Reklamı Kapat

Meral Akşener: Ekonomiyi duvara toslattılar, damat elini yıkayıp gitti

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Youtube hesabından gündemle ilgili görüşleri paylaşıp Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Varlık Fonu'nu tasfiye edin" çağrısında bulundu.

Video için play'e tıklayın

Son dakika haberi... İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin görüşlerini paylaştı. Akşener, 2020 yılında, kayınpeder-damat ekonomisinin Türkiye’yi karşı karşıya bıraktığı, ekonomik tablonun bedelini, millet olarak hep birlikte ödedik. Tıpkı Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi gibi. Faiz sebep, enflasyon sonuç diye ucube bir teoriyle, ekonomiyi duvara toslattılar. Damat elini yıkayıp çıktı, gitti. Şimdi sözüm ona, kayınpeder ortalığı toplayacak." dedi. 

DÖVİZ FIRLIYOR BİR BAKIYORUZ RAFTAN BAŞÖRTÜSÜ İNİYOR

Youtube kanalından açıklamalarda bulunan Meral Akşener, "Döviz fırlıyor, bir bakıyoruz, tek parti dönemi yeniden tartışmaya açılıyor. Yeni yılın zamları açıklanıyor, bir bakıyoruz, raftan başörtüsü tartışması iniyor." dedi. Akşener Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Varlık Fonu'nu tasfiye edin." çağrısında bulundu. 

Akşener'in açıklamaları şöyle:

Biliyorsunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi, bütçe görüşmelerinden sonra, çalışmalarına ara verdiği için, partilerin grup toplantılarına da ara verildi. Ülke ve dünya gündeminin hızla değiştiği bu günlerde, yeni yıla dair görüş, değerlendirme ve önerilerimizi paylaşmak için karşınızdayım. 2020 yılını geride bıraktık. Öncelikle, 2021’in, ülkemize, milletimize sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini, Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Yaşadığımız sıkıntıların, 2020 ile birlikte hayatlarımızdan çıkıp gitmesini diliyorum.

MİLLETİMİZİN GERÇEK GÜNDEMİ EKONOMİDİR: Uzunca bir zamandır, ülkemizin en önemli sorunlarından biri, gerçek gündemini konuşamaması. Meselelerin üstesinden gelebilmemiz için, önce onları konuşabilmemiz, çözüm yollarını arayabilmemiz gerekir. Ama maalesef Türkiye, gerçekleri konuşamadıkça,yalan sarmallarında, çok daha büyük sorunlara doğru yelken açıyor. Milletimizin gerçek gündemi, ekonomidir, hayat pahalılığıdır, işsizliktir. Milletimizin gerçek gündemi, sağlıktır, pandemidir. Milletimizin gerçek gündemi, kadına yönelik şiddettir, 1 senede kaybettiğimiz 386 kadındır. Milletimizin gerçek gündemi, her gün baskılanan, mutsuz edilen gençlerimizdir. Milletimizin gerçek gündemi, tarlasını ekemeyen, ektiğini biçemeyen, biçtiğini de satamayan çiftçimizin çilesidir. Milletimizin gerçek gündemi, hayat pahalılığına ezdirilen işçilerimiz, emeklilerimiz, memurlarımızdır. Milletimizin gerçek gündemi hakları verilmeyen EYT’lilerdir kendilerine verilen 3600 ek gösterge sözü tutulmayan polislerimiz, sağlık görevlilerimizdir, bir türlü atanamayan, mağdur edilen öğretmenlerimizdir. Bu acı gerçekler, hayatımızı her geçen gün zorlaştırırken Türkiye, gerçekleri değil, yapay gündemleri konuşmak zorunda bırakılıyor.

