Reklamı Kapat

Başar: Topkapı Sarayı’nın güvenlik yazılımı İsrail’e ait

Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne lâyık görülen hattat Fuat Başar, "Topkapı Sarayı'nın güvenlik yazılımının İsrail’e ait olması, beni çok pirelendiriyor" diyerek yetkilileri uyardı

Haber albümü için resme tıklayın

Bu yıl Geleneksel Sanatlar dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne lâyık görülen hattat ve ebruzen Fuat Başar, TV5’de yayınlanan "Tarihten Yansıyanlar" programında Tolga Saçıkara’nın sorularını cevapladı.

"İslâm Yazısı"nın "Arap yazısı" olarak da adlandırıldığını ancak bunun yanlış olduğunu kaydeden Başar, "İlk defa İslâm harfleriyle yazı yazan, Hz. İdris. O,birçok ilmin de hocası. Yani bugün hermetizm dediğimiz birtakım bilgiler manzumesinin aslı da ona dayanıyor" dedi.

"BİR DİL ENSTİTÜSÜ KURMA NİYETİMİZ VAR"

Alfabeler incelendiğinde, harflerin dizilişinin ve telâffuzlarının hemen hemen aynı olduğunun görüleceğini belirten Başar, “O bile, alfabelerin bir orijinden çıktığına işaret. Maalesef Türkiye’de dil üzerine bir enstitü yok. Niyetimiz var, bir dil enstitüsünü kurmaya, bir sözlük enstitüsünü kurmaya. Dil tarihi uzmanları çok lâzım. Geçen Barnabas İncili bulundu. Onu çok rahat okuyacak en az 50 kişilik bir kadromuzun bulunması lâzım” diye konuştu.

Yazı sanatında micesseden mülzimeye kadar 40 tane malzeme olduğunu belirten Başar, “Hepsi bunların mim’le başlar; alet ismidir çünkü. Yazı hakkında bugün bulunan sahih hadisler, 40 tanedir. 40 tane hadis var. Nübüvvetin gelişi, 40 yaşında olmuş. Mim’in ebced değeri de 40. Şimdi bunlar öyle basit bir tesadüfle filan açıklanmaz” dedi.

"ÜSTÜNDE AYET YAZILI MEZAR TAŞLARI, KANALİZASYONLARA KAPAK YAPILDI"

İslâm yazısının zaman zaman bazı badireler atlattığına da işaret eden Başar, "O güzelim mezar taşları; üstünde ayet yazılı, uzaktan baktığınızda ‘bu hangi zümreden bir zat olabilir’ diye rahatça anlayacağınız mezar taşları, 1940’lı yıllardan sonra, ismini söylemeyeyim, gıybet olmasın, onun idaresi zamanında İstanbul’da kanalizasyonlara kapak yapıldı. Kanalizasyonların üstünde şu anda ayet yazılı çok mezar taşı var. Bir kısmı çalındı. Mezar taşı hırsızlığı çok yaygındı. Çalınıp yurt dışına satılıyordu" diye konuştu.

"İNGİLTERE'DE YAŞAYAN İRANLI BİR YAHUDİ, EL YAZMA ESERLERİ TOPLUYOR"

Başar, daha önceki bir sohbetinde sahabe dönemindeki Kur’ân sahifelerinin özellikle toplandığını söylediğinin hatırlatılması üzerine, bunların çalındığını ve toplandığını söyledi. Başar, bu konuda şunları söyledi:

“Öyle belli bir grup değil, gruplar var. Burada esas gaye, Kur’ân-ı Kerîm’in ulaşabildikleri bütün yazmalarını Müslümanların elinden almak. Yarın öbür gün, “Sizin Kur’ân-ı Kerîm’inizin aslı böyleymiş’ veya ‘aslı yokmuş’ demek için en son bu Barnabas İncilinde yer yerinden oynadı. Doğrular ortaya çıkmaya başladığında birtakım eğriler devreye giriyor. Ortadan kaldırmaya çalışıyorlar; ama Kur’ân-ı Kerîm’in sahibi, Cenâb-ı Hakk. Çok yıllardır bilirim, Türkiye’de müzayedelerde en çok Kur’ân-ı Kerîm’i alan, paravan olarak Türklerin adını kullanan Yahudilerdir. Şu an söylesem, belki seyircilerimiz inanmayacak; Dünyanın en büyük Kur’ân-ı Kerîm kolaksiyoncusu, Halili diye bir zat. İngiltere’de. İran asıllı Yahudi birisi. Kataloğunu gördüm ki, eserlerin katalog sayısı 36 kalın ciltti. Bir cildi bende var. Şevki Efendi’nin, içinde ne kadar güzel eserleri var. Pırıl pırıl, gıcır gıcır, tabir caizse. Kur’ân-ı Kerîmler, Delâil-i Şerifler, En’âm-ı Şerifler, yazı murakkaları, Hilye-i Şerifler, kıt’alar, aklınıza ne gelirse adamın koleksiyonunda. Tabii sadece onun toplaması yetmiyor. Yani söylemeye bile içim titriyor ama kütüphanelerimiz soyuluyor, soyduruluyor. Piyasadan toplanıyor. Kur’ân-ı Kerîm’in toplanması, yani koleksiyona katılması, Türkiye’de çok zor, yabancılar için çok kolay. Kanunlarımız, onların tarihî eserleri edinmeleri için çok uygun; ama şimdi Müslüman birisi kalksa, ‘Bir Kur’ân-ı Kerîm müzesi kuracağım; topluyorum’ dese, önüne bir sürü engeller çıkar.”

"TOPKAPI SARAYI'NIN GÜVENLİK YAZILIMI İSRAİL'E AİT"

Topkapı Sarayı’nın demiryoluna bakan kısmı yıkıldığında, birtakım yerlere ‘hırsızlık yapılabilir’ uyarısıyla haber verdiğini anlatan Başar, “Bir müddet sonra basında da çıktı; 9 tane ferman çalındı oradan. Çok önemli fermanlar” dedi. Başar, bu fermanlardan 8’inin, üzerinde “Bu torbayı bulan, Allah rızası için Topkapı Sarayı’na ulaştırsın” notu bulunan bir poşet içinde Fatih Camisi’nin imamı tarafından bulunduğunu ancak fermanlardan birisinin kayıp olduğunu anlattı.

Başar, "Bugün müzelerimizin, maalesef, güvenlik yazılımları bile yabancıların elinde. Maalesef diyorum. Hele Topkapı Sarayı gibi bir yerin yazılımının İsrail’e ait olması, beni çok pirelendiriyor, söyleyeyim. Peki, sarayda ne var? Çok kıymetli eşyaların yanında “Mukaddes Emanetler” var. Korkum o ki, onların başına bir filimler çevriliyor. Korkum… Sadece endişem bu… O açıdan da çok dikkatli olmak lâzım" diye konuştu.

18 Aralık 2019 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?