Reklamı Kapat

Her Müslüman, Kudüs şuuruna sahip olmalı

MEDICS World Wide (Uluslararası Tıbbi Yardım Derneği) Başkanı Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Ağırman ile röportaj...

Abdussamet Karataş
Abdussamet Karataş Tüm Haberleri

MEDICS Word Wide ‘Uluslararası Tıbbi Yardım Derneği’ Başkanı Mehmet Ağırman, ‘Ümmetin kalbi Filistin’ başta olmak üzere insani krizlerin yaşandığı birçok bölgeye yaptıkları sağlık yardımlarını Millî Gazete’den Abdussamet Karataş’a anlattı.

Mazlum İslam coğrafyalarında terör estiren küresel terör devletleri insanlığın geleceği için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Keşmir’den Arakan’a, Doğu Türkistan’dan Yemen’e birçok İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı durmak bilmezken bu zulüm çarkının belki de en önemli kavşağını Siyonist İsrail’in zulmü altındaki Filistin oluşturuyor. Filistin başta olmak üzere insani krizlerin yaşandığı birçok bölgeye sağlık yardımları ulaştıran MEDICS World Wide (Uluslararası Tıbbi Yardım Derneği) Başkanı Doktor Öğretim Üyesi Mehmet Ağırman ile mazlum coğrafyaların sağlık sorunlarını ve ümmetin kalbi Filistin’i konuştuk.               

ULUSLARARASI TIBBİ YARDIMLAR GERÇEKLEŞTİRİYORUZ

Öncelikle başkanlığını yaptığınız derneği tanımak isteriz. MEDICS Word Wide nedir? Bu derneğin kurulma fikri nasıl ortaya çıktı?

MEDICS World Wide ‘Uluslararası Tıbbi Yardım Derneği’ 2016 yılında İstanbul merkezli kurulan uluslararası tıbbi alanda yardımlar gerçekleştiren bir dernek. Dünyanın her yerinde, sağlık alanında ihtiyacı olan herkese yardım ulaştırmaya çalışıyoruz. Bu yardım ağının en önemli noktasını da Filistin oluşturuyor. İsrail’in saldırıları sonucu yaşamsal sorunlar yaşayan Filistin’deki kardeşlerimize destek olmak istiyoruz.

FİLİSTİN, BÜYÜK SAĞLIK SORUNLARIYLA BOĞUŞUYOR

Neden Filistin? Filistin’de hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

Filistin, uzun yıllardır İsrail işgali altında ve çok ciddi bir insani krizle karşı karşıya. Filistin’de, özellikle Gazze şehrinde insanlar en temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. Hastanelerdeki tıbbi malzeme ve ilaç eksikliği, çocukların gıda ve beslenme yetersizliği had safhada. Kronik hastalıkların, diyaliz hastalarının, yeni doğan bebeklerin hastalıklarının takiplerinde ve tedavi süreçlerinde çok büyük sorunlar yaşanıyor. Bunun yanında hastanelerde yakıt problemi olduğundan hastanelere günde ancak 3 ya da 4 saat elektrik verilebiliyor. Bunun neticesinde birçok ameliyat ertelenmek zorunda kalıyor. Acil müdahaleler dahi yapılamıyor. Orada tedavi edilemeyen, daha büyük ve komplike hastanelere gitmesi gereken hastalar da Gazze dışına çıkamıyor. Tıbbi heyetler de Gazze’ye giremiyor. 2006 yılından beri İsrail ablukası devam ettiği için tıbbi malzeme, ilaç, gıda, temiz su ve acil tıbbi malzemelerin Gazze’ye ulaşmasında büyük sorunlar var.

BÜYÜK DÖNÜŞ YÜRÜYÜŞÜ’NDE 340 FİLİSTİNLİ ŞEHİT EDİLDİ

Büyük Dönüş Yürüyüşü’nde İsrail’in saldırılarına uğrayan Filistinli kardeşlerimizde ciddi sağlık sorunları oluştuğunu biliyoruz. Son durumu sizden öğrenebilir miyiz?

