Reklamı Kapat

Ramazan sabır ayıdır, sabrın karşılığı da cennettir

Seyfullah Sadoğlu hocamızla Ramazan’ın faziletlerini ve nasıl idrak etmemiz gerektiğini konuştuk.

Haber albümü için resme tıklayın

Ramazan ayı ile Kur’ân-ı Kerîm arasında tam bir münasebet vardır. Bizler için nefsimizi terbiye etme bakımından özellikle bu Ramazan ayı, “Kur’ân-ı Kerîm’in ahkâmına nerede uymadık, nerede yanlış yaptık” diye kendi kendimizi hesaba çekme bakımından büyük bir fırsattır.

Oruç sadece aç kalmak ve şehvani arzulardan uzak kalmaktan ibaret değildir. Bununla alakalı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde “Nice oruç tutanlar vardır ki; orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz. Ve nice gece namazına kalkan vardır ki; kalkışından kendisine uykusuzluktan başka bir şey kalmaz.” buyurmuştur.

Hocam, Ramazan ayı müminler için ne ifade ediyor? Ramazan ayını müminler nasıl idrak etmeli?

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Ramazan ayı girmeden Şaban ayının son gününde Ashâbına (Allah Teâlâ onlardan razı olsun) ve bütün ümmetine şöyle buyurmuşlardır: “Ey insanlar! Sizi büyük, mübarek bir ay gölgesi altına almıştır. O, içinde bin aydan daha hayırlı bir gece bulunduran aydır. Allah Teâlâ’nın oruç tutulmasını farz kıldığı, gecesinde ibadet yapılmasını sevap kıldığı bir aydır.Kim bu ayda hayırlı bir amelle Allah Teâlâ’ya yakınlık gösterirse diğer aylardaki bir farzı yerine getirmiş gibi olur. Kim de bu ayda bir farz ameli yerine getirirse diğer aylardaki yetmiş farzı yerine getirmiş gibi olur. Ramazan ayı sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.Ramazan ayı başkalarının dert ve sıkıntısına ortak olma ayıdır. Ramazan ayı müminin rızkının artırıldığı aydır.Her kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse günahları bağışlanır, cehennemden kurtulmasına sebep olur.”

Efendimiz (S.A.V.) böyle buyurunca oradakiler “Ya Rasulallah! Bizim hepimizin oruçluya iftar verecek kadar imkânımız yok” dediler. Bunun üzerine Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurdular:“Bir oruçluya bir hurma ile veya içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftar ettirirse Allah Teâlâ ona bu sevabı verir. Kim de oruçluyu doyurursa günahlarının bağışlanmasına vesile olur ve Allah Teâlâ benim havzımdan (havz-ı kevserimden) ona içirir de o cennete girene kadar hiç susamaz. Aynı zamanda iftar ettirdiği oruçlunun sevabı kadar sevap ona verilir ve oruçlunun sevabından bir şey eksilmez. Ramazan ayı öyle bir aydır ki; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluştur. Kim bu ayda emrinde olan insanlara kolaylık gösterir de yüklerini hafifletirse Allah Teâlâ onun günahlarını bağışlar ve onu cehennem azabından azat eder.” Bu hadis-i şeriften de anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz (S.A.V.) daha Ramazan ayı girmeden bu ayın önemine ümmetinin dikkatini çekmiş ve ümmetini uyarmıştır.

Peki, oruç ibadetini nasıl yerine getirmeliyiz?

Oruç sadece aç kalmak ve şehvani arzulardan uzak kalmaktan ibaret değildir. Bununla alakalı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde, “Nice oruç tutanlar vardır ki; orucundan kendisine kuru bir açlıktan başka bir şey kalmaz. Ve nice gece namazına kalkan vardır ki; kalkışından kendisine uykusuzluktan başka bir şey kalmaz.” Diğer bir hadis-i şeriflerinde ise, “Yalan söylemeyi, cahilce davranmayı ve bununla amel etmeyi bırakmayan oruçlu kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın (C.C.) ihtiyacı yoktur” buyurmuşlardır. Rabbimiz biz insanlara, bu fani dünyada imtihanın gereği olarak biri yakın, ikincisi birinciye nispetle uzak iki düşman vermiştir. İnsanoğlu bu iki düşmana galip gelmeden dünya ve ahiret saadetini kazanamaz.Yakın düşmanımız, her zaman kendisiyle yaşadığımız, cisim gibi kendisini göremediğimiz fakat hal ve hareketlerimizden tanıdığımız nefsimiz. Bununla alakalı olarak Peygamber Efendimiz (S.A.V.) “Senin düşmanlarının en düşmanı (en şiddetlisi, en yamanı), senin iki tarafın arasında bulunan nefsindir” buyurmuşlardır.

