Küçük kıyamet mi?

Tüm dünyayı tehdit eden koronavirüs salgını sonrası global ekonomik kriz bekleniyor.

Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını tüm dünyayı tehdit ediyor. Salgın ile mücadele eden ülkeler bir yandan da ekonomi ile de boğuşuyor. Koronavirüs salgınının daha az etkilenmek için bir çok ülkenin merkez bankaları faizleri aşağı çekti. FED ise bir gecede faizi sıfırladı. Öte yandan koronavirüs salgını için ilave ekonomik tedbirler açıklanıyor. Yaşanan bu süreç ülkemizi de ciddi olarak etkilerken bazı işyerleri çalışanlarına ücretsiz izin veriyor. 

Koronavirüs salgını ile yaşanan krize karşı FİN-AS Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı, finans ve strateji uzmanı Ali Serim, "Global ekonomik kriz kapımızda." diyerek şu değerlendirmelerde bulundu:

Türkiye’nin geçtiği bu zor günlerde başta Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere devlet kurumlarının köklü geçmişimize yaraşır şekilde çalıştığını görmenin gururunu yaşadığımı ifade etmek isterim. Fedakâr ve cefakâr sağlıkçılarımıza ve kolluk kuvvetlerine teşekkürlerimi sunmayı bir borç biliyorum.

Son on gün içerisinde global bankaların önemli isimleriyle telekonferanslar yapma ve hazırlanan 50’den fazla raporu okuma imkanım oldu. Tüm bunların neticesinde Covid 19 Krizi’nin bugüne kadar görülmemiş çapta bir ekonomik yıkımı hazırladığını dehşet içinde idrak ediyorum. Bu farkındalık yapılan anketlerde, ölüm korkusunun işsizlik korkusunun gerisinde kalmasıyla veya ekonomik yıkımla baş etme mecburiyetinin stresini kaldıramayan, iki çocuk babası, Almanya Hessen Eyaleti Maliye Bakanı Thomas Schaefer’in intiharıyla gözümüzün önüne serilmektedir.

Covid 19 Krizi’ni sağlık yönüyle uzmanları gece gündüz irdelerken, ekonomik yönüyle bizler gerçekleri söyleyerek, asla paniği körüklemek olarak görülmemesi gereken yol göstericiliğimizi ve tedbirlere katkı yapmaya, vatansever ve hümanist entelektüeller olarak dün olduğundan bugün daha da fazla mecburuz.

Her şeyin sil baştan düşünülmesi ve planlanması gereken bir döneme girmiş bulunuyoruz. Global ekonomik kriz kapımızda. Bu kriz Türkiye kaynaklı olmadığı gibi, geçmişte yaşanan hiçbir krize de benzememektedir. Ne İspanyol Gribi günlerinde yaşanan ekonomik zorluklar, ne ABD Büyük Buhranı ne de II. Dünya Savaşı ile kıyas etmemiz mümkündür. Potansiyel ekonomik yıkım tüm bilinen felaketlerin ötesine geçme olasılığına sahiptir; zira burada tehdit altında olan insan canından sonra global ekonomik sistemdir. Her ne kadar 55 milyon yıllık bir geçmişi olsa da, bilim insanlarının yeni yeni tanıdığı ve bilgi toplama sürecinde olduğu Yeni Tip Corona Virüsü, Solunum Destek Ünitelerinin yeterli sayıda hastalık artış hızına paralel olarak üretilemeyecek olması, aşının piyasaya sürülmesi için 24 aya kadar beklenebileceği, tedavi destek ilaçlarının da sene sonuna doğru geliştirilebileceğine yönelik öngörülerden dolayı insanlığı panikle evlerine kaparken, insanlar kadar mal ve hizmetler talebini de öldürmektedir. Bu durum da doğal olarak arz için en kötü şartların oluştuğu ve ABD’de son bir haftada yapılan işsizlik destek başvurularından anladığımız gibi işsizliğin patlama yaşayabileceği anlamına gelmektedir. Üstelik salgın durumlarında, normal zamanda oluşabilecek talep daralmalarını aşmak için kullanılan vergi indirimleri gibi bilindik uygulamalar da beklenen neticeleri vermeyeceğinden durum çok çetindir. Özetle dünya ekonomik sistemi neredeyse durma noktasına gelme noktasındadır. Enfekte insanları hayatta tutan solunum destek sistemleriyse; Sağlıklı insanları ekonomik olarak hayatta tutan da işte bu global ekonomik sitemdir.

İfade etmek isterim ki İnsanlık ve Türkiye bu krizi şüphesiz geride bırakacaktır. Uygarlık tarihi aşılan krizler tarihi olduğu gibi, ülkemiz de Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere çok sayıda zorluğu insanının inanç ve gayretiyle geride bırakmıştır. Burada önemli olan alınan tedbirlerin ve ödenecek bedellerin ne olduğudur.

Birinci hedefin toplumsal birlik ve beraberlik olması önemlidir. Bu noktada siyasi görüşümüzün ne olduğu önemini yitirmektedir. Görevi başındaki karar vericilerin çevresinde muhalefet başta olmak üzere bir kenetlenme olmalı, iktidar da kimi süreçlere TBMM’de temsil edilen partileri dâhil etmelidir. Tam bu noktada muhalefet ve yeni kurulan partilerce başlatılmak istenen Başkanlık Sistemi tartışmalarının geride bırakılması gereklidir. Tartışmasız bu gibi durumlarda en etkili yönetim modeli merkezi, hızlı karar almaya imkân tanıyan Başkanlık Sistemidir. Tamamen insan canını koruma altına almak ve ekonomik aktivitenin sürekliliğini tesis edebilmek amacıyla, haksız politik eleştirileri ve son bir yıldaki haklılık payı olan tüm argümanları rafa kaldırmak gerektiğini düşünmekteyim. Özellikle ifade etmek isterim ki bu global felaket Türk Tipi Başkanlık Sistemi’nin de rüştünü ispat edeceği bir süreç içinde olduğumuz anlamına gelmektedir.

