İşgal de imar da aileden başlar

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Salih Turhan ve eşi Zeynep Turhan ile evinin kapılarını açarak Maaile Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

Haber albümü için resme tıklayın

Milli gençliğin ağabeyi olan, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Salih Turhan ve eşi Zeynep Turhan ile evinin kapılarını açarak Maaile Dergisi’ne açıklamalarda bulundu.

Eşimin bana soyadıyla beraber verdiği en güzel hediye davası oldu. Ve ben her evlilik yıldönümünde diyorum ki ben hediye istemiyorum. Ben hediyemi başta aldım. Bu dava bana en büyük onur, en büyük hediye.

Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan: “Hamdolsun doğduğumuz günden beri teşkilatın içerisinde büyümüş bir aileyiz. Eşim ile akrabayız ama onun mücadelesi biraz daha farklı oldu. Özellikle sol cenaha yakın bir insandı. Eşimle üniversiteye gitmeden nişanlandık, birinci sınıfın sonunda evlendik. Hamdolsun çoluk çocuk teşkilatın içerisindeyiz. Özelliğiniz nedir, derseniz teşkilatın her aşamasının içerisinde bulunan ve teşkilat çalışmalarında hep ailecek işin içerisinde olan bir aile olmaya gayret ediyoruz. Allah’a hamdolsun eşim bu cihadımızla ilgili hiçbir şekilde karşıma çıkıp da cihadımıza engel olacak bir cümle kullanmadı. Aksine bazı çalışmalarda, ‘Hadi çocuklar bekler, hadi gençler bekler, bak şunu da yapalım!’ gibi sürekli yönlendirmeleriyle karşılaştık. Kendisi de yine teşkilatımızın il il eğitim programlarına katılır. Üç tane evladımız var. Büyüğü şu an AGD’nin kış-et kâşif gruplarında, ortanca oğlumuzun da anaokulu eğitimi var. Teşkilatın dışında bir hayatınız var mı deseniz, yok.

Haftanın 3-4 gününde Ankara dışı programlarında oluyoruz, geriye kalan günlerde de Ankara’daki çalışmalarımızı yürütüyoruz. Boş vakit kalırsa çocukların hem temel İslami eğitimleriyle ilgilenmeye çalışıyoruz, hem de onların teşkilat adaptasyonu ile alakalı bir çalışma yapıyoruz. Evin içinde kitap okuma programları yapmaya çalışıyoruz. Teşkilatımıza hedef olarak koyduğumuz bazı temel çalışmaları bizatihi önce biz yapmaya çalışıyoruz. Şuur dersleri, Asr-ı Saadet dersleri, kâşif grupları gibi. Önce kendi çocuklarımızın uhdesinde deneme gibi bir gayretimiz var.”

Çok büyük bir kaos çıktı

Zeynep Hanım: “Eşimin başta bahsettiği gibi benim ailem solcu. Biz akrabayız, dayı hala çocuklarıyız. Ama benim ailem amcalarım tamamen solcu. O yüzden biz çok görüşmüyorduk. Salih Beyler bize göre sofu, onlara göre biz solcu. Solcu bir adam niye böyle bir adama kız verdi derseniz yeğenine, ablasına hayır diyemeyeceği için Allah’ın bir lütfu. Yoksa kalkıp da babamın şeriatçı, Erbakancı bir aileye kız vermesi imkansızdı. Okul birinciliklerim var hep. Öğretmenlerimin çok fazla ilgisi var, çok hayalleri var, benim de hayallerim var. Babamın hayalleri var, tıp okuyacağım ona göre. Benim için köyden şehre göç etmiş, tıp okuyayım diye. Ve ben bizim köyümüzde okuyan ilk kız çocuğuyum. Ortaokula geçtiğimde benim akranlarım evli ve çocukları var. Ben okumak üzere yetiştirilen ilk kız çocuğuyum. İlkokul öğretmenimin çok fazla üzerimde katkısı vardır. ‘Bu kız deha, kesinlikle okumalı’ diyordu. Ortaokuldan sonra ben kapanmaya karar verince ipler koptu. Amcalarım, babam; çok büyük bir kaos çıktı.”

SOYUTLAYAN DEĞİL, HAYATIN İÇERİSİNDE BİR ORTAM

Konu çocuklardan açılınca çocuk eğitiminde nelere dikkat ettiklerini, neler yaşadıklarını sorduk. Her anne baba gibi kendilerinin de sorun yaşadıklarını ancak bu sorunları çocukları soyutlamadan hayatın içerisinde bir ortam sunarak çözüme çalıştıklarını ifade eden Turhan ailesi, en çok çocuklarının mazlum coğrafyalardaki çocuklarla gönül bağı kurmalarına özen gösterdiklerini söylediler.

Ben kararlı durunca, onlar saygı duydu

Öyle bir ailenin içerisinde nasıl karar verdiniz?

