Reklamı Kapat

'Beştepe'ye giden CHP'li' iddiasını yazan isim: Kendimi affetmiyorum!

Beştepe'ye giden CHP'li' iddiasını yazan Rahmi Turan, bugünkü köşesinde 'hata' yaptığını itiraf etti. Turan, kendini affetmediğini belirtti.

'Beştepe'ye giden CHP'li' siyasetin ana konusu. Sözcü gazetesi yazarı Rahmi Turan'ın iddiası ile başlayan tartışmalar, yalanlar, iddialar ve isimler... CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Beştepe'ye giden kişinin ismini bildiğini söylerken Erdoğan görüşmeyi reddetti. Turan giden ismin Muharrem İnce olduğunu açıkladı ve daha sonra özür dileyerek "Kaynağıma güvendiğim için pişmanım" ifadelerini kullandı.

İlk iddasında kaynağının 'Saray'a yakın bir isim' olduğu iddiasında bulunan Rahmi Turan, kaynağının gazeteci Talat Atilla olduğunu açıkladı. Atilla da kaynağının CHP’li bir isim olduğunu, bu kişinin görüşmenin olduğunu teyit ettiğini belirterek “Kemal Beyin ve doğrulattığım CHP’li kaynağın konuşmasını bekliyorum” dedi. Kılıçdaroğlu ise yıllardır Atilla ile görüşmediğini söyledi.

Rahmi Turan, Sözcü'deki köşesinde 'hata' yaptığını itiraf etti. Turan, kendini affetmediğini belirterek yaşananları şöyle aktardı yazısında:

"9 Kasım'da önemli bir CHP'linin, Külliye'ye gidip AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğünü yazmıştım. Tarih 20 Kasım idi. Siyasi çevrelerde büyük gürültü koptuğu haberi bana geç ulaştı, çünkü tedavi nedeniyle bir süredir Londra'da bulunuyorum. İki gün telefonlara cevap verecek zamanım olmadı.

Sözcü İnternet Sitesi'nin yöneticisi Mustafa Çetin bana cuma gecesi ulaştı ve Türkiye'deki havayı anlattı. O zaman saray ziyaretçisinin adını açıklamak şart oldu. Mustafa Çetin'e, “Haber kaynağım bana o CHP'linin Muharrem İnce olduğunu bildirdi” dedim.

İstanbul ile Londra arasında 3 saat fark var. Mustafa Çetin'le gece geç vakit görüştüğüm için açıklamam gazetenin baskısına yetişmedi ve haber Sözcü İnternet Sitesi'nde yayınlandı.

Olay çok büyütülüp, CHP'liler de dahil, her kesimden ağır eleştiriler gelince, adı geçen kişinin Muharrem İnce olduğu iddiasını açıklamak zorunda kaldım.

Saray'a daha önce de birçok siyasetçi gitmiştir. Bunların arasında CHP'li olanlar da vardır. Erdoğan'ın hem parti başkanı, hem de Cumhurbaşkanı olarak her kesimden siyasetçi ile görüşmesinden daha doğal ne var?

Buna rağmen, Muharrem İnce'nin Külliye'yi ziyaret ettiği haberi Türkiye çapında bir olay haline getirildi. Bir süredir tedavi amacıyla Londra'da bulunuyor, gazetedeki yazılarımı da aksatmamak için gayret sarf ediyorum.

Hastane, doktor, tedavi koşuşturmaları arasında, güvendiğim, inandığım ve kardeşim gibi bildiğim gazeteci arkadaşımdan, “Muharrem İnce'nin Saray'da Erdoğan'la görüştüğü” haberi gelince önce:

“Bu tür haberler hemen tekzip edilir, yalanlanır, sonra zor durumda kalırız”diyerek tereddüdümü belirttim. Haber kaynağım olan 20 yıllık arkadaşım:

“Yok ağabey; haber yüzde yüz, hatta yüzde bin doğru, tekzip edilmesi mümkün değil” diye güvence verince gazeteci heyecanım öne çıktı.

Tabii hata yaptım. Çünkü haberi destekleyen belge istemem gerekirdi. Her haberde kanıt arardım ama bu defa bunu yapamadım. Doktor, hastane, tedavi girdabı arasında ve zaman darlığında haberin belgesini istemek aklıma gelmedi. Ayrıca, bunda haber kaynağıma güvenmemin de rolü büyük.

Haber dallanıp budaklandı. Televizyonlarda yaylım ateşine tutuldum! Gelişen olaylar sonunda AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İspat etsinler, ben Cumhurbaşkanlığı koltuğumu bırakırım!” diye çok kesin konuştu.

Muharrem İnce de “İddiaların benimle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Haberin CHP Genel Merkezi'ndeki bazı kişilerden kaynaklandığını biliyorum” diye net konuşunca olayın seyri değişti.

Bu açıklama yazısını yazmak benim için görev oldu. Büyük baskılara rağmen, meslek anlayışım gereği, haber kaynağımı açıklamıyordum… Fakat o arkadaş Odatv'ye: “Haber kaynağı ben değilim. Bunu söyleyenleri mahkemeye vereceğim” diye demeç verince gerçeğin açıklanması gerekti.

Sevgili Talat Atilla… Ne vardı durup dururken “Haber kaynağı ben değilim”diye açıklama yapmak? Bunu çok garip buldum ve içtenlikle söylüyorum, ayıpladım! Ne yazık ki, kuralı Talat Atilla kardeşim bozdu, ben de üzülerek gerçeği açıklamak zorunda kaldım: Evet, “Muharrem İnce, Saray'da Erdoğan'la görüştü” şeklindeki haberimin kaynağı Talat Atilla'dır.

Güvendiğim bir arkadaşım, kardeşim ve başarılı bir meslektaşım olduğu için ona inandım. Burada bir gerçeğin de altını çizmek gerekir. Talat Atilla'ya da haberin başka bir kaynaktan geldiği kesin. Açıklar mı, bilemiyorum. Bu onun vereceği karara bağlı…

Bana gelince, güvendiğim, inandığımdan, ondan belge istememek gibi bir hatada bulunduğum için kendimi affetmiyorum!

Saray'a giden CHP'li haberi hakkında TV'lerde ağzı olan konuştu. Kendi düşük seciyelerini belli ettiler. Tümüne, kullandıkları ifadelerin hepsini misliyle iade ediyorum.

Bunların arasında Ahmet Hakan'ın ayrı bir yeri var. O değer verdiğim bir meslektaşımdı, meğerse değersizin biriymiş…

Ahmet Hakan beni eleştirebilir. Bu onun hakkıdır. Fakat iftira atmak, işkembeden sallamak hakkı değildir. Ahmet Hakan yazısında benim yıllar önce TAN Gazetesi'nde “Sakallı bebek”diye palavra bir haber yaptığımı iddia etti. Kulaktan dolma, iftira niteliğinde bir söylentiye dayanarak yazı yazmak Ahmet Hakan gibi birine hiç yakışmadı! Ona tavsiyem: Haberin çıktığı gazetenin künyesine baksın. Benim adım var mı, yok mu görsün ve utanması varsa utansın!"

24 Kasım 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?