2020 Bütçesi sil baştan yeniden yapılmalıdır. Büyük bütçeli devlet kurumlarının kaynakları kriz yönetimi için kullanılmalıdır. Açıklanan paketler, ABD ve AB ülkelerinde açıklanan paketlerin GSMH ile oranlandığında küçük ve yetersiz kalmaktadır. Daha büyük paketlere ihtiyaç olduğu aşikârdır. Buna imkân tanıyan yasal düzenlemeler derhal TBMM’den geçirilmelidir. Ana kaynaklar sağlık sistemine aktarılırken, başta Türk Telekom internet hizmetlerinin güçlendirilmesi, işten çıkarılmaların en az 6 ay önüne geçecek, şirketlerin iflas etmelerini engellerken vatandaşa daha fazla doğrudan parasal yardım yapılması, temel ihtiyaç maddelerinin evlere dağıtılması, elektrik-su-doğalgaz-cep telefonu faturalarının 6 ay boyunca devlet tarafından karşılanması sağlanmalıdır. Burada özellikle gerek iletişimin hastalıkla mücadeledeki önemi gerekse evden çalışma oranının aniden büyük artış göstermesi sebebiyle konunun ekonomik sistemde kazandığı yeni konumuyla sağlık sistemi kadar gözetilmesi ve tarihi destekler sunulması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Gerekirse mobil iletişim şirketleri yasa yapılarak bu seneye mahsus olmak üzere kurumlar vergisinden muaf hale getirilmeli, faturalara yansıtılan bazı vergiler derhal askıya alınmalıdır. İletişim kalitesinin kesintisiz sağlanması toplum psikolojik sağlığı için de çok önemlidir. Hazine ve Merkez bankasının doğrudan 5 yıl vadeli özel sektör tahvilleri (ÖST) alabilmesi için gerekli düzenlemeler ivedi şekilde TBMM gündemine alınmalı, yandaşlara öncelik veriliyor dedirtmeyecek şeffaflıkta uygulanacak bir tahvil alım programı tasarlanmalıdır.

Gelelim bedellerin ne olacağına. Bu krizin faturası sadece Türkiye’yi değil her ülkeyi ciddi şekilde etkileyecektir. Bu durumun sorumluluğunun hiçbir siyasi kararla bağlantılı olmadığının bilincinde olarak ilk yapılması gereken Türkiye’nin de 1947 yılında kurucularından olduğu IMF için geliştirilmiş olumsuz dilden acil olarak vazgeçilmesidir. Ülkemiz IMF’den çok ucuz uzun vadeli kaynak temin etme imkânına sahiptir. Böyle bir imkân reddedilmemesi gereken bir imkândır zira bulunması geçici bir süre için mevcut kaynak anlamına gelmektedir. Ülkeler bu imkânı kullandıkça geç başvuranlara kalacak kaynak da az olacaktır. Bugünün ortamında bu imkânı kullanmamız durumunda bizden istenecek akılcı ek tedbirlerin ve raporlama mecburiyetlerinin siyasi yansımaları üzerine tartışma açmak doğru değildir. Ek olarak gerekirse para basılması gündeme alınmalıdır. Enflasyon doğuracağını bildiğimiz bu opsiyon da 2019 yılı jargonuyla tartışılamaz. Daha kötüsünden bizi koruyacak ve bize önemli zaman kazandıracaksa, Enflasyon riskini bile bile bu uygulamaya da gidilmelidir. Enflasyon mu işsizlik mi diye sorarsanız ben enflasyonu seçenlerdenim. Ana iki hedef olan önce can kurtarmak sonra da insanımızı işsiz yani gelirsiz bırakmamak için normal zamanlarda alınmaması gereken kararlar bugün alınmalıdır. Bu tür kararların politik çıkar uğruna malzeme yapılması ise siyaset kurumunun ayıbı olarak tarihe geçecektir. Son olarak ekonomi yönetiminin bir seferberlik ilan ederek, geçmiş ekonomi yönetimlerinde kritik roller oynamış ve özellikle kriz yönetimi deneyimi olan fakat şimdi emekli olmuş olan yetişmiş vatan evlatlarından bir danışma kurulu oluşturmasını, TUSİAD ve MUSİAD başta olmak üzere iş dünyası örgütlerinin temsilcilerini de günlük akışa ve karar alma süreçlerine görebileceğimiz şekilde dahil ederek ve bu kıymetli insanların deneyimlerinden istifade etmesini görmenin piyasaları memnun edeceğini düşündüğümü ifade etmek isterim. Zaman çözüme odaklanarak insanımız için çalışma zamanıdır. Bu dönemde siyaset bir kenara bırakılmalı ve karar alıcılara elimizden gelen tüm destek verilmelidir. Doğduğumuz dünya ile şuan yaşadığımız dünya aynı değil, bunun idrakinde olarak her adımımızı atmak gereken bir sürece  giriyoruz.

29 Mart 2020 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Guru - Dogrudan ozel sektor tahvili alimi ekonomiyi canli tutacak tek yol. Tebrikler diliyorum sesinizi duyan olur!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 31 Mart 10:30
01

Hukukcu - Cok dogru. Devlet sirket tahvili alsin ki isten cikarmalar az olsun. Siyaset ustu bir doneme girdik!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Mart 12:16


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?