Suriye'de koronavirüs riski! Bölgedeki Mehmetçik nasıl korunuyor?

Yeni tip koronavirüs (kovid-19) salgınının Suriye'de görülmesi akıllara ilk gelen, bölgede bulunan Mehmetçiği korumak için nasıl önlemlerin alındığı sorusu oldu.

Büyütmek için resme tıklayın

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'de, Özgür Suriye Ordusu ve diğer muhalif güçlerle birlikte düzenlediği, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatleri ile Suriye'de birçok bölgeyi kontrol etmeye başladı. Kısa süre önce Suriye'de koronavirüs vakalarına raslandı. Bu durumun ardından TSK'nın kontrolündeki ve İdlib'te salgına karşı nasıl tedbirlerin alındığı meak konusu oldu. Milli Politikalar Enstitüsü üyesi Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğacan Başaran bölgedeki son durumu ve alınan tedbirlerle ilgili Milli Gazete'ye değerlendirmede bulundu.

Milli Politikalar Enstitüsü üyesi Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doğacan Başaran'ın açıklamaları şu şekilde;

SURİYE'DE NE KADAR TÜRK ASKERİ BULUNUYOR VE BU ASKERLER ESAS OLARAK HANGİ BÖLGELERDE KONUŞLANMIŞ DURUMDA?

"Mevcut durumda, İdlib, Lazkiye, Hama ve Halep çevresinde 10.000 kadar Türk askerinin bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun 5.000 ile 7.000 kadarının İdlib'deki gözlem noktalarımızda bulunduğu düşünülüyor. Sahadaki varlığıyla Türkiye, 6 Mart 2020 tarihli mutabakattan beri İdlib'i fiili bir güvenli bölgeye çevirmeye çalışmakta ve istikrarlı bir ortamın oluşması için çaba harcamaktadır. Özellikle de M4 ve M5 karayollarının kuzeyinde görece stabil bir durumun oluşturulması oldukça önemli bir gelişmedir. Ancak Esad rejiminin İdlib ve çevresine saldırılarda bulunmak amacıyla yeniden askeri yığınak yapmaya başladığı da biliniyor. Dolayısıyla Türkiye, söz konusu bölgede siviller için güvenli bir ortam yaratmak istese de Rusya ve İran tarafından desteklenen Şam yönetiminin tutumu, ilerleyen dönemlerde Suriye'de gerilimin yeniden artabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle de zaten zaman zaman kısmi olarak ihlal edilen mutabakatın tamamen işlemez hale gelmesi gibi bir olasılık söz konusudur. Bu da korona salgını sonrası süreçte, Suriye merkezli gelişmelerin yeniden İdlib krizi ekseninde konuşulacağının habercisi olarak yorumlanabilir.

BÖLGEDE SALGIN RİSKİNİN YAYILMASINA KARŞI HANGİ ADIMLAR ATILIYOR?

  Güncel boyuta bakıldığında ise tıpkı Türkiye'de olduğu gibi, İdlib'de de korona salgınıyla mücadelenin öncelik teşkil ettiği görülmektedir. Zira söz konusu ülkedeki istikrarsızlık, gerçek vaka sayılarının bilinmesini de salgınla mücadele edilmesini de zorlaştırmaktadır. Bu kapsamda İdlib'in büyük bir risk altında olduğunu söylemek mümkündür. Riskin bertaraf edilebilmesi için Türkiye, yoğun bir insani diplomasi yürütmektedir. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü'yle (DSÖ) işbirliği yapan Türk yetkililer, Suriye rejiminin ilk vakayı bildirmesinden yalnızca 5 gün sonra, bölgeye 5.000 test gönderileceğini DSÖ'ye iletmiştir. Bunu DSÖ Sözcüsü Hedinn Halldrosson da doğrulamıştır.  Buna ek olarak mültecilerin yaşadıkları alanlar başta olmak üzere çeşitli bölgelerde dezenfekte çalışmaları da yapılmaktadır. 

