Herkes sorumlu davranmalı

Toplum Bilimleri Kurulu’nda görev yapan Prof. Dr. Veysel Bozkurt ve Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Budak Millî Gazete'ye konuştu.

Furkan Erten
Furkan Erten Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

2019’un Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve yüz binlerce insanın ölümüne sebebiyet veren koronavirüse dair en büyük tartışma hiç kuşkusuz “aşı” konusu oldu. Bulundu bulunacak derken geçen haftalarda Almanya, Rusya ve Çin, Kovid-19 aşısını bulduğunu açıkladı. Birçok soru işaretini barındırsa da pandemiyle mücadelede çıkış yolu olarak görünen aşı hakkında vatandaşın kafası karışık. Dünyada birçok ülkenin sipariş verdiği Kovid-19 aşısının, 11 Aralık’ta ülkemize gelmesi beklenirken halkın endişeleri giderilmezse aşı elde kalabilir. Dosyamızın ikinci bölümünde toplumsal güvene büyük darbe vuran koronavirüs aşısına dair önemli detayları Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Toplum Bilimleri Kurulu’nda görev yapan Prof. Dr. Veysel Bozkurt ve Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Budak ile konuştuk.

“BİRÇOK ÜLKEDE GÜVENSİZLİK VAR”

Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt, “Güven meselesi aşıyı da aşan bir konu. Birçok ülkede güvensizlik var. Güven düzeyi düşük toplumlarda komplo teorileri daha kolay yayılıyor. Komplo teorilerinin en çok ilgi gördüğü ülkelerden birsi de ABD. PEW Research’ın araştırmasına göre bu ülkede Cumhuriyetçiler pandemiyi diğerlerine göre daha fazla komplo ile ilişkilendirmekteler. Buna karşılık komplo teorilerine biraz daha mesafeli duran Demokratlar, koronavirüs tedbirlerine uyum gösterme eğilimindeler. Bizim toplumuzda da tarihsel olarak yakın çevre dışındakilere güvenme eğilimi düşük. Oysa güven bir sosyal sermayedir. Bir toplumda güven ne kadar güçlüyse işbirliği imkânları o kadar artar. Güven düşükse işbirliği zayıflar ve kutuplaşma artar” dedi.

“İNSANLARIN TEMEL GÜVENLİK DUYGULARI SARSILDI”

Yaptığı ankete dair verileri paylaşan Bozkurt, “Nisan’da yaptığım 5 bin 300 kişilik Koronavirüsün Etkileri Araştırması’nda anketi cevaplayanların yüzde 28’i, ‘Aşı bulundu ancak gizleniyor’ diyordu. Yüzde 34’ü de ‘Koronavirüs büyük güçlerin komplosu’ cevabını vermişti. Kasım itibarıyla koronavirüs konusunda komplo teorilerine itibar edenlerin oranı yüzde 56’ya ulaştı. Salgın sonrasında insanların temel güvenlik duyguları sarsıldı. Bilgiler, virüs kapma, ölüm ve sevdiklerini kaybetme korkusunun da arttığını gösteriyor. Yaşam memnuniyetleri geriledi. Özellikle kırılgan gruplar arasında huzursuzluk çok daha fazla arttı. Belirsizlik ne kadar uzarsa endişe o ölçüde artar ve insanların analitik düşünme becerileri zayıflar. Böyle bir durum, insanların paranoyak senaryolara inanmalarını kolaylaştırır. Her insan belirsizlikten korkar. Karşılaştığı sorulara yönelik gerilen çözümler, basitleştirilmiş net cevaplar onların belirsizliğini ve bunun oluşturduğu kaygıları azaltır. Komplo teorileri, belirsizlikten tedirgin olan insanların bu zaafını istismar etmektedir” diye konuştu.

