Reklamı Kapat

Kanal İstanbul için ÇED raporu yayınlandı

75 milyar liralık yatırım maliyeti ile tartışma konusu olan Kanal İstanbul projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu açıklandı

Haber albümü için resme tıklayın

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın hazırladığı son dönemin en çok tartışılan konusu Kanal İstanbul projesi için hazırlanan son şekli verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu yeterli bulunarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bugün halkın görüşüne açıldı. “Nihai” olarak kabul edilen ÇED raporu 10 gün boyunca görüş ve öneriler için askıda kalacak.

75 milyar lira bedel ile yapılacak Kanal İstanbul için hazırlanan son ÇED raporuna göre; projenin 7 yılda tamamlanması planlanıyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü'nde yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Kanal İstanbul (Kıyı Yapıları [Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezler], Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dâhil) projesi ile ilgili olarak hazırlanan son şekli verilen ÇED Raporu, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca yeterli bulunmuş olup, nihai kabul edilmiştir.

Komisyonun sonuçlandırdığı Çevresel Etki Değerlendirme Raporu halkın görüş ve önerilerini almak üzere Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde ve Bakanlıkta on(10) gün görüşe açılır. Bakanlıkça projeyle ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de dikkate alınır.

Bakanlık halktan gelen görüşler ışığında rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da İnceleme Değerlendirme Komisyonunun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai olarak kabul edilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu 10 (on) gün halkın görüşüne açılmış olup, görüş ve öneriler için bu süreç içerisinde İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na müracaat edebilir."

‘‘ÇILGIN PROJE'' Mİ YOKSA ''CİNAYET'' Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından bugüne ''Kanal İstanbul'' tartışmaların odağındaydı ancak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun projeyi ''cinayet'' olarak tanımlaması tartışmaları başka bir noktaya taşıdı.

Peki Kanal İstanbul ‘‘Çılgın proje’’ mi yoksa ‘’cinayet’’ mi?

ERDOĞAN BÖYLE AÇIKLAMIŞTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Nisan günü projenin detaylarını açıklamış “Karadeniz ve Marmara arasında yeni bir kanal açılacak. Kanalın uzunluğu 40 kilometre, derinliği 25 metre, genişliği ise 150 metreyi bulacak. Kanaldan dünyanın en büyük gemileri geçebilecek, kanal üzerine inşa edilecek köprülerle kara ve demiryolu ulaşımı hiçbir kesintiye uğramayacak. Üçüncü köprünün bağlantı yolları da bu kanal üzerinden geçecek. Bu kanal sayesinde boğaz trafiği azalacak ve Boğaz’daki risk en aza indirilecek. Yüzyılın en büyük projelerinden biri için bugün kolları sıvıyoruz. Çünkü Türkiye bir istikrar ülkesi, Türkiye bir güven ülkesi. Türkiye 2023’e böyle büyük böyle çılgın, böyle muhteşem bir projeyle girmeyi fazlasıyla hak etmektedir ve bunun adımını attık’’ demişti.

İMAMOĞLU: ‘’RESMEN CİNAYET PROJESİDİR’’

Projenin çalışmaları sürerken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu,  Kanal İstanbul’u “cinayet” olarak tanımladı bir anda tartışmanın daha da alevlenmesine yolaçtı. Projeyi neden desteklemediklerini söyleyen Ekrem İmamoğlu, projenin hem çevresel açıdan hem de deprem olasılığı nedeniyle çok büyük tehlike arzettiğini belirterek; “Bu ucube projeyle, ülkenin deprem riski en yüksek bölgesine 8 milyon hapsedilmiş olacak. Deprem anında bu denli yüksek bir nüfusu başka bir coğrafyaya nakledecek hiçbir devlet yoktur dünyada” dedi.

Açıklamasında projenin 75 milyar dolarlık maliyetine dikkat çeken İmamoğlu; “Bu miktarda parayla ülke genelinde birden fazla başka cazibe merkezleri üretilebilir…Özetle bu proje İstanbul’a bir ihanet projesi bile değildir. Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul için gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde İstanbul da bitmiş olacak.”dedi

30 CİVARINDA SU HAVZASI YOK OLACAK

Ekrem İmamoğlu, projeye dair tepkilerini şöyle dile getirdi.  “Kanal İstanbul projesinin yüzde 30 civarında su havzalarını yok edeceği, İstanbul için ne kadar gereksiz ve ne kadar riskli bir proje olduğunun da ayrı bir ispatıdır. İstanbulluların projenin etkisi, üreteceği tahribat, neye mal olacağı konusunda, faydaları ve dezavantajları konusunda hiçbir bilgileri yok’’ dedi.  Ekrem İmamoğlu ayrıca Kanal İstanbul projesinin mutlaka referanduma sunulması gerektiğini de dile getmişti.

PEKİ KANAL İSTANBUL PROJESİ NEDİR NE DEĞİLDİR?

İstanbul 'un Avrupa Yakası'nda hayat bulacak olan Kanal İstanbul için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın hazırladığı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna göre proje 7 yılda tamamlanacak. Maliyesi ise 75 milyar TL'yi bulacak. Proje ile  Karadeniz ile Akdeniz arasında bir geçit olan İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğini rahatlatması öngörülürken Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir su yolu olacak.

Kanal İstanbul projesinin uzunluğu 40 kilometre; genişliği 150 metre, derinliği ise 25 metre olması düşünülüyor.

