'Kulüpler konkordato ilan edebilir'

Spor kulüplerinin borçları sık sık gündeme gelirken borçlarını ödeyemeyen kulüpler konkordato ilan edebilecek.

Spor kulüplerinin borçları hem spor dünyasında hem de ekonomide sıklıkla edilen bir konu. Borçlarını ödeyemeyen kulüplere ne olacağı ise oldukça merak edilenlerin başında geliyor. 

Milliyet Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erol Ulusoy bugünkü yazısında borçlarını ödeyemeyen kulüplerin konkordato ilan edebileceğini belirtti. İşte o yazı:

"İhsan Amca spora meraklı. Ama ekonomiye de meraklı. İlgisini çekmiş, ‘Spor kulüpleri borçlarını ödeyemezlerse ne olur?’ diye soruyor. Tabii ki, spor kulüplerine karşı da icra yoluyla takibe geçilebilir. Ama spor kulüplerinin de buna karşı kendilerini konkordato ile belirli bir koruma altına almaları mümkün.
Konkordato en basit ifadeyle, borçlunun alacaklılarla yapacağı bir anlaşma sonucu, alacaklıların alacaklarının belirli bir oranından vazgeçmeleri ya da vadelerin ötelenmesi demektir. Eğer borçlu iflasa tabi ise, iflastan kurtulmak için de konkordato isteyebilir.
Örneğin, alacaklılar 300 bin TL’lik alacaklarının üçte birinden vazgeçip, borçlunun 200 bin TL ödemesine razı olurlar. Ya da borçlu borcunu ödemek için, örneğin 6 aylık bir süre daha ister.
Liglerin Covid-19 pandemisi nedeniyle ertelenmesi sonucu ortaya çıkan durum da aslında spor kulüpleri için bir tür konkordato sonucu doğurmaktadır. Çünkü mahkemelerde duruşmalar yapılmıyor, acil işler dışında dava açılamıyor, icra dairelerinde takip yapılamıyor. Borçlunun ne malları haczedilebiliyor, ne de hacizli malların satışı istenebiliyor. Sonuçta borçlular bakımından kısmen dahi olsa, konkordato ilan edilmiş gibi bir sonuç çıkıyor.
Eğer spor kulübü bir iktisadi işletme sahibi ise tacir de sayılacaktır. O zaman spor kulübünün iflası dahi istenebilir. Bunun tek istisnası, spor kulübünün kamuya yararlı dernek sıfatını taşımasıdır. Süper ligin bazı takımları anonim şirket olarak ligde yer alıyor. Bütün şirketler gibi bunlar da borca batık olurlarsa, iflasları istenebilir.
Konkordato isteyebilmek için iflasa tabi olanlardan birisi olma şartı yok. Dileyen bütün borçlular, koşullarını yerine getirerek ticaret mahkemelerine konkordato talebi ile başvurabilirler. Öğretmen, asker, polis, mühendis, işçi, esnaf, kim olursa olsun. Bunlara, spor kulübü olarak faaliyette bulunan dernekleri de dahil edebiliriz.
Konkordato ilan edilmesinin sonucu başta futbolcu maaşları dahil kulübün ödemelerini ertelenmesidir. Olumsuz yanı ise, mahkemenin gözetim kayyımı yerine yönetim kayyımı da atayabilme olasılığıdır. Bu durumda spor kulübünü başkanı ve yönetim kurulu değil, kayyım yönetecektir. Bunun sakıncasından söz etmeye gerek bile yok.
Yabancı liglerde durum farklı değil
Yabancı liglerdeki birçok kulüp de iflas tehdidi ile karşı karşıya. Alman birinci ve ikinci liglerinde mücadele eden 36 takımdan 13’ünün haziran sonuna kadar iflas tehdidi altında olduğunu söylüyor, ünlü Alman spor dergisi Kicker.
Ozan Kabak’ın da oynadığı ünlü kulüp Schalke 04’ün artık iflas durumunda olduğunu “sağır sultan” bile duydu. Kulübün iflas başvurusunda bulunması an meselesi. Korona Schalke 04’ün iflasını hızlandıracak gibi. Kurtuluş çaresi olarak Ozan Kabak dahil, bazı oyuncularını satmayı planlıyor.
Taraftara mektup yazdı
Ama, sözleşmesinde serbest kalma şartı olarak 50 milyon Euro yazan Ozan için şimdilik sadece Napoli’nin ilgilendiği biliniyor ama bu paraya ödemeye hazır olup olmadığı da meçhul.
Schalke 04 daha önce kombine biletli taraftarlarına bir yazı yazarak, kalan maçların seyircisiz oynanması halinde, bilet ücretlerinin tamamını iade edemeyeceği ricası ile duyuru yapmıştı.
Şimdi Almanya’da korona etkisi ile, spor kulüplerinin yayıncı kuruluştan alacakları gelirlerin belirli bir kısmında kesinti yapılarak fon kurulması, kulüplerin şirketler gibi yedek akçe ayırma zorunluluğu getirilmesi gibi geleceğe yönelik öneriler tartışılıyor.
Türkiye’de de spor kulüplerinin mali yönden güçlenmeleri için sadece finansal fair play önlemleri değil, gerçek mali çözümlerin tartışılma zamanı geldi.
Mücbir sebep, bir kimsenin kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle borcun yerine getirilmesine engel olan objektif nedenlerdir. En yaygın örnekler, sel, deprem, yer kayması gibi doğal afetler olduğu gibi, yangın, salgın hastalıklar da mücbir sebep olarak kabul edilir.
Mücbir sebep, hukuki de olabilir. Bir iş yerinin idari bir kararla, genelge ile kapatılması da mücbir sebep olabilir. En azından sadece o iş yeri için, kendisini borçlarından kurtaran olağanüstü hal niteliği taşıyabilir.
Bütün hukukçular, İçişleri Bakanlığı genelgeleri ile kapatılan iş yerleri için mücbir sebebin oluştuğunu, kira ödenmesinin istenemeyeceğini, en azından uygun bir indirim istenebileceğini kabul ediyor. Kiracı kapatılan iş yerini kendisinden kaynaklanan bir kusur sebebiyle kullanmamazlık etmiyor ki, kira ödemeye devam etsin.
İşte tıpkı kapatılan iş yerleri gibi, maçları ertelenen, ligleri tatil edilen spor kulüpleri için de mücbir sebep vardır. İş yerlerinin İçişleri Bakanlığı tarafından kapatılması ile liglerin federasyonlar tarafından tatil edilmesi arasında mücbir sebep bakımından hukuken bir fark yoktur.
Evet, gerçi spor kulüpleri kapatılmadı. Ama onlar için ana faaliyet, liglerde maç yapmaktır, ki şu anda maç yapmaları mümkün değil, yani kapalılar. İş yerleri de aslında hukuki varlıklarını sürdürüyorlar fakat, ticari faaliyette bulunamıyorlar. Arada bir fark yok.
Dolayısıyla, her somut olayda spor kulüplerinin sorumlu olmayacakları yükümlülükleri de tespit edilecektir."

25 Nisan 2020 - Spor


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?