Reklamı Kapat

İngiliz ajan istihbarat savaşları kurbanı mı?

TV5’de yayınlanan Gizli Dosya programında, eski İngiliz askeri istihbaratçısı James Gustaf Edward Le Mesurier’in İstanbul’da ölmüş halde bulunması ve öldürülmüş olabileceğine dair iddialar ele alındı.


Eski İngiliz askeri istihbarat subayı James Gustaf Edward Lemesurier, İstanbul Beyoğlu’nda ölü bulundu. Gazeteci Ramazan Bursa , konuk olarak katıldığı ve TV5'te canlı olarak verilen Gizli Dosya programında Hamza Yardımcıoğlu’nun sorularını yanıtladı. Olayın istihbarat servisleri arasında yaşanan bir iç hesaplaşmadan kaynaklanmış olabileceğini söyledi. 

TV5'te yayınlanan habere göre Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’nın James Gustaf Edward Le Mesurier’in askerî istihbarattan ziyade İngiltere’nin dış istihbarat teşkilatı MI6’e çalıştığını söylediğine dikkat çeken Bursa, Le Mesurier'in Orta Doğu ve Balkanlarda birtakım görevler üstlendiğini söylediğini kaydetti.

  İngiliz ajan Lawrence’in geçmişte bölgenin tanzim edilmesinde oynadığı rolü de hatırlatan Bursa, İngiltere’nin bu bölgede tarih boyunca pek çok operasyon yaptığını, bunların da büyük çoğunluğunun istihbaratçılar vasıtasıyla gerçekleştirildiğini belirtti.

Irak’ın sınırlarının da  Mısır’da arkeolog gibi vazife yapan  fakat gerçekte istihbaratçı olan İngiliz bir kadın tarafından çizildiğini de ifade eden Bursa,  bölgede "istihbarat borsası" söz konusu dedi.

Le Mesurier ve “Beyaz Miğferler”

Türkiye’de de bir İngiliz İstihbaratçının olmasının gayet doğal olduğunu belirten Bursa, Le Mesurier’i önemli kılanın, “Beyaz Miğferler” ile olan irtibatı olduğuna dikkat çekti.

Ramazan Bursa, bir ‘sivil savunma kuruluşu’ görünümündeki Beyaz Miğferler’in 2013 yılında kurulduğunu, İngiliz ajan Le Mesurier’in de 2014’te kurduğu vakfın en önemli faaliyetinin de Beyaz Miğferler’e destek vermek olduğuna işaret etti. Bursa, Türkiye’deki Afet ve Acil Durum Başkanlığı AFAD’ın da Beyaz Miğferler’e eğitim verdiğini söyledi.

“Beyaz Miğferler”in İsrail üzerinden Avrupa’ya tahliyesi

Ramazan Bursa, geçen yıl, “Esad, Beyaz Miğferler’i toplu olarak katledecek” şeklinde bir propaganda ortaya atıldığını, bu bahane ile de örgütün Golan üzerinden İsrail’e, İsrail üzerinden de Avrupa’ya tahliye edildiğini söyledi.

Bursa, o dönemde Türkiye medyasının da bu örgüte bir “sivil savunma örgütü” olarak baktığını ve örgüt tarafından yayınlanan videoya dayanılarak Suriye aleyhine haberler yayınladığını; ancak İngiliz ajan James Gustaf Edward Le Mesurier’in İstanbul’da ölmesiyle beraber, “Beyaz Miğferler’in kurucusu İngiliz İstihbaratçı öldü” veya “öldürüldü” şeklinde haber yaptığına dikkati çekti. Bursa, “Resmî medyanın da bu şekilde yayın yapması önemli” dedi.

Mesurier öldürüldüyse, bunu kim yapmış olabilir?

