Reklamı Kapat

Mustafa Kasadar: Ümmet bilincini yeniden ihya etmeye ihtiyacımız var

Müslümanlar olarak çok acı ve ıstırap duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

Nedim Odabaş
Nedim Odabaş Tüm Haberleri

Birçok bölge işgal altında, birçok yerde Müslümanlar azınlık muamelesi görülüp eziliyor. Bunun için  dinimize samimiyetle sarılmaya ve ümmet bilincini yeniden ihya etmeye çok fazla ihtiyacımız vardır. Ramazan-ı Şerif Müslümanlar arasında gerek dini hayatın canlanması ve gerekse kardeşlik duygularının pekiştirilmesi için altın fırsattır. Bunun için bu vakitleri ganimet bilelim ve tüm mazlum milletlerin feraha çıkması için madden ve manen seferber olalım.

11 ayın sultanı Ramazan ayını idrak ediyoruz. Bu ay bize neyi hatırlatmalı?

Bismillahirrahmanirrahim. İnsanlık için hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği, ilk iman küfür savaşı olan Bedir Gazvesi’nin kazanıldığı, İslam ordularına fetihlerin kapısını sonuna kadar açan Mekke’nin fethedildiği, içinde bin aydan daha faziletli olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu ve daha nice hayırların saklı olduğu bu mübarek ay kıymetini bilenler için tükenmez bir hazinedir. Ramazan-ı Şerif, Müslümanların hayatında manevi duyguları zirveye çıkardığı gibi,  maddi alanda da birçok değişiklikler yapar. Başta yeme, içme alışkanlıkları ve uyku düzeni olmak üzere Ramazan-ı Şerif’le hayatımızda maddi alanda da pek çok değişiklikler olur. Selman-ı Farisi (R.A.) anlatıyor. Resulullah (S.A.V.) Şaban ayının son gününde bize hitap ederek şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Yine o öyle mübarek bir aydır ki, Allah o mübarek ayın gündüzlerinde oruç tutmayı farz, gecelerinde teravih namazı kılmayı nafile kıldı. Kim bu ayda hayırlı bir işle Allah’a yaklaşırsa başka aylarda bir farz eda etmiş gibi olur. Kim bu ayda farz olan bir ibadeti yerine getirirse başka zamanlarda yetmiş farz yerine getirmiş gibi sayılır. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay müminlerin rızkını artıracak aydır. Bu ayda her kim oruçlu bir mümine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden azat olmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Mü’mine iftar ettirmek

Ashab-ı kiramdan bazıları, “Ya Resulallah! Hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler. Bunun üzerine Resulullah (S.A.V.), “Allah bu sevabı bir tek hurma ile bir içim su ile bir yudum süt ile oruçlu mümine iftar ettirene de verir” buyurdu ve hutbesine şöyle devam etti: “Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Bu ayda her kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse Allah onu affeder ve cehennemden uzak tutar. Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı kılarsınız. Diğer ikisinden ise hiçbir vakitte ayrı kalamazsınız. Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir. Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan cenneti istemek, diğeri cehennemden Allah’a sığınmaktır. Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir” (et-Tergibve’t-Terhib, 2/94-95)

Ramazan ayı ne zaman başlar, rü’yet-i hila meselesi nedir?

İslam’a göre gün, gecenin girmesinden yani güneşin batışından itibaren başlar ve ertesi günkü güneşin batışına kadar devam eder. Bunun için Ramazan orucu Receb ayının son günü akşamı Ramazan ayı hilalinin görülmesi ile başlar ve Şevval ayı hilalinin görülmesi ile sona erer. Bu konuda Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hilali görünce oruç tutunuz ve yine hilali görünce iftar yapıp bayram ediniz. Eğer hilali görmeye bir engel varsa (gök kapalı) ise Şaban ayını otuza tamamlayın.” (Buhârî - Müslim) Görüldüğü gibi Resûlullah (s.a.v.) efendimiz hilali çıplak gözle gözetlemeyi ve görmeyi emir buyurmuştur.

Orucun insana kazandırdığı maddi ve manevi faydaları nelerdir?

Oruç, azgın nefisleri gemleyen, ona anladığı dilden karşılık veren, kişiyi takvaya ulaştıran müstesna bir ibadettir. Bunun için Sahabeler (Radiyallahuanhum) o sıcak iklimin uzun yaz günlerinde çokça oruç tutmuşlardır. Nitekim Resulullah (s.a.v.) Efendimiz evlenme imkânı olmayan kimselerin şehevi arzularını kırmak için oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. Abdullah b. Mes’ud’un (r.a.) rivayet ettiğine göre Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlenmek, gözü harama bakmaktan daha fazla korur, iffeti de daha fazla muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun. Çünkü oruç insanın şehvetini kırar.” (İbniMâce, Nikâh, 1)

Oruç ibadetinin feyzinden nasıl istifade edebiliriz? Oruçlu mü’min nelere dikkat etmeli?

