İşgale karşı direniş nişanı

Siyonist İsrail tarafından bir kardeşi sürgün edilen, bir kardeşi şehit edilen Gufran Zamil Hanımefendi, işgalci İsrail’e karşı mücahedesini sürdürüyor.

Furkan Erten
Furkan Erten Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Siyonist İsrail tarafından bir kardeşi sürgün edilen, bir kardeşi şehit edilen Gufran Zamil Hanımefendi,  işgalci İsrail’e karşı mücahedesini sürdürüyor. Kendisi de bir dönem İsrail zindanlarında yatan ve nişanlısı 10 yıldır işgal güçleri tarafından hapishanede esir tutulan Zamil, özgür Filistin’de nişanlısıyla buluşma gününü bekliyor. Gazetemize konuşan Zamil, İsrail’in elinden özgürlüklerini söküp alacaklarını belirtti.

Filistin toprakları, uzun yıllardır devam İsrail işgalinden dolayı acı dolu hikâyelere ev sahipliği yapıyor. Bu acı dolu hikâyelere rağmen Filistinli Müslümanlar, İsrail’e karşı mücadeleden vazgeçmiyor. Gufran Zamil isimli hanımefendinin yaşadıkları da Filistin’in önemli direniş hikâyelerinden biri. Bir erkek kardeşi İsrail zindanlarında hayatta kalma mücadelesinin ardından sürgün edilen Zamil’in, bir kardeşi de Siyonist askerlerin saldırısında şehit oldu. 2009 yılında tutuklanarak İsrail zindanlarında bir yıl tutuklu kalan Gufran Zamil’in, 11 yıllık nişanlısı Hasan Selame de müebbet hapis cezası ile tutuklu bulunuyor. Gufran Hanım, yaşadıklarını, müebbet hapis cezası almış biriyle nişanlanmasının anlamını Millî Gazete’ye anlattı.

BİR KARDEŞİ SÜRGÜNDE, BİR KARDEŞİ ŞEHİT OLDU

Geçmişten günümüze Filistin’de yaşadıklarınızı anlatır mısınız?

Filistinli bir genç kız olarak işgalin zulmü ve sıkıntısıyla yaşadım. Siyonist işgalinden muzdarip bir evde büyüdüm. Büyük kardeşim, İsrail tarafından birkaç kez tutuklandı. Ortanca kardeşim senelerdir onların hapishanelerinde esirdi ve vücudunda birçok yara var. 1991 yılında Hamas ve İslami Cihat hareketinden birçok kişiyle birlikte Lübnan’ın güneyine gönderildi. Diğer erkek kardeşim ise, kendisini ve arkadaşlarını hedef alan bir suikast sırasında şehit edildi. Filistin şehirlerinin en güzeli sayılan güzel Kayserya’yı terk etmek zorunda kaldık. Tüm Filistinliler gibi Batı Şeria’da kamplarda hayata tutunmaya mecbur bırakıldık.

“MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILAN ESİRLER GÖRDÜM”

Bir süre İsrail hapishanesinde de kaldınız. Tutuklanma süreciniz ve hapishanede gördüğünüz manzara nasıldı?

Topraklarımızı işgal eden bu düşmanla tüm gücümüz ve imkânımızla savaşmamız gerekiyordu. Bu yüzden kalemimi davamızı savunmak için kullanıyordum. Bunun bedelini de İsrail hapishanesinde bir yıl kalarak ödeyen Filistinli kızlardan biriyim. Bir gazetede halkımın çektiği acıları, kahraman esirlerin ve şehitlerin fedakârlık hikâyelerini yazıyordum. 2009 yılında evime yapılan bir baskından sonra İsrail işgal kuvvetleri tarafından tutuklandım. Beni, halkımın acılarını yazmak için kullandığım kalemimden başka suçlayacakları bir şey yokken ailemin yanından alıp götürdüler. Esir olmadan önceki kişiliğim, hapishanede geçirdiğim kısa süreye rağmen değişti. Anne esirler, hasta esirler ve müebbet hapis cezasına çarptırılan esirler gördüm. Onların hikâyelerini dinledim. İşgal kanunlarında müebbet, 99 yıla tekabül ediyor.

“GARDİYANIN SÖYLEDİĞİNE GÖRE ORUÇ TUTUP, İFTAR YAPIYORDUM”

Siz, İsrail zindanlarında neler yaşadınız?

