Reklamı Kapat

Mehmet Ali Haksever'den Cübbeli'ye: Cübben her yerini kapatmıyor!

Mehmet Ali Haksever'in Cübbeli Ahmet hakkındaki yazısı...

Rivayet odur ki sağ-sol davasında oğlu Muhammed’i kaybeden bir Karadeniz kadını oğlunun cenazesinde “Ula Muhammed aduna yazuk aduna” diye ağıtlar yakmış. Yazının başlığında Cilveli Hoca’nın ismi geçsin istedim ancak bu rivayet aklıma gelince elim yazmaya gitmedi.

Takip edenler bilir, son dönemlerin gündem olan adamı “Cilveli Hoca” … Cilvelinin hakkını vermemiz gerekiyor. Adam “ben âlim değilim, ben nakilciyim” diyor. Nakilciliğin hakkını vermekten de geri durmuyor. Herhangi bir yüzyılda yazılmış gergedanlar hakkında, Arapça bir eser okusa ve eğer gergedan boynuzu satabilecek olsa onu bile rivayet edebilir ki ediyor.

Cilveli Hoca’nın kitapları hakkında yazamayacağım, zira param da vaktimde... Beni destekleyecek “jet” ağabeylerim yok. Eğer bana eserlerini hediye eder ise, söz, doktora tezim bittikten sonra kitaplarının hepsini okuyup değerlendirme yazacağım.  Bu nedenle Cilveli Hoca’nın cilvelerinden bahsetmekle yetineceğim.

Malum iki mesele var: Yanmaz Kefen ve Terlik Satışı… Şimdi iki meselede de “demedim, yapmadım” dese de son konuşmasında “dedim, hata ettim, daha de demeyeceğim” diyor(İsmail Saymaz Programı 2 saat 23 dk). Ancak her ikisinin de videosunu izledim. Her ikisinde de “dini sembol” satıyor. Efendim, kırk yılda “kırk dakika bunlar” diyor ancak bu tür şeylerin zihni ifşa ettiğini yok sayıyor.

Aha ilkinin linki burada:

https://www.youtube.com/watch?v=ws2b579LiyE

Diyor ki “Allah uzun ömür versin, kefen geldi. (Sayfayı bulamıyor) kumaş olarak kefene öyle bir dokuma yapıldı ki 60 küsurlu iplikle yapılmış şeyi, örgüsü. İnsanların avretini muhafaza etsin dedik. Şimdi bir ism-i şerif var, sayfa 51’de. ‘Ölünün kefenine yazılır, onunla birlikte defnedilirse Allah bu meyyiti sorgusual melekleri ile rahat rahat konuşturur. O kişi korkmaz, bahçesi cennet bahçesi olur.’(Bu ism-i şerifi yazdık kefenlere) 17. İsm-i şerif ya Kâbe örtüsü ya da ceylan derisi herkesten;Kâbe örtüsü yok. Ceylan derisini bulduk,mis ve safranla yazdık, hakiki olanlar çok pahalı… Göğüs kısmında… Kabrinde rahat eder, azaba duçar olmaz. ‘Bedeni çürümez’ diyor(Sühreverdi.) 37. İsm-i şerif, eğer buda bir kâğıda yazılıp konursa bu ism-i şerifin meleği gelir ve yardımcı olunur. Bu ism-i şerifin üçü de kefenlerde yazılı mevcuttur. Bunlar size gelmiştir. Çarşamba’daki dükkânda kadın erkek ayrı, kadınla erkek aynı değil, isimler aynıda örtü kadında daha fazla olduğundan farklıdır.”

Şimdi Cilveli Hoca diyor ki, evet, ben bunları dedim ama satmadım. Yani satması için ne yapması gerekiyor?  Ne demesi gerekiyor? Dükkân adresi veriyor. Siparişi biz verdik, diyor(avreti kapasın dedik). Yani hocamız kefen satmıyor, cemaate cilve yapıyor herhalde…

Şimdi bir adam düşünün ki bir topluluğa karşı konuşuyor “Ey Millet! hele kulak verin, elimde eşekler var. Sizin için geldi. Eşeğin nallarını iyi yapın dedik. Sağlam yaptılar. Semerini eşeğin avret mahallini de kapatacak şekilde yaptılar. Eşekler bizim ahırda. Ama dişisi var, erkeği var ona göre isteyin, hazır, yarın bakın, geldiler.” Diyor. Şimdi bu adam eşek satıyor mu satmıyor mu? Bence satmıyor, cilve yapıyor.