İKTİDAR SIKIŞTIKÇA RAFTAN BİR DOSYA ÇIKARIYOR: İktidar sıkıştıkça, raftan bir dosya çıkarıp sabah akşam ekranlarda, haydi bunu konuşun diyor. İşte son günlerde, sanki böyle bir sorunumuz varmış gibi, yeniden ısıtılan başörtüsü meselesi de bunlardan biri. Önce, mazide bıraktığımız bir zihniyetin temsilcisi, eski bir bakan çıkıyor, başörtülü hakimlerimiz hakkında densizce konuşuyor; Sonra Sayın Erdoğan çıkıyor, torunu yaşındaki genç bir kadın siyasetçiye, sırf CHP’de siyaset yapıyor diye, utanmadan vitrin süsü diyor. Al birini vur ötekine. Aynı vesayetçi zihniyetin farklı düzlemdeki temsilcileri. Kadını ve başındaki örtüyü siyasi malzeme yapmaktan çekinmeyen bu zihniyet, siyaseten icap ettiğinde, hiç utanmadan o örtüyü ayağının altına almaktan da çekinmiyor. Siyasetini, sıkıştıkça sarıldığı “Başörtülü bacım” sözü üzerine bina edenlerin, vitrin süsü sözüyle geldikleri nokta, tek kelimeyle ibretlik. Demek ki mesele, kızlarımızın, kadınlarımızın başındaki örtü meselesi değilmiş. Demek ki mesele, “ya Ak Partilisin, ya da hainsin” meselesiymiş. Demek ki mesele, her zamanki gibi, siyasi rant meselesiymiş. Sayın Erdoğan ayıptır, günahtır. Makamının farkına var artık. Sen bu ülkenin Cumhurbaşkanısın. Milletini bu şekilde ayıramazsın. Kendine gel. Hemen 21 yaşındaki o genç arkadaşımızı ara, gönlünü al, helallik iste. Yaşının, makamının ve daha da önemlisi ahlakın gereği budur.

DÖVİZ FIRLIYOR TEK PARTİ DÖNEMİ TARTIŞMAYA AÇILIYOR: Türkiye’nin içine çekilmek istendiği bu yapay tartışmaların zamanlaması da, nedense pek bir manidar oluyor. Döviz fırlıyor, bir bakıyoruz, tek parti dönemi yeniden tartışmaya açılıyor. Yeni yılın zamları açıklanıyor, bir bakıyoruz, raftan başörtüsü tartışması iniyor. Faiz artırılıyor, bir bakıyoruz, bir anda bütün ekranları darbe tartışmaları sarıyor. Oysa, üstesinden gelmek zorunda olduğumuz ciddi sorunlarımız var ama iktidar, bunları çözmek için çalışmak yerine, yandaş medyası üzerinden, milletimize bu yapay tartışmaları dayatıyor.

BU DÜMENLERE KARNIMIZ TOK: Gerçekleri konuşmak yerine, yalanlarla vakit kaybedelim istiyor ama yemezler. Biz bu filmi, daha önce de izledik Sayın Erdoğan artık İYİ Parti var. Bu yalanlara, bu dümenlere, bizim karnımız tok. Sen ve atanmışların, istediğiniz kadar algı kasın. Sen ve danışmanların, istediğiniz kadar kendinizi paralayın. Biz inatla, milletimizin gerçeklerini konuşmaya devam edeceğiz. Milletimizin raftan indirilen küflenmiş konularla oyalanmasına izin vermeyeceğiz.

GERÇEK DÜŞMANLARLA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ: Onlar sözde darbe tehdidini konuşacak, biz hayat pahalılığını nasıl çözeceğimizi konuşacağız. Onlar kadın üzerinden siyaset yapmaya çalışacak, biz mutfaktaki yangını nasıl söndüreceğimizi konuşacağız. Onlar hayali düşmanlar üretecek, biz milletçe belimizi büken, gerçek düşmanlarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz bunun için varız. Çünkü biz çarşıdayız, pazardayız, sokaktayız. Yaşadıklarını biliyoruz, dertlerini görüyoruz, sesini duyuyoruz. Çünkü biz, önce millet, önce memleket diyoruz. Bu bir zihniyet meselesidir. Bizim anlayışımıza göre, siyaset millete hizmet için yapılır, onların zihniyetine göre, siyaset sefa sürmek için, eşi dostu zengin etmek için yapılır.

