk kitlelerini etrafına toplamayı başardı. Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin kurulması ile aynı süreçte direniş hızlı bir şekilde aktifleşirken bölgesel çapta direnişler ortaya çıktı. Morolular bu süreçte Malezya ile bağlantı kurarken bir grup Müslüman Malezya’ya giderek askeri eğitim aldı. O gün Malezya’ya giderek askeri eğitim alan mücahitlerin arasında Moro direnişinin efsanevi lideri Selamet Haşimi’nin en yakınındaki isimler yer aldı. Hatta Moro İslâmi Kurtuluş Cephesi Lideri ve Bangsamoro Geçiş Hükümeti’nin Başkanı Hacı Murat İbrahim de askeri eğitim alan isimlerden biri oldu.

SELAMET HAŞİMİ YURDA DÖNÜYOR

İlmi eğitim alma amacıyla yurt dışında bulunan Selamet Haşimi, Moro’daki direnişin filizlendiği günlerde yurda döndü. Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin kuruluşundan önce Nur Misuari’nin yaptığı gibi bir direniş grubuna liderlik eden Selamet Haşimi hareketin kuruluşuyla birlikte Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin Dış İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Selamet Haşimi böylece MUKC Başkanı Nur Misuari’nin yardımcısı oluyordu. MUKC, sahadaki direniş hareketlerini bir araya getirmesi noktasında bir federasyon, bir şemsiye işlevi gördü. Küçük ve ayrı olan direniş hareketlerinin bir araya gelmesiyle yürütülen çalışmalar neticesinde direniş geniş bir alana yayıldı ve arazi neredeyse MUKC’nin kontrolüne geçti.

KADDAFİ’NİN TEHDİDİYLE FİLİPİNLER MASAYA OTURUYOR

Filipinler devletinin gerçekleştirdiği zulme karşı Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin kurulmasıyla birlikte direniş daha da etkili hale gelirken 1973 yılında bir başka önemli gelişme yaşandı. Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, Filipinler ile Moro arasındaki sorunun çözümü adına inisiyatif aldı. Filipinler devletiyle Moro Müslümanlarını bir masa etrafında buluşturmak isteyen Kaddafi, Filipinler’e ‘Masaya gelmediği takdirde petrol ambargosu uygulama’ uyarısında bulundu. Filipinler böylece zorla da olsa masaya otururken yapılan görüşmelerin neticesinde ‘Trablus Anlaşması’ imzalandı.

MORO ULUSAL KURTULUŞ CEPHESİ İKİYE BÖLÜNÜYOR

23 Aralık 1976 tarihinde Libya’nın başkenti Trablus’ta gerçekleştirilen görüşme ve varılan anlaşma, Moro ve Filipinler açısından yakın tarihin önemli noktalarından biri oldu. Kaddafi’nin çağrısıyla toplanan görüşmelere Filipinler devletinin yanı sıra Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi lideri Nur Misuari de katıldı. Misuari, Moroluları temsilen görüşmelere katılırken Libya’da varılan özerklik anlaşması MUKC’nin ikiye bölünmesine yol açtı. Selamet Haşimi, Libya Anlaşması’na karşı çıkarak kendilerine sunulan şartları aldatmacadan ibaret gördü ve yapmaları gerekenin bağımsızlığa dek müzakereleri sürdürmek olduğunu söyledi. Nur Misuari ile aralarında görüş ayrılıkları bulunan Selamet Haşimi için Trablus Anlaşması bardağı taşıran son damla niteliği taşırken böylece Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi bölünmüş oldu.

NUR MİSUARİ İLE SELAMET HAŞİMİ’NİN AYRILMA NOKTASI

Başından beri tam anlamıyla anlaşamayan Nur Misuari ile Selamet Haşimi’nin yollarını ayırmasında Trablus Anlaşması etkili olsa da söz konusu neticeyi oluşturan başka etkenler de vardı. Zira Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi lideri ile hareketin başkan yardımcısı farklı düşünce ve kişiliklere sahipti. Örneğin Misuari istişare etmeyen, kendi üzerinden siyaset izleyen bir lider profili sergilerken Selamet Haşimi bambaşka özellikler taşıyor ve istişare kavramına ve ekip çalışmasına çok önem veriyordu. İki isim arasındaki bir diğer farklılık da bakış açısı noktasında yaşanıyordu. İHH Mütevelli Heyeti ve Moro Barış Süreci İzleme Heyeti Üyesi Hüseyin Oruç, Nur Misuari ile Selamet Haşimi arasındaki farklılığı şu sözlerle anlatıyor:

