“Ramazan bize açlığın yokluğun empatisini yaptırıyor”

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan Milli Gazete'nin Ramazan sayfasına konuk oldu. Arslan "Ramazan’ı idrak etmek hepimizin hayali ve arzusudur" dedi.

Haber albümü için resme tıklayın

“Ramazan’ın paylaşmak olduğu, bir iç muhasebe olduğu, sadece aç kalmak değil, aynı zamanda kendimizi bir hesaba çekmek olduğunu ve bu hesaba çekerken de empati yapma imkanı sağladığını, yoksulluğun, açlığın, çaresizliğin, imkansızlığın insanların hayatını nasıl etkilediğini ölçmek için de bir fırsat olduğunu bilmemiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulunan Arslan, Ramazan’da hem oruç tutup hem de nafakasını kazanmak için uzun yaz günlerinde açlığa, susuzluğa katlanıp oruç ibadetini yerine getirmenin önemine de işaret ederek, “Bu manevi bir gücün eseridir” dedi.

Öncelikle Ramazan, bizim baktığımız pencereden paylaşmak demektir. Dolayısıyla sadece imkânlarımızı paylaşmak değil, aynı zamanda bizi biz yapan değerleri de içine alacak bir şekilde Ramazan’ı ihya etmektir. Onun manevi ikliminden yeterince yararlanmak ve bu çerçevede bir Ramazan’ı idrak etmek tabi ki hepimizin hayali ve arzu ettiği bir şey olmalıdır. 

ÇALIŞANLAR RAMAZAN’DA DA İHTİYAÇ SAHİBİ

Çalışanlar açısından duruma bakacak olursak, öncelikle hem oruçlarını tutup hem de nafakasını kazanmak için uzun yaz günlerinde açlığa, susuzluğa katlanıp bu ibadeti yerine getiren herkesi gerçekten takdir etmek gerekiyor. Bu manevi bir gücün eseridir diye düşünüyorum. İnsanların böyle yaparak hem helalinden rızkını kazanmak aynı zamanda ibadetini yerine getirmek ve aynı zamanda nefsini bir şekilde terbiye etmek, bir kısım ihtiyaçlarından, bir kısım yapmaya imkânı olduğu işleri yapmayarak ondan vazgeçmek ve bütün bunları yaparken de bir ibadet şuuru ile bunu gerçekleştirmek… İşte bu arzu ettiğimiz, beklediğimiz ve istediğimiz bir Ramazan…

NE YAZIK Kİ MANASINDAN UZAKLAŞIYOR!

Ne yazık ki Ramazan’ı ve Ramazan’ın bize armağanı olan oruç, bizim arzu ettiğimiz manasından, anlamından, kapsayıcılığından biraz daha uzaklaşıyor. Bunu da görmemiz gerekiyor. Aslında Ramazan’ın paylaşmak olduğu, bir iç muhasebe olduğu, sadece aç kalmak değil, aynı zamanda kendimizi bir hesaba çekmek olduğunu ve bu hesaba çekerken de empati yapma imkanı sağladığını, yoksulluğun, açlığın, çaresizliğin, imkansızlığın insanların hayatını nasıl etkilediğini ölçmek için de bir fırsat olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ancak bütün bunların şekil olarak yapılmasından öte, bence ruh olarak, mana olarak Ramazan’ı yaşamamız gerekiyor. Bunun için Ramazan’ı gerçek anlamda idrak etmek, gerçek anlamda yaşamak ve bunu ailemize, arkadaşlarımıza, çevremize ve toplumumuza da yansıtmak gerekiyor.

RAMAZAN’I BU ANLAMIYLA İDRAK ETMELİYİZ

Diğer yandan bazı bölgelerde zekât Ramazan ayında denk getiriliyor ve insanlar zekâtlarını Ramazan’da veriyorlar. Bunu verirken de bir toplumsal dayanışma olarak ihtiyaç sahiplerini bularak yapıyorlar. Buradan baktığımız zaman Ramazan’ı bir sosyal dayanışma kurumu olarak görmek mümkün. İslam’ın temel prensiplerinden hem zekâtın hem Ramazan’ın, orucun toplumsal dayanışmamız açısından son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Ramazan’ı bu anlamıyla biz idrak etmeliyiz. Daha çok ihtiyaç sahiplerini ve bu ihtiyaç sahiplerine destek verirken, onları gözetirken onları incitmeden, rencide etmeden bir dayanışma örneği ortaya koymamız gerekiyor.

RAMAZAN’IN EN GÜZEL YANI

Tabi ki bu Ramazan’ın manevi ikliminden yararlanmak için geleneksel olarak yaptığımız Kur’an-ı Kerim ile hemhal olmak, mukabelenin artıyor olması yine Ramazan’ın güzelliklerinden biri. En güzeli ise yoksul insanlarımız ile sahur ve iftar sofralarında bir araya gelmek.

