Reklamı Kapat

Adalet aranıyor

Türkiye’nin en temel problemlerinden biri olan adaletteki sıkıntılar, toplumun yargıya güvenini azalttı. % 68 seviyelerine tırmanan yargıya olan güvensizlik, toplumu adalet arayışında modernize etti.

Furkan Erten
ÖZEL HABER Furkan Erten Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Sosyal medyada her gün “adalet” başlıklı yüzlerce hesap açılıyor. Yüz binlerce takipçi ve paylaşım alan hesaplardaki gönderilerin hukuki kararları etkileyip etkilemediği ise merak konusu oldu. Uluslararası Sosyal, Siyasal ve Sektörel Araştırmalar Platformu Başkanı Sosyolog İsmail Mansur Özdemir, Avukat Muharrem Balcı ile Avukat Yurdal Kılıçer, Millî Gazete’ye konuşarak sosyal adalet arayışını değerlendirdi.

Yargıya güvensizliğin % 68’e çıktığı Türkiye’de adalet arayışı sosyal medyadan devam ediyor. Başta Twitter olmak üzere sosyal medya platformlarında her gün yüzlerce “adalet” başlıklı hesap açılıyor. Yaşadıkları sıkıntılara yönelik yargılamaları sosyal medya üzerinden talep eden binlerce kullanıcı, sesini hükümet yetkililerine duyurma çabasında…

“HUKUKUN OBJEKTİF OLMASI GEREKİYOR”

Konuyla ilgili gazetemize önemli açıklamalarda bulunan Uluslararası Sosyal, Siyasal ve Sektörel Araştırmalar Platformu Başkanı, Sosyolog İsmail Mansur Özdemir, “Sosyal medyanın geniş bir hareket ve tesir alanı var. Hassas alanlarda sosyal medya eliyle etki operasyonu olması, sosyal medya meşruiyetini tartışılır hale getiriyor. Bu alanlardan en önemlisi adalet. Gerçekten sosyal medya hukuk alanındaki algı ve yaklaşımları, adalet uygulayıcısı kişilerin kararlarını etkiliyor mu? Adalet alanında politika, esas belirleyen siyasetçilere, yargı kurumlarına sosyal medya eliyle bir tesir oluşabilir mi? Bu konu bir zamandır herkesi düşündüren bir konu. Yargıçların kararlarını verirken esastan ve şekilden asla objektiflikten sapmaması gerekiyor” dedi.

“DİKKATLİ OLUNMALIDIR”

Sosyal medyanın haber ve veri alma kaynağı olarak değerli olduğunu söyleyen Özdemir, “Kararlara etki edebilecek bir baskı alanına dönüştüğünde, bir etki ve algı operasyonu aygıtına dönüştürüldüğünde, karar ve hâkim algılarını inşa etmeye yönelik bir baskı aygıtı gibi işlev gördüğünde önemli bir tehlike hattına giriyor. Bu tür bir sosyal medya etkisinin adli unsurlar üzerinde oluşturulması yargı için büyük bir tehdit olarak algılanmalıdır. Bir zümrenin spesifik bir yaklaşımla, durumunu fazla yücelterek diğer toplumsal öncelikleri görmezden gelerek oluşturdukları sosyal algılar, sosyal medya illüzyonları ile önemli bir görünüm kazandırılarak servis yapılmaktadır. Son dönemde artan düzeyde adalet kurumlarını ve yargıçları etkilemeye yönelik bu türden medya ve yeni medya hamlelerine karşı dikkatli olunmalıdır” diyerek uyarılarda bulundu.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HUKUKî KARARLARI ETKİLEYECEK KONUMA GELİYOR”

Özdemir, “Özellikle cinsiyetçi yaklaşımlar çerçevesinde oluşturulan güçlü kampanyanın yargı kararlarını ve hâkim tutumlarını etkilemesi amacıyla yanlış kararlar aldırılması telafisi imkânsız zararlar oluşturacaktır. Kadın yargıçların kararlarını etkileyecek bir cinsiyetçi dilin, İstanbul Sözleşmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde geleneksel aile algısını örseleyecek nitelikte bir kampanya dilinin hukuki kararları da etkileyecek bir görünüme doğru evrilmeye çalışıldığını düşünüyorum ve bunu adalet müessesesi için bir tehdit olarak algılıyorum. Zira adalet yara alırsa her şey yara alır” şeklinde konuştu.

“ADALET MEKANİZMASINA DUYULAN GÜVENİ DAHA DA AZALTIR”

Avukat Yurdal Kılıçer, “Tarihsel geleneği, sözlü kültür olan Türk toplumu da kendi geleneğine uygun ve sözlü kültürün teknolojik bir yansıması olarak sosyal medyayı hovardaca kullanma eğilimi taşımaktadır. Bu gerçeği bir kenara koyarsak, maalesef Türk adalet sisteminde her dönem var olan ve toplum vicdanında ‘adalet mekanizmasına yönelik şüpheler’ nedeni ile insanlar iyi veya kötü niyetli olarak yaralandıklarını düşündükleri adalet duygusunun bir serzenişi olarak sosyal medya yoğun olarak kullanmaktadır. Bazı davalarda sosyal medyanın etkisinin olduğu kanısı varmış gibi görünse de her olay özelinde, olayın hukuki durumu göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Böylesi bir konu hakkında genel geçer yargılar toplum vicdanındaki ‘yaralı adalet bilincini’ artırmak, adalet mekanizmasına duyulan güveni daha da azaltmak riski taşımaktadır” dedi.

“SOSYAL MEDYADA HUKUK ÜRETİLEMEZ ŞİKÂYET ÜRETİLİR”

Avukat Muharrem Balcı, “Adalet, yaratılıştan insana verili fıtri duygu. Kimse adaletten beri değildir. Ancak seküler ideolojiler insanımıza adaletin göreceli olduğunu anlatmakta, insanlar da adaleti sadece kendileri için istemekte. İster kendisi için olsun, isterse toplum için olsun sosyal medyada adalet arayışı had safhada. Adaletsizlikler de had safhada. Adalet sistemindeki problemler, hukukun kitlelere yaygınlaştırılmamasından kaynaklanıyor. Sosyal medyada hukuk üretilemez, sadece şikâyet üretilir. Birkaç iyi niyetli hukukçunun hukukun yaygınlaştırılması yolundaki çabaları, sağlıklı hukuk anlayışına öncülük etse de bu çabalar yeterli değildir. Yapılacak iş, örgütlü mücadele zeminlerinde hukuk üretimi ile birlikte adaletin dağıtımında öncülük edilmesidir” ifadelerini kullandı.

“İNSAN HAKLARI MÜCADELESİNE DÖNMEMİZ GEREKİR”

Balcı, “Hukuku üretemeyen zeminler, özellikle de yargı kurumu, sosyal medyanın etkisinden ve cazibesinden de kurtulamaz. Tutuklanmaması gerekenleri tutuklar, tutuklanması gerekenleri de tutuklamaz. Yargı deyince de evlenme boşanma, ticari davalar değil; siyasi davalar, düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin davalar akla gelir. Türkiye’de bu anlamda yargı yoktur ve hiç olmamıştır. İnsan hakları mücadelesine dönmemiz gerekir. Bunun için de öncelikle farkındalık oluşturmayı öneriyorum. Söylemimiz şu: İnsanlık onuru farkındalıkla başlar. Ne zaman birileri insan hakları için yola çıkmışsa bütün insanlık onlara borçlanır” diye konuştu.

19 Aralık 2019 - Gündem

Muhabir Furkan Erten


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?