Reklamı Kapat

Karamollaoğlu: Mahremiyetimize kadar dil uzatanların derdi ahlâk değil

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, "Göreve geldiğimiz ilk günden beri mahremiyetimize kadar dil uzattılar. Bunları bir kere bile görmemiş olan bu arkadaşların derdi etik, ahlak değil." dedi.

İnternet Haber Merkezi
İnternet Haber Merkezi Tüm Haberleri
Video için play'e tıklayın

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barolar ile ilgili düzenlemeye de değinen Karamollaoğlu, "Çoklu baro bu iktidarın gerçekleştirmeye çalıştığı en tehlikeli kutuplaşmayı adalet mekanizmasına taşıyan bir adımdır. Çoklu baro demek adaletin içerisine tamamen partizanlığın sokulması demektir. Bundan sonra mahkemelerde, tabiri caizse al gülüm ver gülüm iddiaları gündeme gelebilecektir." dedi. 

11 YILDA 5 KERE PATLAYAN FABRİKA İÇİN NEDEN TEDBİRLER ARTTIRILMAZ

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, partisinin Balgat Eğitim Merkezinde yaptığı konuşmada, gündeme dair görüşlerini dile getirdi. Hendek'teki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dileyerek sözlerine başlayan Karamollaoğlu, "Bu patlama kaza mı ihmal mi? 11 yılda 5 kere patlayan bir fabrika için neden güvenlik tedbirleri arttırılmaz. Bu konuda birçok soru işareti kamuoyunun vicdanını rahatsız etmektedir. Bu sebeple hiç olmazsa şimdi soruşturmanın titizlikle gerçekleştirilmesini temenni ediyorum." diye konuştu. 

'SAYIN CUMHURBAŞKANI SOSYAL MEDYAYI HÜKMÜ ALTINA ALMAK İSTİYOR'

Sosyal medya düzenlemesine ilişkin de tepkisini dile getiren Karamollaoğlu, "Göreve geldiğimiz ilk günden beri gerek şahsım, gerekse muhalefetin diğer isimleri sürekli hakaret ve iftira yağmuruna tutuldu. Demediklerini bırakmadılar, mahremiyetimize kadar dil uzattılar. Bunları bir kere bile görmemiş olan bu arkadaşların derdi etik, ahlâk değil. Asıl mesele her şeye hükmetme duygusu ile hareket eden sayın Cumhurbaşkanının sosyal medyayı da hükmü altına almak istemesidir.” ifadelerini kullandı. 

HER ŞEYİ BETONA MAHKÛM EDEN İKTİDARIN CİDDİ BAŞARISIDIR!

Hasankeyf'teki restorasyon da  tepki gösteren Karamollaoğlu, “Bildiğiniz üzere Anadolu Ajansı geçtiğimiz gün Hasankeyf’in yeni yüzü ile misafirlerini beklediğini duyurdu. Lakin bu yeni yüz bizi hayretler içerisinde bıraktı. Öyle ki tarihi dokuyu ve doğayı koruma konusunda gösterilen başarı hayret verici. Binlerce yıldır Anadolu’dan geçen onlarca medeniyet hatta işgal girişimlerinde bile böyle bir tahribat yaşanmamıştı. Barajın inşası temelde ihtiyaç olabilir birtakım tarihi eserlerin koruma maksatlı olarak taşınmasını takdirle karşılıyorum. Ancak geriye kalan manzara hiç iç açıcı değil. Bu durumda her şeyi betona mahkûm eden AK Parti iktidarının ciddi bir başarısıdır diyebiliriz. Bu duyarsızlığı herkes gösteremez, biz bu arkadaşları tebrik ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

ARTIK İKTİDAR YANLISI BAROLARA GÜN DOĞACAK

“Ülkemizin gündemini işgal eden konulardan birisi de birkaç haftadır üzerinde durduğumuz baro meselesidir. Bakınız çoklu baro bu iktidarın gerçekleştirmeye çalıştığı en tehlikeli; kutuplaşmayı adalet mekanizmasına taşıyan bir adımdır.

