Ahmet Davutoğlu'dan Erdoğan'a sert Avrupa Birliği cevabı

Ahmet Davutoğlu'dan Erdoğan'a sert Avrupa Birliği (AB) cevabı geldi. Davutoğlu, Erdoğan'ı "İki sene önce neredeyse savaş ilan ediyordu" diye eleştirdi.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler Doğu Akdeniz krizi nedeniyle gerilimli bir süreç yaşarken ve Ankara’ya yönelik yaptırım sesleri yükselirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kendimizi AB’de tasavvur ediyoruz” yönündeki sözleri yeni bir tartışma başlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri “AB’ye diyalog çağrısı” olarak değerlendirilirken, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’dan eleştiri geldi.

Ahmet Davutoğlu, "Daha iki sene önce Avrupa’ya dönük olarak neredeyse savaş ilanına benzer şekilde gerilim yaşayan Cumhurbaşkanı AB'ye yöneldi. Ülkeyi yönetenler bir önceki gün söylediklerini tekzip eden şeyler söylediği zaman, bu ülkede güven kalmaz" dedi.

Bitlis'te Sivil Toplum Kuruluşu ve kanaat önderleri ile bir araya gelen Ahmet Davutoğlu açıklamalarda bulundu. Davutoğlu’nun öne çıkan ifadeleri şöyle:

“Bütün Türkiye’de talepler aynı, herkes özgürlük diyor, herkes adalet diyor ve herkes insan uğruna yakışır bir ekonomik seviye diyor. Son dört-beş yıl içinde bütün dünyada genel bir otorite değiştirme eğilimini görüyoruz. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde, Trump‘ın iş başına gelmesiyle birlikte bu otoriterleşme küresel bir salgın haline aldı. Neredeyse Türkiye’de 15 Temmuz’dan sonra; özellikle bütün Türkiye’de yaygın bir şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişten sonra, tek kişi yönetimin yaygınlaşması yasamanın, yürütmenin, yargının tek bir merkezde toplanmasından sonra insanların bir müddet sonra nefes alacakları alanın daraldığı bir ortamdan geçiyoruz.
Türkiye’deki ilk otoriterleşme eğilimi 2016’da bir Başbakana ve hükümetine karşı parti içinde yapılan bir darbe ile demokratikleşme sekteye uğradı. Şimdi o kabineden dört arkadaşımıza görev verildi ve bir baktık Sayın Cumhurbaşkanı reformdan bahsetmeye başladı. Unuttuğu demokrasiden bahsetmeye başladı. Unuttuğu Avrupa Birliği'nden bahsetmeye başladı, 'Yeni bir reform süreci başlatıyoruz' dedi. Dün Sayın cumhurbaşkanının bir ifadesi oldu, 'İstikametimiz Avrupa birliği, yöneticimiz Avrupa birliği, geleceğimiz Avrupa, biz Avrupa’nın parçasıyız.' Daha iki sene önce Avrupa’ya dönük olarak neredeyse savaş ilanına benzer şekilde gerilim yaşayan ve bütün Avrupa’yı karşısına alıp konuşan Cumhurbaşkanı, Avrupa birliğine yöneldi. Her şeyden önce inandırıcılık ve güven şarttır. Ülkeyi yönetenlerin her sabah kalktıklarında bir önceki gün söylediklerini tekzip eden şeyler söylediği zaman, bu ülkede güven kalmaz.
Türkiye’nin istikameti Ankara’da çizilir. Ne Washington’da ne Moskova’da, ne Pekin’de. Washington’da Trump iktidar olacak, otoriter eğilimlere yöneleceksiniz. Biden iktidara gelecek, demokrasiden bahsedeceksiniz, bunun adı bağımlılıktır. 
İnfaz yasasıyla ve müzakerelerle dışarı çıkan ve bu sebeple geçmişte mahkemede, Sayın cumhurbaşkanına hakaret ederek ifade vermiş organize suçlardan suçlanan birisi, ana muhalefet partisi liderine ağır tehditler ve hakaretler de bulundu bu nasıl bir reform? Bu nasıl bir yeni dönem? Öbür tarafta aynı günlerde Diyarbakır’da yeniden tutuklamalar ve Nevruz gösterilerinde Diyarbakır’da hayatını kaybeden bir gençle ilgili mahkemede alınan kararla ilgili, kamu vicdanının zedelenmesi, yaralanması. Daha bir hafta geçmeden yaşanan bu olaylar, reform süreci diye zikredilen sürecin gerçek bir süreç olmadığını ortaya koyuyor.
Türkiye’de maalesef son dönemde adalet ciddi şekilde tarumar edildi. Talimatta insanların, tutuklandığı talimat da serbest bırakıldığı, talimatla tekrar tutuklandığı hukuk skandalları bütününden bahsediyoruz. Son dönemlerde bu konuda öylesine ağır tutuklamalar yaşandı ki artık ülkede adalet şarttır. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş örneklerinde ve birçok örnekte olduğu gibi; ben esastan tutuklu yargılanmaya karşıyım. Tutuklu yargılanma, bir insan hak ve özgürlük ihlalidir. Yargılarsınız, hüküm verirsiniz, suçluysa tutuklarsanız. Uzun süreli yargılanmalar hem adalete güveni sarstı hem de adaleti şaibeli bir duruma düşürdü.”

22 Kas 2020 - 19:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hadra - Sanki Ondan Farkın varmış gibi! Dış İşleri Bakanı (Mebus Bile değilken), AKP Genel Başkanı, Başbakan İlan edildiği Gün ve Saatte böyle konuşmuyordun! Başbakan iken Terör Yuvası KOBANİ'ye Selam ben söylemedim Mevki, Makam, Koltuk Peşinde olanların Davası zaten Yoktur! Türkiye de İki Farklı Görüş vardır 1) Her türtlü Güzellik ve Doğruluğu İnsanı önce ele alan, Rızai Bariyi Yüce Davayı Temsil eden ''Milli Görüş'', 2) Hıristiyan, Yahudi, her türlü Fitne, Fesat, Kısacası her türlü Şeytanlığı Mübah görüp İnsanı sömüren, Kölelik ve de Her türlü İzmleri kapsayan Gah Kapitalist, Gah Faşist, Gah Komünist, gah bilmem ne ist kılığındaki insanlık dışı sistem görüşü, Kısacası 1) Hak sistemi(Milli Görüş), 2) Batıl Emperyalist Sistemi Örnek Mi? İşte Dünyanın Muhtelif Sömüren ABD,AB; Rusya, Çin, Fransa, Suudi Arabistan,İsrail, BAE leri vb vb vb İşte Asyada,Afrikada, Güney Asyada İtilen,Öldürülen,Katl edilen,Yerinden edilen mazlum ve Mağdfur ,Masum Bölgeler

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 22 Kasım 21:50
02

Ismail Asil - @Hadra 01 nolu yoruma cevabı: makam koltuk pesinde olmayan varmi?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 11:51


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?