Oruç mü’mini takvaya ulastırmalı

Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz: Oruç mü’mini takvaya ulastırmalı

Haber albümü için resme tıklayın

Ramazan dediğimiz zaman biz önce Kur’an’ı hatırlıyorsak, akabinde orucu hatırlıyoruz. Çünkü oruç da bizim kişiliğimizin inşası, nefsimizin ve irade eğitimimizin tamamlanması adına önemli fonksiyonu olan bir ibadet demektir. Allah (c.c.) Hazretleri oruç farziyetini buyurduğu ayet-i kerimede, “Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki böylece takvaya erişirsiniz”. Oruçla takva arasında bir ilişki kurulmaktadır. İşte Ramazan da bu açıdan ayrı bir anlam ve değer kazanmaktadır.

Rahmet, bereket, gufran ayı Ramazan mü’minler için ne ifade ediyor? Ne ifade etmeli? Bu ayın fazlından kereminden, bereketinden nasıl istifade etmeliyiz?

Ramazan demek Kur’an ayı demektir. Oruç demektir. Çünkü Ramazan Kur’an’da zikredilirken “O Ramazan ayı ki Kur’an onda nazil olmuştur” diye zikrediliyor. İki at başı yürüyen özelliğine vurgu yapılıyor. Hakikaten baktığınızda  Ramazan’ın feyz ve bereketinin asıl kısmı Kur’an’dan kaynaklanıyor. Ramazan’ın Kur’an ayı olması… İkincisi de Ramazan’da farz olan, İslam’ın beş temel esasından olan, ikincisi veya üçüncüsü, Kelime-i Şehadet, namaz ve oruç… Dolayısıyla orucun da tutulması için Ramazan ayı hasredilmiştir. Bu bakımdan Ramazan dediğimiz zaman biz önce Kur’an’ı hatırlıyorsak, akabinde orucu hatırlıyoruz. Çünkü oruç da bizim kişiliğimizin inşası, nefsimizin ve irade eğitimimizin tamamlanması adına önemli fonksiyonu olan bir ibadet demektir. Allah (c.c.) Hazretleri oruç farziyetini buyurduğu ayeti kerimede, “Ey iman edenler sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki böylece takvaya erişirsiniz”. Oruçla takva arasında bir ilişki kurulmaktadır. İşte Ramazan da bu açıdan ayrı bir anlam ve değer kazanmaktadır. Gerçekten takva kelimesi Kur’an-ı Kerim’de 256 yerde geçmektedir. Takva bir bakıma, İslam, iman, ihsan  ve takva gibi tedrici bir durumu ifade etmektedir. İslam lafızla, sözle, ikrarla İslam’a girmeyi ifade eder. Kelime-i Şehadet’i söylediğiniz zaman Müslüman unvanını kazanırsınız. Ama bu Müslüman unvanını kazanmanızın ikinci adımı bu iman esaslarının kalbe yerleşmesi söz konusudur. Hucurat Sûresi’nde Allah (c.c.) buna işaret buyuruyor. “Bedeviler geldiler sana dediler ki, biz iman ettik. De ki onlara: “Hayır. siz henüz iman etmediniz, iman kalbinize yerleşmedi, ama hiç olmazsa Müslüman oldunuz.” Buradan anlıyoruz ki, İslam ilk, iman ikincisi, üçüncü adım ihsandır. İslam ve imandan sonra ihsanı soran Cebrail’e, “İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmendir. Sen O’nu görmüyorsan da  O seni görüyor” Son adım ise takvadır…. “Allah tarafından Cebrail ile Muhammed’e indirilen bu kitap muttekiler için hidayet rehberidir”…

İhsan ve takva, İslam ve imanın üstündedir

Oruç takvaya ulaşmamızı sağlayan önemli bir vesile. Ramazan da bunun gerçekleştiği bir fırsat iklimidir.