Çoklu baro demek adaletin içerisine tamamen partizanlığın sokulması demektir. Bundan sonra mahkemelerde, tabiri caizse al gülüm ver gülüm iddiaları gündeme gelebilecektir. Millet nereye gidecek, derdini nasıl çözüm arayacak? Artık iktidar yanlısı barolara gün doğacak. Kanun metni komisyondan geçerek meclis gündemine girdi. Temennimiz Cumhurbaşkanı’nın bu kanunu imzalamaması ve kutuplaşmayı önleyecek bir yapıya kavuşturulmasıdır. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın delegasyon tarafından değil doğrudan avukatlar tarafından seçilmesi de düşünülmelidir.”

MAHREMİYETİMİZE KADAR DİL UZATANLARIN DERDİ AHLÂK DEĞİL

“İktidarın hoşuna gitmeyen yayın yapan Halk TV ve Tele1 gibi televizyon kanallarının 5 gün süreyle ekran karartmasının nasıl alındığı ve RTÜK Başkanı’nın ifadeleri işin çığırından çıktığının an açık göstergesidir. Hakemlik görevi olan bir kurulun Başkanı’nın söylemlerinin “Cumhurbaşkanı’nından emir telakki telakki eden” bir minvalde olması bu kuruldan adalet beklenmeyeceğini gösterir. Bu kararı basın özgürlüğüne bir darbe olarak görüyorum. Tabi ki bu konuda gündemimizin bir başka konusu da sosyal medyada yapılması planlanan düzenleme. Öncelikle ifade etmeliyim ki; sosyal medya trol ordusu kuranlardan sosyal medyada etik kaygısı güttüğünü söyleyemez. Göreve geldiğimiz ilk günden beri gerek şahsım, gerekse muhalefetin diğer isimleri sürekli hakaret ve iftira yağmuruna tutuldu. Demediklerini bırakmadılar, mahremiyetimize kadar dil uzattılar. Bunları bir kere bile görmemiş olan bu arkadaşların derdi etik, ahlâk değil. Asıl mesele her şeye hükmetme duygusu ile hareket eden Sayın Cumhurbaşkanının sosyal medyayı da hükmü altına almak istemesidir.”

SÜNGÜYLE İKTİDARA GELEBİLİRSİNİZ AMA…

“İktidardaki arkadaşlara şu hususu hatırlatmak istiyorum. Tarihi bir söz vardır ''Süngüyle iktidara gelebilirsiniz ama süngünün üzerine oturamazsınız.'' Bu söz ile anlatılmak istenen şey, baskıcı siyasetin ya da askeri gücün hayatın akışı karşısında duramayacağıdır. Toplumlar ve özelinde insan sürekli değişime ve dönüşüme açıktır. Her şeyin hızla değiştiği bir dünyada, hiçbir iktidar kendi gücünü topluma zorla dikte ettiremez. Bu sebeple sosyal medya üzerinde kurulmaya çalışılan tahakküm nafiledir. Cumhurbaşkanı’nın her şeyi kontrol etme isteği sonunda boşa çıkacaktır. Göreceksiniz bu çabalar bir gün gelecek en çok bu zorlamaları yapanlara zarar verecek. Çünkü AK Parti artık tarihin akışına ters bir şekilde kürek çekmektedir. Tarih bu yolda çökmüş ve yok olmuş iktidarların hikâyeleri ile doludur.”

TIKANMIŞLIĞIN SEBEBİ TEK ADAM SİSTEMİDİR

“Türkiye, adalette, ekonomide, dış politikada, eğitimde bilumum hayatın ve siyasetin her sahasında tıkanmış durumdadır. Bunun en büyük sebebi şüphesiz ki bugünkü tek adam sistemdir. Bu sistemin bir an önce revize edilmesi, TBMM’nin güçlendirilmesi güçler ayrılığının sağlanması ve sistemin denetime açık hale getirilmelidir. Bakınız merhum Ahmet Hamdi Tanpınar "Zulmü her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur." diyordu. Bugün Türkiye’nin kabul ettiği her bir sorunlu icraat daha büyüğünü doğurarak karşımıza çıkıyor. Ya bu duruma dur diyeceğiz ya da uçurumdan aşağı yuvarlanışı seyredeceğiz.”

