Reklamı Kapat

Ramazan temizlenme mevsimidir

Mahmut Toptaş hocamızla Ramazan’ı konuştuk.

Büyütmek için resme tıklayın

Benim zengin Müslümanlara tavsiyem, Ramazan’da lüks otellerde vereceği iftar masrafı kadar parayı hesap ederek fakir fukaraya dağıtmalarıdır.  Benim evde 15 liraya hazırlanabilen üç kap yemek otelde 150’den aşağı olmaz. 500 kişiye, 150 kişiye hesap etsin, o hesabı tutsun, mahallesinin fakirlerine para olarak versin. Fakir, kendi ihtiyacını kendisi daha iyi bilir. Adamın en fazla ihtiyaç duyduğu şeyi alacak parası yok.

Nedim ODABAŞ

Allah (c.c.) o kadar Rahman ve Rahim ki, bizim temizlenme mevsimlerimizi de bildirmiş. Cuma günü haftada bir günahlarımızın temizlenmesi. 5 vakit namazımız namaz aralarımızdaki kirlenmelerimizin temizlenmesi, Cuma haftada bir temizlenme, bayram namazı senede iki defa temizlenme, Ramazan ayı ve orucumuz bir ayrı temizlenme.

Hocam, rahmet, bereket ve gufran ayı Ramazan’dayız. Biz mü’minler olarak bu ayı nasıl idrak edelim, anlatır mısınız?

Allah (c.c.) bizi tertemiz yaratmış. Bizi derken sadece Müslümanları değil, her dünyaya gelen çocuk pırıl pırıldır, berraktır. Sular kadar berraktır, sulardan daha faydalıdır.  Sular dağlardan çıktıktan sonra bir şekilde insanlar eliyle kirletildiği gibi, dünyaya gelen çocuklar da yine insanlar eliyle kirletiliyor. Peygamber Efendimiz,  “Her doğan çocuk (İslâm) fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu ya Yahudi,  ya Hıristiyan veya Mecusî yapar” buyurur. (Buhari, Sahih, cenaiz 80-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5) Şimdi anneler, babalar ve eğitimin babaları ne yapar, ateist yapar, komünist yapar… Anne baba yapar onu. Kirletilme işlemi denir buna… Kur’an’ın ifadesiyle neces kelimesi, necaset kelimesi var ya…

RAMAZAN BİR TEMİZLENME AYIDIR

Manevi kirletilmeye neces, maddi kirletilmeye necis denir. Yani, neceslik meydana geliyor, bir kısmında necislik meydana geliyor. İslam dini hem tenin temizlenmesi, hem canın temizlenmesini ister. Bir şekilde anne baba bunu kirletecek. Çünkü iki tane yol kesici var. Kur’an’ın ifadesiyle,  bir insanın içindeki nefsi emmaresi,  bir de şeytanın vesvesesi. İnsanlar da o akıntıya kapılınca herkes kirlenir. Affedersiniz, İstanbul lağımının içine akıyor ya günde,  onun içine gülü atsanız bile kirlenir. İnsanı boğuyor, kirletiyor. Biz de safiyetimizi zaman içinde baktığımızdan, gördüğümüzden, işittiğimizden etkilenerek kirletiyoruz. Allah (c.c.) o kadar Rahman ve Rahim ki, bizim temizlenme mevsimlerimizi vermiş.  Cuma günü haftada bir günahlarımızın temizlenmesi. 5 vakit namazımız namaz aralarımızdaki kirlenmelerimizin temizlenmesi, Cuma haftada bir temizlenme, bayram namazı senede iki defa temizlenme, Ramazan ayı  bir temizlenme ayıdır. Ramazan ayında yalnız kirlenen ruhumuzu değil zekatlarımızı, Fitremizi vererek malımızı  temizlerken, açlıkla tenimizin atamadığı hücre çöplüklerini de atıklardan temizlemiş oluruz.

HER ŞEY İNSAN İÇİN...

