Reklamı Kapat

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan tepkisi! Erdoğan'ın haberi olmamış mı?

Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan'a yönelik ithamlara tepki gösteren Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren dikkat çeken ifadeler kullandı.

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren'in bugün 'Hataları Paylaştırmak' başlıklı bir yazısı yayınlandı. Taşgetiren, söz konusu yazıda eski başbakan Ahmet Davutoğlu ile eski bakanlardan Ali Babacan'a yönelik ithamlara tepki gösterdi.

Davutoğlu ile Babacan’a bazı suçlamalar yöneltildiğini ifade eden Taşgetiren, "Davutoğlu ve Babacan’ın sorumluluk üstlendiği 15 yıllık sürede, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milli Güvenlik Kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı dış politika, güvenlik meseleleri, ekonomi üzerine herhangi bir şey yapmamışlar mı? Suriye politikası Milli Güvenlik Kurulu masasına yatırılmamış mı? Davutoğlu Suriye politikasını tek başına mı belirlemiş, Babacan IMF ile elele verip memleketi faize batırmış da Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın haberi olmamış mı?" dedi.

Ahmet Taşgetiren, Ali Babacan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "Faizci" ve "IMF'ci" şeklinde suçlandığını söyledi. "Suriye’de yaşananların da çok uzun zamandan beri Davutoğlu’nun vebal hanesine yerleştirildiği biliniyor." ifadelerini kullanan Taşgetiren, yeni siyasi oluşumlarda yer alan eski bakanların da suçlandığını belirtti.

"Bu isimler halen Ak Parti bünyesinde yer alsalardı, yine de suçlanırlar mıydı?" diyen Ahmet Taşgetiren yazısının bir bölümünde şu ifadeleri kullandı:

Aslında yeni siyasi oluşumlara yönelik suçlamalar sadece Babacan veya Davutoğlu ile sınırlı da değil. Hareket içinde yer alan bakanlar da, vebal hanesinde zikrediliyor. Açılım politikaları, FETÖ’nün yargı ve emniyetteki yapılanmaları sebebiyle de hedef seçilen isimler var.
Şu soru sorulabilir: Bu isimler halen Ak Parti bünyesinde yer alsalardı, yine de suçlanırlar mıydı?
İkinci soru şudur: Ak Parti hükümetlerinin ciddi zaaf sergilediği başka alanların (mesela milli eğitim, kültür) bakanları neden eleştiri oklarına hedef olmuyorlar?
Bu soruların cevabı az-çok tahmin edilebilir. Ama Davutoğlu ve Babacan’a yönelik kampanyada bir başka sorun var ki, ülke yönetimi adına asıl onun üzerinde durulması gerekiyor.
Burada sorulacak soru şu: 17 yıllık iktidarın, Davutoğlu ve Babacan’ın sorumluluk üstlendiği 15 yıllık sürede, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milli Güvenlik Kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı dış politika, güvenlik meseleleri, ekonomi üzerine herhangi bir şey yapmamışlar mı? Suriye politikası Milli Güvenlik Kurulu masasına yatırılmamış mı? Davutoğlu Suriye politikasını tek başına mı belirlemiş, Babacan IMF ile elele verip memleketi faize batırmış da Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın haberi olmamış mı? Memleket her bakanın alıp başını gittiği devletçiklere mi bölünmüş? Açılım politikalarında Beşir Atalay başına buyruk muymuş, FETÖ yargıda emniyette, orduda örgütlenirken MİT görmemiş mi, Askeri istihbaratın haberi olmamış mı, MİT Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı uyarmamış mı?
Böyle daha onlarca soru sorulabilir: Bu sorulara verilecek cevaplar şunlar olabilir:
-Söz konusu üst kişi ve kurumların gafletine geldi, konuya yeterince hakim olmadıkları için de bir şekilde ikna edildiler.
-Bugün birilerinin üzerine vebal diye yüklenen işlerin tamamı, herkesin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşti. Bugün yanlışlandığına bakılmasın, o işlerin öyle doğru olduğu konusunda herkes hem fikirdi.
-Hatta işlerden bazıları, bakanların itirazına rağmen üst iradenin telkini ile gerçekleşti. Çünkü o günlerde üst irade ikna edilmişti.
Cevap bunlar veya başkaları olabilir ama şu biliniyor ki, tüm işler ortak sorumluluk içinde yapıldı.
Suçlama olursa – ki şu an meydan boş olduğu için ağzı olan konuşuyor- cevabı da olur. Siz bir şey söylerseniz, cevap verenler de olur. Gelecek Parti’sinin Genel Başkan yardımcısı seçilen Etyen Mahçupyan T24’e verdiği mülakatta “Davutoğlu bildiklerini söylerse yakın tarihin başka türlü yazılması gerekir” demiş. Davutoğlu’nun da Babacan’ın da bildikleri pek çok şeyin olması son derece normal. “Suriye senin eserin” denirse Davutoğlu, “Faizci-IMF”ci” diye suçlanırsa Babacan konuşur.
Önümüzdeki dönem, siyasetin en hareketli alanı muhafazakâr zemin olacak gibi görünüyor. Muhafazakâr zihin dünyası için önemli bir tecrübe yaşanacağı muhakkak. Dileyelim, üslup hassasiyeti gözetilsin.

17 Ocak 2020 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?