Aşı üretecek laboratuvarlarda skandal görüntüler! Önlemler merdiven altı

Koronavirüs salgını tüm dünyayı tehdit ederken, insanlık salgına karşı bulunacak aşıyı dört gözle bekliyor. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ndeki ihmallere Millî Gazete ulaştı.

Baki Sancak
ÖZEL HABER Baki Sancak Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Uzmanlar aşının tüm dünyaya aynı anda dağıtılamayacağını ön görürken, gözler Türkiye’de aşı ve anti serum çalışmalarını yürüten Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne çevrildi. Sağlık yönetiminde yaşanan gelişmelerin ardından Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ndeki ihmallere Millî Gazete Muhabiri Baki Sancak ulaştı. Salgınla mücadelede büyük önem arz eden aşı ve anti serumları üretecek kamu kuruluşuna ait laboratuvarların içinde bulunduğu hâl tedirginliğe neden oldu.

Koronavirüs (Covid-19) insanlığın kâbusu olmaya devam ederken, gözler sağlık yönetiminde yaşanan gelişmelere çevrildi. Avrupa’da yapılan bir araştırmayla Türkiye’de uygulanan koronavirüs tanı kitlerinin doğruluk payının yüzde 40 olduğunun ortaya çıkmasıyla yerlitanı kitlerine onay veren Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Daire Başkanı Selçuk Kılıç görevden alınmış, Sağlık Bakanlığı ise konuyu yalanlamıştı.

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman ile İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Aytun Çıray’ın gündeme getirdiği aşı ve anti serum üretimine ilişkin skandal görüntülerin ardından, haber kaynağımızın güvenliği gerekçesiyle kimliğini açıklayamadığımız bir uzman doktor Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nde yaşanan ihmalleri Millî Gazete’ye anlattı.

KURUMSAL OLARAK AŞI ÜRETİMİNDE YETERLİ DEĞİLİZ!

Koronavirüs salgınına karşı tüm dünyada 125 aşı çalışması sürdürülürken sadece İngiltere ve ABD üçüncü faz aşı çalışmasına geçebildi. Koronavirüse karşı ilk aşının ise uzmanlar tarafından Kasım ve Aralık aylarında üretilmesi beklenirken, tüm dünyaya aynı anda aşının ulaştırılması ise pek mümkün görülmüyor. Türkiye’nin kurumsal olarak aşı üretiminde yetersiz olduğunu ifade eden haber kaynağımız, “Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü aşı, antiserum ve biyolojik ürünlerin ar-ge çalışmalarını yapmak ve üretimlerini gerçekleştirmektir. Bu şu anki kanunular ile de belirtilmiştir. Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe’nin verdiği bilgiye göre ülkemiz de 12 ayrı yerde aşı çalışması yapılmakta olduğu ifade edilse de ülkemizde kullanılan tüm aşıların yüzde yüzü ithal edilmektedir. Türkiye’nin ürettiği en son aşının 1999 yılında olduğu kaynaklarda görülmektedir. Ülkemizde aşı üretiminin gelişimi sağlanmak yerine, liberal ekonomi anlayışı çerçevesinde her zaman dışarıdan tedarik etme, bir başka deyişle satın alma yolu tercih edildi. Halk sağlığı açısından ihtiyaç olan bazı ürünleri paranız olsa dahi tedarik edemediğiniz durumlar olmaktadır. Örnek olarak akrep anti serumu, yılan anti serumu, difteri anti serumu, tetanos anti serumu yurt dışından tedarik edilemediği için ülkemizde üretimi yapılmaya çalışılmıştır. Ancak ne üretecek evrensel şartlar sağlanmış ne de gerekli yatırımlar yapılmıştır.” diye konuştu.

LABORATUVARLARI LAĞIM SUYU BASIYOR!