Oruçlu olan kişi yalnızca yeme-içmeden uzak durmakla yetinmemelidir. Kişi Ramazan ayına kavuşunca kendisini bütün azalarıyla murakabe altına almalı ve orucu bütün azalarıyla birlikte tutmalıdır. Nitekim bu konuda Resulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmayan bir kimsenin, yemeği ve içmeyi bırakmasına, aç kalmasına, Allah’ın ihtiyacı yoktur!” (Buhari, Savm, 8; Tirmizi, Savm, 16) “Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir.” (İbni Mace, Sıyam, 21)

Ramazan ayı oruç ayı demekti

Ramazan ayı oruç ayı demektir.  Bunun için biraz orucun faziletinden bahsedebilir miyiz?

Ramazan-ı şerif orucu, bu aya ulaşan, akıllı ve ergin olan, oruç tutmada hastalık, aşırı yaşlılık, ay hali, yolculuk gibi bir engeli bulunmayan her mümin erkek ve kadına farzdır. Kur’ân-ı Kerîm’de mealen şöyle buyuruluyor: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi sakınasınız diye size de sayılı günlerde oruç farz kılındı.” (Bakara, 183) Resulullah (s.a.v.) Efendimiz oruçlu kimse hakkında şöyle buyuruyor: “Kim inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Savm, 6) Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Aziz ve Celil olan Allah; ‘İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim’ buyurdu. Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin. Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (Buharî, Savm 9; Müslim, Sıyam, 163) Oruç dışındaki her ibadetin, başkalarından gizlenemeyen, hatta göstermekten zevk duyulan bir yönü vardır. Ancak oruç müstesnadır. Bunun için de onun mükafatı her türlü takdirin üzerindedir ve yalnızca Allah Teala bu mükafatı takdir edecektir.

Kadir Gecesi Ramazan’ın son on gününde aranmalı

Ramazan orucunu mazeretsiz olarak yiyenlerin durumu nedir?

Ramazan ayı orucunu bir mazeret olmaksızın tutmamak haramdır. Geceden oruca niyet edilmiş olması veya edilmemiş olması bir şeyi değiştirmez. Mazeretsiz olarak Ramazan orucundan kaçırılan bir günün sevabına yetişmek için kişi, Ramazan dışındaki bütün günlerini oruçlu geçirse dahi bu sevaba ulaşamaz. Bu hüküm bütün farzlar için böyledir. Resûlullah (s.a.v.) bu hususla ilgili olarak şöyle buyuruyor:  “Her kim bir ruhsatı ve hastalığı olmaksızın Ramazan’da bir günün orucunu tutmazsa, bütün bir ömür oruç tutsa da onu ödemiş olmaz.” (Tırmizi, Savm, 27; Ebu Davud, Savm, 38)

Ramazan orucunun dışında farz bir oruç var mıdır?

Ramazan ayı dışında farz olan bir oruç yoktur. Yüce Allah farz orucu kendisinde Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu mübarek Ramazan ayına has kılmıştır. Bunun dışındaki aylarda ise bayram günleri hariç nafile olarak oruç tutulabilir. Ama Ramazan ayı orucunu iptal edecek ve onun yerine geçecek hiçbir oruç yoktur. Bazı kişilerin “Muharrem Orucu” adıyla çıkardıkları ve Muharrem ayında 12 gün olarak tuttukları orucun Kur’an ve sünnetten hiçbir delili yoktur ve bunu Ramazan-ı şerif orucuna alternatif olarak görmek, göstermek küfür olur. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim bizim dinimizde olmayan bir şeyi yaparsa, o iş reddedilir/ kabul edilmez.” (Muslim, 1718; Ebu Davud, 4606)

Teravih müekked bir sünnettir

Ramazan-ı şerif’e has olarak kılınan Teravih namazı hakkında neler söylemek istersiniz?

Teravih namazı, Ramazan ayına mahsus yirmi rekâttan ibaret bir namazdır ve müekkedbir sünnettir. Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve onun Raşid halifeleri bu namaza devam etmişlerdir. Bu namazın cemaatle kılınması da, bir kifaye sünnettir. Bunun için bütün bir mahalle insanları, teravih namazını cemaatle kılmayıp evlerinde yalnız başlarına kılacak olsalar, sünneti terk edip hata işlemiş olurlar. Teravih namazı kılarken dikkat edeceğimiz en önemli mesele bunun bir ibadet olduğunu unutmadan teenni ve ihlas ile eda etmektir. En hızlı kıldıran imam arayışı yerine en müttaki imamnın peşinde kılmaya özen gösterilmesi lazımdır.

Kadir Gecesi için En kuvvetli ihtimal, yirmi yedinci gecedir

Kur’an’ın inzal olduğu Kadir Gecesi’ni hangi günlerde aramalıyız. Bu gecede hangi ibadetleri yapmalıyız?