Beşşar Esad’ın, “CIA’nin infaz kararını MİT uygulamış olabilir” şeklinde bir iddiada bulunduğunun hatırlatılması üzerine de Bursa, ajan Mesurier’in Suriye istihbaratı El Muhaberat tarafından da, ülkesiyle yaşadığı bazı problemlerden dolayı kendi ülkesinin istihbarat servisi MI6 (veya askerî istihbarat) tarafından da öldürülmüş olabileceğini ifade etti. Mesurier’i Rusya’nın da öldürmüş olabileceğini dile getiren Bursa, “Bunları sıraladığımız zaman MİT, en son sıraya yazılabilecek istihbarat örgütü; çünkü zaten adam Türkiye’de. Yani Türkiye’de, 4 yıldır Türkiye’de yaşıyor veya Büyükada’da evi var” dedi.

Bursa, ajan Mesurier’in neden İstanbul’da yaşadığına dair soruyu cevaplarken de, Mesurier’in kurduğu vakfın bir şubesinin İstanbul’da olduğunu, bu şubenin de Suriye’de kurulamadığı için İstanbul’da kurulduğunu söyledi. Bursa, bunun da Türkiye devletinin onayı olmadan yapılmasının mümkün olmadığını kaydetti.

“Beyaz Miğferler” şimdi Irak’ta görüldüler

Bursa, Beyaz Miğferler’in sadece Suriye’ye yönelik olarak kurulmadığını, artık Suriye’de işinin kalmadığını ve farklı ülkelerde farklı çatışma alanlarında kullanılabileceğini düşündüğünü söyledi. Bursa, nitekim Irak’taki olaylarda Beyaz Miğferler’in yaralılara müdahale ettiğini gördüğünü, Irak olaylarını bu açıdan da takip ettiğini kaydetti.

Rothschild ailesi, bir enerji şirketini Türkiye’nin elinden nasıl aldı?

Beyaz Miğferler’in Suriye’den sonra Irak’ta da görülmeye başlanması münasebetiyle Kerkük konusunda da öngörülerde bulunan Ramazan Bursa, Rothschild ailesinin Türkiye üzerinden yaptığı bir hileyi anlattı.

Irak’ın işgalinden 1 yıl sonra 2004 yılında Türkiye’de meşhur ve zengin bir Türk iş adamı tarafından 500 milyar Lira civarında sermaye ile bir enerji şirketi kurulduğunu belirten Bursa, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu şirket, 2004’ten 2011’e gelen süreçte Irak’ta birtakım sertifikalar aldı. Özel sertifikalar… Petrol arama, çıkarma ve satma vesaire gibi çok özel sertifikalar aldı. Bu sertifikaların alınmasında da Türkiye’nin Irak’la köklü ilişkileri kullanılarak bu sertifikalar alındı. Daha sonra 2011’e gelindiğinde, meşhur Siyonist aile, İngiliz, Rothschildlerin finans danışmanı geldi, %50 küsurunu 4 küsur milyar Dolara satın aldı ve kendi Rothschild şirketler grubuna kattı bunu. BP’nin de CEO’su o zaman istifa etti, bu grubun başına geçti.

Şimdi bu, çok enteresan. Baktığımız zaman, Türkiye’nin birikimiyle, Türkiye’nin ilişkileriyle, bu ilişki de 1 yıllık bir ilişki değil, 700 yıllık bir ilişki, bin yıllık bir ilişki birikimi var; bu birikimle bir şirket özel sertifikalara sahip oluyor, sonra ünlü Siyonist aile Rothschild geliyor, Türkiye’nin tüm birikimini bir ortaklıkla elinden alıyor. Şimdi zannedersem tamamını almış olabilir, şirketin. Orada Rothschild ailesinin, İngiltere’nin, bilhassa Kerkük petrolüyle nasıl ilgilendiğini gördüm.”

Dış güçler, Kerkük için de Abyei modeli düşünüyorlar

Kerkük’teki petrol bölgelerine gidip incelemelerde bulunduğunu belirten Bursa, ABD’nin Kerkük’ü “başıboş” bırakmayacağını ve bir şekilde Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne bağlanacağını düşündüğünü söyledi. Bursa, Sudan’daki Abyei bölgesine uzanan stratejinin, modelin, Kerkük için de uygulanabileceği kanaatinde olduğunu kaydetti. Bursa, bu düşüncesini, Orta Doğu’da etkili bir yayın organı olan Tesnim Haber Ajansı’nda da bir makale olarak 2017 yılında yayınladığını belirtti.