TÜRKİYE'YE BANGLADEŞ OLMA VİZYONU ÇİZMEYE UTANMIYOR MUSUNUZ? 2020 yılında, ekonomiden dış politikaya, salgınla mücadeleden eğitime kadar, ülkemizin en önemli meselelerindeki başarısızlıklar, işte hep bu zihniyetin sonucudur. Bakın size, bu zihniyetin son icraatlarından bir örnek vereyim. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, yabancı yatırımcıya bir çağrı yapıyor. Gelin Türkiye’de yatırım yapın diyor. Türkiye’nin sunduğu fırsatları keşfedin diyor. Türkiye’nin sunduğu fırsat olarak neyi gösteriyor, biliyor musunuz? Nitelikli ve uygun maliyetli iş gücünü” gösteriyor. Yani gelin burada emek ucuz, ucuz emekle daha çok kazanırsınız diyor. İşte bu millet millet” diyerek yola çıkan Sayın Erdoğan’ın bugün milletinden ne kadar kopmuş olduğunun vesikasıdır. İşte bu Ak Parti iktidarının milletimize biçtiği kıymetin hazin bir göstergesidir. Allah aşkına, bir ülkenin Cumhurbaşkanlığı o ülkenin emeğini ucuz diye pazarlar mı? Zihniyetteki çapsızlığa, koskoca Türkiye’ye biçilen role bakar mısınız? Böyle bir zihniyetin Türkiye’ye vereceği bir şey kalmış olabilir mi? Türkiye gibi yüksek potansiyeli olan bir ülkeye, Bangladeş olma vizyonu çizmeye utanmıyor musunuz? Kendi milletinize, üçüncü dünya ülkesi vatandaşı muamelesi yapmaya utanmıyor musunuz?

EKONOMİYİ DUVARA TOSLATTILAR, DAMAT ELİNİ YIKAYIP ÇIKTI, GİTTİ: Tank Palet’i Katar ortaklı şirkete, şeker fabrikalarını, Cargill’e peşkeş çeker gibi, Türk milletinin emeğini, yabancı şirketlere peşkeş çekmeye utanmıyor musunuz? 2020 yılında, kayınpeder-damat ekonomisinin, Türkiye’yi karşı karşıya bıraktığı, ekonomik tablonun bedelini, millet olarak hep birlikte ödedik. Tıpkı Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi gibi, faiz sebep enflasyon sonuç diye ucube bir teoriyle, ekonomiyi duvara toslattılar. Damat elini yıkayıp çıktı, gitti. Şimdi sözüm ona kayınpeder ortalığı toplayacak.

FİRMALAR İFLAS ETTİ, İŞSİZ ORDUMUZ BÜYÜDÜ: 2020 yılı boyunca biz her fırsatta bu arkadaşları uyardık ekonominin patronu güvendir dedik. Ülkeyi aile şirketi gibi yönetmeye devam ettikçe, bu güveni sağlayamazsın, ekonomiyi toparlayamazsın dedik. Vatandaşa, yastık altındaki dövizini sat, TL’ye dön derken, o beş müteahhidine ,dolarla ödeme yaparak bu işten çıkamazsın. dedik. Tarım en önemli silahımız. Çiftçimize nefes aldırmadan, daha çok üretmesini sağlamadan, düze çıkamazsın dedik. Sanayicimizi yüksek maliyetlere, tüketicimizi yüksek enflasyona ezdirerek, refah sağlayamazsın dedik. Dinlemediler. Sonuç ne oldu. Firmalar iflas etti, işsiz ordumuz büyüdü. Çitçimiz tarlasına, milletimiz hayata küstü. Biliyoruz ki, bu kafa değişmedikçe, ne reform olur, ne kalkınma olur, ne de milletimizin derdine çözüm bulunur.

SEN KEYİF SÜRERKEN AY SONUNU GETİREMEYEN AİLELER VAR: Reform yapabilmek için, önce milletin halini görmek gerekir. Milletin derdini, önemsemek gerekir. Milleti, düşünmek gerekir. Önce millet, önce memleket demek gerekir. Sayın Erdoğan bu ülkede evladına mama alamayan babalarımız var. Kırşehir’de, bol bol meyve tüketin diye, tavsiyede bulunan filyasyon ekibine, evimizde meyve yok diyen küçücük çocuklarımız var. Sen uçaklarında, sarayında keyif sürerken, ay sonunu getiremeyen ailelerimiz var. Sen, önce yandaşlarım, önce 5 müteahhidim derken, aylardır işsiz gezen insanlarımız var. Hoca Ahmet Yesevi diyor ki yoklar doymadığında, varlar ağlamıyorsa, dünya tez yıkılır. Haydi beni dinlemiyorsun, milletini de zaten umursamıyorsun, bari ona kulak ver Sayın Erdoğan.