2018’in Mart ayından itibaren İsrail ablukası ve ambargosunu protesto etmek için Gazze halkının gerçekleştirdiği ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ devam ediyor. Bu yürüyüş sırasında geçen yıldan bu yana 35 binden fazla kişi yaralandı, 340 Filistinli şehit oldu. Maalesef saldırılar devam ediyor ve her hafta onlarca yeni yaralı ortaya çıkıyor. Bu yaralılara acil sağlık hizmeti gerekiyor. Gazze’deki mevcut sağlık hizmetleri bu konuda yetersiz kalıyor. Onun haricinde bu yaralıların çok meşakkatli tedavileri oluyor. Kollarından ve bacaklarından yaralanan Filistinliler ciddi sakatlanmalar yaşıyor. Hastalar belki 9-10 defa ameliyata ihtiyaç duyuyor. Filistinlilere gerçek mermilerle saldıran İsrail; kemik, kas, sinir, dolaşım gibi vücudun bütün sistemlerini tahrip eden bir yaralama şekli uyguluyor. Sadece yürüyüşe katılanlar değil, sağlık çalışanları da İsrail’in hedefinde. Geçtiğimiz 1 buçuk yılda İsrail saldırılarında 4 tane sağlık çalışanı şehit oldu, 700’den fazla sağlık çalışanı yaralandı.

FİLİSTİN’İN NABZI DURMASIN DİYE TOPLANDIK

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da gerçekleştirdiğiniz uluslararası ‘Filistin’in Nabzı Durdurulamayacak’ konferansınız ilgi çekti. Bu konferansla neyi amaçladınız?

Filistin’deki acı tablo böyleyken Gazze halkının acılarına bir nebze de olsa merhem olmak için 7 kurum işbirliği yaparak ‘Filistin’in Nabzı Durdurulamayacak’ konferansını gerçekleştirdik. 22 ülkeden gelen kurum ve kuruluşlar 2 gün boyunca Gazze’nin ve Filistin’in sağlık sorunlarını gündeme getirdi. Gazze’den ve Filistin’den Sağlık Bakanlığı yetkilileri de konferansımıza katılarak oradaki durumu birebir anlatma imkânı buldular. Konferansımıza katılan uluslararası sivil toplum kuruluşları ve bağışçılar da önümüzdeki dönem yapacakları bağış ve yardımların taahhüdünde bulundular. Mağdur ve mazlum kardeşlerimize daha fazla yardım etmeyi umut ediyoruz.

AFRİKA’DAN ASYA’YA BİRÇOK COĞRAFYADA ACI VAR

Filistin’in yanında Suriye, Yemen, Afganistan, Afrika ve dünyanın birçok bölgesinde emperyalist işgallerin sürdüğü ülkeler var. Buralara yönelik genel çalışmalarınız neler?

MEDICS World Wide olarak ilk çalışmaya başladığımızdan itibaren din, dil, ırk, mekân belirtmeksizin yeryüzündeki ihtiyaç duyulan her yere sağlık hizmetleri götürebilmeyi amaçladık. Biz yardım derneğiyiz, yönetim kurulumuzda hekim, eczacı ve sağlık çalışanları var. Sağlıkta maksat sadece tedavi etmek değil. Tedavi öncesinde de koruyucu hekimlik uygulaması kapsamında insanların hasta olmaması için gıda, sağlıklı beslenme, temizlik malzemeleri, aşılama gibi birçok konuda çalışmalar yapıyoruz. Savaş bölgelerinde insanların çoğu özellikle çocuklar ciddi travmalar yaşıyor, bizler de savaş mağdurlarına psikolojik destek veriyoruz. Gaziantep’te bir yetimhanede uzman psikologlar eşliğinde 1 yıllık bir terapi projemiz var. Bunların yanında Suriye’ye ilaç takviyesi yaptık. Afrika’dan Asya’ya birçok coğrafyada bu acılar yaşanıyor. Devletlerin ve hükümetlerin artık insani yardımdan öteye geçerek, savaş bölgelerindeki sorunları çözüme kavuşturacak kalıcı adımlar atmasını bekliyoruz.

ERBAKAN HOCAMIZIN DEYİMİYLE AĞACIN KÖKÜNÜ SAĞLAM TUTMALIYIZ

Küresel sömürü güçlerinin bu zulümlerini bertaraf edebilmenin en etkili yolu nedir sizce?