“Çok enteresandır Sudan’ın bölünmesi. Sudan bölündüğü zaman, Sudan’ın en zengin petrol yatakları, Abyei bölgesinde ve burası öyle bir ayarlanıyor ki uluslararası güçler tarafından, ne Sudan’a bırakılıyor, ne Güney Sudan’a bırakılıyor. Burada BM nezaretinde özerk bir bölge kuruluyor ve büyük şirketler, buranın petrolünü çıkartıyorlar. Buradan hem Sudan’a bağlı yakın şehre hem Güney Sudan’a bağlı sınır şehre paylar veriliyor, merkezî hükümete paylar veriliyor. Burada da çok enteresan ki Kerkük’teki gibi 2 tane etnik kimlik, “Biz buranın asıl sahipleriyiz” iddiasında bulunuyor, Kerkük’teki Kürtler ve Türkmenlerin iddiası gibi.”

Bursa, “Buradan, Abyei bölgesinin Kerkük için bir model olarak düşünüldüğü kanaatindeyim ben. Bölgedeki çalışmalarımdan edindiğim kanaat bu. Dolayısıyla yakın dönemde Kerkük’ün, referandumla veya başka bir şekilde yeniden gündeme geleceği ve dolayısıyla burada, Kerkük’te yeni bir model; ne Bağdat Hükümetine ne Irak Kürdistan bölgesine bağlanmadan, Abyei modeline benzer bir modelin, tekrar dış güçler tarafından gündeme taşınacağını düşünüyorum” diye konuştu.

Bursa, işgal döneminde Amerika'nın eski Irak istihbarat ekibinin Başkanının da (Wayne White’ın) bu Abyei modelini ima eden açıklamaları olduğunu söyledi.

İDEOLOJİLER VE İSLÂMÎ HAREKETLER ZAYIFLATILACAK

Gelecek döneme dair öngörülerini de dile getiren Bursa, yeni dönemde ideolojilerin ve buna paralel olarak bölgedeki İslâmî hareketlerin zayıflayıp bölüneceğini, “ben merkezli” bireyselci bir yaşam tarzının yaygınlaşacağını, değerler manzumesinin dağılacağını söyledi.

Kaşıkçı, Khalfan, Dahlan ve Türkiye…

Bursa, “Aslında buna da uygun birtakım adımlar atılıyor. Suudî Arabistan’da Muhammed Bin Selman’ın iktidara gelmesi, bununla alâkalıdır. Mısır’daki darbe bununla alâkalıdır” dedi.

Bu sistemi inşa etmek için çalışan sayısız düşünce kuruluşu ve medya organı olduğunu da belirten Bursa, Türkiye’de feci bir şekilde katledilen Cemal Kaşıkçı’nın, bu açıdan incelenmesi gereken bir profil olduğunu söyledi.

Bursa, şunları söyledi:

“Yine aynı şekilde bu bölgede Dubail Polis Şefi Dahi Khalfan, bu çerçevede incelenmesi gereken bir profildi. Yine aynı şekilde Filistin asıllı, bir zamanlar El Fetih’in Gazze sorumlusu olan, sonra Sırbistan vatandaşlığı alan, ki Sırbistan’a soru işareti koyalım “Turuncu Devrimler” üzerinden, şimdi de Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanına danışmanlık yapan, Mısır’da “El Gad” diye bir televizyonu olan, Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra alelacele Pensilvanya’ya gidip Fethullah Gülen’le röportaj yapan bir televizyonun sahibi olan Muhammet Dahlan, bu açıdan dikkat çekici bir profildir.

