Reklamı Kapat

Çocuk yetiştirmede yeni dönem - II

Bir önceki yazımızda; modern çağda bilinçli velilerimizin, çocuk yetiştirirken karşılaştığı zorluklardan ve bu zorlukları aşmanın en kolay çözümü olan sevgiden bahsetmiştik.

Haber albümü için resme tıklayın

Hangi ebeveyne sorarsak soralım, ruhumuzu ve DNA’larımızı paylaştığımız evlatlarımızı sevmememizin mümkün olmadığını biliyoruz? Önemli olanın kalpte duyduğumuz sevgi değil, kalbimizdeki sevgiyi sevdiğimize hissettirmek olduğunu belirtmiştik. Asıl tıkandığımız noktanın sevgimizi karşı tarafa hissettirebilmek olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu durum aslında son yüzyılda açığa çıkan bir durum değil. Tarihin her döneminde sevmek ve sevdiğini hissettirebilmek hep önemli görülmüştür.

Yazımızın ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz...

Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: “Bir keresinde Temim kabilesinden Akra’ b. Habis Resulullah’ın yanında otururken O Hz. Hasan’ı öptü. Bunun üzerine Akra, ‘Benim on çocuğum var ama hiçbirini öpmüş değilim’ dedi. Resulullah  (s.a.v.) dönüp ona baktı ve ‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez!’ buyurdu.

Yani ebeveyn olarak bizler, bize sunulan evlat nimetine sevgi ile sarılmalı, şefkat ile onları beslemeli ve büyütmeliyiz. Hangi kültür türüne bakarsak bakalım sevgi her zaman ön planda olmuştur.

Sevgimizi hissettirme konusunda ünlü aile danışmanı Gary Charpman’ın 5 Sevgi Dili adlı kitabındaki bilgilerden faydalanmanızı istiyorum.

Gary Charpman insan fıtratının sevgiyi 5 şekilde hissedebildiğini aktarıyor. Bunlar:

1-Onaylayıcı Kelimeler

Evlatlarımızın gelişim seviyesine göre olumlu bir davranış gösterdiğinde; takdir etme, destekleme, cesaretlendirme ve teşvik etme. Ancak ne hikmetse bizim kültürümüzde onaylayıcı kelimeler kullanılırsa, çocuğun şımaracağı ve kendini beğenmişlik içerisine gireceği düşünülür. Oysa marifet iltifata tabiidir. Yani takdir edilen kişi hünerlerini daha kolay sergiler. Burada dikkat edilmesi gereken ince çizgi; takdir etmek ile boş gazlama arasındaki farkı görmektir. Yani çocuk hiç çaba göstermediği halde sen kralsın, sen paşasın, en iyisi sensin denmesi; içi boş bir balon yetiştirilmesine neden olur. Yaşı kaç olursa olsun en güzel öğüt; “Ne yaparsan yap evladım, elinden gelenin en iyisini yaptığın sürece benim gözümde en başarılı insan sen olacaksın ve ben her zaman seninle gurur duyacağım” demektir. Bu öğüt evladımız için en faydalı onaylama sözcüğü ve motivasyon kaynağı olacaktır. Aslında bu sadece çocuklarımız için değil, hayatımızda bulunan herkes için en geçerli başarı kriteridir. Yani ebeveyn olarak bizler de hata yapabiliriz, ancak vicdan mekanizması devreye girdiği zaman; “Ben bugün ailem için, sevdiklerim için, ülkem için, değerlerim için elimden gelenin en iyisini yaptım mı?” sorusunu sormalıyız. Cevap evetse rahat bir şekilde uyuyabiliriz. Mükemmeliyetçilik girdabına düşüp, memnuniyetsizliğe gömülmeyelim yeter.

2-Kaliteli Zaman

Kıyamet yaklaştığında zaman akışı hızlanır; sene, ay gibi; ay, hafta gibi olur. Cuma’dan Cuma’ya olan vakit de hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısalır.” (bk. Tirmizi, Zühd,24) buyurmuştur Efendimiz (s.a.v.). Modern dünyanın keşmekeşliği bizi içine o kadar çekiyor ki; ne kendimiz ile ne de sevdiklerimiz ile kaliteli zaman geçiremiyoruz. Teknolojinin bize sağladığı yapay atmosfer, bilincimiz o kadar esir almış durumda ki; her boşluğumuzda kendimizi ya TV karşısında ya da telefon ile uğraşırken buluyoruz.