 “AŞI KONUSUNDA HEPİMİZ SORUMLU KONUŞMALIYIZ”

Bozkurt, konuşmasının devamında şunları söyledi: “İçinde yaşadığımız dünya, insan aklının kavrayabileceğinin çok ötesinde karmaşıktır. Bilimsel bilgi, bu karmaşık dünyada bizim sorunlarımıza çözüm aramaktadır. Dolayısıyla uzmanların bilgileri (ya da bilimsel araştırmalar) ne kadar sadeleştirilse de komplo teorilerinin basitliğine ve kesin ifade biçimine ulaşamayacaktır. Ancak basitleştirmek ve güvenilirliği olmayan deliller olmaksızın kesin bir dille ifade edilmesi, onların doğru olduğu anlamına gelmez. Kullandığımız her şeyin bir riski olabilir. Örneğin binde bir kişi için risk var diye, binde dokuz yüz doksan dokuz kişiye fayda sağlayan bir üründen vaz mı geçiyoruz? Aşı konusunda hepimiz sorumlu konuşmalıyız. Çünkü toplum sağlığını ilgilendiriyor. Komplo teorilerinden ve bilgi kirliliğinden kendimizi koruyabilmek için her konunun uzmanı kimse onu dinlemeliyiz.”

 “KİRLİ HABERLERİ YAYANLAR DA VEBAL ALTINDA KALMAKTADIR”

Sosyal medyadaki paylaşımlara da değinen Bozkurt, “Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada İtalyan bir hekimin konuşmaları paylaşıldı. Fakat bu hekimin bu konuda hiçbir uzmanlığı yok. Günümüzde insanların yaptığı araştırmaları Akademik Google’dan hepimiz görebiliriz. Ayrıca İtalyanca bazı kaynaklardan görebildiğim kadarıyla bir yıl önce meslekten çıkartılmış birisi. İtalyanların rağbet etmediği bu kişinin videosunu Türkçeye çevirip insanların güvenini sarsan kişiler toplumumuzun sağlığını tehlikeye atmaktadırlar. Bu tarz kirli haberleri yayanlar da vebal altında kalmaktadırlar. Çünkü bu kirli haberlere inananlar az sayıda da olsa bazı insanların aşıdan uzak durmalarına yol açarsa, birçok insanın ölümüne ya da ağır hasta olmasına yol açabilirler. Bu sebeple aşının uzmanı olmayan yorumlara inanmasınlar. Vebal altında kalmak istemiyorlarsa doğrudan aşı konusunda çalışan kimler varsa onları dinlesinler. Normal hayatımıza geri dönebilmenin şu an için tek yolu aşının yaygınlaştırılmasıdır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

ŞÜPHELERİ ORTADAN KALDIRMAK YETKİLİLERİN ELİNDE

Aşılama çalışmalarını değerlendiren Kilis 7 Aralık Üniversitesi Sağlık Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Budak da, “Aşılama çalışmaları; özellikle bulaşıcı hastalıklarla mücadele süreçlerinde, gerek bireysel ve gerekse toplumsal düzeyde sağlık statüsünün iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve yine sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesi adına, başlı başına bir gerekliliktir. Yine özellikle bulaşıcı hastalıkların kontrolü adına ve kitlesel bağışıklık adına, aşılama çalışmaları hayati öneme sahiptir. Ama özellikle içinde bulunduğumuz bu pandemi sürecinde tam manasıyla bütün fazları tamamlanmadan ortaya çıkan aşılara tüm dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de şüpheyle yaklaşılmaktadır. Bu şüphelerin ortadan kaldırılması ise ancak ve ancak, yetkililerin bilimsel veriler ışığında ortaya koyacağı geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları ile mümkün olacaktır” dedi.

“UMARIM EN ETKİLİ AŞI TERCİH EDİLİR”

Budak şöyle devam etti: “Sağlık Bakanlığı da yurtdışından getirilecek olan bu aşıların, Halk Sağlığı ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu laboratuvarlarında birçok farklı güvenilirlik analizlerinden ve uygunluk testlerinden geçirilerek onaylanacağını ifade etti. Umuyorum ki bu veriler ışığında en etkili olan aşı tercih edilir, toplum bu konuda bilinçlendirilir ve inşallah bu vesileyle en kısa zamanda da bu pandeminin önüne geçilmiş olur.”