Kendimizi hesaba çekme bakımından büyük bir fırsattır

Hocam, Ramazan ayı aynı zamanda Kur’an ayı. Bu ayda Kur’an-ı Kerim’le olan ilgimizi nasıl kurmalıyız?

Biz insanların bu yaman düşmanla başa çıkmamız, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nde indirilen Kur’ân-ı Kerîm’in ahkâmına, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) biz ümmetine tebliğ ettiği ölçülere riayet etmemizle mümkündür.İşte bu Kur’ân, Ramazan ayının gecelerinden olan, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nde inmiştir. Bu sebepledir ki; Ramazan ayı ile Kur’ân-ı Kerîm arasında tam bir münasebet vardır. Bizler için nefsimizi terbiye etme bakımından özellikle bu Ramazan ayı, “Kur’ân-ı Kerîm’in ahkâmına nerede uymadık, nerede yanlış yaptık” diye kendi kendimizi hesaba çekme bakımından büyük bir fırsattır.

Nefsinin esiri olmamak

Hocam, peki ikinci düşmanımız nedir?

İKİNCİ düşmanımız ise düşmanlığı ta Adem (A.S.) babamızdan başlayan, Allah Teâlâ’nın rahmetinden ebediyen kovulan şeytandır. Şeytanın, nefsinin esiri olmayan bir insana musallat olması, onu hâkimiyeti altına alması söz konusu değildir. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Ramazan ayı geldi mi, rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincirle bağlanır” buyurdular. Fakat bir insan nefsinin esiri olduğu zaman artık şeytanın dostu, askeri olmuştur. Nefsinin esiri, şeytanın askeri, dostu olan bir insan, kendi yanlışlarını, başkalarına yaptığı haksızlıkları anlamaz. Kendini hak yolda, yaptıklarını da hep doğru zanneder. Rabbimiz (C.C.) bununla alakalı olarak el-Arâf sûresi 30. âyette şöyle buyurmaktadır: “(Allah) bir topluluğa hidayet verdi (o topluluk asıl fıtratını Halık-i Zîşân Hazretlerinin rızası doğrultusunda kullandığı için hidayet-i ilahiyeye erdi, hak yolu buldu). Bir topluluğun üzerlerine de dalalet (sapıklık) hak oldu (o topluluk da fıtratlarını tebdil, nefislerinin kötü arzularına tabi oldukları için hidayete erme, hakkı bulma kabiliyetlerini kaybetmiş oldular). Çünkü onlar Allah Teâlâ’yı (O’na kul olmayı, O’nun hükümlerine riayeti kendi kötü tercihleriyle) bırakıp şeytanları dostlar, amirler edindiler. Öyle sanıyorlar ki; onlar hidayete, hakka kavuşmuşlardır (onlar düşmüş oldukları sapıklığın, yanlışların farkına varmazlar, tutmuş oldukları yolun kurtuluş ve hidayet yolu olduğunu sanırlar).” Allah Teâlâ (Celle Celâlühû) Hazretleri Ramazan ayı’nın hürmetine batılı hak olarak zannetmekten bizi muhafaza eylesin.Hep hakla beraber yaşayacak güzel amelleri, icraatları bize nasip eylesin. Amin.Şunu da not olarak söylemeden geçemeyeceğim; bütün dünya malum hastalıkla mücadele ederken bu ve bu gibi hastalıklardan, musibetlerden kurtulmanın yolu tedbiri elden bırakmamaktır. Tedbirlerin en mühimi ise Allah Teâlâ’ya karşı yaptığımız günahları, isyanları, cinayetleri itiraf etmek, bu yanlışlardan dönüp doğru olanları yaparak Mevlâ’mıza yönelmek ve dünyayı yeniden Mevlâ’mızın rızası doğrultusunda şekillendirmek için azami derecede çalışmaktır. Hepimizin Ramazan’ı mübarek olsun. Allah Teâlâ (CelleCelâlühû) Hazretleri Ramazan’ı, rızasına uygun bir şekilde geçirmeyi hepimize nasip eylesin. Amin

NEDİM ODABAŞ / MİLLİ GAZETE

29 Nisan 2020 - Ramazan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?