Çocuklarımız bizi ister sevsin ister sevmesin her koşulda modeller. Yaptığımız her davranış, aldığımız her karar, söylediğimiz her söz çocuklarımız için ana kriterdir. Yani biz onlarla birlikte vakit geçirmedikçe, onlar da anne-babaları ile vakit geçirmenin önemli olmadığını düşünür. Yaşları ilerlediğinde ise onlarla vakit geçirmek istediğimiz zaman evlatlarımızın kabuğuna çekilmelerinin asıl nedeni budur.

Aslında çocuğun veliden beklediği günün belirli bölümlerinde fark edilmek, sevme ve sevilme ihtiyacını gidermek ve anlaşılmaktır. Çocuklarımızın bu ihtiyacı karşılamak için, günümüzün büyük bir bölümünü onlarla geçirmemize gerek yoktur. Yapılan bir araştırmaya göre çalışan annelerin büyük bir bölümü, sadece ev hanımlığı yapan annelere göre çocuğuyla daha kaliteli vakit geçirmektedir. Yani önemli olan geçirilen zaman diliminin süresinden çok, o dilimin içeriği ve kalitesidir. Göz teması kurmak, ona sorular sorarak kendini ifade etmesini sağlamak, birlikte gelişim seviyesine göre oyunlar oynamak;  çocuklarımız sevildiğini hissetmesi adına atılan minik ama önemli adımlardandır. Yani kaliteli zaman geçirmek için illa Montessori oyunları oynamak ya da sürekli farklı etkinlikler bulmak zorunda değilsiniz. Daha basit, daha sade ve daha samimi etkinlikler; onların sevgi pınarlarına daha kolay ulaşmamızı sağlayacaktır. Örneğin evde oynanacak saklambaç, oyun evinde oynayacağı en güzel oyunlardan daha mutlu edebilir çocuğu. Basit bir kartonun üstüne çizdiğiniz 9 taş, etkinlik kitabındaki uygulamaya göre daha eğlenceli ve öğretici olabilir. Sadelik; kolay ulaşılabilir, uygulanabilir ve etkili sonuçlar doğurur.

3-Hediye Alma

Hediyeleşin, çünkü hediye, aradaki muhabbeti arttırır” (Beyheki) buyurmuş Efendimiz (s.a.v.). Evlatlarımıza hediye almak sevgimizin güzel bir göstergesidir ve sevgimiz pekiştirmek için önemli bir araçtır ancak günümüzde hediye alma kantarı bozulmaya yüz tutmuş durumda. İlk yazımızda kuşakların yaşadığı zorluklar ve kuşakların sevgi anlayışından, sevgiye yüklediği anlamdan ve sevgiyi gösteriş tarzından bahsetmiştik. Şimdinin ebeveyni olan X ve Y kuşakları olarak bizler, kendi çocukluğumuzda yaşadığımız maddi sıkıntılardan dolayı hediye sevgisinden çok mahrum kaldık ve hala bu sevgiye açız. Bu sebeple kendi açlığımızı, evlatlarımız üzerinden doyurmaya çalışıyoruz. Ne fayda ki doyurmak yerine şişiriyoruz, obezleştiriyoruz. Maddi durumu ne olursa olsun tüm velilerimiz; çocuğunun isteklerini bir emir olarak algılıyor ve onun isteklerinin tamamını yerine getirmenin gerçek ebeveynlik olduğu kanısına varıyor. Her isteği alınan çocuk ise mutlu olmak yerine tüketim kültürünün oyuncağı olan, narsist bir bireye dönüşüp çıkıyor. Daha kötüsü evlatlarımız hayata atıldıklarında; iş hayatında ve evlilik hayatında her isteğinin gerçekleşmesini bekliyor. Bu isteğin gerçekleşmesi mümkün olmadığından dolayı; mutsuzluk tüm hayatlarına yayılıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; ihtiyacı karşılama odaklı hediyeleşme ya da anlamlı hediyelerle duyuşsal gelişimini arttıracak hediyeler almak olmalıdır. Pahalı telefonlar, marka giysiler ve ayakkabılar çocuğun hediyeleşme ihtiyacını karşılamaya yeterli değildir. Aksine pahalı hediye, kişinin hediye anlayışını zedeleyebilir. Yani pahalı hediye kültürüne alışan bir çocuk, alınan hediyelerin maddi pahasına göre değerini biçecektir. İki bin liraya telefon almışsa, beş yüz liralık bir kıyafet onun için basit ve ulaşılabilir olacaktır ve bu durum çocuğun tatmin ve mutluluk çizgisini ciddi düzeyde etkileyecektir.