MERKEZ BANKASI TOPLANTI TUTANAKLARINI AÇIKLAYIN: 2020’de iktidarın bizleri düşürdüğü çukurdan çıkabilmemiz için, 2021’de acilen atılması gereken bazı adımlar var… Her zaman olduğu gibi, önerilerimizi hazırladık. 2020’de, salgının olumsuz etkilerini gidermekte yetersiz kalan iktidar, uyguladığı yüksek faiz politikasıyla, başta küçük ölçekli işletmelerimiz olmak üzere, iş dünyamızın borcunu çevirebilmesini imkansız hale getirdi. 2021’in ilk yarısında, takibe düşmüş, sorunlu krediler, bankacılık sektörü için çok önemli bir risk oluşturacak. Ayrıca eski damat Bakan ile Eski Merkez Bankası Başkanı döneminde Türkiye’nin yaklaşık 130 milyar dolarlık rezervi yanlış ve şaibeli politikalar nedeniyle eritildi. Üstelik sadece Merkez Bankası rezervleri erimekle kalmadı, kamu bankaları da, çok önemli döviz açıkları ile karşı karşıya kaldı. 25 Aralık 2020 tarihi itibariyle kamu bankalarının döviz açık pozisyonu, nerdeyse 17 buçuk milyar dolar oldu… Bu dönem aydınlatılmadan, yeni yönetimin şeffaflık ve hesap verebilirlik ile ilgili yaptığı açıklamalar eksik kalıyor. O nedenle, İYİ Parti olarak diyoruz ki öncelikle, Türkiye’ye, milli gelirinin yaklaşık yüzde 20’sine mal olan, bu şaibeli dönemin sorumlularının anlaşılması için Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun toplantı tutanaklarını açıklayın. Böylece, şu anda da görevde olması muhtemel kamu görevlilerinin, o dönemde nasıl bir tutum aldıkları ortaya çıksın. Gerekirse Millet Meclisi’nde bir komisyon kurun. Bu karanlık dönemi aydınlatmak için, gereken her türlü desteği vermeye hazırız.

SORUNLU KREDİ RİSKİ BİR KRİZE DÖNÜŞMEDEN YOL HARİTASI OLUŞTURUN: Sonrasında ise, kamu bankalarının, döviz açık pozisyonunun kapatılması için, önce, Kamu Bankaları, Hazine, ve Merkez Bankası arasındaki karmaşık ilişkiyi sonlandırın, böylece güveni yeniden sağlayın. Bankacılık sektörünün taşıdığı sorunlu kredi riski, bir krize dönüşmeden, sektördeki paydaşlarla bir yol haritası oluşturun. Elde edilen karın kişiselleştiği, ama sorumsuz davranışlardan dolayı, uğranan zararın kamusallaştığı bir yaklaşımdan uzak durun. Ziraat Bankası’nın önceliği çiftçiye, Halkbank’ın önceliği ise esnaf ve KOBİ’ye finansman sağlamaktır ama kullandırdıkları kredilere baktığımızda bu bankaların bu sektörlerin dışına çıktıklarını görüyoruz. Bir an önce kamu bankalarının kredi kompozisyonlarını değiştirmelerini sağlayın. Bırakın ekonomideki fantastik maceralarınızı finanse etmek yerine öncelikli olarak sorumluluk taşıdıkları sektörleri desteklesinler.

YAPILANDIRMA FAİZİ UYGULAYIN: Mevcut durumda firmaların faaliyet gelirlerinin yüzde 70’ini, finansman giderlerine harcadıklarını görüyoruz. Faiz oranlarının yükselmekte olduğu bir ortamda firmaların yapılandırma maliyetleri de yükselecektir. Bu süreçte yapılandırma talep eden firmalara, kredi kullandırma faizleri üzerinden yapılandırma faizi uygulayın. Konu ile kararları da ilgili sektör temsilcileri ile birlikte alın. Adım atılması gereken bir diğer önemli alan ise enflasyon. Mevcut durumda Türkiye, maalesef gelişmekte olan ülkeler arasında Arjantin’den sonra en yüksek enflasyona sahip olan ülke. Enflasyonla mücadele bizim için de önemli bir öncelik olmakla beraber bu mücadelenin sadece sıkı para politikasına bırakılması, kabul edeceğimiz bir yaklaşım değil.