Değerli olan balla tereyağı mıdır, altınla elmas mıdır? Değerli olan insan mıdır?  insan değerlidir. Çünkü bütün dünya insan için yaratılmıştır. Ama günümüzde materyalist bir eğitim dünyanın her tarafında hakim olduğundan, meşhur misal verilir. Adamın gözünü çıkarırsan iki yıl hapis cezası alırsın, ama gözlüğünü gaspedecek olursan 20 yıla kadar verebiliyormuş dünya adalet sistemi. Bu da eğitimimizin, maddeyi insanın önüne almasından. Onun için katil, “50 lira için öldürdüm onu” diyor 50 lira  onun gözünde adamdan değerli. Orucumuzda biz topyekûn bir eğitimden geçiyoruz. 11 ayda ten ve canımızda bozulma meydana geliyor.Günümüzde diyetisyenler bazıları için yalnız su ile tedavi önerirler. Bazıları az yemeği teklif ederler. Biz, sevgili peygamberimizin tavsiyesine uyarak midemizin üçte birini havayla, üçte birini su ile üçte birini yiyeceklerle doldururuz.Ramazanda ise  sahurdan iftar vaktine kadar içimiz hiçbir şeyin girmesine izin vermediğimiz gibi gözümüzden haram bakışlar, dilimizden yalan akışlar, kulağımızdan gıybetler  ve iftiralar girmesine  de izin vermeyiz.  Biz altına, dolara, euroya değer veririz ama, onlara niye değer veririz, ekmeği onunla aldığımız için. Diyojene sormuşlar, “Sen mi daha değerlisin, Eflatun mu?” Eflatun altın gibi demiş, ben un gibiyim. Adam Eflatuncu, benim üstadım daha değerli zannetmiş. Halbuki Diyojen kendisinin daha değerli olduğunu söylüyor. Çünkü herkese lazım un. Bütün biz paraya değer veriyoruz ama, yanında yatılmıyor, mideye atılmıyor. Öyle bir şey… Ramazan’da, “Benim 40 bin liram var, bin lirasını vereceğim” diyoruz. 100 bin liram var, 2 bin 500 lirasını vereceğim. Böylelikle benim için yaratılan şeyin kulu olmaktan kurtuluyor. Paraya karşı “Sen bana tabisin, ben sana tabi değilim” uygulamasını yapıyor. Zekat verenler, bunları düşünür mü, düşünmezler. Bir çok insan bunu bilir mi, bilmez, ama yapar. Buna rağmen, fayda görür mü? Görür… Hapın içindeki karışımı kim bilir…

ZEKÂT DEVLETE VERİLİR

Kur’an’ın ifadesiyle Bakara süresi ayet 273 de edebinden fakirliğini hiç kimseye söyleyemeyen vardır diyor Rabbim, sen onları tanırsın onun için onlara verilir. Onun için zekãt devlete verilir. Ve devlet de nereye dağıtılacağını Kur’an’da Rabbim Tevbe süresi ayet 60’da belirlediği gibi verir. Ama şu anda şöyle bir şey yok. Devlet bunu bünyesine alsa, laiklik elden gideceğinden korkuyorlar. Biz birbirimizin bir araya  gelmesini sağlayan orucumuzu tutmaya paralarımızı put halinden çıkarmaya devam edelim Ramazan’la.  Sahip olduğumuz imkanları paylaşmak parayı put olmaktan çıkarmaktır İbrahim’in (a.s.) putları kırdığı gibi, para putunu kırmaktır aslında.  Ben birisinden duydum, zenginin biri, “Ben hiç kimseye bir bardak çay içirmedim” diyormuş. “Canım gidiyor diyor. Veremem ben” diyormuş.  Bu adam kendisine zarar veriyor. Cimrilik damarı hepimizde var aslında. O damarı genişletmeye çalışıyoruz Ramazan’da. Anjiyo yaparlar ya, benim cimrilik damarım beni tutmaya götürüyor. Azıcık kazanıyorsun, onu kazandıktan sonra daha sonra kazandıktan sonra vereyim diyorsun, bir üstü yok. Dünyanın en zengini en cimrisi. Adam 1 milyar dolar dağıtmış. Mal varlığı ondan 100 kat fazla. Peygamber Efendimiz diyor ki, “Bir dirhemin sevabı bin dirhemi geçti”. Celalettin Suyuti gibi hadisi şerheden zatlar diyor ki, “Mal varlığının yarısın verdi” Öbürüsünün 100 bin dirhemi vardı, bin dirhemini verdi. Rabbimizin hesabı bizim hesaplarımıza benzemez.  O da diyor ki, “Öyle verilmez böyle verilir” diyor. İki yönden bakmışlar hadisi şerh edenler,  “Bu adamın vermesinin neticesinde verdi o bin dirhemini”, bu kendi sevabını aldı. Bir de onun vermesine sebep  olduğundan dolayı, aldı. Ne kadar aldı, onun aldığı sevabın aynısını aldı. İmamlarımız hutbelerde okurlar: “Bir iyiliğin yapılmasına sebep olan, o iyilik yapıldığında ona da sevap verilir.”