SAHADAKI GERGİNLİK SALGINLA MÜCADELEYE NASIL YANSIYOR?

Fakat Esad rejimin gerçekleştirdiği operasyonlar sırasında sağlık kuruluşlarını hedef alınmış olması, gelinen noktada salgınla mücadele açısından büyük bir zaaf oluşturmaktadır. Mevzubahis durumu İdlib başta olmak üzere tüm Suriye için ateşkes çağrısında bulunan BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen de dile getirmiş ve sağlık sektörünün yetersizliğine vurgu yapmıştır. Bu anlamda İdlib, salgına hazırlıksız yakalanmıştır. Dahası salgının çok yoğun bir şekilde görüldüğü İran'ın Şii milisler aracılığıyla Esad rejiminin yanında savaşması da salgının yayılmasını hızlandırabilecek olumsuz bir faktör olarak dikkat çekmektedir.

BÖLGEDE SALGINLA MÜCADELE KAPSAMINDA TÜRKİYE NASIL BİR ROL ÜSTELENİYOR?

İşte bu nedenle Türkiye, bir yandan DSÖ'yle temas halinde çalışırken; diğer yandan da Rusya ve İran'la sürecin hasarını en aza indirebilmek için temaslarda bulunmaktadır. Bu amaçla Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüştüğü ve görüşmede iki ülkenin ilgili bakanlıkları aracılığıyla İdlib'deki salgın riskine karşı işbirliği yapabileceği ifade edilmiştir. Benzer bir şekilde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Rus ve İranlı mevkidaşlarıyla vidyo konferans yoluyla gerçekleştirdiği toplantılarda, İdlib'deki salgına karşı alınabilecek önlemlere ilişkin çeşitli önerilerde bulunduğu bilinmektedir. 

''İDLİB'TE SALGININ YAYILMASI BÖLGE İÇİN TEHLİKE''

  Kısacası Türkiye, bir yandan DSÖ yetkilileriyle oluşan ihtiyaç doğrultsunda İdlib'in yardımına koşmakta; diğer yandan da Astana Süreci'nin garantörleriyle görüşerek hem ateşkesin sürdürülmesi hem de salgının önlenmesi için çalışmaktadır. Çünkü İdlib'de yoğun bir salgın durumunun oluşması, hem Türkiye sınırına yönelik bir göç dalgasını tetikleyebilir hem de bölgedeki askerlerimiz için risk oluşturabilir. Bu yüzden de Türk yetkililerin hassasiyeti ve çabaları oldukça anlamlıdır. Şam yönetimi ise her ne kadar çeşitli önlemler alındığını duyursa da işin ciddiyetinin farkında değildir. Bunu İdlib'e yönelik yaptığı askeri yığınak da göstermektedir.

''BÖLGEDE DEZENFEKTE ÇALIŞMALARI YOĞUN ŞEKİLDE SÜRÜYOR''

  Bu noktada ifade edilmesi gereken bir diğer husus ise Suriye Milli Ordusu'nun; yani Suriye Geçici Hükümeti'nin Türk Ordusu'yla birlikte kontrol altında tuttuğu alanlardaki salgınla mücadele durumudur. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekat bölgelerini kapsayan bu alanlarda dezenfekte çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürülmekte ve düzenli yapılan testlerle durum kontrol altında tutulmaktadır. Tüm bunlara ek olarak Türkiye, bölgedeki askerlerini korumak amacıyla birliklerimiz içerisinde de hem dezenfekte faaliyetleri hem de düzenli testler aracılığıyla salgın riskini önlemeye çalışmaktadır. Şimdiye kadar olumsuz bir haber gelmemiş olması da bu konuda mühim bir başarının bulunduğunu ortaya koyan sevindirici bir gelişmedir."

Kazım Kazımov / Mİlli Gazete

11 Mayıs 2020 - Özel Haber


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?