Nur Misuari ile Selamet Haşimi arasındaki yönetimsel ve bakış açısı noktasındaki farklılığı anlatmak için şu örneği verebiliriz. Nur Misuari diyor ki; “Biz Mindanao adasının büyük bir kısmı ve Sulu adalarında yaşayan bir topluluğuz. Burada Müslümanlar, Hıristiyanlar ya da diğer inançlara sahip olan insanların hepsi birlikte bu mücadeleyi vereceğiz ve ortak bir yapıya sahip olacağız.” Selamet Haşimi de bu yaklaşımın doğru olmadığını ifade ediyor ve bu bağlamda diyor ki; “Biz Müslüman olduğumuz için bunları çektik, Müslüman olduğumuz için bu zulümlerle karşılaşıyoruz ve Müslüman olduğumuz sürece de bunlar başımıza gelmeye devam edecek. Bu nedenle biz önce şuurlu Müslüman olmalıyız. Biz bütün dünyada ‘Moro Cihadı’ olarak anılıyoruz. Bu mücadelenin içerisindeki mücahitlerin çok azı namaz kılıyor. Namaz kılmayan bir mücahit profiliyle biz nasıl cihat edeceğiz, nasıl başarı yakalayacağız?” Halkta da benzer bir durum var o dönemde. Tesettür ortadan kalkmış, namaz yok, İslâmi pratikler neredeyse kalmamış. İşte Nur Misuari ile Selamet Haşimi’nin asıl ayrılma noktası burası. Selamet Haşimi diyor ki; “Öncelikle toplumumuzu dönüştürmeden savaşla bir şeyi çözemeyiz. Bir toplumsal dönüşüm hareketini ortaya koymamız lazım. Önce bir kendimizi düzeltelim, önce şuurlu Müslüman olalım.”

MORO CİHADININ ŞEHADET ÂŞIKLARI; MORO İSLÂMİ KURTULUŞ CEPHESİ

Moro Ulusal Kurtuluş Cephesi lideri Nur Misuari ile hareketin başkan yardımcısı Selamet Haşimi’nin yollarını ayırmasına sebep olan Trablus Anlaşması neticesinde varılan özerklik yeterince uygulanamadı. Süreç içerisinde çatışmalar tekrar başlarken Selamet Haşimi 1970’li yılların sonunda ‘Moro İslâmi Kurtuluş Cephesi’ni (MİKC) kurdu. Moro cihadının en önemli sayfalarını oluşturan MİKC, birçok başarıya imza attı. Kurulduğu günden bu yana silahlı mücadele sergileyen ve Filipinler devletiyle müzakere içerisinde olan MİKC aynı zamanda Moro toplumundaki İslâmi dönüşümde de önemli rol oynadı. Moro cihadının efsanevi ismi Selamet Haşimi’nin liderliğindeki hareket, sahip olduğu ilkelerle de İslâmi direniş tarihinin unutulmaz aktörleri arasına girdi.

DİRENİŞ VE MÜZAKERE BİRLİKTE YÜRÜDÜ

Moro İslâmi Kurtuluş Cephesi’nin liderliğinde gerçekleştirilen bağımsızlık mücadelesi toplumsal anlamda büyük bir teveccüh gördü. Moro direnişi, yaşlısından gencine, kadınından erkeğine toplumun her kesimi tarafından sahiplenilirken MİKC direniş ile birlikte müzakere sürecini yönetmesini de bildi. Bu bağlamda 1997 yılına gelindiğinde taraflar arasında ateşkes görüşmeleri başladı. Direniş ve müzakere yıllarca birlikte götürülürken 2012 yılında ateşkes ilan edildi.

DUTERTE’NİN DEVLET BAŞKANI OLUŞU SÜRECİ HIZLANDIRDI

2016 yılında Filipinler’de gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçimini Rodrigo Duterte’nin kazanması Morolu Müslümanlar ile Filipinler devleti arasında gerçekleştirilen müzakerelerin ivme kazanmasına vesile oldu. Bu bağlamda hızlanan barış görüşmeleri doğrultusunda MİKC tarafından Filipinler Devlet Başkanı Duterte’ye 2017 senesinde ‘Bangsamoro Temel Yasa Tasarısı’ sunuldu. Filipinler’de Kongre, Müslüman nüfusun yoğun bir şekilde yaşadığı Mindanao eyaleti ve çevresindeki adalara özerklik tanıyan ‘Bangsamoro Organik Yasası’nı onayladı.

