Reklamı Kapat

Sabri Tekir: Faizsiz ekonomi sözde kalmasın

Saadet Partisi Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sabri Tekir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Faizsiz bir İslam finans sisteminin gerekliliği’ çıkışını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Bünyamin Güler
Bünyamin Güler Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Saadet Partisi Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Tekir, düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saadet Partisi’nin Balgat Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda Tekir, koronavirüs sürecinde ekonomide yaşanan sorunlara dikkat çekti.

Sabri Tekir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Faizsiz bir İslam finans sisteminin gerekliliği’ çıkışını memnuniyetle karşıladıklarının altını çizerek, "Ancak, faizsiz finans sisteminin ülke ekonomisine katkıda bulunabilmesi için, kuruluş amaçlarına uygun olarak, ‘muşareke’ ve ‘murabaha’ temelli işlemler yerine,  ‘mudarabe’ kredilerine ağırlık vermesi gerekmektedir. Faizsiz finans sistemi bu ifadelerle savunulmasına rağmen, uygulamada bireyler de dâhil büyük–küçük tüm ekonomik birimler faizli finans sistemine muhtaç hale getirilmektedir." dedi.

SANAYİ ÜRETİMİ TARİHİ DÜŞÜŞ YAŞADI

Salgın sürecinde üretimin durduğunu, işyerlerinin kapandığını ve birçok insanın işsiz kaldığını hatırlatan Tekir, “Salgın sürecini ekonomik açıdan kısaca değerlendirilecek olursa; nisan ayında sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 31.4 azalma gösterdi. Bu Türk ekonomisi açısından tarihi bir düşüştür. Ödemeler dengesinde; nisan ayında 5 milyar 62 milyon dolar açık verildi. 12 aylık cari açık ise 3 milyar 291 milyon dolar oldu. Portföy yatırımlarında da 2 milyar 365 milyon dolarlık net çıkış yaşandı. OECD’ye göre dünya ekonomisi yüzde 6-8 oranında daralacak. Türkiye ekonomisi ise 2020 yılında yüzde 4.8 daralacak. Salgında 2’inci bir dalganın gelmesi halinde ise bu daralma yüzde 8.1’e kadar yükselecek, yani ülke ekonomisi o nispette küçülecektir.” ifadelerini kullandı.

ADİL OLMAYAN BİR ÜLKEYE YATIRIM NEDEN YAPILSIN?

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde işsizliğin kronik bir sorun olduğuna vurgu yapan Tekir, şöyle devam etti:

“Sorunun temelinde, yatırımların finansmanı için iç tasarruf kaynaklarının yetersizliği, kaynakların verimli kullanılmaması, günübirlik siyasi çıkarların ve iktidarda kalma amaçlarının öncelenmesi, yeterli teknolojik bilgi ve tecrübe birikiminin mevcut olmaması gelmektedir. İstikrarlı bir ekonomi, insanımızın çalışıp rızkını temin edeceği yeni istihdam alanlarının açılması ancak kaynakların üretici sektörlere yönlendirilmesi ile mümkündür. Bunlardan da önemlisi, her türlü yolsuzluk, rüşvet ve adam kayırmacılığın (nepotizm) ortadan kaldırıldığı güvenilir ve güvenlikli, adaletin tam anlamıyla gerçekleştirildiği, artan milli gelirin adil şekilde dağıtıldığı, huzur, sükûn ve güven dolu bir ekonomik, sosyal ve siyasi yapıya ihtiyaç vardır. Adil olmayan, güvenlikli olmayan, yatırım ortamının bulunmadığı bir ülkede yerli veya yabancı neden yatırım yapsın ki? Bu nedenle, ülkemizin yatırım yapılabilir normal düzene en kısa zamanda avdet etmesi en büyük dileğimizdir.”

