Reklamı Kapat

Cihat Yaycı: Türkiye neden MEB ilan etmiyor?

İlk salon konferansında AGD’li gençlerle bir araya gelen müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, önemli değerlendirmelerde bulundu…

Haber Merkezi
Haber Merkezi Tüm Haberleri
Haber albümü için resme tıklayın

Anadolu Gençlik Derneği ( AGD) İstanbul Şubesi tarafından ‘Doğu Akdeniz’de Neler Oluyor?’ başlığıyla düzenlenen konferansta konuşan müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, yine gündemi belirleyecek değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki muhatabının Yunanistan olmadığını ifade eden Yaycı, “Diplomatlarımız maalesef deniz hukukunu tam bilmiyorlar. Bizim Akdeniz’deki sınırımız Yunanistan’dan 14 kat daha fazla. Buna rağmen neden “Münhasır Ekonomik Bölge” (MEB) ilan etmek için Yunanistan’a takılıyoruz anlamıyorum” dedi.

Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, ilk konferansını Anadolu Gençlik Derneği İstanbul şubesinde verdi. AGD’de lisansüstü çalışmalarda bulunan gençlere hitap eden Yaycı, deniz tarihinden, Doğu Akdeniz sorununa kadar birçok konuya değindi. Akdeniz’de Yunanistan’ın söyleyecek bir sözü olmadığını söyleyen Yaycı, “Uluslararası deniz hukukuna göre orantılılık ilkesi esastır. Kıyı sınırları ölçülür sonra iki devlet arasında kıyı sınır oranına göre bir ortay çizilir. Bizim Akdeniz’deki sınırımız 2260 kilometrekare. Yunanistan’ın sınırı ise 167 kilometrekare. Rakamlar Akdeniz’de kimin söz hakkı olduğunu açıkça gösteriyor” diye konuştu.  

“TÜRKİYE DENİZ POLİTİKASINI GÖZDEN GEÇİRMELİ”

Yetkililerin boğazlar konusunda da hata ettiğini belirten Yaycı, “Türkiye’nin boğazlardan geçen gemilerden 22 kat daha fazla para alması gerekiyor. Çünkü bu Montrö’ye göre altın oranına göre hesaplanmıştır. Diğer taraftan dünya kutuplardan çıkması muhtemel madenlerle ilgili anlaşma imzalıyor. Türkiye ne hikmetse anlaşmaya imza atmayan 3 ülkeden birisi. Doğu Akdeniz’de 572 yıl yetecek gaz hidrat yatakları var. Ancak Yunanistan ile anlaşmaya çalışıyoruz. Bizim olan vatan için neden başka bir devletle tartışıyoruz ben anlamıyorum” dedi. 

 “DENİZ TİCARETİNİN ÖNEMİNİ NE ZAMAN ANLAYACAĞIZ?”

Türkiye’nin deniz ticaretindeki konumuna değinen Yaycı, “Deniz ticaret geliri dünyada 380 milyar doları buluyor. Bunun yüzde 30’u Akdeniz’de dönüyor. Türkiye’nin dünyadaki payı ise sadece yüzde 1,5. Bu utanılacak bir tablodur. Bakın diğer önemli bir konu deniz taşımacığı. Hava taşımacılığı, deniz taşımacığından 21 kat daha pahalı. Kara taşımacılığı  deniz taşımacılığından 7 kat daha pahalı. Demiryolu ise 3 kat daha pahalı. Türkiye yarımada şeklinde bir ülke olmasına rağmen deniz taşımacılığındaki payı sadece yüzde 4 buçuk. Akıl alacak iş değil” diye konuştu.

“DÜNYAYA DENİZCİLİĞİ BİZ ÖĞRETTİK”

Bizim tarih boyunca denizden anlamayan bir millet olarak gösterilmek istenildiğimizi ifade eden Yaycı, “Dünyaya denizciliği biz öğrettik. Dünya denizcilik tarihi, Türk tarihi olmadan yazılamaz. Sinop’ta, Alanya’da, Antalya’da Gelibolu’da atalarımız bin yıl önce tersaneler kuruyorlar.  Çaka Bey Çeşme’de 1090’da donanma kuruyor. Ancak Çaka Bey’i damadı öldürüyor ve donanma dağılıyor. Unutmayalım ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Tabii daha sonraları Oruç Reis, Barbaros gibi efsaneleşen isimler de çıkıyor. Hatta Amerika, donanmasını bizim yüzümüzden kurmak zorunda kalıyor. Cezayir Beylerbeyi Hasan Paşa, Amerikan gemilerini  geçirmiyor. Bunun üzerine 625 bin altın alıyor Osmanlı Amerika’dan. Bu olaydan sonra ABD kendi donanmasını kurmak zorunda kalıyor” diye konuştu.  

“BALIKÇILIKTAN 400 MİLYON DOLAR KAZANABİLİRİZ”

Ülkemizin dünya balıkçılığının çok gerisinde kaldığını söyleyen Yaycı, “Dünyada 200 milyon insan geçimini balıkçılıktan kazanıyor ancak bu Türkiye’de 200 bin civarında. Türkiye’nin sadece Doğu Akdeniz’deki balık geliri bile 400 milyon doları bulabilir.  Tabii bunun gerçekleşmesi için ona uygun politikalar hazırlanması gerekiyor. Doğu Akdeniz’deki deniz ticaretinde devlet bile saymadığımız Güney Kıbrıs bizden 4 kat daha fazla iş yapıyor. Katar ile 300 milyonluk anlaşma imzalıyoruz gündem oluyor da bu meseleler neden gündem olmuyor?” dedi.

“KORSANLIK İLE HAYDUTLUĞUN FARKI NE?”

Korsanlık ve haydutluk farkını anlatan Yaycı, “Korsan bir devlet namına bir usul ile haraç alan denizcidir. Haydut ise kendi namına gemileri gasp edene denir. Korsanlık devletlerin donanmaları için en büyük gelir kaynağıydı. Ne zamana kadar?  1856’ya kadar. Bir buçuk asır evveline kadar korsanlık resmi olarak uygulanmıştır.  O yüzden Oruç Reis gibi Barbaros Hayrettin Paşa gibi korsanlarımızı haydut gibi görmeyelim” dedi.

30 Kas 2020 - 04:30 - Gündem

Muhabir Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?