Hasan Sabbah kimdir? Hasan Sabbah nasıl, nerede ölmüştür?

Uyanış Büyük Selçuklu dizisiyle birlikte Hasan Sabbah en çok konuşulan başlıklar arasında yer aldı. Peki Hasan Sabbah kimdir? Selçuklu sarayına nasıl girmiştir? Hasan Sabbah nasıl, nerede ölmüştür?

TRT 1 ekranlarının sevilen dizisi Uyanış Büyük Selçuklu dizisiyle birlikte Haşhaşi lideri baş dâî  Hasan Sabbah karakteri de tüm Türkiye'de en çok merak edilenler arasında yerini aldı.

1090 – 1124 yılları arasında hüküm süren "süikastçiler" olarak anılan Haşhaşîlerin lideri Hasan Sabbah hem Nizârî Isma'ili devletinin hem de "süikastçiler" olarak anılan Haşhaşîlere bağlı fidā'iler askerî grubunun kurucusudur.

Kurduğu tarikatın suikaste dayanan farklı askeri taktikleri ile 35 yıl boyunca dışına çıkmadan yaşadığı Alamut Kalesi ile tanınmaktadır.

HASAN SABBAH KİMDİR?

Hasan-ı Sabbâh Kuzey İran’da, Rey’de doğdu; doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir.

Alamût Kalesi ’nin 1257’de  Moğollar tarafından alındıktan sonra buradaki Haşaşîler’e ait kitap ve vesikaların hemen hemen tamamının yok edilmesi nedeniyle
Hasan Sabbah hakkında sağlıklı bilgiler yoktur.

Ancak 1052 veya 1053 yılında doğduğu ve Himyerî asıllı olduğunu iddia edilir.

Hasan hem doğuştan hem de yetişmesi şekliyle tam bir İranlı idi.

Hasan-ı Sabbâh, ‘Ömer Hayyâm ve Nizâmü’l-Mülk’ün Nîşâpûr’da arkadaş olduğu rivayet edilse de çok sağlıklı bir bilgi değildir.

Çok erken yaşlarda Şî‘a’nın Oniki [İmam] Mezhebine [İsnâ ‘Aşeriyye] intisap etmişti.

Rey’de ve orada öğrenim gördü. 1076-77’de Mısır’a gönderildi. 1090’da Deylemân’da Rûdbâr Vadisindeki Alamût Kalesini ele geçirdi. Bölgede ve Horasan’da kendi görüşlerini yaymak için propagandalar yaptı.

Kurmuş olduğu Haşîşîler ve Fidâ’îler (Fedâîler) teşkilâtı ile bölgede dehşet saçtı.

Bu devlete 1257 yılında Moğollar tarafından son verildi.

HASAN SABBAH SARAYA NASIL GİRDİ?

Hasan Sabbah'ın Selçuklu sarayına nasıl girdiği tartışma konusudur. Ancak en bilinen rivayet ise Nizâmü’l-Mülk’ün Hasan-ı Sabbâh’a yardım ettiği ve ona Sarayda bir memuriyet verdiği hususudur. 

Raviler Hasan’ın, yeteneklerini kullanarak Sultânı etkilediğini, Nizâmü’l-Mülk’ü vezirlik makamından uzaklaştırmak ve bu makamı bizzat elde etmek için başarısız bir girişimde bulunduğunu öne sürerler.

Saraydan ayrıldıktan sonra, Hasan Sabbah İsfahân’da Re’îs Ebü’lFadl’ın yanında iki yılını  İsmâ‘îlî doktrinini öğrenerek geçirdi.

Hocasına Selçuklu Devleti'ni yıkmak istediğini şu sözlerle anlatır. “Sadece güvenilir iki dosta sahip olsaydım, bu hükümdarlığı yıkardım.” Bu sözden sonra Re’îs Ebü’l-Fadl'ın yanından ayrılır.  M. 1078’de Mısır'a gider.

Hasan-ı Sabbâh, M. 1080’de İran’a döndü.  Etrafına taraftarlar topladı ve böylece büyük projesini gerçekleştirmeye, yani Haşaşîler Mezhebi’ni kurmaya odaklandı.

Alamût kalesini ele geçirdikten ölümüne kadar kaleden hiç çıkması ve buradan fikirlerini yaymaya devam etti.

NİZÂMÜLMÜLK’Ü NASIL ÖLDÜRDÜ?

