Reklamı Kapat

Çözüm 74’te çekilen çizgidir

Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve dönemin İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk Zaferin 45’inci yıldönümünde Kıbrıs sorununun çözümünü net bir şekilde açıkladı

Bünyamin Güler
Bünyamin Güler Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 45’inci yıldönümü münasebetiyle gazetemize konuşan Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve dönemin İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Kıbrıs sorununun çözümüne vurgu yapan Asiltürk, “Bu konu Kıbrıs Barış Harekâtı yapıldıktan sonra çözülmüştür. Bizden sonra gelen iktidarlar çözümsüzlüğü isteyenlere hizmet etti. Adayı tekrar Rumlara teslim etmek isteyen düşünceye bilerek, bilmeyerek güçleri yetmediği için onlara hizmet ettiler. Çözümün son noktası, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ilan edilen düzendir. Kıbrıs için çözüm aramaya lüzum yok. Çözüm yapılmıştır. Başka da bir çözüme razı olmayız, razı olanlara da karşı çıkarız” dedi.

BU ÜLKENİN BAŞBAKANINDAN ‘KIBRIS ÜZERİMİZE YÜK’ SÖZÜNÜ BİLE İŞİTTİK

Biz o dönem Kıbrıs’ı Türkiye’ye katabilirdik. Ancak o zamanki şartlarda milletlerarası anlaşmalarla Kıbrıs’a müdahale ederek baskı yaparlar, bazı haklarına mani olurlar diye o zaman uygun görmedik. Ve biz de Türkiye’nin bir parçası olacak şekilde bir düzen kurduk Kıbrıs’ta. Her şeyi bize bağlıydı. Ama biz gittikten sonra gelen kişiyi ve iktidarı tenkit etmek için değil ama bir gerçeği ifade etmek için ‘Kıbrıs üzerimize yük’ sözünü bile bu memleketin başbakanı olan söyledi. Kıbrıs için çözüm aramaya lüzum yok. Çözüm yapılmıştır. Çözümün son noktası 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ilan edilen düzendir. Özet olarak Kıbrıs sorunu 1974’te çizgi çekildikten sonra çözülmüştür. Onun dışında bir çözüm yoktur.

 Malumunuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 45’inci yıldönümünü kutluyoruz. Siz de dönemin içişleri bakanıydınız. O dönem neler yaşandı, o süreci anlatır mısınız?

Kıbrıs’ta bizim hükümet kurmamızdan daha önce Rumlar iki defa katliam yapmıştı. Birincisinde İsmet Paşa başbakandı ve Kıbrıs’ta bu katliam yapıldı ve o zaman geçmişteki komutanlık havası ile emir verdi ve gemiler Kıbrıs’taki bu katliamı durdurmak için hareket etti. Ancak Amerika’nın baskısıyla gemiler geri döndüler. Arkasından Demirel başbakandı, bir katliam daha yapıldı, aynı şekilde Türkiye ve orduda da bunu önleme arzusu vardı ve Demirel yine emir verdi. Aynı şekilde gemiler Mersin’den harekete geçti, yine Amerika’dan baskı gördüler ve yine geri döndüler. O zamanlar Avrupa basınında karikatürler ortaya çıktı, olaylardan sonra da yayınladılar. Türk ordusu Kıbrıs’a çıkarmaya gidiyor diye gösteriyor ilk karede, ikinci karede ise tekrar Mersin’e dönüyorlar. Ordumuzun ikisinde de geri dönmesi alay konusu olmuştu. Bizim dönemimizde de buna benzer bir katliam yapıldı. Ve bizim buna müdahale etmemiz gerekiyordu. Amerika o dönemde de sürekli Ecevit’e baskı yapıyor, bizim müdahale etmememiz için.

 6’NCI FİLO TEHDİDİNE ERBAKAN; ‘BİZ KARARLIYIZ’ CEVABINI VERDİ

Amerika ‘Sisko’ diye bir temsilci göndermişti. Başbakan Ecevit yardımcısı ise Erbakan bizi kibarca tehdit ederek, Amerika’nın müdahale etmemizi istemediğini ifade etti. Amerika’nın 6. Filosu’nun da Cebelitarık Boğazı’ndan Kıbrıs’a doğru hareket halinde olduğunu söylemişti. Bunu anlatarak bize kısaca ‘sizi mahvederiz’ diyordu. O zaman Erbakan müdahale etti; ‘Amerika’nın 6’ncı Filosu’nun hareketine biz karışamayız. Ama biz de bu katliamı burada kesinlikle durdurma kararındayız. Milletlerarası hukukun bize verdiği yetkidir.’ Çünkü üç tane garantör devlet var biri Türkiye, İngiltere ve Yunanistan… Garantör devlet olduğumuz için Kıbrıs’taki katliama müdahale etme yetkimiz var. Ama biz istiyoruz ki diğer garantör devletlerle birlikte tatlı tatlı bu meseleyi halledelim.  O zaman Bakanlar Kurulu kararıyla Başbakan Ecevit, İçişleri Bakanı ben ve Milli Savunma Bakanı olarak Hasan Esat Işık İngiltere’ye gittik.