İkinci mesele ise aha şurada:

https://www.youtube.com/watch?v=ws2b579LiyE

Bura da ise özetle şunu diyor: Kim bu Nalın-ı Şerif yanından bulundurur,bir sürü şey hallolur her şey düzelir. Her şey yolunda gider(ayrıntılı okuyor).(Düzelecek olanların ne olduğu önemli değil, her şeye, nerede ise)... Önemli kısım şurası “Ben de size kutusunu yaptırıyorum, kutusunda bunları(marifetlerini) tek tek yazacağım. Hakiki deri, köselesi, kutusu, faziletleri yazılacak. Mevlit ayına yetiştireceğiz(Radyo telefonu veriyor. 444 34 68). Çarşamba’daki şubeden alabilirsiniz. Ön ödeme yapabilirsiniz, pahalı, yani 130 tl, bir miktarda kârı kalacak, onlarda hizmete gidecek inşallah).

Cilveli Hoca cilve yapmadan önce hemen söyleyelim. Konumuz Nalın-ı Şerif’in hikmeti ya da fazileti değil. Bu ayrı bir tartışma konusu. Konumuz, bunun kopyasının istek, talep yahut her nedenle olursa olsun üzerine kâr koyarak satılması(İsmail Saymaz ile programda,“kâr yok” diyor, hem de yeminle (1 saat 37. dk.) ki ilk video bunu yalanlıyor(2.38 saniye). Kâr koyulması önemli,“hizmette kâr güdülmez” derdi eski cilvesiz hocalar. Son Programda kar olmadığına dair yalandan yemin etmesi de Allah’ı şahit tutması da cilveden yanlış anlamayın siz hocamı!

Cilveli Hoca diyor ki, evet ben bunları dedim, ama satmadım. Yani satması için ne yapması lazım? Ne demesi lazım? Cilveli Hoca cemaate cilve yapıyor herhalde.

Şimdi şöyle düşünün, adamın biri bir cemaate konuşuyor, diyor ki: “Arkadaşlar, elimde Ali Baba’nın sihirli lambasının kopyası(Nalın-ı Şerif ile mukayese etmiyorum, anlaşılsın diye bu örneği verdim) var. Çok faziletlidir ama bu 130 TL, isim yazdırın, ön ödeme yapın, aha da telefon numarası yada şubeden alın.” Şimdi bu adam bunu satmış olmaz mı? Bundan bir miktar kâr kaldı, diyecek bundan kar etmiş olmaz mı? Madem hizmet, neden kâr ekleniyor. Şimdi bu adam Ali Baba’nın lambasını satıyor mu satmıyor mu? Bence satmıyor burada cilve yapıyor hocamız!

Diğer bir mesele: Cilveli Hocan’ın siyasete ve iktidara cilve yapması…  İçeri alındığında kendisini ziyaret eden Saadet Partisi Eski Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak Bey için “Allah razı olsun, bir o geldi, bilâ-bedel seni savunayım, dedi” diyor. (Oda TV Röportajı) Başka bir videoda diyor ki “Bu adam(Kamalak Bey) dedi ki din, diyanet, Kuran, Sünnet’e vakit ayıracak zaman yok.”

Aslında Kamalak Bey de diyor ki dini tartışmaları merkeze almayalım, Ortadoğu elden gidiyor İslam coğrafyası perişan.

Bizim Cilveli Hoca anlıyor ki “dini mini bırakın”, “bak bak, Kamalak Bey” diyor. Vefasızlık yapıyor bu adam cilve yaptığın iktidar seni terk ettiğinde sana sahip çıktı be hocam!

Aynı mantıkla hareket eder isek mesela: Cilveli Hoca diyor ki (Oda TV Röportajı 39. dk.) “ben ‘dinî’ den ziyade ‘milli’ düşünüyorum.” Bende ahlaksızlık yapıp cilve yapacak olsam bu cümleden hareketle derim ki “Ne demek dinîden ziyade milli düşünmek, sen Müslüman değil misin? Müslüman dinine göre düşünür, sen dinî düşünmüyorsun, milli (ne ise artık) düşünüyorsun, aha oldun mu Müslüman yerine Milliman?” Ama demiyorum, zira cümle o anlama geliyorsa da Cilveli Hoca’nın üslubunu ve konuşma şeklini, din ile ilişkisini bildiğim için demiyorum yani… Ha, bir de diyor ki hocam “Laik düzendeyiz, dini veçhesini arayacak halimiz yok, yani herkes aynı kanuna tabi (41.dk.)” Bunu da laikliği kabul eden biri diye anlamıyorum, bunu da cilve hanesine yazdım gitti.