Ankara’da bulunan nispeten üretime elverişli kuruma ait laboratuvarların bulunduğu arazilerin TOKİ’ye devredildiğini ifade eden haber kaynağımız sözlerinin devamında, “Üretim yapan laboratuvarları lağım suyu basıyor. Havalandırmaları dışardan hiçbir filtreden geçirilmeden aspiratörler ile sağlanıyor. Personel istihdam planı dahi mevcut değil. Ne personel istihdamı yapılıyor ne de laboratuvarların düzeni oluşturuluyor. Üretim için uygun laboratuvarlar, özellikle pürüfikasyon ve saflaştırma laboratuvarları mevcut değil. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan pirojen testi istenmeyerek ürünlerin uygun olmadığının görülmesi gözden kaçırılmaktadır. Lağım basan bir yerde insana, doku içine (Parenteral ilaç) verilecek bir ilaç yapılması ne kadar doğrudur? Laboratuvarların içinde bulunduğu durumu anlatan bir kurum çalışanının hazırladığı tespit raporununüst makamlara aktarıldığı biliniyor. Bu raporun daire başkanına, Halk Sağlığı Genel Müdürü’ne, Sağlık Bakanı Yardımcılarına ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sunulmuş. CİMER aracılığı ile Cumhurbaşkanlığı’na da iletilmiş. Ama ne yazık ki bir sonuç çıkmaması oldukça üzücüdür.” şeklinde konuştu.

SALGINLA MÜCADELEDE GEREKLİ OLAN AŞI VE ANTİSERUMU KİM ÜRETECEK?

Türkiye’deki ilaç endüstrisinin toplam sermayesinin yaklaşık 3 milyar dolar olduğunu dile getiren haber kaynağımız, “Türkiye İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası’nın verilerine göre Türkiye’de ilaç için 2018 -2019 Haziran arası 35 milyar TL, aşı ve anti serum için 1,5 milyar TL ödendiği biliniyor. Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın verdiği demeçlerde bahsedilen ülkemizde mevcut durumda rutin kullanılan aşıların yüzde yüzünü ithal ediyoruz. Koronavirüs salgını için asıl tedavi; aşı ve anti serumdur. Başka bir ülke tarafından bulunacak olan aşının tüm dünyaya aynı anda dağıtılamayacağı da herkesçe malumdur. Gerekli bu aşı anti serumların halkımızın sağlığı açısından tedarik edilmesi ve ihtiyacının karşılanması için bu amaca uygun akademisyenlerin, laboratuvarların organize edilmiş olmaları gerekmez mi? Bu amaçla oluşturulan kurumların işletilmesi, muhafaza edilmesi, geliştirilmesinin önemini koronavirüs salgını karşısında edineceğimiz acı bir şekilde tecrübe sonrasında mı uygulamaya geçeceğiz.” şeklinde konuştu.

ÖZEL SEKTÖRÜN ÇIKARLARI MI DÜŞÜNÜLÜYOR?

Aşı ve anti serum üretimi için uygun laboratuvar şartlarının oluşturulmamasının arkasında özel sektörün çıkarlarının düşünülüp düşünülmediğini sorgulayan haber kaynağımız, “Sağlık Bakanımızın uygun laboratuvar oluşturulması için bazı kaynaklara göre 2 milyon dolar ödenek tahsis edilmiş. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü yerleşkesi E Blok giriş katı da bu amaç için boşaltılmış. Ancak bu ödenek ile ne uygun pürüfikasyonne de saflaştırma laboratuvarları yapıldı. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nde uygun laboratuvar yapılmayarak ve uygun personel istihdam edilmeyerek ne amaçlandığı, kimlere ne avantajlar kazandırılmaya çalışıldığı sorgulanıyor. Özel sektörde aşı ve anti serum üretiminde büyük rol oynayan ilaç şirketleri yabancı sermayedarlara satıldı, satılmaya da devam ediyor. Yabancı ortaklıklar ile yerli şirketlere verilen devletin nakdi hibeleri ile hangi yerli firmamız halkımızın ihtiyacı olan aşıyı üretmiştir? Maalesef vuku bulmuş bir üretim şu an itibarı ile yoktur. Devlet tarafından üretimin yeterli olmadığı durumda halk sağlığı nasıl korunabilir? Bu durum bizlere devlet tarafından korunan ve organizasyonu ile kurumsal bir yapıya ihtiyaç olduğunu açıkça göstermektedir.” diye konuştu.

26 Tem 2020 - 04:30 - Gündem

Muhabir Baki Sancak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Dr - Helal olsun, çok güzel bir yazı olmuş... Ehil olmayan o kadar kişi kurum koltuklarında maaş alıyorki, kelimeler yetersiz kalıyor bu durumu anlatmaya. Bu kişilere hakkımız haram olsun...

Yanıtla . 6Beğen . 1Beğenme 26 Temmuz 10:29


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?