Nizâmülmülk Sabbah tehlikesini ortadan kaldırmak için üzerine asker gönderdi kaleyi kuşatır. Bu hareket sonrası Hasan Sabbah korkunç silahını ortaya çıkarır.

Hasan Sabbah kalesini kuşatanlarla uğraşmak yerine Haşîşîler adlı suikast örgütünü harekete geçirir.

Bunun için bir Nizâmülmülk’e bir fedai gönderir. Gönderdiği fedai gizlice ordugaha bir sufi kılığında girerek koca veziri hain bir pusuyla hançerletir.

Nizamülmülk'ün öldürülmesi ile başlayan siyasi cinayetler dönemi, Nizari İsmaililerine karşı düşmanlıklarını açıkça ortaya koyan, aralarında birçok hükümdar, halife, prens, general, vali, kadı ve İsmaili öğretiyi karalayan din adamlarının da bulunduğu onlarca kişinin öldürülmesiyle devam eder.

FEDAİLER SABBAH'I ÖLECEK ÖLDÜRECEK KADAR SEVİYORDU

Nasıl oldu da civardaki halk ve fedai denilen seçme suikastçiler Sabbah'a bu kadar bağlıydı.

Sabbah Alamut ve civarını muhteşem bir vadiye çevirttiği rivayet edilir. Öyle ki bu vadide daha önce hiç görülmemiş çok geniş ve çok güzel bir bahçeler ile içerisine zarif köşkler ve saraylar vardır. Bu sarayda Şarap, süt, bal ve su akan oluklar, musiki aletlerinin her çeşidini iyi çalabilen, çok güzel şarkı söyleyen ve seyredenleri büyüleyecek bir şekilde dans eden, çok sayıda, dünyanın en güzel kadın ve cariyeler bulunuyordu. Bu saraya fedai ve fedai olacaklardan hariç kimse giremiyordu.

O, askerlikten zevk alan, memleketin 12 ilâ 20 yaşlarındaki gençlerini bu saraya çekti.Bu gençleri fizikî yetenekleri, savaş özellikleri ve kararlı niteliğinden
dolayı seçerek ziyafete davet ediyordu. 

Onlara haşhaş içirerek muhakeme güçlerini elinden aldı. Bu gençler sahte bir cennete inandılar. Bu fedailer hanımlar ve cariyelerle doya doya onlarla eğlenip vakit geçiriyorlardı. Sonra bir takım ilaçlarla Sabbah'ın emrine itaat ettiriliyorlardı.

Sabbah bu gençlere suikast sırasında kazara, hayatlarını kaybederlerse, doğrudan Cennete gideceklerine dair onlara teminat sözü veriyordu.

Görevlerini başarıyla tamamlayanlar ise ödül olarak bu sahte cennette kadın şarap ve türlü zevklerle mükafatlandırılıyorlardı.

Sabbah öyle ki asit köylüleri ilim sahibi alimleri bile kendisinin büyük bir Peygamber olduğuna kesinlikle inandırmıştı.

OĞULLARINI ÖLDÜRTTÜ

Son derece eşitlikçi ve kuralcıydı. Kimseyi kayırmaz, yakınlarını asla kollamazdı. Oğullarından Muhammed’i içki içti diye, Ustad Hüseyni’yi de ünlü davetçi Hüseyin Kaini cinayetine karıştığı için gözünü kırpmadan öldürdü. 

POLİTİK OYUNLARDA ÜSTADDI

Hasan Sabbah iyi bir politikacıydı. Özellikle, düşmanları arasındaki güç dengelerine müdahale etmek, taraf olmak ya da kargaşa yaratmak yoluyla gücünü, etkinliğini artırmanın koşullarını hazırladı. Sabbah, hareketini büyütmek, rahatlatmak için hiçbir fırsatı gözden kaçırmamıştır. Buna bir örnek olarak Selçuklu devletindeki taht kavgalarına taraf olan Abbasi halifelerinin öldürülmesi olayını verebiliriz:

HASAN SABBAH'IN ÖLÜMÜ?

Mayıs 1124'te hastalanıp yatağa düşen Hasan Sabbah Lemeser Kalesi komutanı Kiya Buzrug Ummid'i halefi seçti.

 23 Mayıs 1124 Cuma günü öldü.

14 Oca 2021 - 11:00 - Biyografi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?