Reklamı Kapat

İslam'a hizmet ile geçen bir ömür: Erbakan'ın yakın dostu Kiraz Hoca

Erbakan Hoca'nın anlatımıyla ‘Emsali az bulunan insanlardan bir tanesi' olan Mehmet Akkiraz Hoca'yı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Akkiraz milligazete.com.tr'ye anlattı.

Haber albümü için resme tıklayın

Tüm insanlığın saadet ve selamete kavuşması için mücahede eden Milli Görüş hareketi tarihi boyunca çok sayıda dava adamı barındırdı. İnsanlığın hak ve hakikate ulaşması adına Milli Görüş hareketi içerisinde gayret sarf eden inanmış mücahitlerden biri de Mehmet Akkiraz oldu. Etrafındaki insanların tabiriyle ‘Kiraz Hoca, Milli Görüş hareketinin en önemli isimlerinden biriydi. 1977 yılında Korgan’da 77 yaşında MSP’nin ilçe başkanlığını üstlenmiş olan ‘Kiraz Hoca’ya Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan da büyük bir muhabbet besliyordu.

Erbakan Hoca'nın ‘Emsali az bulunan insanlardan bir tanesiydi. O farklı bir insandı’ ifadeleriyle anlattığı 'Kiraz Hoca' için Milli Görüş hareketi bir ödev ve bir görevdi. Takatinin sonuna kadar cihad eden Mehmet Akkiraz hoca manevi hizmetlerinin yanı sıra ülkesine maddi hizmetlerde de bulunmuştu.

milligazete.com.tr | Bekir Şirin

‘Kiraz Hoca’ 16 Haziran 1997’de bir Pazartesi günü saat 11.45’te ruhunu Allah’a teslim ederek ebediyete göçtü. Vefatının 22. yılında rahmet ve minnetle yad edilen ‘Kiraz Hoca’yı oğlu Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Akkiraz ile konuştuk.

Erbakan Hoca, Ordu’dan geçerken Kiraz Hoca’yı sorar etrafındakilere... Bunun sonucunda başa baş bir toplantı gerçekleştirirler.

İsmail Hakkı Akkiraz'ın anlatımıyla Mehmet Akkiraz Hoca'nın mümtaz hayatı, İslam davası uğrundaki mücadelesi ve Erbakan Hoca ile olan karşılıklı muhabbeti şu şekilde:

MUSTAFA TÂKİ'NİN TERBİYESİNDEN GEÇTİ 

Bazı insanları anlatmak, Erbakan Hocamız gibi Mehmet Zahid Kotku gibi Kiraz Hocamız gibi insanları anlatmak, çok zor, kelimeler yeterli olmuyor. Kiraz Hoca yani Mehmet Akkiraz, Türkiye Cumhuriyeti’nin en sıkıntılı dönemlerinde Hakk’a ve Kur’an’a hizmet etmek için her türlü çileye, fedakarlığa katlanan ve bu konuda da en ufak bir şikayette bulunmayan, başına gelen bela ve musibetleri kendisi için rahmet sayan bir insandı. Hayatı zeten hep bu istikamette geçmiştir.

Kendisi meşrep olarak Sivas’a bağlıydı. İlk intisabını Mustafa Tâki Efendi’ye gerçekleştirmişti. Mustafa Tâki , 1. TBMM’de Sivas Milletvekili olarak görev yapmış ve o dönemde Mehmet Akif ve diğer şuurlu zatlar ile hareket etmiş bir insandı. Mustafa Tâki ile ilgisi olan insanlar der ki ‘O olmasaydı biz bu mecliste imanımızı koruyamazdık’. Bu zatın terbiyesinden geçmiş, bu zatın himmetine mazhar olmuş biriydi Kiraz Hoca.

Mustafa Tâki'nin vefatından sonra yine Sivas’ın en önemli simalarından İsmail Hakkı Toprak Efendi ile birlikte yoluna devam etmiş, onun vefatından sonra da Ordu’da ve civar illerde manevi hizmetleri yerine getirmiştir.

HEP MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN İÇERİSİNDE YER ALDI

Kiraz Hoca, Milli Görüş hareketi başladığı andan itibaren hep Milli Görüş’ün içerisinde yer almıştır. Bu sıradan bir taraf olma işi değildi onun açısından. Bu olması gereken bir ödev, bir görevdi onun için. Bize hep şunu söylemiştir; ‘Bizim yolumuz sıradan bir iddia yolu değildir, bir şekli yerine getirme yolu değildir. Bir ispat yoludur. Eğer biz Allah’ın kuluysak bunu ispat etmemiz lazım. Bunu ispat etmenin mecrası da Hakk’a ve insanlığa hizmet etmektir. Eğer biz bunu Kur’an ve Sünnet istikametinde düzgün bir şekilde yerine getirebilirsek kulluk görevimizi yapmış oluruz.