BİR MİLYON HIRİSTİYAN, MÜSLÜMANLARIN LEHİNE OY KULLANDI

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte’nin 2018 yılında imzaladığı ‘Bangsamoro Organik Yasası’ ile birlikte Moro destanında önemli bir eşik daha aşıldı. Böylece ‘Bangsamoro Organik Yasası’nın kabulü ya da reddi için iki aşamalı bir referanduma gidildi. 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarında gerçekleştirilen referandumda milyonlarca seçmen oy kullandı ve kapsamlı özerkliğe evet denildi. Gerçekleştirilen referandumda bir milyon kadar Hıristiyan’ın Müslümanların lehine oy kullanması da dikkat çeken bir detay oldu. 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarındaki referandumda kapsamlı özerkliğe evet denilmesinin ardından MİKC lideri Hacı Murat İbrahim 26 Şubat 2019’da yönetimi bölge valisinden aldı. Hacı Murat İbrahim, Filipinler Devlet Başkanı Duterte tarafından Bangsamoro Geçiş Otoritesi başbakanlığına atanırken Hacı Murat İbrahim’in 2022’ye dek bölgeyi yönetmesine karar verildi. 80 üyesi bulunan geçiş hükümetinin 41 üyesini MİKC mensupları, 39 üyesini ise merkezi hükümetin temsilcileri oluşturuyor.

MÜSLÜMANLAR, ÇOK ÖNEMLİ KAZANIMLAR ELDE ETTİ

‘Bangsamoro Geçiş Hükümeti’nin resmen kurulmasıyla birlikte Moro mücadelesi de zaferle sonuçlanmış oldu. Yaşanan sürecin ardından “Moro Müslümanlarının kapsamlı özerkliğe kavuşması ne getirdi?” sorusunun cevabı büyük önem teşkil ediyor. Zira ‘Moro cihadı’ olarak bilinen şanlı mücadelenin neticesinde çok önemli kazanımlar elde edildi. Bu bağlamda Moro’da şeriat hükümlerine göre bir anayasa ile yönetilme imkânına kavuşuldu.

MÜCADELENİN GETİRDİĞİ KAZANIMLAR

Moro Müslümanlarının kapsamlı özerkliğe kavuşmasıyla nihayete eren sürecin getirdiği kazanımları şu şekilde sıralamak mümkün:

* Moro Müslümanlarının içişlerinde tamamen bağımsız olması.

* Moro’nun şeriat ile yönetilmesi

* Moro Müslümanları şeri hükümlerin uygulanacağı şeriat mahkemelerine kavuşulması. (Hâkimler henüz yeterlilik eğitimlerini bitirmemiş olsa da şeriat mahkemeleri konusunda gelişmeler var. İnşallah iki sene içerisinde hâkimler şer’i yeterliliğe ulaşacak ve şeriat tam anlamıyla uygulanacak.)

* İdareciler, Kur’an-ı Kerim’e el basarak yemin etti ve edecek.

* Güvenlik, bütçe, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetler Bangsamoro hükümetinin sorumluluğunda olması.

* Vergilerin ve diğer gelirlerin çok büyük bir kısmı özerk hükümetin bütçesine verilmesi.

* Bangsamoro’nun geri kalmışlığı nedeniyle her yıl Filipinler devletinden ilave bir bütçe alınması.

* Doğal kaynakların çoğunun kullanımı Bangsamoro hükümetinin kontrolünde olması

20 Oca 2021 - 04:30 - Dünya

Muhabir Bekir Şirin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

Vatandaş - mubarek olsun rabbim cc morolu kardeşlerimizi islam davasından ayırmasın, rabbim cc dünyadaki sözde müslüman ülkeleride islam davasına döndürsün

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 20 Ocak 12:57
03

HASAN - KARDESLERIME SELAM OLSUN....INSAALLAH DARISI FILISTINLI ,GAZZELI KARDESLERIME OLSUN...ZAFER ONLARIN OLSUN INSAALLAH....

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 20 Ocak 12:43
02

Mahmut Yılmaz - rabbim zaferlrini taçlandırsın. hakiki manada şeriat hükümlerini uygulamayı nasip eylesin.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 20 Ocak 12:31


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?