İhsan ile takva İslam ve imanın üzerinde bir üst seviye göstermektedir. Takvaya ermenin yollarından biri de ibadetlerin ruhuyla beraber ifa etmektedir. Namazın ruhu huşudur. Orucu takva ile tutmaktır… İbadetleri böyle yaparsak muttekilerden olma özelliği kazanıyoruz. Tevbe suresinde mü’minlerin önde  gelenleri anlatılırken önce muhacirleri, sonra ihsan ile onların ardından gelenleri anlatıyor. İhsan ile takva, İslam ve imanın üzerinde bir derecedir. İşte oruç takvaya ulaşmamızı sağlayan önemli bir vesile. Ramazan’da bunun gerçekleştiği bir fırsat iklimidir.  Hem hadisi şeriflerde Resulullah (sav)  Ramazan için, “Evveli rahmet, ortası mağfiret, nihayeti de cehennemden azat olma ayıdır” buyurarak bu rahmete ve berekete dikkatlerimizi çekiyor. İnsanız, yaşadığımız bu hayatta nisyanlarımız ve isyanlarımız pek çok. İnsan unutur, unutunca da ayağı kayar, sapar, hatta bu ayak sürçmelerini dikkate almaz, ayağa kalkmak ve durumunu düzeltmek gibi bir yol izlemezse bu nisyan ve unutmaları da isyana da dönüşebilir. Bunun için Ramazan iklimi bu nisyan ve unutmalarımızı hatırlatan ve Kur’anla ilişkilerimizi yönetmemizi sağlayan bir ortam sağlamaktadır. Kur’an’ı baştan sona hatmederek, okunanları dinleyerek, manasını anlamaya çalışarak, teravih namazlarıyla, iftar sofralarıyla, sahur bereketleriyle bu mevsimi, bu iklimi dolu dolu yaşayarak ruhumuzu yeniden tezkiye etmekte, gönlümüzü tasfiye etmekte, Rabbimize daha yakın olma hazzına ermekteyiz.

Kadir Gecesi’nde yapılacak istiğfardır, duadır, niyazdır

Ramazan’ın Kur’an ayı olduğunu ifade ettiniz. Kur’an’ın indirildiği Kadir Gecesi’ni nasıl ihya etmeliyiz?

Kur’an-ı Kerim’de adına özel bir sûre indirilen tek gece vardır. O da Kadir Gecesidir. Başka sûrelerde, başka ayetlerde bazen dolaylı bahsedilmiştir. “Mübarek bir gecede indirdik” diyerek ya da İsra Sûresi’nde bahsedildiği gibi bir geceden bahsediliyor. Ama özel bir sûre ve özellikleri sayılan bir sûre Kadir Gecesi’dir. Bu gecede Allah (c.c.) hazretleri yine Kur’an’a vurgu yapar.  “Biz  onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik” Gece ve Kur’an… Ramazan ve Kur’an.. Sana Kadir Gecesinin ne olduğunu kim öğretti? Sen nereden bilebilirdin Kadir Gecesinin ne olduğunu? Kadir Gecesi 1000 aydan (içinde  Kadir bulunmayan) daha hayırlıdır. O gecede melekler inerler ve Cibril-Emin de o gece meleklerle birlikte yeryüzüne iner. O gece fecr tan yeri ağarıncaya kadar selamettir, barıştır, esenliktir, mutluluktur.”

Bu ayet-i kerimelerle Allah (c.c.) hazretleri Kadir Gecesi’nin rahmet, mağfiret, feyz ve bereket olduğunu ve bu feyz ve bereketin de kendisinde indirilmiş olmasından kaynaklandığını ifade ediyor. O gecede ümmeti Muhammed’e, insanlık alemine yeryüzüne indiğini, onların yüreklerine güzellikleri ilham edildiğini-Melekler özellikle ilham elçileridir, özellikle Cibril-i Emin Peygamberlere vahiy getiren bir melektir. Vahyi getiren özelliğiyle Peygamberlerle muhatap olduğu için onlara vahiy getirmiş, Peygamberlerden sonra da mü’min kullara ilham, sadık rüyayla da onların gönüllerini taltif etmektedir. Ama bunu hissedecek kalbe ve gönle ihtiyaç vardır. Bu da Ramazan-ı Şerifi, Kur’an’ın manasını, orucun anlamını hissederek yaşayanlar için büyük bir lütuf ve mazhariyettir. Ama illa Cebrail’i göreceğim demeye gerek yok. Cebrail gözle görülmez. Ama O’nun bize telkin ettiği ilham, O’nun bize telkin ettiği güzellikler, dua duygusu, iltica duygusu, sığınma duygusu, o gecede Cibril-i Emin vasıtasıyla bize telkin edilir. Biz sürekli bir iyilik kuşanma adına o gün motive oluruz. Bunu hissederiz, bunu hissetmeliyiz. Eğer bunu hissedebiliyorsak,  Kadir Gecesini bütün feyz ve bereketiyle, rahmetiyle yaşıyoruz demektir. Kadir Gecesi bizim iç dünyamızda bir hareket meydana getiriyor, bir heyecan, bir motivasyon meydana getiriyorsa gerçekten Kadir Gecesini ihya etmiş sayılırız. O gecede yapılacak en önemli şeyler istiğfardır, duadır, niyazdır, ümmet için güzel planlar kurmaktır, insanlık adına iyi hedefler belirlemektir. Maddi hesaplardan çok manevi hesaplara yatırım yapmaktır. Sadece dünya bankalarına değil, ahiret bankalarına da havaleler çıkarmaktır tabiri caizse. Bu dünyadan ahiret bankasına havale çıkarmanın yolu, iyilik yapmaktır, insanların gönüllerine ulaşmaktır. Efendimiz (S.A.V.) Hz. Aişe validemiz, “Ben Kadir Gecesi’ne ulaşırsam, idrak edersem, bana nasıl dua etmemi tavsiye edersin” diye sorduğunda. Resulullah (sav) O’na, “Allah’ım sen affedicisin, kerimsin, affı seversin, beni ve bizi affeyle, bağışla” duasını öğretmiştir. İstiğfar zaten Cenab-ı Allah’tan özür dilemektir. Doğru yapamadık yarabbi, bağışlama diliyoruz, günahlarımızı setrediver, insanların gözüne göstermesen de sil, ben yeni bir adam olayım, yeni bir sayfa açayım diye dua etmektir.

