Erbakan Hoca’nın dilinden Ayasofya…

Ayasofya, tüm Müslümanların ortak meselesi, müşterek yarasıdır elbet. Lakin Necmettin Erbakan için bundan çok daha ötede bir mana taşır Ayasofya…

Zira Ayasofya, Hakk’ın batıla galebe çalmasından ilhamla siyasi sahada verilen mücadelenin de sembolüdür. Ruh kökünden uzaklaştırılmak istenen bir millete kim olduğunu hatırlatacak, nerede durması gerektiğini haykıracak bir nişanedir.

Bu hakikati, Erbakan Hocamızın muhtelif zamanlarda yaptığı açıklamalarda görmek mümkündür.

Ayasofya, Sultan Fatih’in milletimize vakıf olarak bıraktığı bir camidir. Vakıfların kendi maksatları istikametinde kullanılması zaruridir ve mevcut kanunlarımızın emridir. Konu bundan önce bildiğiniz gibi, bütçe görüşmeleri esnasında Millet Meclisi’nde birçok partilerin milletvekilleri tarafından müştereken orta yere konmuştur. Ve kanunların emrinin tatbik edilmesi istenmiştir. Bu hususta İçişleri Bakanlığımız bütçesinde Devlet Bakanlığımız bütçesinde konuşmalar yapılmıştır. İleriki bakanımız bu konuyu inceleyeceklerini bütçe müzakereleri esnasında vaat etmişlerdir. Bendeniz bildiğim kadar 30 Mayıs’ta bütçe çıktı iki aylık dönem esnasında bakan arkadaşlarımdan. İşittiğime göre Ayasofya’nın cami olmaktan dışarıya nasıl çıkarıldığına dair bir doküman bulamadıklarını ifade etmişlerdir. Ümit ediyorum ki, ilgili bakanlarımız bu hususta tetkiklerini yapacaklardır. Millet Meclisi’nde,  komisyonlarda yapılmış temennidir. Bakanlarımız bunun neticesine vardıkları zaman bu soruları kendilerine tevcih eden milletvekillerine gereken cevapları verecekler ve bu yolda bir şey yapılması lâzım geliyor, onun için hiç şüphesiz ifa edeceklerdir. (5 Eylül 1974)

“Hepinizi Sultan Fatih’in büyük ordusunun yeniden dirilmiş askerleri olarak Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla Fetih Günü’nden 525 sene sonra aynı imanla, aynı azimle, aynı aşkla yeni Fetih ordusu işte dimdik ayaktadır, inşallah büyük fetihlerin eşiğindedir. Cenab-ı Hak şu muhteşem ordumuza da aynı derecede ehemmiyetli büyük fetihleri nasip buyuracak. Manen ve maddeten kalkınmış yeniden büyük Türkiye’yi kurarak bütün insanlığa yeniden ışık saçacaksınız.

Muhterem İstanbullu kardeşlerim,

Mayıs ayındayız, fetih ayındayız. Büyük fethi hep beraber yaşıyoruz.

Bu ayın içerisinde ne üzülecek bir hadisedir ki, aynı milletin çocukları Taksim Meydanı’nda sapık ideolojilerin taklitlerini yaparken aynı milletin çocukları başka toplantılar yaparken işte aynı ayın içinde şimdi milletimizin cevheri orta yere çıkmış, Milli Görüş sahibi inançlı milletimiz bir volkan gibi İstanbul’un ortasından Ayasofya’nın önünden yeniden fışkırmıştır. Biz hem bayrağın altındayız hem de o bayrağa rengini veren şehitlerinin manasının ta kendisiyiz. Onun için İstanbul’u fethedenler şimdi bizimle beraberler.

 (İstanbul-1978 Fetih Konuşması- Ayasofya Meydanı)”

“Payitahtımız İstanbul’a gelip de sizi böyle bir iman seli halinde görünce çok yakında şu Ayasofya’yı tekrar ibadete açacağımız günün heyecanını duyuyorum.” (İstanbul/1979 İstanbul-MSP Mitingi Ayasofya Meydanı)

Bu taklitçiler o durumdadırlar ki, “9 Eylül’de düşmanı denize döktük” diye merasimyaparlar ama denize döktükleri düşmanın Yunan olduğunu bile söylemezler. Batı’nın şımarık çocuğu Yunanlıya yaranmak için, Sultan Fatih’in bizzat kendi şahsi malı olan ve kıyamete kadar ibadet yapılması için vakfetmiş olduğu Ayasofya’yı, her türlü insan haklarını çiğneyerek, bir vakıf malı olduğu halde, bu vasiyetine uygun bir şekilde cami olarak kullanmazlar, kırmızı kilise renklerine boyarlar. Gâvurlara yaranmak için ellerinden ne gelirse yaparlar. Böylesine tahrip olmuş bir taklitçilik zihniyetinden milli olayları yaşamalarını, bu heyecanı beklemek elbette mümkün değildir.

İşte bu bir avuç taklitçinin dışında, 60 milyon milletin kendisi elbette Refah Partisi’yle beraberdir ve elbette tarihiyle inancıyla beraberdir. Bundan dolayıdır ki, tam 25 yıldır büyük coşkuyla “Fetih Günü” kutlanmaktadır. (19 Haziran 1993 RP Grup Konuşması)

Ayasofya, İstanbul’un fethinde Sultan Fatih’in kendi fetih hakkıdır, kendi malıdır. Kendi malı olduğu için bunu vakfetmiştir, kıyamete kadar cami olarak kullanılmak üzere. Bundan dolayıdır ki, Ayasofya’nın cami olarak mutlaka kullanılması gerekir. Ayasofya Hakk’ın batıla galebesinin sembolüdür.

(AGD Fetih Şöleni)

13 Tem 2020 - 04:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?