Ramazan’da zengin Müslümanlara bir tavsiyeniz var mı?

Peygamber Efendimiz de yakın akrabaya zekat verilmesinden özellikle bahseder. Peygamberimiz sınırı koymuş: “Ele muhtaç olmayacak kadar mal varlığını dağıtman sadakadır” Kendiniz ele muhtaç olmayacaksınız. “En sevdiğiniz şeylere dağıtmadıkça takvaya erişemezsiniz” ayet-i kerimesi nazil olmuş. Sahabeden biri gelmiş, ”En çok atımı seviyorum ben” demiş.  Peygamberimiz, “Onu Üsame’ye ver” demiş. Üsame Peygamber Efendimizin Başkomutanı.  “Ya Resulallah benim çok değerli bir hurma bahçem var, güzel bir yerde, iyi de hasılatı var.” “Akraba ve fakirlere dağıt” demiş Peygamberimiz, kendin de başkalarına muhtaç olmayacak şekilde. Peygamber Efendimizin hadisleri, hem cimriliği, hem de israfı yasaklar. Orta yol. “Biz İslam ümmetini vasat bir ümmet kıldık” diyor Ayet-i Kerime’de (Bakara süresi ayet 143)

FAKİRLERİMİZ ÜZÜLMESİNLER

Bir ekmeği var, yarısıyla bile sevap alabilirler. Babam köyde fakir bir insandı. Bahçe komşumuzu tanıtıyor. “Oğlum bu adam yarım ekmeğini bölüşür” derdi. Burada aranan verilenin Allah rızası  için verilmiş olması lazım. İnsanlara göstermek için bunu yapıyorsa, bundan hiçbir şey alamaz. Hele hele imanı yoksa, dünyaları verse de bir şey kazanamaz. “Ne için verdin bunu?” diye soracak Rabbimiz. “Alkışlasınlar” diye. İnsanlar faydalansınlar diye. Mahşer yerinde bunlar da sorulur. “ Senin için verdim” derse, Rabbim içindekini bilir. Hani Gülistan’da anlatılır. Bir adam ölür, birisinin rüyasına girer. Nasıl durumun diye sorar. Adam der ki, “Benim ibadetlerden bir durumum yoktu ama bir garibin ayağına diken batmıştı, onu da Allah rızası için çıkarıvermiştim ben.  Ondan bana Allah cennette güller bitirdi” demiş. Rüyayla amel edilmez ama güzel bir şey. Hadisi şerifte var, köpeğe su verdiği için cennetlik olan bir kadını bildiriyor. Onun için bir, cennetin yolunun, Rabbimizin rızasından geçtiğini biliyoruz. Onun da ne olacağını bilemeyiz. Biz her meşru işimizi Allah rızası için yapacağız.

Rabbimiz buyurur: “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açıktan (Allah için)ve­renlere Rableri katında ecri (karşılığı)vardır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun da ol­mazlar.” (Bakara süresi ayet 274) Bu ayetin tefsirinde Hz. Ali örnek verilmiş. 4 dirhemi vardı, birisini gündüz vermiş, birisini gece vermiş. Birisini kimseye göstermemiş, birisini de açıkça varmış. Ayet de dördü de var, dördünden biriyle gideceğim cennete yani. Her şeyi değerlendireceğiz biz Allah rızasını kazanmak için.

07 Mayıs 2019 - Ramazan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?