Reklamı Kapat

İnsanlığın pusudaki düşmanı: Obezite

Son 30 yıldaki ilerlemesini engelleyemezsek insanoğlunun yaşam süresindeki artış duracak.

Büyütmek için resme tıklayın

Obezite, en basit anlatımıyla vücutta birikmiş aşırı yağ doku olarak tanımlanıyor ve tartışmasız şekilde bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Salgına dönüşmüş bu sorun, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yayılıyor.

 2017’de yayımlanan obezite ve fazla kiloya dair şimdiye kadar yapılan en geniş araştırmaya göre;

 1980 yılından beri 70 ülkede obezite sıklığı iki kat artmıştır ve diğer ülkelerde de artmaya devam etmektedir.

 Yetişkinlerde dünyanın en obez ülkesi yetişkin nüfusu yüzde 35.3’ü obez olan Mısır iken, en zayıf ülkesi yüzde 1.3 ile Vietnam.

 Çocuk ve ergenlerde dünyanın en obez ülkesi yüzde 12.7 ile ABD iken, en zayıf ülkesi yüzde 1.2 ile Bangladeş.

Dünya genelinde büyüyen tehlike: Obezite

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Deveci, çağın hastalığı obezitenin, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde insan sağlığını giderek daha çok tehdit ettiğini belirtti.

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Deveci, yaptığı yazılı açıklamada, yanlış beslenme ve hareketsizliğin tetiklediği obezitenin kanser, kalp ve şeker başta olmak üzere pek çok hastalığa da neden olduğunu vurguladı.

Obezitenin artışında, hazır gıda, meşrubat ve unlu mamul tüketiminin yanı sıra son yıllarda bilgisayar, telefon ve televizyon ile fazla vakit geçirme ve hareketsizliğin en önemli faktörler arasında olduğunu aktaran Deveci, "Çağın hastalığı obezite, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya genelinde insan sağlığını giderek daha çok tehdit ediyor. Vücut sağlığını ve fonksiyonlarını bozacak ölçüde kilo alan çocukların sayısı her geçen gün artıyor." ifadesini kullandı.

Deveci, hem vücut hem de ruh sağlığına olumsuz etkileri olan obezitenin belirlenmesi için boy ve kilo dengesini gösteren vücut kitle indeksine bakıldığını, vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun (metre) karesine bölünerek hesaplanan bu indeksin 18-25 arasından olmasının kişinin kilosunun normal, 25-30 arası olmasının kişinin kilolu, 30 üzeri olmasının ise kişinin obez olduğunu tanımladığını anlattı.

Obezitenin gelişmesindeki genetik faktörlere de değinen, normal kilolu anne ve babanın çocuğunun obez olma oranının yüzde 10, obez anne ve babanın çocuğunda ise bu oranın yüzde 80'lere ulaştığına dikkati çeken Deveci, şunları kaydetti:

"Teknolojik olanakların artması yaşam konforunu iyileştirse de insanların daha az enerji harcamasına yol açmaktadır. Otomobil, asansör, ev içi teknolojileri ve online alışveriş, düzensiz veya hiç hareketin olmadığı yaşamlara neden olmaktadır. Televizyon, telefon ve bilgisayar ile çok vakit geçiren kişiler daha az enerji harcamaktadır. Çocuklarda ve genç erişkinlerdeki obezite artış hızı, erişkinlerdekine paralel. Batı ülkelerinde her dört çocuktan biri aşırı kilolu. Çocukların erişkinlere göre daha hareketli olmasına karşın teknolojik cihazlar, çocukların hareketlerini kısıtlıyor, bu durum son on yıl içinde çocuklarda obezitenin artışında etkili bir faktör."

10 Aralık 2019 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?