Keşke o tokadı vurmasaydım!

17 Aralık 2010’da Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Bûazîzî’ye atılan tokat ile fitili ateşlenen “Arap Baharı”, 10 yıldır İslam coğrafyasının üzerinde  bitmeyen kış oldu.

Bekir Şirin
Bekir Şirin Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Bûazîzî’ye o tokadı atan kadın polis Fâdiye Hamdî de herkes gibi bugün çok pişman.

Popülist bir söylemle harlanan ve Batılı emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürülen Arap Baharı’nın yıldönümünde, kargaşanın hâkim olduğu İslam coğrafyası huzura uyanacağı sabahı bekliyor. 11 Eylül sonrası ABD’nin başını çektiği emperyalist Batı’nın İslam coğrafyasına yönelik ilan ettiği Haçlı Seferi’nin bir parçası olan Arap Baharı’nın üzerinden on yıl geçti. 17 Aralık 2010 günü Tunus’ta başlayan, Mısır, Suriye, Libya ve Yemen’i derinden etkileyen süreç, İslam coğrafyasını tarumar etti. Yüz binlerce Müslüman’ın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının da yurtlarından ayrılarak sığınmacı durumuna düştüğü Arap Baharı, gelinen noktada insanlık dramına dönüştü.

11 Eylül sonrası ABD’nin başını çektiği emperyalist Batı’nın İslam coğrafyasına yönelik ilan ettiği Haçlı Seferi’nin bir parçası olan Arap Baharı’nın üzerinden on yıl geçti. Arap Baharı’yla başlayan süreçte birçok İslam ülkesi ve teşkilatları tarumar edildi. Tunus, 17 Aralık 2010 sabahında sadece kendisini değil tüm İslam coğrafyasını da derinden etkileyecek bir sürece uyandı. Tunus’un Sidi Bouzid şehrinde 26 yaşındaki Tunuslu sokak satıcısı Muhammed Buazizi, yaşamış olduğu geçim sıkıntısının etkisiyle söz konusu tarihte Sidi Bouzid valilik binası önünde kendisini ateşe verdi. Sokakta meyve satması karşılığında kendisinden rüşvet isteyen güvenlik güçlerine verecek bir şeyi olmayan Buazizi’nin vefatıyla birlikte İslam coğrafyası kan ve gözyaşı ile dolu yeni bir sürece girmiş oldu.

ARAP BAHARI’NIN ONUNCU YILINDA ACILARLA DOLU BİR COĞRAFYA

17 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan ve beraberinde geniş bir coğrafyaya yayılan ‘Arap Baharı’nın üzerinden on yıl geçti. Arap Baharı, Arap dünyasındaki baskı ve zulme bir tepki olarak doğdu gibi görünse de işin aslının böyle olmadığı çok kısa bir sürede anlaşıldı. Arap Baharı, içerisine aldığı her bir ülkede farklı şekillerde tezahür etse de tüm ülkelerin ortak yanı olarak hâlâ süregelen kaosu göstermek mümkün. Bu bağlamda yoksulluk ve zulmün hüküm sürmeye devam ettiği İslam coğrafyasında, Arap Baharı ile birlikte yüz binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yurtlarından ayrılarak sığınmacı durumuna düştü. Öte yandan süreç içerisinde ABD ve Rusya gibi emperyalist  güçlerin yaşananlara dahil olmasıyla benzerine az rastlanacak bir tablo meydana geldi. Üzerinden on yıl geçen Arap Baharı’nın en çok etkilediği ülkelerdeki mevcut durum şu şekilde:

TUNUS’TA EKONOMİK SIKINTILAR SÜRÜYOR

Arap Baharı’nın başladığı Tunus coğrafyası bugün gelinen noktada Arap Baharı’nın diğer duraklarına kıyasla daha sakin bir durumda. Tunuslu sokak satıcısı Muhammed Buazizi’nin kendisini ateşe vermesiyle birlikte sürecin ateşi fitillenirken ülkede yıllardır yönetim erkini elinde bulunduran Zeynel Abidin Bin Ali’nin iktidarına son verildi. Tunus’ta “Yasemin Devrimi” olarak da adlandırılan süreçte Zeynel Abidin Bin Ali’nin ardından ülkeyi sırasıyla  Munsif Marzuki, Kaid el Sebsi, Muhammed Ennasur yönetti. Bugün Kays Said’in Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğu Tunus’ta ekonomik sıkıntıların halen etkisini sürdürdüğü ifade ediliyor.

YILLAR GEÇSE DE LİBYA HUZURA HASRET

Kırk yılı aşkın bir süre Libya’yı yöneten Kaddafi, 20 Ekim 2011’de Sirte’de linç edilerek öldürülürken ülkede bugün tam anlamıyla bir kaos yaşanıyor. Fiili olarak bölünen Libya, ABD, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin mücadele sahasına dönüştü.

Libya, bugün gelinen noktada hâlâ huzur arayan bir ülke olarak duruyor. Arap Baharı ile birlikte gelişen süreçte rejim karşıtı olaylara sahne olan Libya’da yaşananlar Muammer Kaddafi’nin devrilmesiyle son bulmadı. Kırk yılı aşkın bir süre Libya’yı yöneten Kaddafi, 20 Ekim 2011’de Sirte’de linç edilerek öldürülürken ülkede bugün tam anlamıyla bir kaos yaşanıyor. Fiili olarak bölünen Libya, ABD, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi mücadele sahasına dönüştü. 2014 yılında General Hafter’in başlatmış olduğu darbe girişimi ile yeni bir belirsizlik sürecine giren Libya’da huzurun ne zaman hâkim olacağı bilinmiyor.