Projenin güüzergahı ise, Marmara Denizi'ni Küçükçekmece Gölü'nden başlarken, Sazlıdere ve Altınşehir mahallelerinden devam ederek Sazlıdere Baraj Havzası boyunca ilerleyecek, Terkos ve Durusu mahallelerinin kenarından Karadeniz'e ulaşacak. Alan büyüklüğü olarak ise Arnavutköy 28.6 km, Küçükçekmece 7, Başakşehir 6.5, Avcılar 3.1 km ilçe sınırları içerisinde olacak.

PROJE SONA ERDİKTEN SONRA

Kanal İstanbul projesi ile İstanbul Boğazı’ndaki tanker trafik tarihe karışacak. İstanbul‘da iki yeni yarımada ve ayrıca yeni bir ada meydana gelecek. Kanal İstanbul’un çevresinde kurulacak yeni yerleşim bölgesinin kapsadığı alan yaklaşık 453 kilometrekare yani 10 Kadıköy’ büyüklüğünde olacak...

KANAL İSTANBUL’A NEDEN İHTİYAÇ DUYULUYOR?

Kanal İstanbul projesinin en önemli yansıması, 1936 yılında yürürlüğe giren ve Boğazlar rejimini düzenleyen ''Montrö Sözleşmesi'' ve bu sözleşme ile kurulan jeopolitik denge üzerine yapacağı etki ile ilgili olduğu iddia ediliyor. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Antlaşması sırasında yıllık 3 bin gemi boğazdan geçmekteydi ancak yıllar geçtikçe bu sayı giderek arttı. Gerek boğaz trafiğinin artması gerekse yük gemileri geçiş güzergahları ve planlamaları için alternatif arayışların başlaması projenin tetikleyicisi oldu. Şu anda yıllık 50 bini bulan sayılarda gemi, boğazdan geçiyor. Bu sayının 2050'de 100 bine ulaşması bekleniyor. Günlük balıkçı ve şehir hatları ile 2 bin 500 araç boğazı kullanıyor. Süveyş Kanalı'nda yıllık 17 bin gemi geçiyor.

Tabiki coğrafyalar nedeniyle karşılaştırmak çok sağlıklı sonuçlar vermeyebilir ancak durum itibarıyla büyük bir fark söz konusu. Bazı hukukçulara göre, bu projenin Montrö Anlaşması'na yönelik de bazı ihlaller doğurabileceği yönünde tartışmalar var.

DEZAVANTAJLARI NELER?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, projenin dezavantajlarına  dair bi sunduğu raporda, Kanal İstanbul projesi ve çevresinde oluşacak yapılaşma alanlarının çok kısa sürede sıcaklık, nemlilik, buharlaşma ve rüzgar rejimlerini değiştirerek birer kentsel ısı adasına dönüşeceğinin altı çizilerek “Bu alanlar iklim değişikliği açısından olumsuz sonuçlar üretecektir” deniliyor. Proje ile İstanbul'un bu bölgede sahip olduğu ormanların, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının, çayır ve meraların, kıyı kumullarının, endemik türlerin projenin inşaatı sırasında ve sonrasında mevcut imar planlarına aykırı yeni oluşacak gelişme alanlarından dolayı yok olma aşamasına geleceğine dikkat çekildi.

KANUNİ DÖNEMİNDE MİMAR SİNAN’A VERİLMİŞTİ

Uzun süredir Türkiye’nin gündeminden düşmeyen Kanal İstanbul projesi, aslında 16’ncı yüzyıldan itibaren çok kez gündeme geldi. İlk kez Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından ele alınan projenin, fizibilite çalışmaları Mimar Sinan tarafından yapıldı.  Sakarya Nehri kullanılarak Marmara ve Karadeniz arasında bir kanal açılması planlandı ancak savaşlar sebebiyle proje bir türlü hayata geçirilemedi.

Ardından Üçüncü Murad döneminde 1591'de gündeme gelen kanal projesi, Keleş suyunun Sapanca Gölü’ne Sapanca Gölü'nün de İzmit Köfezi'ne akıtılması için harekete geçildi. Sokolluzade Hasan Paşa, bu işle görevlendirilmişti. Kanal için her türlü çalışma yoğun bir şekilde devam ederken donanmanın hazırlanmasının ön plana çıkması üzerine faaliyetlere ara verildi.

NEDEN HAYATA GEÇİRİLEMEDİ?

Mehmed devrinde, yeniden 1654'te gündeme taşınan proje için, bölgeye mühendis gönderildi ve bir rapor hazırlandı. Ancak raporda kanalın gerçekleşmesi halinde çevredeki köy, çiftlik ve meraların zarar göreceği belirtildiğinden üçüncü teşebbüs başlamadan sona erdi. Birinci Mahmud devrinde (1730-1754) sadece Sapanca Gölü'nün İzmit Körfezi'yle birleştirilmesi gündeme gelmişti. Bu kez de projeyi bölgenin ileri gelenlerinin desteklememeleri üzerine proje hayata geçirilemedi.

Üçüncü Mustafa zamanında 1759'da kanal meselesi yeniden gündemdeydi. Birinci aşamada Sapanca Gölü ile İzmit Körfezi birleştirilmeye çalışılacak, bu teşebbüsün gerçekleşmediği takdirde Sakarya Nehri ile Sapanca Gölü birleştirilmeye çalışılacaktı. Kanal için teşebbüse geçildi ancak hafriyat sırasında su çıkması ve kışın gelmesi üzerine faaliyete ara verildi sonrasında da iptali gerçekleşti.

23 Aralık 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?