Emeğe değer katan bilge Erbakan

İnsanın yeryüzünde varoluş nedeni irdelendiğinde, insanlık tarihi bir yönüyle emek tarihi olarak da nitelendirilebilir.

Büyütmek için resme tıklayın

İnsanın yeryüzünde varoluş nedeni irdelendiğinde, insanlık tarihi bir yönüyle emek tarihi olarak da nitelendirilebilir. Bu niteleme; insanın yeryüzündeki bütün eylemlerinin toplamı olan emeğe yüklenen anlamla önem kazanır. Bir yanda doğrunun-gerçeğin peşinde ve onun mücadelesini verenler, diğer tarafta ise yanlışın-gerçek olmayanın mücadelesini verenler. Yeryüzü bu iki ana damarın (bir diğer ifadeyle hak ve batılın) karşılaşma alanıdır.

İnsanın yeryüzünde temel görevlerinden ikisi: Emek sarf etmek ve üretmektir. Bu iki temel alan, insanın bu faaliyetleri “niçin yaptığı”na göre kıymet kazanır. Değerler dünyası inançla şekillenmiş, dünya ve ötesini bir bütün olarak kavramış ve “hesap günü”ne inanmış v dünyanın imar ve inşasında, öncelikle bir zihniyet değişimini gerçekleştirirler. Ancak bu zihniyet değişimi, büyük dava adamlarının/liderlerinin geniş kitlelere benimsettikleri, eski kalıp ve alışkanlıkları kırıp, bir toplumsal gerçeklik olarak ortaya koydukları zor ve meşakkatli bir uğraştır.

Ülkemizde, Tanzimat›tan, yani Batılılaşma maceramızın resmi başlangıcı olan 1839’dan beri, tarihî kopuşa çare arayan aydın-yönetici kesiminde, zihniyet değişimini gerçekleştirmiş bilim, fikir, siyaset ve eylem adamlarının en önemlilerinden birisi Necmettin Erbakan’dır.

Üniversitede nesil yetiştiren genç bir bilim adamı iken, 1969’da 43 yaşında siyasete atılmasıyla birlikte Türkiye’de yeni bir zihniyet değişiminin öncüsü olmuş ve inandıklarını hayata hakim kılmak için mücadele başlatmıştır.

“Emek hak sebebidir”

Dünya emek hareketinin önemli bir paydaşı olan HAK-İŞ’in gerek temellerinde, gerekse de emek tarihimizde önemli izleri bulunan Erbakan Hocamızın bütün bir hayatını adadığı (kendi adlandırmasıyla) “Milli Görüş” hareketinde “Emek hak sebebidir” şeklinde emeğin bir değer olarak yer alması Erbakan Hocamıza özel bir vurgu ve tanımlamadır. Tanımlamanın da ötesinde, başbakan olduğu Refah-Yol hükümetinde (1996-1997) çalışanların (işçi-memur) haklarına gösterdiği yakın ilgi ve katkı bugün bile hafızalarımızda hatırlanmaktadır.

Gerek üniversitede hoca gerekse de TOBB ve Gümüş Motor gibi tecrübelerinde emeği önceleyen, emeğin hakkını takdir eden bir şahsiyet olarak Erbakan Hoca işçi-işveren ilişkilerinde de adaleti gözeten bir anlayışın sahibiydi.

2003 yılında HAK-İŞ Konfederas-yonumuza bağlı bir sendikamızın Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma, işçi haklarına/emeğe verdiği değer ve önemi açık bir şekilde ve adeta bir klasik metin şeklinde, gelecekte de bahsedilecek sözlerle ifade etmişti. O konuşmasında şunları söylemişti:

”Sizler hak için çalıştınız, çalışanların hakkını korumak, bununla birlikte Türkiye’nin güçlenmesi ve gelişmesi için bütün gayretinizle çok hayırlı hizmetler yapıyorsunuz. Bizim inancımıza göre hakkı tesis etmek için yapılanlar en mukaddes çalışmalardır. Bundan dolayı, sizin varlığınızı, çalışmalarınızı, gayretlerinizi saygıyla, kalbimizle, takdirle karşılıyoruz…

Türkiye’nin meselelerini dünya meselelerinden ayıramayız. Sanayi gibi sendikal meseleleri de Türkiye’nin meselelerinden ayrı tutamayız.  Sanayinin, sendikanın meselelerini de Türkiye’nin meselelerinden ayıramayız… Emek hakkını almalı, çünkü emek hak sebebidir. Ondan dolayı yaptığınız çalışma mukaddestir, ondan dolayı bu anlayışla yapıldığı zaman bu çalışma bir ibadettir.”

Erbakan Hoca’nın emeğe, işe ve emekçiye dair bu sözleri manifesto niteliğinde bir metin kıymetindedir.

Erbakan Hoca’nın zihniyet dünyasında HAK konusunda temel dinamiklere değinmek gerekirse (Kendi ifadesiyle)

Batılın hak anlayışı 4 sebepten doğar:

1- Kuvvet (güç)

2- Çoğunluk

3- İmtiyaz (ayrıcalık)

4- Menfaat (çıkar)

Hakikatin hak anlayışı da 4 sebepten doğar:

1- Cenab-ı Hakk’ın bütün insanlara doğuştan eşit olarak verdiği temel insan hakları: (Yaşama, neslin korunması, mülkiyet, inancın korunması hakkı)

2- Emek

3- Karşılıklı rıza ile yapılan mukavele

4- Adalet gereği doğan haklar.