ESNAFTAN HABERİNİZ OLMADIĞI İÇİN EKONOMİNİN UÇTUĞUNU ZANNEDİYORSUNUZ

“Bugün geldiğimiz noktada ülkemizin ana problemlerinden birisi çok açık bir şekilde ekonomideki istikrarsız gidişattır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceğimizi iddia etse de durumun hiç de böyle olmadığı aşikâr. Türkiye bu zihniyetle giderse ekonomide sondan ilk ona girerek Afrika ülkeleri ile aynı potada yer alacak. Bakınız TÜİK, haziran ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Enflasyon haziranda yüzde 1,13 artarken, yıllık bazda yüzde 12,62 oldu. Bu resmi rakam bir de bunun gerçeği var ki ona baktığımız zaman tablo çok daha can yakıcı. Pahalılıktan dolayı çarşıda, markette, pazarda bir poşeti zor doldurur hale geldi insanımız ama siz asgari ücretle canı pahasına havai fişek fabrikasında çalışmak zorunda olanlardan, maden ocaklarında çalışmak zorunda olanlardan, esnaftan, memurdan haberiniz olmadığı için ekonominin sürekli uçtuğunu zannediyorsunuz.”

MERKEZ BANKASI REZERVLERİNE NE OLDU?

“2020 Ocak TCMB net uluslararası rezervleri 37,2 milyar dolar, swap pozisyonu 19 milyar dolar, merkez bankasının kendisine ait 18 milyar dolar döviz varlığı var. 2020 Mayıs: TCMB net uluslararası rezervleri 32,3 milyar, swap pozisyonu 51,9 milyar dolar net pozisyon -19,6 milyar dolar. Şimdi sormak istiyorum merkez bankasının bu durumu ne demek oluyor. Bu rakamlardan anlaşıldığına göre kasamız tam takır.”

Partimizin Tarım, Hayvancılık ve Orman Politikaları Kurulu’nun mevsimlik tarım işçileri ile ilgili hazırladığı rapora atfen karşılaşılan sorunlara değinmek istiyorum. Bugün Türkiye’de yaklaşık yarım milyon ile 1 milyon arasında gezici tarım işçisinin olduğu tahmin edilmektedir. Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak gibi iller başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Bölgesi'nden gezici mevsimlik işçiler ilkbahardan başlayıp sonbahara kadar Türkiye'nin farklı bölgelerine çalışmaya gitmektedirler. Çalışma dönemleri boyunca meslek hastalıkları dahil çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadırlar.

Mevsimlik tarım işçiliği Türkiye’deki en güvencesiz ve en çok can kaybının yaşandığı çalışma alanlarından birisidir. Daha birkaç hafta önce yaşanan bir kazada çok sayıda mevsimlik tarım işçisi kardeşimiz hayatını kaybetti.

Bizim mevsimlik tarım işçileri ile ilgili bazı önerilerimiz şunlardır;

- Ekonomik önlemler açısından çiftçiye ürün desteği, pazara sorunsuz erişim, işçiye ayni ve parasal destek sağlanması mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı maddi problemleri hafifletecektir.

- Salgın sonrası risklerin devam ettiği göz önüne alınırsa sağlık önlemleri açısından mevsimlik tarım işçilerine yönelik bilgilendirme farkındalık çalışmalarının arttırılmalıdır.

- Hijyen malzemelerinin temini, sağlık taramalarının yapılması, acil durumsağlık hizmetlerine erişim sağlanmalıdır.