Biz güçlü, kuvvetli olmadıktan sonra bu zulümleri yapanları kınamanın, onlara zulümlerinizi durdurun diye çağrıda bulunmanın hiçbir faydası yok. Birleşmiş Milletler’in ve ABD’nin İsrail lehine aldığı her karar sonrasında birçok Müslüman örgüt bir araya geliyor, hemen çok hızlı şekilde toplantıya çağrılıyor, sonuç bildirgeleri yayınlanıyor, kınamalar yapılıyor, karar yok hükmünde deniliyor ama bunlar karşı tarafta hiçbir etki oluşturmuyor. Çünkü zalimler biliyor ki karşılarında organize olmuş, güçlü ve planlı bir duruş yok. Bu tutarsızlıktan cesaret alıp zulümlerine devam ediyor. Rahmetli Erbakan Hocamızın çok tekrarladığı bir sözü vardı, “Ağacın kökü kuruyor ama siz yapraklarıyla uğraşıyorsunuz” derdi. İnsani yardımlar meselenin biraz daha dış tarafı. Bu işlerin kökünü sağlam tutmak lazım. Zulümleri durdurabilecek bir iradeye sahip olabilmek çok önemli. Bu da İslam coğrafyasındaki herkesin ortak bir şuurla çalışmasıyla ortaya çıkabilecek bir şey.

KUDÜS’E, MESCİD-İ AKSA’YA, FİLİSTİN’E YOĞUNLAŞMALIYIZ

Yeniden Filistin’e dönmek istiyorum. Filistin, Müslümanlar için ne ifade ediyor? Müslümanlara, Filistin konusunda hangi çağrıları yapmak istersiniz?

Filistin toprakları öyle değerli topraklar ki, içerisinde ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı barındırıyor. Kur'an-ı Kerim’de "Etrafını bereketli kıldık" denilen Mescid-i Aksa bu. Peygamber Efendimiz'in oradan arş-ı âlâya yükseldiği, bütün peygamberlere imamlık yaptığı ve ilk kıble olarak yönünü döndüğü Mescid-i Aksa’dan bahsediyoruz. Artık yeniden bütün Müslümanların yönünü Filistin’e ve Mescid-i Aksa’ya dönmesi gerekiyor. Kudüs ve Mescid-i Aksa bize hiç de uzak değil. 1918 yılına kadar aynı ülkenin insanları olduğumuz, Osmanlı ülkesinde birlikte yaşadığımız kardeşlerimiz var orada. Son 100 yılda, önce Haçlı işgali sonra Siyonist işgalle beraber tamamen bağlarımız kopma noktasına geldi. Hem inancımız hem de tarihimiz gereği biz onlardan uzak değiliz. Mescid-i Aksa’yı tekrardan hem Müslümanların hem de bütün dünyanın gündemine getirmemiz gerekiyor. Halkımızı bu konuda daha hassas olmaları konusunda şuurlandırmamız gerekiyor. Artık İslam ülkelerinin bildiri, rapor, kınama şeklinde değil de çözüm oluşturabilecek kararlar alması ve etkili adımlar atması gerekiyor. Hepsinden önce de  Müslümanların bir araya gelmesi gerekiyor. Selahaddin Eyyubi’nin meşhur biz sözü var; “Dostlarıyla uğraşanlar düşmanlarıyla mücadele edemezler.” İslam coğrafyasında kendini Müslüman olarak addeden herkesin bir dost mesabesinde hareket edip hedeflerini Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya, Filistin’e yoğunlaştırmaları gerekiyor. Hedef aynı ve ortak olduğu zaman daha hızlı ve kolay yol alınabilir. Herkesin farklı hedefi, farklı ideali, farklı ajandası olduğu sürece bu sorunlara çözüm bulmak daha da zorlaşacak. Filistin ve Mescid-i Aksa Müslümanların yeniden birinci gündemi haline gelmeli. Nasıl ki İmameddin Zengi, Nureddin Zengi ve Selahaddin Eyyubi bu hedefte ilerledilerse biz Müslümanlar olarak da aynı şekilde Kudüs’ü kendimize hedef olarak koymalıyız diye düşünüyorum.

23 Aralık 2019 - Gündem

Muhabir Abdussamet Karataş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?