Erbakan Hocamızın bu HAK tanımı ve tasnifi bugün gerek devlet gerekse de toplum olarak yeryüzünde insan olarak varoluşumuzun temelini oluşturmaktadır. Erbakan Hocamızın YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE, ADİL DÜZEN ve YENİ BİR DÜNYA ideallerinde bir MEDENİYET TASAVVURU olarak HAK anlayışı merkezi bir yer tutmaktadır. Bu hedefleri zihinlere yerleştirmekle, milletimizin umudunu diri tuttu.

Maddi ve manevi kalkınmayı gerçekleştirme idealini taşıyordu

Siyasi prensiplerindeki iki önceliği de çok dikkat çekiciydi. Birincisi; ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT. İkincisi; TÜRKİYE’NİN SANAYİLEŞMESİ VE KALKINMASI. Yani maddi ve manevi kalkınmayı, birbirini ihmal etmeksizin bir bütün olarak gerçekleştirmek idealini taşıyordu.

Ayrıca “işçilerin fabrikalara ortak olması!” ve “eşel mobil sistemi” olarak getirdiği yenilikleri de emek dünyasında yeni, orijinal ve emeğin lehine gelişmeler olarak bugün hatırlıyoruz.

Erbakan Hocamız, daha “Sivil Toplum Örgütü” kavramı ülkemizde kullanılmaya başlanmamışken bile, erken bir dönemde Sivil Toplum Örgütlerine verdiği önemle de ileri bir ufka sahipti. STÖ’lerin önemine ve etkinliğine inanmış, toplumun her kesiminde örgütlü toplum olma bilincinin gelişmesi için birçok kuruluşa rehberlik etmiştir. Hem bir bilim adamı hem de siyasetçi olarak STÖ’lerin küresel dünyada ve ülkemizde yükselen ve toplumu dönüştürücü rolünü görerek bu yönde onların önünü açmıştır.

Yeni Bir Dünya tasavvurunda belirleyici olan HAK’tır.

Erbakan Hocamızın YENİ BİR DÜNYA TASAVVURUnda belirleyici olan HAK’tır, güç değildir. Karşı çıktığı da hakkı ezen gücün egemenliğidir. Bir ömür mücadelesini verdiği Hakkın hakimiyetidir. Yeni Dünya Düzeni’nin yeni dünya sömürgeciliğine dönüşmemesi için, Türkiye’nin aktif bir ülke olması için çaba sarf etti. İnsanlığın geleceği adına, vahşi kapitalizmin dizginlenmesi, sömürgeciliğin kalkması için uluslararası siyasi ve ekonomik birliktelikler oluşturdu. Başbakanlığı dönemindeki D-8 buna en önemli örnektir.

Onun ufku, ulusal sınırların çok ötesindeydi. Ezilen, açlık ve sefalet içerisinde kıvranan, kaynakları talan edilen, sömürülen mazlum milletlerin umudu olmuştur. Onun rüyası vardı, milletimizin bekası için gerçekleştirmesi gereken hayali vardı. Kurdurduğu ve kurduğu hükümetler emperyalist güçler tarafından yıktırıldı, yıkıldı ama o hiçbir zaman yılmadı, yorulmadı, yıkılmadı.

12 Eylül 1980 öncesi koalisyonlarda küçük ortak olarak bile yaptıklarına bugün baktığımızda, onun ufkunun, onun azminin, onun dinamizminin nerelere kadar uzanabildiğini anlayabiliyoruz.

Onu;

• Üniversitede Hoca olarak da,

• Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde yerli üretim ve kalkınmaya adanmış bir girişimci olarak da,

• Siyasette medeniyet mücadelesine kilitlenmiş bir misyon sahibi olarak da, tükenmez enerjisiyle örnek bir dava adamı olarak görüyoruz.

Yani bir ilim adamının, bir liderin, bir sanayi ve teknoloji adamının, bir siyasetçinin, bir nezaket, zarafet, dirayet ve basiret adamının nasıl olması gerektiğini onun şahsında görebiliyoruz.

O, ülkemiz, İslam âlemi ve tüm dünya için, HAK VE ADALET ekseninde, şartlar ne kadar çetin ve olumsuz olursa olsun yılmadan, durmadan, eğilmeden yürüyüşünü sürdürmüştür. Fiili ve postmodern darbeler onun önünü kesememiştir. Çünkü o davasına inanmış ve adanmış bir şahsiyet olarak Anadolu insanının yüzyıllardır süren çilesini kendi çilesi bilmiş bir liderdi. Çileyi çareye dönüştürmek için bir ömür mücadele etti.

O, 12 Eylül’de de, 28 Şubat’ta da hep temsil ettiği davayı, temsil ettiği kitleyi ve ülkesini düşündü. Büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etti.

Halka hizmeti Hakk’a hizmet bilen Erbakan Hoca›nın çok boyutlu şahsiyetini bir cümleyle özetlemek gerekirse; o söylediklerini hayata geçirmek için yaşadı. Sözünü eylem, eylemini sözü haline getirmiş bir büyük şahsiyet ve mücadele adamı olarak bu dünyada 84 yıl “yaşanması gereken” şekilde yaşadı.

Bizim inancımızda “öldükten sonra da yaşayanlar” bağlamında, bıraktığı fikirler, nesiller ve eserlerle yaşayan ölümsüz insanlardandır Erbakan Hocamız.

Kendisine bir kez daha rahmet diliyoruz.

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan

27 Şub 2020 - 04:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Çin'in bulduğu ve Türkiye'de de uygulanacak olan koronavirüs aşını yaptırır mısınız?