Kardeşlik empati kurmakla başlar

İslam coğrafyası çok sancılı, ümmet gözyaşıyla imtihan oluyor. Bu Ramazan’da “Ancak müminler kardeştir” ayeti kerimesinin sırrına mazhar olabilmek ve  bu ümmetin birliği ve dirliği adına neleri tefekkür etmeliyiz?

Gerçekten çok zor bir zamandan geçiyoruz.  İslam ülkeleri olarak acılar yaşıyoruz, hâlâ sıkıntılar var. Harp var, darp var, kan var, gözyaşı var. Hemen yanıbaşımızda Suriye’de, Irak’ta, Myanmar’da, Doğu Türkistan’da kan ve gözyaşı var. Bir de son günlerde yaşadığımız Koronavirüs dolayısıyla geçtiğimiz dönemlerde yaşanan taun belasına benzer bir felaket yaşıyoruz. İnsanlar sokağa çıkamıyor, Cumalar kılınmıyor, vakit namazları evlerde kılınıyor. Bunların hepsi üzerinde düşünülmesi, tefekkür edilmesi, tevbe ve istiğfar edilmesi gereken hususlar. Şımarıklığımızı, azgınlığımızı, taşkınlığımızı ve Rabbımıza kulluk konusunda gafletimizi gözden geçirerek adam gibi kul olmanın derdine düşmeliyiz. Böyle durumlarda iki şey çok önemli. Cenab-ı Hakk’a dua ve istiğfar. İnsanlara yapılacak olan infak ve yardım. Bugünlerde insanlarla imkânlarımızı paylaşarak, varlığımızdan zekât, hayrat, infak adına paylaşarak darda olan Müslüman kardeşlerine, kardeşliklerinin gereğini göstermelidirler. Kardeşlik bir retorik ve edebiyat değildir. Şöyle kardeşiz, böyle dostuz… Kardeşlik noktasında bunları söylemek güzel bir şey.  Ama daha güzeli bunun fiiliyata dönüşmesidir. Davranışa dönüşmesidir. Eyleme dönüşmesidir. Eyleme dönüşmeyen söylemlerin hiçbir  kıymet-i harbiyesi yok. Ama asıl güzellik, o güzel sözlerin arkasında varolduğumuzu, bunları fiilen yaşadığımızı göstermeliyiz. Bu Ramazan ve bayram ikliminde ülkemize ve Müslümanlara nasıl ulaşabiliriz diye Ramazan’da yaşadığımız oruçla birlikte empati kurmasını, onların acısını yüreğimizde hissederek, evlerimizde kapalı olduğumuz bugünlerde istiğfarla, tasaddukla geçirmeliyiz.

NEDİM ODABAŞ / MİLLİ GAZETE

27 Nisan 2020 - Ramazan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Kumdaki Akrep - yatılı öğrençi yerlerindeki rezaletler türkiyede-son bulmadıkça hiç birimizin oruçu kabül edilmez.....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Nisan 01:09


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?