Sonra Saadet Partisi’nin muhterem genel başkanı bir konuşmasında harfi harfine şöyle diyor “Biz cincilerle uğraşanlarla bir olamayız, kefen satanlarla birlikte olamayız. Biz İslamcı değil Müslümanız. Biz “Müslümanız, bu inancımızdan da taviz vermemeye kararlıyız. Biz inancımızın hâkim olmasını istiyoruz. Bunun, memlekette adaletin hâkim olması manasına geldiğini biliyoruz. Biz edebin, ahlakın en yücesine talibiz. Biz yemeyiz, yediririz; rüşvet almayız, vermeyiz; bu bizim inancımız. Onun için biz yanmayan kefen bezi satamayız.”

Bu konuşmadan sonra bizim Cilveli Hoca cilveler yapmaya başlıyor hemen. Şimdi diyor ki “Saadet’in Proje Başkanı nediyor,“Müslümanım ama İslamcı değilim” ne demek, insanım ama insani değilim demek. İnsancı, yani insani değerlere sahip çıkan değilim. Ben mi anlamıyorum. İslam’ın devlet şuuru yok, İslam’ın hükmü yok, demek değil mi?”  Başka bir videoda ekliyor “İslamcı olmayan Müslüman olamaz, Şayet mutlak manada ise…”

Şimdi Cilveli Hoca burada cilve yapmıyor, burada bildiğiniz cahillik yapıyor, artı, iftira atıyor. Temel Bey’in proje olduğu iftira iken İslamcılık meselesi cahilliktir. Bir insan kendisini Müslüman olarak tanımlıyor ve inancının yani “İslam inancının” hâkim olmasını istiyorum, diyor ise bu insana “devlet şuuru, hükmü yok” denilebilir mi? Cilveli Hoca münasip yere bir şeyler okuyun diye saçma sapan kitaplar yazacağına bir zahmet hiç olmazsa İslam Ansiklopedisi’nin İslamcılık Maddesi’ni okusa cahilliği ortaya çıkmayacak.

Videonun devamında hoca cilve yapmıyor, bel altı vuruyor, yani edepsizlik yapıyor. Temel Bey’in ailesine dil uzatıp eski bir davaya atıf yapıyor. Başka bir video da ise “konuşmadan adam geçmişine bakar” diye bu çirkefliğe devam ediyor.

Şimdi Sayın Cilveli Hocam, burada biraz seviyene ineceğim şimdiden özür dilerim.

 Aha link https://www.youtube.com/watch?v=-XgrRkUJbDM

Ahlaksızlık yapma, önce kendi evladın hakkında bu fetvaların gerekliliğini uygula, sonrada yok razı değildim, yok “bıdıbıdı” yapma. Nokta.

Cilveli Hoca’nın bakın buraya bir linkini daha bırakıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=_X1K7cDBYfA

Bu link hocanın cilvelerinin en meşhurlarından, Oda TV’ye cilve yapacağını hesap edemeyince evvelinde kalkıp Mustafa Kemal Atatürk’e sözler(hakaretler vs) söylemiş. Oda TV’ye cilve zamanı gelince de vurmuş cilvenin dibine. Tebrikler hocam.