- Alt yapı ihtiyaçları bakımından mevsimlik tarım işçileri için korunaklı çadırlar, elektrik ve temiz içme suyu, kişi sayısına uygun olarak tuvalet ve banyolar, çevresel ilaçlama, rutin dezenfeksiyon ve çöp toplama hizmetleri temin edilmelidir.”

-Sosyal yardım hizmetleri olarak gıda desteği, gebe, lohusa, bebek, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri sağlanmalıdır.

Bunlar şu anda lüks gibi görünebilir; ama unutmayalım ki bu kardeşlerimiz de insan ve onların da insanca yaşamaya hakkı var.

OSMANLI SUBAYLARININ LİBYA'DA NE İŞİ VARSA BUGÜN DE TÜRKİYE'NİN AYNI İŞİ VAR

“Libya’da geçtiğimiz günlerde bombalanan üssümüz ile ilgili saldırıyı yapanları ve teşvik edenleri kınıyorum. Birileri Türkiye’nin Libya’da ne işi var diyorlar. Bakınız Libya ve Türkiye arasındaki kadim bağlar neredeyse 500 yıldan fazla bir süredir devam etmektedir. Libya demek bizim için 1911 Trablusgarp direnişi demektir. O gün bir grup Osmanlı subayı askerimizin bulunmadığı Libya’yı müdafaa etmeye gittiğinde İtalyanlara karşı yerel halk ve Senusi dervişleri Osmanlı’ya destek çıktı. İtalyanlara karşı çok ciddi başarılar kazanıldı, aynı şekilde biz Anadolu’da Milli Mücadelemizi verirken Libya’dan Senusi lideri Muhammed es Senusi Milli Mücadeleye destek vermek için Anadolu’ya geldi. Osmanlı Subayları’nın Libya’da ne işi varsa Muhammed es Senusi’nin Anadolu’da ne işi varsa Türkiye’nin de Libya’da bugün aynı işi var. Libya ve Türkiye kadim tarihe sahip iki ülkedir, temennimiz bir an önce huzurun sağlanması meşru olmayan güçlerin ülkeden çekilmesidir. Filistin’de ki bir konuya da temas etmek istiyorum. ABD’nin tam desteğini alarak, İsrail’in yerleşim yerlerini genişletmek ve bunu kalıcı hale getirmek için son çıkışı endişe vericidir. İsmail Heniyye bu konuda çırpınıyor. Ne Türkiye’den ne de İslam dünyasından çıt yok. Yazıklar olsun…”

# TEMEL KARAMOLLAOĞLU İLE İLİŞKİLİ:

08 Tem 2020 - 11:56 - Siyaset

Muhabir İnternet Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

özay görgün - Meşhur ata sözü it ürür kervan yürür, ahiret inancından yoksun olanların davranışları bizi etkilemez.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Temmuz 18:18
02

Hadra - AKP nin Rezaleti Zaten Belli ancak şunu da unutmayalım? CHP nin iktidarındaki bu mevcut şekli ile olan Baro değil mi? Bu baro Çapa Tıp fakültesindeki Kitap yazmış Öğretim Üyesi hanım efendi Fakülteye girişini engelleyen zihniyete ne gibi hukuki bir eylem yaptı? İstanbul Üniversitesinde Kılık Kiyafetinden ve de Sırf İnancı gereği Başını örten Öğrenciler Kapıdan dahi alınmazken!, hayatı felce uğrayan öğrencilerin mağduriyeti net ve açık iken bu Baro nerdeydi Eğer sistem ise yine Demokrasi sitemi değilmiydi? ne Farkı var AKP den ki FETÖ yü devletin içine örgütleyen sn Cumhurbaşkanı değil mi? Kendi İtirafı ne istedilerse verdik demedimi? Kısacası Ha CHP Ha AKP bana göre?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Temmuz 17:25
01

orhan - bazı sitelerde temel beye her türlü hakareti yapıyorlar ağıza alınmayacak her türlü argo kelimeler kullanıyorlar Allahdan korkup kuldan utanmayan kişiler...

Yanıtla . 8Beğen . 2Beğenme 08 Temmuz 15:19


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?