İki ay boyunca dış dünyadan tamamen kopuk bir şekilde yalnız bir hücrede kaldım. Gardiyanın gece mi, gündüz mü olduğunu söylemesinden başka hiçbir şey bilmiyordum. Ramazan ayında tutuklandım ve bana söylenene göre oruç tutup iftar yapıyordum. Eğer bir soruşturma hücresindeysen saati bilme veya oradan çıkma hakkın yok. Zindanlarda ise herhangi birine ulaşacağın pencereler yok. Seni ziyarete gelen varsa işgalcilerin kararıyla ziyaret yapılır. Bu ziyaret de avukatla sınırlı. Akrabaların veya ailen gelirse onlardan tamamen koparılıyorsunuz. Bu durum, esirlerin bulunduğu genel hapishaneye nakledilinceye kadar aylarca sürüyor.

“YARALI HALDE HASTANEDEYKEN AKLA GELMEYECEK İŞKENCELER GÖRDÜ”

Nişanlınız Hasan Selame’nin neler yaşadığından, onun hikâyesinden bahseder misiniz?

Nişanlım Hasan Selame, Gazze Şeridi’nde doğdu ve 1996’dan beri işgal hapishanelerinde tutuklu. Hasan, halkının acısını çeken bir gençti. İşgalci İsrail’in, savunmasız, silahsız halkımıza uyguladığı katliamlara, sürgünlere şahit oldu. Gasp edilen topraklarımızı, haklarımızı savunmak için mücadele etti. Bunları savunması kadar da doğal bir şey olamaz. Bu, kimsenin itiraz etmeyeceği ve kimsenin onun suçlamayacağı hakkıdır. Hasan’ın operasyonları bu yüzden işgal ordusunu hedef alıyordu. 3 operasyonda 45 terörist İsrail askerini öldürdü. Hasan, eylemlerini uygulamak için Gazze’den Batı Şeria’ya gitmişti. Burada bir çatışmada tutuklandı. Çatışma sırasında Hasan’a vücudunu delen birkaç tane kurşun isabet etti. Daha hastanedeyken sorgulanmaya başlandı. Sorgu süreci bu yüzden 4 ay sürdü. Tabii Hasan yaralı halde hastanedeyken akla gelmeyecek işkenceler gördü. Bu işkencelerin sonucunda mahkeme Hasan’a 48 kere ağırlaştırılmış müebbet ve 36 yıl hapis cezası verdi. 25 yıllık tutukluluğunun 13 yıldan fazlasını tek kişilik bir hücrede geçirdi.

“NİŞANLANARAK, İŞGALCİLERE MEYDAN OKUDUK”

Siz Hasan Selame ile hapisteyken nişanlandınız. Sanırım müebbet hapis cezası almış biriyle hayatınızı birleştirdiniz diyebiliriz. Nasıl oldu?

Biz, 70 yıldan fazla süredir işgal altında olan bir halkız. İşgalcilerin hedeflerinden biri bu toprakları, orada yaşayanlardan boşaltmaktır. İsrail, hapishanelerdeki esirlerin hapis dışındaki hayatlarının bitmesini, esirin ailesinden tamamen kopmasını ister. Bu yüzden benim kararım, Hasan’la özgürlüğümüzü işgalcilerin elinden söküp almaktı. Allah’a şükür, onlara nişanlanarak meydan okuduk. Hatta bizim nişanımız onlar için sert bir darbe oldu. Müebbet hapis cezasına çarptırılmış Hasan bir gün bu zulümden kurtulabilir, eşiyle bir ev kurabilir. Hasan’la nişanlılığımızın üzerinden 10 yıl geçti. Ne o beni gördü, ne de ben onu gördüm. Herhangi bir esirin doğal hakkı olan ve savaş esirleri ile ilgili kanunlarla garanti altına alınmış bu ziyaretlerden bizi men ettiler, bizi evlilik karamızdan dolayı cezalandırdılar.

“ÖZGÜRLÜK GÜNÜNÜ SABIRLA BEKLİYORUZ”

Geleceğe dair umutlarınız, hayalleriniz nedir?

Biz eminiz ki bu işgal devam etmeyecek. Bu işgalcilerin hedeflerini gerçekleştirmesine izin vermeyeceğiz. Hasan ve ben, esaret döneminin biteceğini düşündük. Allah’ın izniyle bu dönem geçici bir dönem. Bu yüzden geleceğimizi tüm ayrıntılarıyla planladık. Gazze Şeridi’nde oturacağımız evi inşa ettik. Buluşma umuduyla yaşıyor ve Allah’ın bizi bir araya getireceği özgürlük gününü sabırla bekliyoruz.

19 Ara 2020 - 04:30 - Dünya

Muhabir Furkan Erten


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?