Reklamı Kapat

Nevzat Çiçek: İsrail'in güvenliği konusunda ABD ile Rusya hemfikir

Gazeteci Nevzat Çiçek, "Rusya ile ABD’nin İsrail'in güvenliği meselesinde ayrıştığı bir nokta var mı? Yok. Mesele zaten buradan kaynaklanıyor" dedi.

Büyütmek için resme tıklayın

Barış Pınarı Harekatı sıcak gündeminin tartışıldığı programa katılan Nevzat Çiçek, Trump tarafından gönderilen mektuba da değindi.

Çiçek, ABD’nin ekonomik yaptırımlar kartını öne sürmesinin, mektuptan daha ağır olduğunun altını çizerek, Türkiye’nin buna rağmen askerî harekâta başladığına dikkat çekti. Çiçek, Türkiye’nin, harekâta karşı çıkmalarına rağmen ABD, Rusya ve İran’la karşı karşıya gelmemeyi başardığına işaret ederek, İsrail'in güvenliğinin sağlanması konusunda konuşulmadığına da dikkat çekti.

Çiçek’e göre Rusya ile ABD, İsrail’in güvenliğinin sağlanması gerektiği konusunda fikir ayrılığı yaşamıyor. Meselenin buradan kaynaklandığını belirten Çiçek, şunları kaydetti:

"Biz, Rusya ile bir uçak krizi yaşadık. O gün hatırlayın devletler arasında nasıl bir şey olduğunu. Diplomasi dediğimiz şey, bunu ustaca yönetme sanatıdır. Mektup gelir, kimileri mektuba anında cevap verir, ‘ilişkiler de koparsa kopsun’ der. Birisi, ‘Türkiye’nin menfaati neyi gerektiriyor? Sabredeyim, başka bir şey yapayım’ der. Birisi, başka bir yol gösterir; ama sonuç itibarıyla şuna bakılır: Mektupta ne istenmiştir, ne yapılmıştır? Buna bakılır. Ben katılıyorum, çok ağır bir mektup. Gerçekten biz, o akşam arkadaşlar ‘böyle bir mektup var’ dediklerinde ben, yapmayın dedim. Böyle bir şey olamaz dedim. Hakikaten insan, bir şekilde devletlerarası hukuku bildiği zaman, diplomasiyi bildiği zaman, 'Yaa böyle bir şey olur mu?' dersiniz; çünkü bu Harlem ağzıyla (Nihal Bengisu Karaca’nın tabiri) yazılan bir şey.

Şimdi buraya bakmak gerekiyor. Mesele şu: (…) Bunun uzun vadede ilişkilere nasıl geleceğini, mektuptan önce başka bir şey koyalım; adını koyalım. (Trump) Ne dedi? ‘Ekonomik yaptırım’ dedi. ‘Daha önce Brunson’da bunu yaptım’ dedi ve dolayısıyla bu kartı getirdi. Bu kart, bence daha ağır bir karttı ve mektuptan daha ağır bir karttı ve o karta rağmen Türkiye dedi ki 'Hayır, ben dediğimi yapıyorum.'

2011'de Türkiye’nin (Suriye’ye yönelik) spesifik 3 başlığı vardı:

Esad’a deniyor ki, 'Orduyu kendi halkının üzerine gönderme'.

Kürtlere vatandaşlık ver.

Reformları gerçekleştir.

Şu göz ardı edildi hep: Hatırlarsanız, o dönem baba (Hafız Esad) vefat ettikten sonra herkesin beklentisi şuydu: Suriye’de bir değişim. (Zaten Suriye’de değişim talebi ile gösteriler olduğunda Beşar Esad’ın da değişime yönelik bir isteği vardı.) Sonra olmadı. ‘İlk silahı kim patlattı?’, sonra Esad ailesinin içindeki Baasçılar falan, birçok şey konuşulabilir; ama sonuç itibarıyla geldiğimiz yerde herkesin mutabık olduğu bir yer var, o da şu: İlk başta ne yazık ki bu emperyalist güçler, 65 ülke falan, Suriye’nin dostluk gruplarını oluştururken, çok ciddi anlamda Suriye’de bir değişim-dönüşümden bahsettiler. Irak’a demokrasi götürecekleri gibi (!) ne yazık ki Suriye’ye de bir demokrasi talebinde bulundular; ama bu iş olmadı.

O dönem Rusya açısından, ABD açısından, başka ülkeler açısından iş kolay. Niye kolay? Sınır değilsiniz; ama Türkiye açısından, sınırsınız ve dolayısıyla da burada bölgenin şekillenmesinde alınacak olan her karar, uzun vadede, kısa vadede sizi bir şekilde etkiliyor. Ha, şu söylenebilir: ‘Keşke Türkiye, bir an önce o dönem dönebilseydi’ ; ama şu sorunun cevabı, şöyle de olmalıydı: ‘Peki Suriye yönetimi niye dönemedi? İran niye dönemedi? Bölge ülkeleri niye dönemedi?’ ve dolayısıyla aslında herkes, bir şekilde sahada kendi gücünün etrafında bir şekillenme yapabileceği izlenimine kapıldı.