“Benim en küçük amcam Konya’da üniversite okuyor ve MGV’nin yurdunda kalıyor. O sıralarda bana kitaplar getiriyor. Okumayı çok seviyorum. Getirdiği kitaplardan etkilenerek kapanmaya karar verdim. O zaman ipler koptu. Babam, ‘Seni asla imam hatibe göndermem, o yobazların okuluna gidemezsin. Ya başını açar insan gibi okursun ya da başını kapar eve kapanırsın. Başka seçeneğin yok” diyerek imam hatibe göndermedi. Ben de inat ettim liseye gitmedim. Bir yıl boyunca iğnemi çıkarmadım ki ben bu kadar kararlıyım evin içinde bile hiç tesettürümden taviz vermedim. Ben kararlı durunca onlar da bir süre sonra vazgeçtiler. Hamdolsun ciltler dolusu siyer, İslam tarihi, tefsir, hadis kitapları okudum. Şimdi de öğrenciler yetiştiriyoruz. Belki de bu konuda da ezber bozan bir genel merkez eşi oldum. Aktif olarak Ankara Şube Eğitim Başkanlığı yaptım ve aynı zamanda genel merkez eğitim uzmanlığım devam ediyor. Aktif eğitim başkanlığını bıraktım çünkü eğitimcilik ve eğitim başkanlığı üç çocukla yürümemeye başlamıştı.”

İLK AHDiMiZ DAVAMIZ OLDU

Salih Turhan: “Allah ondan razı olsun, ben ebeden razıyım. Evlilik sürecinde ilk ahitleştiğimiz konu davamız oldu. Ben teşkilatımın yoğunluğunu, davamın bize yüklediği misyonu, vazifeleri ifade ettim. Ne yazık ki modern dönemde en önemli problemler evdir, arabadır, vesairedir. Biz davamız noktasında ahitleştikten sonra diğer konuları konuştuk. Ve o ahitleşmede davamız adına yapmış olduğumuz karşılıklı sözümüzün hepsine hamdolsun riayet etti. Her zaman bana destekçi oldu. Eve geldiğimizde Allah Resulünün eşlerinin halleri, aile yaşantıları hep örneklik teşkil etti. Bir yere giderken hiç gözümüz arkada gitmedik. Benim için en önemlisi bir teşkilat çalışması ile alakalı yapacağımız işte kaşını bile eğmemesi idi. Gün geldi çocuklarımızın hastalıkları oldu “Ümmetin çocukları bizi bekliyor, ben bunları idare ederim sen teşkilat çalışmalarına koştur!” telkinlerinde bulundu. Kendisi de teşkilatın içerisinde koşturan bir eş oldu hamdolsun, inşallah bundan sonrada öyle olur. Tabi ki her evin içerisinde ufak tefek problemler olur ancak bunlar hep gelip geçici şeyler oldu.”

DAVA MÜNTESİBİNİN FEDAKARLIĞI BİZİM İÇİN EN BÜYÜK MUTLULUK

Herkese göre mutluluğun farklı bir tanımı vardır. Turhan ailesi kendileri için mutluluğun ne demek olduğunu anlattılar; “En gerçek mutluluk cihat uğrunda mücadele ederken ruhu teslim etmek, Rabbine kavuşmak. Bu dünyaya dair mutluluk dediğiniz de, bir ile gidiyorsunuz hiç tanımadığınız gençler sizi karşılıyor. Bir bakıyorsunuz elleri nasırlanmış. “Niye böyle?” diye soruyorsunuz. “Abi!” diyor, “Gece sabaha kadar inşaatta çalıştım ki, gündüz sizin geleceğiniz programa iştirak edeyim.” diyen gençlerimiz var. Bir gece yarısı bir programdan eve doğru geliyoruz. Baktık bizim gençlerimiz -12 derecede bayrak afiş asıyorlar. Elleri direklere yapışıyor soğuktan. “Hava çok soğuk sabah assanız, olmaz mı?” dedim. “Başkanım sabah sınavımız var. Bunu asmamız gerekiyor.” dediler. Bu fedakarlık, gözlerindeki bu ışık bize başka ne verseler mutlu oluruz ki? Bizim için bundan başka mutluluk yok. Dava müntesibinin gayreti, bütün olumsuzluklara rağmen cihadındaki sabit kadem hali bundan daha büyük bir bahtiyarlık yok ki bizim için.  En büyük bahtiyarlık da bu dava içinde cihat ederken ruhu teslim etmek. Allah hepimize şehadet nasip etsin.”

15 Nisan 2019 - Aile & Yaşam



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

ertuğrul - Maşallah Allah (cc) davanızda sabit kılsın.

Yanıtla . 9Beğen 15 Nisan 17:48
01

Aslı güngör - Çok güzel bir roportaj...

Yanıtla . 12Beğen 15 Nisan 13:11

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?