HURMA İLE SAHUR YAPAN BİR GELENEĞİN EVLATLARIYIZ

Hazreti Peygamberin Ramazan ve oruç ile olan münasebetine, ashabının oruçla olan münasebetine baktığımız zaman aslında bizim için yokluk falan yok. O mütevazı sofralarda bir tane hurma ile sahur yapan, su ve hurma ile iftarını açan bir geleneğin evlatlarıyız. O yüzden manasını, anlamını kaybetmeden, ona uygun Ramazan’ları yaşamaya Rabbim nasip etsin.

ANLAM KAYMALARINA RAĞMEN YİNE DE TOPLUMUN RAMAZAN İLE İLİŞKİSİNİ ÖNEMLİ BULUYORUM

Bütün bunları söylerken; ‘Siz bunların ne kadarını yapıyorsunuz?’ diye sorarsanız bu sorulara olumlu cevap verebildiğimiz sürece bunları yapıyoruz demektir. Eksikliklerimiz, zaaflarımız toplumsal olarak geldiğimiz bir kısım anlam ve mana kaymalarına rağmen yine de ben bu toplumun Ramazan ile olan ilişkilerini önemli buluyorum. İslam dünyasında da bunun çok özel bir yönü olduğunu görüyorum. Bunu da güçlendirmek gerekiyor.

MİLLİ GAZETE’YE TEŞEKKÜR EDİYORUM

Milli Gazete’ye bu fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum. En azından bu anlamda Ramazan’ın gerçek manasına uygun yaşamayı, yaşatmayı onun manevi ikliminden azami yararlanmayı Allah hepimize nasip etsin inşallah.

MAYAMIZDA LİDERLİK DUYGUSU VAR

Ramazan ayında konuşmamız gereken bir konu da dünyanın değişik yerlerindeki yoksullar ile dayanışmamız artıyor. Bu aslında yaşadığımız toplumun mayasında bir liderlik duygusu olduğunu gösteriyor. İmparatorluk geleneğinden geldiğimiz için kendimizi sadece kendi sınırlarımızda olan değil, bölgemizde ve yeryüzünde yaşanan sorunlarla da ilgili görüyoruz.

TANIMADIĞIMIZ COĞRAFYALARDA YAŞANAN ACILAR BİZİ İLGİLENDİRİYOR

Tanımadığımız bilmediğimiz coğrafyalarda yaşanan acılar bizi ilgilendiriyor. Bizim acılarımızı arttırıyor, hüzünlendiriyor ve sorumluluklarımızı arttırıyor. Dolayısıyla dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan zorluklara, sıkıntılara bu toplum duyarsız kalmıyor. Bu yönü ile milletimizle gerçekten övünebiliriz. Yeterli olmamakla beraber hem Ramazan aylarında hem Kurban Bayramlarında dünyanın değişik yerlerindeki yoksullar ile dayanışma içinde oluyoruz. Ben bu durumu bizi ileriye taşıyacak en büyük artı olarak görüyorum

DAR GELİRLİ İNSANLAR İÇİN RAMAZAN ZOR GEÇİYOR!

Burada ekonomide yaşanan gelişmelerin Ramazan ayında özellikle dar gelirli insanları olumsuz etkilediğini de söylememiz gerekiyor. Ramazan ayı ile ilgili ekonomik zorluklar, enflasyon, yüksek fiyatlar bütün bunlar baktığımız zaman insanların sofralarındaki ekmeğin, sofralarındaki katığın daha da azaldığı bir dönem yaşıyoruz. Özellikle dar gelirli, sabit gelirli ve düşük ücretli çalışanlar için Ramazan daha zor geçiyor. İşte bunun için daha çok fedakârlıkta bulunup daha çok çalışmak zorunda olan kardeşlerimiz için bu ülkede adaletli gelir dağılımının olması, yoksulluğun azaltılması, toplumun zenginleşmesi ve buradan oluşan hâsılanın hem ülke içinde hem de ülke dışında yoksullara yönelik katkıların artırılmasını hayal ediyoruz.

RAMAZAN’I KENDİ MANASINDAN UZAKLAKLAŞTIRMADAN YAŞAYAN BÜYÜK BİR KESİM DE VAR

Ramazan’ı şova dönüştürenler elbette var, elbette bazı eksiklikler var ama geniş bir kesim halen daha Ramazan’ı kendi manasından uzaklaştırmadan yaşıyor. Bu da bizim umudumuzu kaybetmemizi sağlıyor.

23 Mayıs 2019 - Ramazan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?