 ‘BİZ MİLLİ GÖRÜŞÇÜYÜZ, YAPMAZSAM SORUMLU OLURUM’ DEDİ

Ecevit, İngiltere’de başbakanı ve içişleri bakanının da olduğu heyeti bütün gücüyle ikna etmeye çalışıyordu ‘müdahaleyi beraber yapalım’ diye. Ancak hiç oralı olmadılar. Bir saate yakın dil döktü, ikna olmuyor, bir şey de demiyordu. Sayın Ecevit’e sordum ‘Kabul etmiyorlar ancak biz müdahale edersek tavırları ne olur? Çünkü biz garantör ülkeyiz, buna hakkımız var. Bu soruyu sorduktan sonra da dikkatle yüzünü takip ediyorum. Çünkü sözlerden çok, yüz ifadeleri önemlidir. Adam gayet laubali bir tavırla ‘siz bilirsiniz’ dedi. Adam, yapacağımıza hiç inanmıyor. Biz sonra döndük geldik. Geldikten sonra olanları Erbakan Hoca’dan dinliyorum. Semih Sancar Bey, gelmiş demiş ki, “Sayın Erbakan başbakan yurtdışına çıktığı anda artık başbakanın bütün yetkilerine sahip olarak başbakanlığı temsil ediyorsunuz. Bize iki defa emir verildi ve ikisinde de geri döndük. Ordunun itibarı çok sarsıldı ve kendi içinde de bir nevi rahatsızlık oluştu. Siz bize başbakanı temsil ederek söz verin, bu harekât yapılacak mı, yapılmayacak mı?” Erbakan Hoca da “kesinlikle yapılacak” deyince hemen hazırlıklara başlanıyor. Sonra biz döndükten sonra Sn. Erbakan’a sordum; ‘Siz kesin yapılacak diye emir vermişsiniz, peki ya Sayın Ecevit iptal etseydi ne olacaktı?’ Bana dedik ki; ‘Oğuzhan biz Milli Görüşçüyüz, ben burada üzerime düşeni yaparım, Başbakan gelir engeller, o bilir. Ben bunu yapmazsam sorumlu olurum. Bizim insanlarımızı, imanlı kardeşlerimizi öldürüp duruyorlar.’

 ECEVİT’İN SORUSUNA ERBAKAN ‘SABAHA KARŞI MÜDAHALE EDİLECEK’ CEVABINI VERDİ

Neticede biz İngiltere’den döndük. Sn. Erbakan, Genelkurmay Başkanı Semih Sancar Bey’le bizi havaalanında karşıladılar. Ecevit hemen orada sordu; ‘Durum nedir?’ Hemen Erbakan Hoca, “Sayın Ecevit Bakanlar Kurulu’nda aldığımız karar gereği hazırlıklar yapıldı, sabaha karşı müdahale edilecek” dedi. Ecevit birdenbire müthiş tedirgin oldu. Ecevit hiçbir zaman ‘müdahale etmeyin’ fikrinde değildi. Hep Amerika’dan dolayı endişeliydi. Amerika’nın baskısından korkuyordu. Böyle bir ortamda müdahale yapıldı ve Allah’ın izniyle de adım adım başarılı oldu.

 BİZDEN SONRA GELEN İKTİDARLAR ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ İSTEYENLERE HİZMET ETTİ

Efendim 45 yıl önce savaşarak aldığımız Kıbrıs’ı bugün ne yazık ki masada kaybediyoruz. Doğu Akdeniz’deki son gelişmeleri de takip ediyorsunuz. Kıbrıs’taki sorunun çözümü nedir size göre? 

Bu konu Kıbrıs Barış Harekâtı yapıldıktan sonra çözülmüştür. Bizden sonra gelen iktidarlar çözümsüzlüğü isteyenlere hizmet etti. Adayı tekrar Rumlara teslim etmek isteyen düşünceye bilerek, bilmeyerek güçleri yetmediği için onlara hizmet ettiler. Kıbrıs’ın son noktası 1974’te düzen kurulduktan sonra bitmiştir. Biz o dönem Kıbrıs’ı Türkiye’ye katabilirdik. Ancak o zamanki şartlarda milletlerarası anlaşmalarla Kıbrıs’a müdahale ederek baskı yaparlar, bazı haklarına mani olurlar diye o zaman uygun görmedik. Ve biz de Türkiye’nin bir parçası olacak şekilde bir düzen kurduk Kıbrıs’ta. Her şeyi bize bağlıydı. Ama biz gittikten sonra gelen kişiyi ve iktidarı tenkit etmek için değil ama bir gerçeği ifade etmek için ‘Kıbrıs üzerimize yük’ sözünü bile bu meml eketin başbakanı olan söyledi. Kıbrıs için çözüm aramaya lüzum yok. Çözüm yapılmıştır. Çözümün son noktası 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ilan edilen düzendir. Başka da bir çözüme razı olmayız, razı olanlara da karşı çıkarız. Özet olarak Kıbrıs sorunu 1974’te çizgi çekildikten sonra çözülmüştür. Onun dışında bir çözüm yoktur.

21 Temmuz 2019 - Gündem

Muhabir Bünyamin Güler


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?