Sayın Cilveli Hocam başka bir cilvesini atlayamam. Burada bir fark var. İki yönde cilve de bulunmuşlar kendileri. Yani önce FETÖ’ye destek vermiş, sonra eleştirmiş, sonra soğuk hapis hayatı, demirlikler hocayı cilveye sevk etmiş ve “beni çıkar” dercesine bir yazı yazmış. Daha doğrusu, yazarken ağlamış derken yani mektup ıslanmış olabilir. Yani cezaevine girmeden önce salladığı, saldırdığı, kendisine komplo kurdukları bildiği bir yapının liderinden dışarı çıkmak için salya sümük af dilemiş, mektupta da belli olduğu üzere suçu bu sefer kendi hoca arkadaşlarına atmış(neden böyle cilve yaptığını da Oda TV röportajında 1.37 dk. anlatıyor). Aha, mektuptan bulabildim bu kısmı sayın Cilveli Hoca’m:“Bu fakir kardeşiniz Muhterem hocamızın tazim ifade eden medhiyelerine asla layık biri değilim, okuyunca çok mahcup oldum. ‘Fazilet ehlini ancak fazilet ehli tanır’ kasidesince değerli hocamız kendisine münasip bir üslup kullanmıştır. Hizmet ettiğim camianın bazı hocaları kıskançlık yüzünden bana bu zulmü reva görürken Muhterem Hocaefendi’nin bana şefkatle yaklaşması beni çok duygulandırmış ve şu yazıyı yazarken hıçkırıklara boğmuştur. Üstadımız Hacı Mahmut Efendi Hazretleri’nin sürekli okuduğu bir beyitte buyrulduğu üzere, “Arifin kadrin gene ol arif olan bilir. Ehl-i ilmin rütbesini bilmez ehl-i inhitat” Bu vesileyle bir kere daha gerçek âlimlerin letafet, nezaket, tevazu, müsamaha ve merhamet cihetleri ortaya çıkmış ve a’day-i dinin ilim ehli arasında tutuşturmak istedikleri fitne ateşi sönmüştür.”

Hocanın son cilvesi ise Cihangir İslam Beyin, Sayın İçişleri bakanına geçmişini de hatırlatan sorular sorunca ortaya çıktı. Diyor ki “cilveli bağ bağ bu saadetin acayip vekili var ya fetöcüleri savunuyor, Müslüman diye rey vermişler ona saadetliler. Sanırsın Müslüman’ı savunur. Altan Tan’ı Millete kurşun sıkanı  savunuyor.”

Konunun hocanın yaptığı cilve ile hiçbir alakası yok tabi.  Sayın bakanın da hainlerle birlikte olmak yada döneklik konusunda kimseye ahkam kesebilecek bir geçmişi yok. Tıpkı cilveli hoca gibi. Cihangir beyin ifadelerinin ne anlama geldiğini b bir soru ile ifade etmek istiyorum:

Sayın Cilveli Hocam Zekeriya Altunok ismini duydun mu? Fetöden işinden atıldı, 16 ay hapis yattı, Yargıtay ceza verilmesine gerek yok dedi, sonra mesleğine iade edilmedi, askere gitti, öldü? Sorum şu Zekeriya şehit mi oldu hain olarak mı öldü? Şehit oldu ise işine neden iade edilmedi neden 16 ay yattı? Hain ise neden bizim saflarda savaşa sokuldu?

Allah ıslah etsin. Size vicdan ve adalet nasip etsin.

Son olarak Cilveli Hocam, birkaç soru soracağım bu konularda ki cilvelerini merak ettiğim için;

Ülkede içki fabrikalarını ikiden on yediye çıkardık diye övünen kişiyi desteklemek caiz midir?Dinde hükmü nedir?

Bir kişi “Faizle kredi veriyoruz, hamdolsun” derse oy vermek caiz midir? Bu kişinin dindeki hükmü nedir?

Milliyim diyorsunuz Temel Bey’in “Demirtaş” için ifadesine gayri milli diyorsunuz “Osman Öcalan ile röportaj yapıldığında” bu millilik nereye kaçtı? (Haberim yoktu, demek yeterli cilve değil hocam)

Hep Erbakan’ı referans yapıyorsunuz. Erbakan’ın sağlığında başka partiye oy verdiniz mi?

Bölmek haramdır diyorsunuz AK PARTİ bölünmesinde “haramdır” fetvasını verdiniz mi?

Hocam ben Halidî değilim, ne yapacağız bu işi, bir de Allah’ın seversen? Bana da torpil var mı? Ayıp olmuyor mu diğer Müslümanlara? Duydum ki Halidîler otobandan cennete gidecekmiş?

Son söz, Cilveli Hocam,“Cübben her yerini örtmüyor.” bunu bil isterim… Tekrar edeyim kitapları bedava yollarsanız tezim bittikten sonra söz, okuyup değerlendireceğim. Yine vakti israf ettik. Allah af etsin.

Mehmet Ali Haksever

23 Kasım 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Mimar M. Aydın - Ağzınıza sağlık hocam. Allah razı olsun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Kasım 10:48

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?