Kadir Gecesi, Ramazan ayının son on gününde aranmalıdır. Hz. Ömer (R.A.) bu hususta kuvvetli bir kanaate varmak arzusuyla ashabı toplayıp fikirlerini almış ve Ramazan ayının son onunda olduğuna dair fikir birliğine varmışlardır. En kuvvetli ihtimalle, Kadir Gecesi Ramazan-ı Şerif’in yirmi yedinci gecesidir. Abdullah İbn-i Abbas (R.A.) ve bazı sahabilerin görüşü bu yöndedir.

Ramazan ayında verilen sadakaların da özel bir yeri var mıdır?

Zekât ve sadakaların Ramazan ayında verilmesi diğer aylara göre daha faziletlidir. Nitekim Peygamber Efendimiz’e, “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sorulduğunda, “Ramazan ayında verilen sadakadır.” cevabını vermiştir. (Tirmizi, 663) Burada geçen “sadaka” kelimesi, Arapça’da farz olan zekât manasına da gelmektedir. Bu sebeple zekâtı Ramazan’da vermek daha güzel görülmüştür.

Fıtır sadakası orucun kabulüne bir vesiledir

Fıtır sadakası nedir ve ne zaman verilir?

Fıtır sadakası Ramazan Bayramı’na yetişen ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altındaki kişiler için yerine getirmekle yükümlü bulundukları mâlî bir ibadettir. Bu bir yardımlaşma olup, bir nebzecik de olsa yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye ve onların da bayram sevincine katılmalarına bir yardımdır. Ayrıca fıtır sadakası, orucun kabulüne, ölüm sırasındaki sıkıntılardan ve kabir azabından kurtuluşa bir vesiledir. Fıtır Sadakası’nı Bayram Namazı’ndan evvel vermek sûretiyle muhtaçların gönlüne de bayram sevinci tattırılmalıdır.

Ramazan ayı aynı zamanda Kur’an ayıdır. Bu konuda neler demek istersiniz?

Ramazan-ı şerif ayına bu özelliğini kazandıran şey, şüphesiz Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmiş olmasıdır. Nitekim Yüce Allah “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik” buyurmuştur. Bu böyle olduğu için Ramazan’ın kendine has ibadet ve âdetleri mevcuttur.  Bu ayda çokça Kur’an okumak, mukabele dinlemek, hatimle teravih kılmak gibi birçok ibadet yapılır. Vahyin ilk inzalinden sonra vahiy meleği Cebrail (a.s.), Ramazan ayında o ana kadar gelen vahyi Efendimiz’e okurdu. Her sene bir defa tekrarlanan bu hatim olayı, yalnız Peygamberimiz’in vefat ettiği yıl iki defa gerçekleşmiştir. Bu sebeple o seneye “arza-i ahira” (son tebliğ) adı verildi.Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in ahirete irtihalinden sonra Ramazan-ı Şerif’e hatim âdeti Sahabe-i Kiram tarafından devam ettirildi.  Bu gün de bu uygulama camilerimizde sürmektedir. Bunun için vakti olanların bu mukabelelere iştirak etmelerinde büyük kazanç vardır. Diğer taraftan Kur’an-ı Kerim’in lafzını okuduğumuz gibi manasını da anlamaya gayret etmeliyiz. Zira Kur’an-ı Kerim  sadece lafzının okunması ve seslendirilmesi için gönderilmemiştir. O, insanların dünya ve âhiret saadetini temin etmek için gönderilmiştir. O, hem dünya hayatının tanzim edilmesi hem de âhiret hayatının kazanılması için ilkeler getirmiştir. Abdullah İbn Mesûd  (r.a.) ve Übey b. Ka’b (r.a.)’ın rivayetlerine göre Resûlullah (s.a.v.), onlara on âyet okuturdu. Onlar, bu on âyetin içinde bulunan hükümlerle amel etmeyi öğrenmeden diğer on âyete geçmezlerdi. İşte sahabe-i Kiram’ın Kur’an-ı Kerim’le ilişkisi böyle idi.

İslam coğrafyasının acılarla, sancılarla, sıkıntılarla boğuştuğu günümüzde Müslümanların birliği ve dirliği yönünde ne mesajlar vermek istersiniz?

Müslümanlar olarak çok acı ve ıstırap duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Birçok bölge işgal altında, bir çok yerde Müslümanlar azınlık muamelesi görüp eziliyor.  Bunun için dinimize samimiyetle sarılmaya ve ümmet bilincini yeniden ihya etmeye çok fazla ihtiyacımız vardır. Ramazan-ı Şerif ise Müslümanlar arasında gerek dini hayatın canlanması ve gerekse kardeşlik duygularının pekiştirilmesi için altın fırsattır.  Bunun için bu vakitleri ganimet bilelim ve tüm mazlum milletlerin feraha çıkması için madden ve manen seferber olalım.

18 Mayıs 2020 - Ramazan

Muhabir Nedim Odabaş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?