Erdoğan’ı Araplara “Selâhaddin Eyyubi” olarak tanıtan Vaddah

Aynı şekilde El Cezire’nin eski… El Cezire televizyonunun değil, El Cezire televizyonunun da içinde bulunduğu El Cezire Net Work’ün başındaki Vaddah Hanfer, dikkat çekici bir profildir. Vaddah Hanfer’in Türkiye’de de bir Think Tank kuruluşu var. Aslında Vaddah Hanfer’in o Think Tank kuruluşunun çalışmalarına v özel derslerine baktığımız zaman, aslında ideolojilerden uzak bir düşünce hakim kılmak ve öyle bir nesil inşa etmek için bir çabasının olduğunu, bir çalışmasının olduğunu görüyoruz. Vaddah Hanfer, Arap caddelerinde yeni neslin beğendiği kişiler arasında yer alan birisi. İşte o WikiLeaks sürecinden baktığımız zaman Vaddah Hanfer’e, enteresan, dikkat çekici bir profil olarak karşımıza çıkıyor. Yani El Cezire’nin başındayken, NetWork’ün başındayken yaptıkları, ilâveten WikiLeaks belgeleri ortaya çıkıyor, istifa etmek zorunda kalıyor. O zaman Türkiye’de kalkıp birileri diyor ki, hatta önemli bir gazetede yazı yazıyordu o zaman, ismini vermeyelim, bir tartışma açmayalım, “Vaddah Hanfer’i savunmamız lâzım. Neden? Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, o zaman başbakandı, Arap sokaklarında Selâhaddin Eyyubî olarak tanıtan ve öyle kabul edilmesini sağlayan en önemli kişilerden bir tanesidir Vaddah Hanfer. Ondan dolayı savunmamız lâzım; ama diğer taraftan ABD ile ilişkileri ve yaptıkları çok önemli değil” (demişti). Ve ilâveten, buna devamla Fransız filozof olarak adlandırılan, ismini hatırlayamadım, meselâ onun da Fransa’da kurmuş olduğu bir Think Tank kuruluşu var, ona danışmanlık yapıyor mesela Vaddah…”

“El Cezire Türkçe” projesi neden yarım kaldı?

Vaddah Hanfer’in, 2011 yılında “El Cezire Türkçe” projesini başlattığı ancak bunun gerçekleşmediğinin hatırlatılarak görüşünün sorulması üzerine de Bursa, şu değerlendirmede bulundu:

“Çok net bir şey söylemek mümkün değil; fakat şunu söyleyebilirim: Vaddah, bence Türkiye’de… Daha sonra ortaya çıkan bir bölünme var. Meselâ AK Parti üzerinden şu anda bir bölünme yaşanıyor Türkiye’de. Bence bu bölünme, o gün biz görmesek de o gün de var idi ve Vaddah’ın yakın olduğu ekip, bugün AK Parti’nin dışında kalan ekip. Bence “El Cezire Türkçe” projesinin hayata geçememesinin temel nedenlerinden birisinin bu olduğunu düşünüyorum. Hatta çok önemli bir siyasetçinin istifa etmeden evvel en son aradığı kişinin Vaddah olduğunu biliyoruz. İsmini söylemeyelim yine.

Küresel sistemin kendisini yenilemesi için çalışıyor

Vaddah, aslında tüm bu ilişkiler ağına baktığımız zaman, Türkiye’de de çok etkin. Türkiye’de bir taraftan, Türkiye’de üniversite okuyan Araplarla çok ilgili, Arap gençlerle çok ilgili ve o Arap gençler üzerinden bir çalışma yürütüyor. Diğer taraftan Türkiye’de siyasîlerle çok enteresan ilişkileri var ve bu ilişkiler üzerinden birtakım çalışmalar yürütülüyor. Meselâ bu Vaddah, Türkiye ile ilişkili olduğu için söylüyorum, enteresan bir profil ve karşımıza ne olarak çıkıyor? Aslında bu sizin açmış olduğunuz küresel sistemin kendisini yenilemesi, güncellemesi de, bölgede aslında o paralelde birtakım faaliyetler yürüttüğünü söyleyebiliriz.” 

17 Kasım 2019 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

toprak - rahmetli kaşıkçı giderken ayağını sürümüş herhalde

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 21:53

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?