Reklamı Kapat

Bayramoğlu korona sonrası ekonomiyi değerlendirdi: 3 milyon yeni işsiz

Karar Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu, bugünkü köşesinde koronavirüs sonrası beklenen ekonomik sıkıntıları kaleme alarak dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Karar Gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu, Türk ekonomisinde koronavirüsün bırakacağı etkiyi değerlendirdi.

Bayramoğlu yazısında bazı uzmanların da görüşüne yer vererek, "Uzmanlar korkutucu kestirimlerde bulunuyor. Seyfettin Gürsel’in, Perspektif sitesine verdiği bir röportajdaki işsizliklikle ilgili ileri sürdüğü öngörü şu: '3 milyon ilave işsizin daha yaklaşık 4 milyonluk mevcut işsiz sayısına ekleneceğini tahmin ediyorum. Tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 15 seviyesinden en az yüzde 23-24’e ulaşır...' " değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ile diğer ülkelerin ekonomik tablosunu da kıyaslayan Bayramoğlu, "Türkiye’nin ve Erdoğan’ın işi diğerlerinden daha çok zor. Zira teşvik ve el uzatma para ve araç gerektiriyorNitekim devletler şu ana kadar şu ana kadar 8 trilyon dolarlık teşvik paketi açıkladılar, IMF’nin kriz için 1 trilyon dolar ayırdı. Türkiye’nin ayırabildiği para ise çok sınırlı, 15 milyar dolar. Bunun da sadece yüzde 25’i nakit, geri kalanı borç, vergi erteleme, vs gibi kalemlerden oluşuyor.Türkiye’nin imkan ve araç azlığının temel nedeni ekonomi yönetiminin bir süredir kaynakları har vurup harman savurması. " yazdı.

İşte Bayramoğlu'nun o yazısı;

Korona sonrası Türkiye’yi nasıl vuracak?

Kriz günleri toplumlarda güven arayışını arttırır. Savaş dönemleri de salgın dönemleri de istisnalar haricinde böyledir. Doğaldır, zira kamu gücü sokaktaki insanın güvenebileceği yegane unsurdur. 
İtalya’da ABD’de koridorlarda yatan hasta görüntülerine, tıbbi cihaz açığı ve umutsuz hastaların oksijenlerini kesme haberlerine rağmen, bu hala böyle. 
Devlete yönelik güven yüksek seyrediyor.
Euro Elects’te yayınlanan Mart ayı lider reyting ölçümleri bu bakımdan dikkat çekiciydi:
(Amanya) Merkel: 79% (+11), (Danimaka) Frederiksen: 79% (+40), (Avusturya) Kurz: 77% (+33), (Macaristan) Orbán: 74%, (İtalya) Conte: 71% (+27), (İngiltere) Johnson: 61% , Erdoğan: 56% (+15), (İsveç) Löfven: 47% (+21), (Fransa) Macron: 40% (+7).
Pandeminin sosyo-ekonomik sonuçları görülmeye başlayınca, işsizlik, gelir bölüşümünde bozukluk bu ölçümler nasıl seyredecek henüz bilmiyoruz.
Türk ekonomisi nasıl etkilenecek bu durumdan?
Uzmanlar korkutucu kestirimlerde bulunuyor.
Fatih Özatay, yaptığı bir modelleme sonucu ekonominin yüzde 32’ye kadar varan bir küçülme yaratacak şok dalgasına uğarayabileceğini, Erol Taymaz yıllık yüzde 3,2 ile yüzde 12 arasında bir küçülme yaşayabileceği söylüyor.
İstidam üzerine çalışan Seyfettin Gürsel’in, Perspektif sitesine verdiği bir röportajdaki işsizliklikle ilgili ileri sürdüğü öngörü şu: “3 milyon ilave işsizin daha yaklaşık 4 milyonluk mevcut işsiz sayısına ekleneceğini tahmin ediyorum. Tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 15 seviyesinden en az yüzde 23-24’e ulaşır...”
Krizin benzer sonuçları karşısında tüm ülkelerin güzergahı benzer: Devletin ekonomik alana inmesi, boşluk doldurması, teşvikler ve desteklerle talebi canlandırması, zora düşen şirket ve çalışanlara el uzatması.
Ancak Türkiye’nin ve Erdoğan’ın işi diğerlerinden daha çok zor. 
Zira teşvik ve el uzatma para ve araç gerektiriyor
Nitekim devletler şu ana kadar şu ana kadar 8 trilyon dolarlık teşvik paketi açıkladılar, IMF’nin kriz için 1 trilyon dolar ayırdı. Türkiye’nin ayırabildiği para ise çok sınırlı, 15 milyar dolar. Bunun da sadece yüzde 25’i nakit, geri kalanı borç, vergi erteleme, vs gibi kalemlerden oluşuyor.
Türkiye’nin imkan ve araç azlığının temel nedeni ekonomi yönetiminin bir süredir kaynakları har vurup harman savurması. 
Doların yükselmesini engellemek için kamu bankalarının iktidarın talimatıyla yıl başından bu yana sattıkları döviz 40 milyar dolar civarında uzmanlara göre. 40 milyarlık ihtiyat akçesi, yani zor durum parası da, bir süre önce günlük işlerde kullanılmak üzere Hazine’ye devredilmişti. Merkez Bankası rezervlerinin eksi 18 civarında olduğu biliniyor. Yani altın ve baknaların mevudat karşılıkları dışında kasada para yok. 
Erdoğan IMF’den para istemez, istese de IMF, vereceği paranın nereye harcanacağını denetlemeden  böyle yönetilen bir ekonomiye el uzatmaz.
Anlaşılan para basılıyor. Ancak bunun da döviz karşılığı olmadıkça, eldeki pimi çekilmiş bombayı andırdığı söyleniyor. Nitekim Babacan şöyle diyordu son röportajında: “Merkez Bankası şu anda Türk Lirası üretmeye başladı. Fakat bunun miktarı ne olacak, orta vadeli bir programla nasıl normale dönecek, bu acil olarak açıklanmazsa Merkez Bankası’nın bugünkü politikası size yüksek kur ve enflasyon olarak geri döner.”
Umarız salgın çabuk söner, ekonomik canlılığa geri dönüş hızlı olur. 
Ancak dalgayı bedelsiz atlatmak mümkün görünmüyor.
Yüzde 30’lara varan bir işsizlik ve düşük gelirli kesimi iyice vuracak bölüşüm bozukluğu, Türkiye’ye siyasal ve sosyal olarak nasıl yansıyacak?
Bu masada duran bir sorudur.

25 Nisan 2020 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?