ENFLASYONU DÜŞÜRMENİN YOLU TARIMDA REFORMLARDAN GEÇER: Biz diyoruz ki enflasyonu üretim ve istihdam kaybı olmadan düşürmenin yolu, verimliliği arttırıcı politikaları uygulamaktır. İşgücü ve toplam faktör verimliliğini arttırıcı politikaları hayata geçirmek, enflasyonu kalıcı olarak düşürecektir. Örneğin, otoyol ve köprü gibi KÖİ’lere yapılan, enflasyonun çok üzerindeki zamlar, enflasyonu arttırıcı bir etki yaratacak. O nedenle, KÖİ’lere zam yapmayın. Örneğin tarım, bizim için milli güvenlik meselesi olmakla beraber aynı zamanda yürütülen yanlış politikalar nedeniyle yüksek enflasyonun temel nedeni haline getirildi. İşte bu yüzden enflasyonu kalıcı olarak düşürmenin yolu tarımda yapılacak yapısal reformlardan geçer. Biz diyoruz ki kapsamlı bir tarım reformunu hemen hayata geçirin. Böylece enflasyon düşsün vatandaşımızın satın alma gücü artsın. Bu sırada iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini daha fazla hissetmeden, konuyla ilgili geniş katılımlı bir eylem planını da devreye alın.

KURAL BAZLI MALİYE POLİTİKASINA ÇAĞIRIYORUM: Enflasyonun yanında acilen adım atılması gereken bir diğer alan da Kamu Maliyesi. Son bütçe sürecinde iktidarın milletten uzak ve keyfiyete dayalı yönetim anlayışının ülkemizi ne hale getirdiğini hep birlikte dehşetle izledik. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde geçen her gün iktidarın sorumsuzluğunu dizginleyecek kural bazlı bir maliye politikasına duyduğumuz ihtiyacı daha keskin bir biçimde görüyoruz. O nedenle Sayın Erdoğan’ı ve yeni ekonomi yönetimini kural bazlı bir maliye politikası benimsemeye çağırıyorum. Böylece hem harcamalar keyfiyetten uzak yapılır hem de, ekonominin daraldığı dönemlerde, makul bir bütçe açığı verilirken yüksek büyüme dönemlerinde bütçe fazlası verilmesi sağlanır.

GELİN 5 MÜTEAHHİT SEVDANIZDAN VAZGEÇİN: Bunun dışında KÖİ projelerine dair de derhal bir çıkış yolu belirlenmesi gerekiyor. Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde hareket edip milyarlarca dolarlık haksız kazancı belgeleyerek daha fazla kamu zararının oluşmasının önüne geçmek mümkün. Gelin 5 müteahhit sevdanızdan vazgeçin, milletin kanını emen bu parazitlerden kurtulalım.

VARLIK FONUNU TASFİYE EDİN: E tabi bir de Varlık Fonu var. Milli Piyango ikramiyelerine bile göz koyan Sayın Erdoğan’ın şahsi şirketi konumundaki Türkiye Varlık Fonu’nu acilen tasfiye edin fonda yer alan şirketleri de Hazine’ye devredin. Milletin denetiminden kaçmak için tutulduğunuz, korsan hazine sevdanızdan artık vazgeçin.