BÖLGENİN NASIL ŞEKİLLENECEĞİNİ BİLMİYORUZ

Şimdi Türkiye, tam da Suriye’deki mesele, tam bu; yani, diplomasiyle Suriye’de bir şeyi başarabilme noktasında belli bir adım gidiyorsunuz, elinizde güç olmadığı zaman, diplomasiyi kullanamıyorsunuz. Şimdi Türkiye, bu diplomasiyi şu an kullandı. Kısa vadede kazanımlar elde etti. Altını ısrarla çizerek söylüyorum, kısa vade içerisinde çok iyi kazanımlar elde etti. Kendi politik argümanına göre kabul etti; ama uzun vade içerisinde biz, hâlâ bölgenin ne şekilde şekilleneceğini bilmiyoruz. Esas düğüm noktası burası.

Niye burası? Tek bir örnek vereyim: Bakın, Rusya Türkiye ile ittifak halinde mi? İttifak halinde. İran’la ittifak halinde mi? İran’la ittifak halinde Suriye yönetimi ile ittifak halinde mi? İttifak halinde. Türkiye neyi gördü biliyor musunuz? Daha önce herkesin dayatması şuydu: Suriye’de topyekûn bir politika… Yani Suriye ile ABD karşısındaysa Rusya ile tamamen beraber hareket edeceksin, ABD’yi karşına alacaksın; ya da Rusya’yı alıyorsan ABD’yi farklı şekillendireceksin. Ama bölge ülkelerinde emperyal güçler bunu yapmadı.

TÜRKİYE, LOKAL POLİTİKA ÜRETME GEREKLİLİĞİNİ GÖRDÜ

Meselâ Rusya, 3 yerde farklı politika uygulamaya başladı. İran, çok farklı politikalar üretmeye başladı. Türkiye, bence sahada gördüğü en önemli şey, aslında lokal politika üretme gerekliliğini çok net gördü. Bakın, operasyonu yapıyor. Rusya ile karşı karşıya geldi mi şu an? Hayır, gelmedi. Gelmediğimizi nereden anlıyoruz? Hava sahasının kapatılmamasından biliyoruz. ABD ile bir şekilde karşı karşıya geldi. Bir yerde uzlaşabildik mi? Şu an zorunlu bir uzlaşma sağlandı. İran, harekete en sert tepki gösteren ülkelerin başında geldi. Gösteriler yapıldı, Mecliste konuşmalar oldu. Hatta din âlimleri, Cuma hutbelerinde en ağır şekilde konuştular; ama sonuç itibarıyla aslında herkes, bir şeyin farkında...

ABD VE RUSYA İSRAİL KONUSUNDA HEMFİKİR

Bölgenin şekillenmesine ya bölge ülkeleri karar verecekler, bir noktaya gelecekler; ya da herkes bir emperyal ülkenin yanında bölgenin şekillenmesini seyredecek. Kim seyredemez? Türkiye’nin seyretme şansı yok. Neden yok? Sınır. Soydaşlık var, o var, bu var. İki, İran seyredemez; çünkü genişleme alanı onun için; Esad rejimi son derece önemli. Üç, Rusya seyredemez; çünkü kazanımları var. Üsleri almış. Dört, ABD, İsrail’in güvenliği meselesini (göze) alamaz.

Son şey, hiç konuşmadık; Rusya ile ABD’nin İsrail’in güvenliği meselesinde ayrıştığı bir nokta var mı? Yok. Mesele zaten buradan kaynaklanıyor."

# BARIŞ PINARI HAREKATI İLE İLİŞKİLİ:

21 Ekim 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Orhan Alkoç - hocasını dinlemiyenlerin düştüğü duruma Allah cc hiçbir müslümanı düşürmesin neydi bu israil aşkı ki müslümanı bırakıp isralin orta doğudaki eşbaşkanı oldun ama bu bedeli şimdi onları destekliyenlerle beraber tüm toplum çekecek Allah cc sonumuzu hayırlı eylesin Saadet Partisine işler daha sarpa sarmadan tüm partilerin de ittifakıyla görevi devralması için anahtarların teslim edilmesi lazım Allah cc o feraseti ihsan eylesin aaamiiiiiiiiiinnn

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ekim 20:43
02

Orhan Alkoç - rusya ile amerika hemfikir oldu ise türkiye için tehlike hat safhaya çıkmış demektir Rahmetli Erbakan hocamız taaa 1992 yılında asıl hedefin Türkiye olduğunu üzerine basa basa söylemişti ama Rahmetli Erbakanı kaale almak şöyle dursun aman meclise girmesin diye yapmadıkları oyun kalmamıştı Ama şimdi hamdolsun Saadet Partisine Erbakan hocamız birçok miraslar bıraktı onlarda şu an görevi başında olan Temel Karamollaoğlu ya millet benimsiyecek yada gümbür gümbür uçurumdan aşağı yuvarlanacağız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ekim 20:24
01

Gazete Okuyucusu - SAYIN ÇİÇEK BU SİZ YENİ Mİ ÖĞRENDİNİZ

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ekim 10:48

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?