Hediye sürpriz ise, kişiyi değerli hissettiriyorsa hediyedir. Sürekli bal yiyen biri için nasıl ki bal sıradan ise, sürekli hediye alınan çocuk içinde hediye sıradanlaşır ve değersizleşir. Örneğin sağlam bir spor ayakkabısı olan çocuğa yeni bir spor ayakkabı almak, ayakkabıyı çocuğun gözünde değersizleştirir ve mutsuz eder. Sonra ebeveyn olarak bizler sorgulamaya başlarız kendimizi ve evladımızı “neden benim çocuğum hiçbir şeyle mutlu olmuyor” diye. Her şeyde olduğu gibi hediye de dengeyi korumalı ve tutarlı olmaya çaba göstermeliyiz.

4-Hizmet Eylemleri

Sevilen kişi için sarf edilen efor, harcanan emek, gösterilen çabadır.

Evladınıza ikram edin, nasıl ana-babanızın sizde hakkı varsa, evladınızın da sizde hakkı vardır.” (Teberani) buyurmuş Efendimiz (s.a.v.).

Evladımız için yaptığımız tüm eylemler ona birer hediyedir. Hediyeyi bizim hazırlayıp güzel bir şekilde sunmamız da bir hizmet eylemidir. Zorda kaldığı durumlarda ona yardımcı olmak da hizmet eylemidir. Onun sevdiği yemeği hazırlamak bir hizmet eylemidir. Yani evladımız için yaptığımız tüm çalışmalar hizmet eylemidir. Yaptığımız çalışmaları evlatlarımızın gözüne sokmadan sadece gönülden gelerek yaptığımız zaman ise bu durum onların kalbinde sevgimizin makes bulmasına vesile olacak ve kalbindeki sevgi çoğalacaktır.

5-Fiziksel Temas

Sevdiklerimize dokunmak, sarılmak, onu hissetmektir.

Çocuklarınızı çok öpün, her öpüşte cennetteki dereceniz yükselir” (Buhari) buyurmuştur Efendimiz (s.a.v.).

İnsan beden ve ruhtan oluşan bir bütündür. Sarılmak ise hem bedeni hem de ruhu besleyen güçlü bir sevgi kaynağıdır. Şöyle bir düşündüğümüzde; annelerimizin kucağında hissettiğimiz sevgiyi başka hiçbir yerde hissedemiyoruz. Baba kucağının verdiği güven ve huzuru başka hiçbir atmosferde bulamıyoruz. Hâl, durum, vaziyet bu iken evlatlarımıza; yaşı kaç olursa olsun sarılmalı, öpmeli ve gözlerinin içine sevgiyle bakmalıyız. Sevgimizi hisseden evladımızın gözlerindeki mutluluk ise yuvamızın direklerini sağlamlaştırıp, kalbimize neşe dolmasına yetecek ve artacaktır.

Yetişkin bireylerde sevgi dillerinin özelleştiğini gözlemliyoruz. Yani bir eş sadece eşi ona hizmet eyleminde bulunduğunda kendinin sevildiğini düşünebiliyor, başka bir eş ise sadece eşiyle fiziksel temasta bulunduğunda sevildiğini hissedebiliyor. Ya da birey sadece eşi tarafından onaylandığında mutlu olup sevildiğini düşünebiliyor ancak; çocuklarımızın tüm sevgi dillerine ihtiyacı var ve hepsi yeterli düzeyde doyurulmalıdır. Sözlerimizi Efendimizin (s.a.v.) bir hadisiyle bitirmek istiyorum:

Çocuk sevgisi, cehennem ateşine karşı perdedir. Çocuklara iyilik etmek, sıratı geçmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip içmek, cehennemden kurtuluştur” (Şir’a).

Evlat sevgimiz ile yuvamızı cennet bahçelerinden bir bahçeye çevirmek ümidiyle…

(Ali Rıza Binbaş, NLP uzmanı)

26 Ağu 2020 - 16:28 - Aile & Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Okullar 21 Eylül'de açılmalı mı?