ÖZLÜK HAKLARINI KORUYAN DÜZENLEME YAPIN: Türkiye’nin kanayan yarası işsizliktir. Salgın sürecinden sonra kısa çalışma ödeneği gibi yardımlar kesildiğinde eğer mevcut istihdam politikaları izlenmeye devem edilirse maalesef istihdam kayıplarının daha da artacağını öngörüyoruz. Biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda bir asgari ücret önerisi yapmıştık. Önerimiz, çalışanlarımızın gelirini arttırırken işveren maliyetlerine ek bir yük getirmiyordu ancak maalesef iktidar yine bildiğini okudu. Önerimizi dikkate almayarak asgari ücretin işverene maliyetini 3458 liradan 4200 liraya çıkarttı. Bu büyük bir hatadır. Çünkü ekonomimizin daralmasının beklendiği bu dönemde İşletmelerimizin bu ek maliyeti karşılayarak istihdamlarını arttırması mümkün değildir. O nedenle iktidara çağrıda bulunmak istiyorum. Derhal hem çalışanların özlük haklarını koruyan hem de işverene maliyetini azaltan bir düzenleme yapın. Ayrıca, uygulamaya koyduğunuz yeni asgari ücret düzenlemesi güvencesiz çalışmayı teşvik ediyor. Yapılan saha çalışmaları özellikle sığınmacıların yoğunlukta yaşadığı yerlerde sığınmacıların kötü çalışma koşullarında kayıt dışı çalıştırılarak mavi yakalı ve kadın istihdamını ikame ettiğini gösteriyor. Bu durum yerli ve milli bir ekonomi anlayışına taban tabana zıt olduğu gibi insani çalışma koşullarına da aykırıdır. Bu durumu çözmek için acilen sıkı denetim ve yaptırım mekanizmalarını devreye sokun.

KISA ÇALIŞMADAN YARARLANAN VATANDAŞLARIN PRİMLERİNİ ÖDEYİN: Yıllardan beri benimsediğiniz istihdamsız büyüme modelini artık terk edin. İşgücü verimliliğini ve istihdamı önceleyen bir istihdam stratejisini partiler üstü bir yaklaşımla uygulamaya koyun. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan milyonlarca çalışanımızın emeklilik için gerekli olan uzun vadeli sigorta kollarına prim ödenmiyor. Bu yanlışı hemen düzeltin. Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan vatandaşlarımızın emeklilik primlerinin de yatırılmasını sağlayın. Her zamanki gibi atılması gereken adımları çözümlerimizi, önerilerimizi söylüyoruz. Bıkmadan usanmadan söylemeye devam edeceğiz.

TÜRKİYE PARTİLİ CUMHURBAŞKANLIĞI DAHA FAZLA TAŞIYAMAZ: Onlar önerilerimizi uygulamayabilir varsın uygulamasınlar. İlk sandıkta biz geleceğiz ve memleketimizi, içine düşürdükleri bu çukurdan çekip çıkartacağız. Türkiye bu zihniyeti ve bu zihniyetin ürünü olan Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni daha fazla taşıyamaz.

AHLAK SİYASETE EGEMEN OLMADIKÇA MEMLEKET DE DÜZELMEZ: Açız diyen vatandaşa keyif çayı atan, başörtülü kadınlara vitrin süsü diyen, millet iradesini illet-zillet gören, 82 milyonu, 5 müteahhidinin cebine çalıştıran, bu iktidarın bilmesi gereken bir gerçek var. Ne diyor Ömer Lütfü Mete; ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltmez. Ahlâkımız düzelmedikçe ahlâk siyasete egemen olmadıkça memleket de düzelmez. El hak doğru. Güzel ahlakı tamamlamaya geldim diyen hazreti Peygamberin ümmeti, her şeyden önce ahlaklı olmak zorundadır.

VERDİĞİN SÖZLER TUTMADIĞI EKONOMİ UÇMADI: Sayın Erdoğan ahlak yanlışlardan uzak tutar gerçeğe ve hakka yakınlaştırır. İşte o zaman etrafını saran dalkavukların çizdiği pembe tablolardan kurtulur milletinin gerçeğini görürsün. O tablo, gerçekte kapkara bir tablo. O tabloda acılar var, fakirlik var, yokluk var, yoksulluk var. Yolsuzluk var, adaletsizlik var. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku var. Milletimiz dişini sıkıyor ama bu böyle gitmez. Gel, sağduyuya kulak ver. Verdiğin sözler tutmadı, ekonomi uçmadı, milletimiz zengin olmadı. Bu sistem millete de, memlekete de yaramadı. Son iki yılda, Türkiye ekonomiden diplomasiye, her alanda geri gitti, kaybetti. Damadı affederek olmaz. Bu bir sistem sorunu. Türkiye’nin çıkışı, İYİleştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’dedir. Yargının bağımsız, kuvvetler ayrılığının var olduğu iktidarın ve tüm kurumların şeffaf çalıştığı, millet adına denetlenebildiği, demokrasinin tam ve kamil olarak uygulandığı insanının zengin, mutlu ve huzurlu olduğu bir Türkiye’nin anahtarı işte budur.