ACILARLA DOLU BİR ÜLKE; YEMEN

Yemen, süreç içerisinde iç savaş, işgal, çatışma ve bombardımanlar ile harap bir hale dönüştü. Yemen’de çok sayıda insan savaşın etkisiyle hayatını kaybetti, savaştan bir şekilde etkilenen kişi sayısı ise milyonlarla ifade ediliyor.

Arap dünyasının en yoksul ülkelerinden biri olan Yemen, Arap Baharı’nın derinden etkilediği bir diğer ülke oldu. Yemen süreç içerisinde iç savaş, işgal, çatışma ve bombardımanlar ile harap bir hale dönüştü. Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın Yemen’de de vücut bulmasının ardından başlayan protestolar neticesinde Ali Abdullah Salih yönetim erkini bırakmak zorunda kalırken Abdullah Salih’in ardından Mansur Hadi’nin iktidara gelmesi de krizi dindirmedi. Husiler’in Yemen’in başkenti Sana’da hâkimiyet kurması ve beraberinde yaşanan gelişmeler Mansur Hadi’nin ülkeyi terk etmesine yol açtı. Mansur Hadi’nin ülkeyi terk etmesinin ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon güçleri, Yemen’e saldırı başlattı. Bugün gelinen noktada Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon güçleri çatışmanın taraflarını oluştururken Yemen’de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Yemen’de çok sayıda insan savaşın etkisiyle hayatını kaybetti, savaştan bir şekilde etkilenen kişi sayısı ise milyonlarla ifade ediliyor. Öte yandan çocukların da etkilendiği savaşta en az 85 bin çocuğun yetersiz beslenme dolayısıyla hayatını kaybettiği belirtiliyor.

BAHREYN’DE BASKI SÜRÜYOR

Bahreyn’de ayaklanmaların önüne geçildi. Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, 2012 yılının Mayıs ayında ülkenin anayasasında birtakım değişikliklere imza atsa da Bahreyn’deki baskı ortamının devam ettiği kaydediliyor.

Arap Baharı, Körfez ülkeleri arasında yer alan Bahreyn’de de etkisini gösterdi. Tunus’taki gösterilerin bir sene sonrasında Bahreyn, yönetim karşıtı ayaklanmalara sahne oldu. Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümetin sert müdahalesi sonucunda Bahreyn’de ayaklanmaların önüne geçildi. Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, 2012 yılının Mayıs ayında ülkenin anayasasında birtakım değişikliklere imza atsa da Bahreyn’deki baskı ortamının devam ettiği kaydediliyor.

MISIR’IN HÜSNÜ MÜBAREK DÖNEMİNDEN FARKI YOK

Mısır, Arap Baharı’nın derinden etkilediği ülkelerden biri oldu. Tunus’un ardından rejim karşıtı gösterilere sahne olan Mısır’da Hüsnü Mübarek devrilmiş olsa da gelinen noktanın Mübarek döneminden pek bir farkı olmadığı görülüyor. Bu bağlamda Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin ardından iktidara gelen İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) mensubu Muhammed Mursi, 3 Temmuz 2013 günü televizyonlardan da yayınlanan bir darbe ile yönetim erkinden uzaklaştırılırken o gün itibarıyla Müslüman Kardeşler hareketine yönelik büyük bir zulüm başlatıldı. Mursi’nin esaret altında şehadete eriştiği süreçte çok sayıda kişi de idam edildi. Sisi’nin Cumhurbaşkanlığı makamını işgal ettiği Mısır’da bugün insan hakları ihlallerinin yanı sıra ciddi anlamda ekonomik kriz de yaşanıyor.

SURİYE’DE İNSANLIK TARİHİNİN EN ACI DÖNEMLERİNDEN BİRİ YAŞANIYOR

Arap Baharı’nın en ağır yaşandığı bir diğer ülke olan Suriye’de, insanlık dramlarıyla özdeş bir hale geldi. İnsanlık tarihinin en acı dönemlerinden birinin yaşandığı Suriye’de yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Çok sayıda insanın savaştan etkilendiği ülkede milyonlarca insan da sığınmacı durumuna düştü. Suriye’de rejime karşı başlayan gösterilere Beşşar Esad yönetiminin şiddetli bir şekilde karşılık vermesi ile birlikte iç savaşın ateşi fitillendi. Esad güçlerinin zulümlerine ilaveten bölgede kaos isteyen güçlerin de ateşe benzin dökmesiyle durum içerisinden çıkılması zor bir hal aldı.  Ülkedeki vaziyete emperyalist güçlerin de dahil olması insanlık tarihinin en büyük dramlarından birinin oluşmasına sebep oldu. Esad yönetimi, Rusya ve ABD gibi aktörlerin nice vahşetine tanık olunan Suriye’de çok büyük acılar yaşandı. Öte yandan süreç içerisinde terör örgütleri DEAŞ ve YPG/PYD’nin güç kazandığı Suriye’nin toprak bütünlüğünü sürdürüp sürdüremeyeceği bilinmiyor. Yıllardır acının hâkim olduğu Suriye’de mevcut vahim tablonun ne zaman düzeleceği bir muamma olarak duruyor.

19 Ara 2020 - 04:30 - Dünya

Muhabir Bekir Şirin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Ahmet Yeni - Olayların seyri

https://www.youtube.com/watch?v=-wrM2shAS38&ab_channel=H%C3%BCsn%C3%BCMahalli

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Aralık 08:33


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?