Reklamı Kapat

İSAM, Şeyh Bedreddin’in kitabını yayınladı

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM), Şeyh Bedreddin’in “Et-Teshîl Şerhu Letâifi’l-İşârât” isimli fıkıh eserini yayınladı.

Büyütmek için resme tıklayın

İSAM’ın twitter sayfasından yapılan duyuruda, kitabın “İkinci Klasik Dönem Projesi” kapsamında, Dr. Mustafa Bülent Dadaş'ın tahkiki ile yayınlandığı duyuruldu.

Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Mahmud

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanmış olan İslâm Ansiklopedisi’nde, Şeyh Bedreddin hakkında özetle şu bilgiler veriliyor:

İslâm hukuku alanındaki ilmi çalışmaları ve tasavvufun “vahdet-i vücud” anlayışını benimsemiş olmasıyla bilinen Şeyh Bedreddin, alanındaki aykırı fikirleri ve yorumları sebebiyle islâm âlimleri arasında tartışılan, bazıları tarafından da kâfirlikle suçlanan bir şeyhti. 1420’de Serez’de idam edilmişti.

Şeyh Bedreddin, bedenlerin yeniden dirileceği inancına karşı çıkmış ve bu yüzden kendisini eleştirenler olmuştu. Bedreddin cennet ve cehennemi de yaygın dinî anlayıştan farklı bir şekilde açıklıyordu. Şeyhin bilhassa âhiret ile cismanî haşir hakkındaki te’vil ve yorumları birçok eleştiriye ve tepkiye maruz kalmış, bazı âlimlerin onu kâfir ilân etmelerine sebep olmuştu. Aziz Mahmud Hüdâyî’nin de Şeyh Bedreddin’in iddialarından rahatsız olduğu, bu sebeple onu padişaha şikâyet ettiği de biliniyor. Bazı âlimlerse onun masum olduğunu, eserlerinin yanlış anlaşıldığını, bazı şeyhlerin de kıskançlık sebebiyle ona karşı husumet beslediklerini düşünüyorlardı.

Marksistler onu neden seviyorlar?

Şeyhin eleştirilmesine yol açan sebeplerden biri de kendi eserlerinde açıkça görülmemekle birlikte, başta Börklüce Mustafa olmak üzere taraftarlarının özel mülkiyeti reddetmeleri, her türlü mülkün halkın ortak malı olduğu görüşünü savunmaları, kadın erkek bir arada sazlı içkili âyinler düzenlemeleri ve umumiyetle İbâhîliği savunmalarıdır.

Son yüzyılda Türkiye’de bazı Marksist yazarlar, bu tür fikirleri Bedreddin Simâvî’ye mal ederek onun ve taraftarlarının başlattığı olayları devrimci niteliği olan bir halk hareketi şeklinde yorumlamış, bu yönde çeşitli fikrî ve edebî eserler kaleme almışlardır.

Ancak şeyhin mâsumiyetini savunan kaynaklar bu tür görüş ve uygulamaların onun taraftarlarınca ihdas edildiğini ve şeyhin günahsız olduğunu, hatta ihtilâl hevesinde dahi olmadığını belirtmişlerdir.

Onun adıyla anılan isyan

Halk arasında muhalif ve etkili bir propaganda yürüten müridlerinden Börklüce Mustafa, Torlak Kemal gibi ihtilâlcilerin başarılarından kaygılanan Çelebi Sultan Mehmed, şeyhin üzerine büyük bir kuvvet göndermiş ve tutsak etmişti.

İsyanın sorumlusu olarak görülen Şeyh Bedreddin hakkında hüküm vermesi için, ilim adamlarından oluşan bir heyet kuruldu. Bu heyet, şeyhin faaliyetlerinin ve görüşlerinin dinî hükümlerle bağdaşmadığına, isyan sayıldığına, malı ve ailesi korunmak şartıyla kendisinin idam edilmesi gerektiğine karar verdi. Bu fetva üzerine Bedreddin Simâvî, 1420’de Serez’de idam edilerek burada defnedildi.

Ziya Gökalp’le aynı hazirede

1924’te Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan nüfus mübadelesi uyarınca Türkiye’ye gelen göçmenlerin İstanbul’a getirdikleri şeyhin kemikleri çeşitli yerlerde saklandıktan sonra 1961 yılında Sultan Mahmud’un İstanbul’un Çemberlitaş semtindeki Divanyolu’nda yer alan türbesinin hazîresine defnedildi. Mezarı hâlen aynı yerde bulunuyor. Sultan 2. Mahmud’un türbesinde, Sultan Abdülhamid’in de sandukası; türbenin hazîresinde ise Şeyh Bedreddin’in mezarının karşı sağ çaprazında, Türkçü sosyolog Ziya Gökalp’in mezarı yer alıyor.

23 Ekim 2019 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?