EVLATLARIMIZ İNSANCA YAŞABİLECEKLERİ BİR GELİRE KAVUŞTU MU?: Evet, çok zorlu bir yılı geride bıraktık. Şimdi hep birlikte kendimize soralım. 2020’de zenginleştik mi? 2020’de işsiz evlatlarımız, insanca yaşayabilecekleri bir gelire kavuştu mu? 2020’de paramız kıymetlendi mi? EYT sorunu çözüldü mü? Güvenlik güçlerimize, sağlık ordumuza, eğitim ordumuza, hakları olan 3600 ek gösterge verildi mi? Çarşıda, pazarda, fiyatlar aynı mı kaldı, yoksa sürekli arttı mı? Çiftçimiz tohumu, gübreyi, ilacı daha ucuza alabildi mi? Ürününü, hak ettiği fiyata satabildi mi? Sanayicimizin maliyetleri azaldı mı? Daha çok istihdam, daha fazla üretim için, kredisini daha ucuza alabildi mi? On binlerce öğrencimiz, kredi ve yurt borçlarından kurtuldu mu? Kadınlar kendilerini daha güvende hissediyor mu? Gençlerimiz geleceğe umutla bakıp, hayal kurabiliyor mu? Bu soruların yanıtı, bir iktidar için en net karnedir.

Emin olun tüm bunların gerçekleşmesini en çok isteyen biziz. Çünkü bizim, bu sorulara evet cevabı verilen bir Türkiye’yi kurma hayalimiz var. Ve bu hayal hiç uzak değil. Çünkü Türkiye’nin imkanları var. Çünkü Türkiye’nin çok büyük bir potansiyeli var. Kaynakları doğru kullanırsak, ülkemizin zenginliği işverene de işçilerimize de memurlarımıza da esnafımıza da, emeklilerimize de çiftçimize de gençlerimize de yeter. Yeter ki milletini düşünen adil ve akıllı bir iktidar liyakatli yöneticiler olsun. Mesela, yanlış politikaların sebep olduğu faiz yükünün hafiflemesi bile Türkiye’ye nefes aldırır. Mesela demokrasinin doğru işlediği hukukun üstün olduğu bir Türkiye’de yatırım olur. Bu da daha çok istihdam, daha çok gelir, yani kalkınma demektir. Mesela, saraydan başlayarak devletin tüm kurumlarına sinmiş şatafat merakı ortadan kalksa çocuklarımızın her birinin elinde tableti olur interneti olur. Mesela, beton ekonomisinden vazgeçip üretime dönük bir ekonomi modeline geçilse gençlerimizin ülkelerine dair hayalleri bu hayalleri gerçekleştirme umutları olur. Kimse endişe etmesin bu günler elbet geçecek. Ben buna kalpten inanıyorum.

# MERAL AKŞENER İLE İLİŞKİLİ:

09 Oca 2021 - 16:18 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

04

Misafir - Muhalefet gelincede düzelmez ekonomiyi ve ihaleleri iktidar ve muhalefet ortak birşekilde yönetirse düzelir

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Ocak 01:34
03

Beşeri Düşünce - Önemli olan ülkenin geleceği için bağımsız kararlar alabilmektir!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Ocak 00:19
01

Mustafa - Sayın Genel Başkan doğru bir strateji belirlemiş. Türkiye'nin birinci gündem maddesi ekonominin içerisinde bulunduğu çıkmazdır. Muhalefetin görevi iktidarın belirlediği gündemin peşinde gitmek değildir. Ekonomi gibi bütün toplumu etkileyen bir konuyu gündemde tutamayan muhalefet iktidar olamaz.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 09 Ocak 17:39


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?