SADECE MANEVİ HİZMETLERDE BULUNMADI

Kiraz Hoca, sadece manevi hizmetler alanında hizmet yapmadı. O dönem bölgede birtakım imar işlerine de imzasını attı. Ordu yöresinde birçok köprü inşa etmiştir. Onun bir arkadaşı vardı, Köprücü Şükrü Efendi, onunla birlikte en az 10-15 tane köprü inşa etmiştir.

Kiraz Hoca’nın devlet erkanıyla da arası iyiydi. Bunu iki açıdan önemsiyordu. Yöneticilere hem manevi açıdan bir takım telkinlerde bulunuyordu. Hem de onların hayra hizmet bakımından yönlendirilmesi açısında bu ilişkileri hep önemli görmüştür. Bu bakımdan da bu hizmetleri yaparken onların da ciddi katkılarıyla bunları yapmayı başardı.

DAVASI İÇİN GÖZÜNÜ BUDAKTAN SAKINMADI

Kiraz Hoca davası için gözünü budaktan sakınmayan bir insandı. 12 Eylül öncesinde Fatsa’da cereyan eden olaylara bağlantılı olarak bizim bir ağabeyimiz vardı, teröre hedef oldu. Kiraz Hoca’nın onun cenazesinde yapmış olduğu bir konuşma var. Bu konuşma çok önemlidir. Bu konuşma mealen şöyledir;

“Bu musallada yatan benim evladımdır. Buna kurşun atanları da biz biliyoruz. Bizim onların şahıslarıyla bir meselemiz olmaz. Gelsinler, hidayet bulsunlar, İslam’a hizmet etmeleri koşuluyla ben onları affetmeye hazırım”

Böyle diyecek kadar da metanetli bir insandı. O bakımdan Erbakan Hocamızın da ifade ettiği gibi Kiraz Hoca, ‘Emsali az bulunan insanlardan bir tanesiydi. O farklı bir insandı’. Erbakan Hocamızın bu şekilde ifade etmesi boşuna değil.

"ERBAKAN İLE ARASINDAKİ MUHABBETİ İZAH ETMEK MÜMKÜN DEĞİL"

Erbakan Hocamızla daha Milli Görüş hareketinin başından beri, benim anladığım kadarıyla daha öncesine de dayanan bir ilişkisi vardı. Nerede Erbakan’ın bir toplantısı varsa o toplantıya gitmeyi bir vazife bilirdi. Hatta son zamanlarında Erbakan Hocamız Ordu’ya geldiğinde, Kiraz Hoca’mız yürüme zorluğu çekiyordu. ‘Biz Ordu’ya gideceğiz’ diyen yakınlarımıza ‘Biz oturduğumuz yerde mi misafirlerimizi karşılayacağız? Bu bizim edebimize, irfanımıza uygun düşmez. Ben de hazırlanıyorum, sizinle beraber geleceğim. Misafirlerimizi olması gereken yerde karşılayacağım.’ diyecek kadar da davasının delisi bir insandı. Onların arasındaki muhabbeti izah etmek de mümkün değil.

Büyüklerin hallerini izah etmek mümkün değil. Bu tek taraflı bir mesele de değil. Ben mesela Erbakan Hocamız ona o hürmeti gösterirken Kiraz Hocamız da Erbakan Hoca’ya hem İslam ümmetinin lideri olması hem de sahip olduğu misyon, ilim, irfan bakımından karşılıklı bir sevgi, saygı vardı. Bunları bugün idrak etmek, anlamlandırmak çok zor. İnsanlara bunu anlattığınız zaman acayip gelebiliyor. Bugünkü iktidarın da meydana getirdiği ahlaki yozlaşmayı biliyoruz. Bu durumla birlikte insanların o hali anlaması da pek mümkün olmayabilir.

Allah, mekanlarını cennet eylesin, taksiratlarını affeylesin.

19 Haziran 2019 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

04

Ts-61 - Allahü teala bu Hak davanın büyüklerine gani gani Rahmet eylesin.! Bu Hak davayı bu günlere taşıyan büyüklerimizden Rabbimiz teala ebediyyen Razı olsun, İnşaAllah!

Yanıtla . 4Beğen 21 Haziran 00:17
03

Mgvli@gmail.com - O Yaşamı ile hayrlı bir kul olma ile ömrünü sonlandırdı,Rabbim bizlere basiret nasip etsin..cennetinde buluştursun inşallah

Yanıtla . 4Beğen 20 Haziran 12:22
02

Ahmet Bölükbaş - Rabbim razı olsun biz kalanlara hidayet ve basiret ihsan buyursun inşaallah...

Yanıtla . 3Beğen 19 Haziran 19:30
01

Erdem - bu dava böyle güzel insanların sırtında yükseldi. bizler de madden ve manen davayı omuzlayacak donanıma sahip olmak için gayret sarf etmez isek kaybedenlerden olacağız.

Yanıtla . 16Beğen 19 Haziran 14:34

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?