“TOPLUMDA GÜVENSİZLİK OLUŞMASI DOĞAL”

“Gerek Kovid-19 hastalığının yeni bir pandemi olmasından dolayı taşıdığı bilinmezlik, gerek bu süreçte ortaya çıkan komplo teorileri ve gerekse uygulanacak aşının Çin’den getirilecek olması neticesinde toplumda bir güvensizlik oluşmasını doğal bir süreç olarak değerlendiriyorum. Bu güven eksikliği, toplumun yalnızca bir kesiminde yok ne yazık ki. Hepimizde, toplumun her kesiminde mevcut. Çünkü ortada bir bilinmezlik söz konusu” diyen Budak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mart ayından bu yana, Kovid-19 tedavisi için uygulanan tedavi protokolleri dahi hem ülkemizde hem de dünya genelinde sürekli değişip güncelleniyor. Şu an Kovid-19 hastalarına tedavi için verilen ilaçların dahi etki ve yan etki düzeyi tam olarak bilinmiyor. Dolayısıyla böyle bir ortamda, toplumda aşıya dair bir güvensizliğin olması çok doğal. İnsanlık tarihindeki bilimsel tecrübelerden yola çıkarak, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; bu tür pandemilerin önlenebilmesi ve eradike edilebilmesi açısından aşının önemi asla inkâr edilemez. Hatta aşı olmadan, toplumsal bağışıklık dediğimiz kitle bağışıklığını sağlamanın da mümkün olmadığını biliyoruz. Lakin burada önemli olan husus, özellikle Bilim Kurulu ve Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından; toplumun her kesimini ikna edecek düzeyde, bu aşıların, hastalığın tedavisi ve yan etkileri açısından güvenilir olduğuna dair bilimsel verilerin ortaya konulabilmesi hususudur. Bu başarılabildiği takdirde Kovid-19 aşısına karşı toplumsal güven de oluşacaktır.”

“KOMPLO TEORİLERİNE İNANMAMAK GEREKİYOR”

Bill Gates’in aşı çalışmalarını ve açıklamalarını değerlendiren Budak, “Kovid-19 aşılarına ilişkin ortaya konulan toplumsal güvensizliğin temel kaynaklarından birinin de bu türden komplo teorileri olduğunu görüyoruz. Yalnızca Bill Gates’in açıklamaları değil; bundan 10 yıl önce Kovid-19 benzeri bir salgının ortaya çıkacağına dair yayımlanan raporlar, yine 3-4 yıl önce Çin yapımı bir dizide direkt olarak Kovid-19 virüsünü tarif eden sahnelerin bulunması, yine Kovid benzeri salgınlar üzerine yıllar önce yapılan sinema filmleri de bu komplo teorilerine örnek olarak verilebilir. Ama açıkçası, bu derece ileri düzey paranoyaya da gerek olmadığını düşünüyorum. Evet, bazı ülkelerin veya grupların, toplum nüfusunu azaltmak ya da biyolojik savaşlarda kullanabilmek adına viroloji laboratuvarlarında çeşitli çalışmalar yürütüldüğü biliniyor ve yine bugünün teknolojisiyle, DNA parçacıkları ve virüsler aracılığıyla, insan genetiğine müdahale edilebildiği de biliniyor. Yine biliniyor ki, aşıların yan etkileri sebebiyle ölen ya da engelli duruma düşen insanlar da var. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, geçmişte milyonlarca insanın ölümüne neden olan hastalıkların çoğu, o hastalıklar için geliştirilen aşılarla engellendi ya da yok edildi. Ve yine, geçmiş yıllardaki tecrübelere dayanarak, bugün için geliştirilen aşıların yan etkileri yok denecek kadar azaltıldı. Dolayısıyla bu tür komplo teorilerine açıkçası inanmamak gerektiğini düşünüyorum ve inanmıyorum” ifadelerini kullandı.

YARIN Dosyamızın üçüncü bölümünde uzman görüşleri devam edecek

 

10 Ara 2020 - 04:30 - Gündem

Muhabir Furkan Erten


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?