FAİZLİ FİNANS SİSTEMİNE MUHTAÇ HALE GETİRİLİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Faizsiz bir İslam finans sisteminin gerekliliği’ açıklamasını memnuniyetle karşıladığını ifade eden Tekir, “Ancak, faizsiz finans sisteminin ülke ekonomisine katkıda bulunabilmesi için, kuruluş amaçlarına uygun olarak, ‘muşareke’ ve ‘murabaha’ temelli işlemler yerine,  ‘mudarabe’ kredilerine ağırlık vermesi gerekmektedir. Faizsiz finans sistemi bu ifadelerle savunulmasına rağmen, uygulamada bireyler de dâhil büyük küçük tüm ekonomik birimler faizli finans sistemine muhtaç haline getirilmektedir. Özellikle korona sonrası düşük olduğu savunulan (%0.64 ile % 0.75 arası, bu yıllık % 8 ila % 9,5 arası bir faiz anlamındadır) faiz oranlarıyla konut ve araba kredileri verilmektedir ki bu oranlar Arjantin’in uyguladığı faiz oranlarından sonra dünyada en yüksek oranlardır. Birçok ülke bu tür kredilerde negatif faiz uygulamaktadır.” diye konuştu.

POTANSİYELİNİ KULLANAMAYAN BİR ÜLKE KONUMUNDA

Tarım sektörünün stratejik olduğunun altını çizen Tekir, şunları kaydetti:

“Sadece normal zamanlarda değil özellikle küresel krizler, salgınlar, savaşlar vb. durumlarda halkın zorunlu gıda (geçim ) ihtiyacının karşılanması bu sektörle sağlanabilir. Topografik, iklim ve çeşit zenginliğine bağlı, dünyanın başlıca zengin üretim desenine sahip Türkiye, üzülerek belirtmemiz gerekiyor ki, tarımdaki potansiyel imkân ve gücünü kullanamayan bir ülke konumunda. Tarımsal sektörde etkin örgütlenme bilincinin yeterli düzeyde gelişmemesi sonucu tarlada ucuz, pazarda pahalı ürünler ile karşılaşılmakta. Üstüne üstlük yeterli düzeyde kazanç sağlayamayan çiftçilerimiz nisbi olarak yüksek faizli kredilerin altında ezilmekte, gittikçe fakirleşmektedir.”

YETERLİ TOHUMUNUZ YOKSA AÇLIKLA KARŞI KARŞIYA KALIRSINIZ

“Son zamanlarda yerli tohumlara önem veren teşebbüsler varsa da, şimdiye kadar uygulanan yanlış tohum politikaları ülke tarımını tohumda dışa bağımlı hale getirmiştir, bu durum her geçen gün artmaktadır” diyen Tekir, “Niteliği ne olursa olsun, küresel bir krizde yeterli tohum bulunmaması halinde Anadolu platosunda tarımsal faaliyet yapılamayacak duruma gelir. Bu da açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmak anlamına geliyor. Tarımsal politikalarda istikrar sağlanmalı, çiftçi eğitimine yeterli önem verilmeli.  Hatalı tarım politikaları nedeniyle köyden kente aşırı göç önlenmeli ve bu göçün getirdiği sorunlar çözümlenmelidir.  Tarım Bakanlığı’nın ülkede tarım politikalarının dizaynında, yeni tarımsal teknolojiler üretiminde etkin hale getirilmeli, tarımsal politikaların yürütülmesinde Üniversitelere sorumluluk ve yeni fonksiyonlar verilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

19 Haz 2020 - 04:30 - Siyaset

Muhabir Bünyamin Güler


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Secmen Izleyici - sayin sabri tekirbey biz tayip ve ekibini iyi takip edenleriz nerde dara düsünce popilis bir kelime secerler onunla vurgun yaparlar 80li 9oli yillarda denediler cesitli holdinglerde denediler toplumun anasini aglattilar simdi yine zora girdi müslümanlari kandirmak icin kullanilan söz faizsiz ekonomi paralari toplayincda bak yine isimizi biliyoz diyecekler degilse durup duruken adama üstün cesaret ödülünü bosa vermediler

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Haziran 09:10


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?