Kıbrıs Zaferi, Milli bir günü hak ediyor

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın tarihi emriyle gerçekleştirilen Kıbrıs Zaferi, milli bir günle taçlandırmayı hak ediyor.

Dursun Ali Bulut
Dursun Ali Bulut Tüm Haberleri

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 49. yıl dönümü. Kıbrıs Adası’ndaki Müslümanlara yapılan zulmü ortadan kaldırmak için Erbakan Hoca’nın verdiği tarihi harekât emriyle 20 Temmuz 1974 tarihinde ordumuz aşılmaz denilen Beşparmak Dağları’nı kısa sürede aşarak başarılı bir harekâtla Müslümanları zulümden kurtarıp, adada tekrardan huzur ve barışı tesis etti. Ve böylece Kıbrıs Zaferi’yle necip milletimiz 200 yıl aradan sonra tekrardan toprak kazanmış oluyor.

KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI’NIN KISA ÖZETİ

Kıbrıs Adası, Müslümanlar için stratejik bir ada olmasının yanında Peygamber Efendimizin (S.A.V.) halası Ümmü Haram’ın (R.A.) (Hala Sultan) kabrinin bulunması hasebiyle manevi olarak da önemli bir ada. Adayı ilk olarak Hz. Osman (R.A.) fethetti. Daha sonra  13-16. yüzyıllarda korsanlık yöntemiyle Venedikliler ve Cenevizliler denizcilikte ileri gittiklerinden Kıbrıs’a hâkim oldular. O dönemde Kıbrıs’ın yerli halkı durumundaki Ortodoksların, söz konusu Katolik korsanların elinden çekmedikleri kalmadı. Zulüm nerde varsa onu ortadan kaldırmayı kendine şiar edinen Osmanlı İmparatorluğu bu zulme de göz yummadı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 40 bin şehit vermek pahasına da olsa 1570’te Kıbrıs’ı fethetti. 1878 yılına kadar adaya huzur ve barış hâkim oldu. Osmanlı Devleti tarafından fethedilen Kıbrıs Adası 1878 yılındaki Berlin Antlaşması’na kadar doğrudan Osmanlı Devleti tarafından yönetildi. Berlin Antlaşması ile İngiltere'nin adada asker bulundurması ve adayı yönetmesi kabul edildi. Böylece ada Osmanlı toprağı olarak kalacak ancak yönetimi İngiltere tarafından yapılacaktı. Osmanlı Devleti’nin İngiltere ve müttefiklerine karşı 1914 yılında Almanya'nın yanında savaşa girmesi üzerine İngiltere 5 Kasım 1914'te adayı ilhak ettiğini açıkladı. 

Kıbrıs Zaferi, Milli bir günü hak ediyor

LOZAN’LA ADANIN İNGİLTERE’YE AİT OLDUĞU KABUL EDİLDİ

I. Dünya Savaşı sonunda yapılan Lozan Antlaşması ile de Türkiye, Kıbrıs Adası’nın İngiltere'ye ait olduğunu kabul etti. Böylece Kıbrıs konusu 1950'li yıllara kadar Türkiye'nin iç ve dış siyasetinde yer almadı. 20 Temmuz 1974 yılına gelinceye kadar Kıbrıs'ta yıllarca Müslüman kanı döküldü. Osmanlı'nın dağılması sonrası sömürgeci İngiltere'nin işgal ettiği Kıbrıs topraklarını İngiltere yıllarca elinde tuttu. Rumların sürekli Enosis (Yunanistan'a katılma) planları çerçevesinde İngiliz askerleri egemenliği altında binlerce Müslüman Türk vatandaşı hunharca katledildi. 1960 yılında garantör devletlerin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ömrü de kısa süreli oldu. Çünkü Enosis iddiasında bulunan Rumlar, yaptıkları saldırılarla sürekli Müslüman kanı dökmeye devam etti.

Kıbrıs Zaferi, Milli bir günü hak ediyor

ENOSİS

Enosis, Megali İdea hedefi çerçevesinde Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını, ilhak edilmesini ifade etmektedir. Kelime anlamı ile "ilhak" demek olan Enosis (yani adanın Yunanistan'a bağlanması) ilk Megali İdea haritasının çizildiği 1791 yılından beri gündemde olan bir konudur. Bir anlamda Kıbrıs sorununun da bu tarihten itibaren var olduğu söylenebilir. Yunanistan'ın Kıbrıs'ı talep etmesi ise 30 Aralık 1918 yılında gerçekleşti. 18 Ekim 1828 tarihinde İngiltere, Rusya ve Fransa'ya bir nota veren Yunanistan, resmen ilk kez Enosis fikrini ortaya atmış ve adanın kendisine bağlanmasını istemiştir.

İLK MÜDAHELE GİRİŞİMİ VE ABD'NİN TEPKİSİ

Türkiye, Londra ve Zürih antlaşmaları ile adaya müdahale edebilirdi. Bu çerçevede 1964 yılında İsmet İnönü hükümeti TBMM'den Kıbrıs'a müdahale yetkisi aldı. Hükümetin aldığı müdahale yetkisi ve 7 Haziran'da adaya müdahale edeceğini açıklaması Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) karşı karşıya getirdi. ABD Başkanı Johnson 5 Haziran'da Başbakan İsmet İnönü'ye içeriği kaba ve sert olan bir mektup gönderdi. Tarihe Johnson Mektubu olarak geçen ünlü mektupta Türkiye'nin adaya yapacağı müdahalenin iki NATO ülkesini (Türkiye ve Yunanistan) savaş durumuna sokacağı, bunun kabul edilemez olduğu, Sovyetler Birliği'nin Türkiye'ye karşı yapacağı olası bir müdahalede NATO'nun Türkiye'nin yanında olmayabileceği ve ABD'nin 1947 Antlaşması çerçevesinde Türkiye'ye verdiği askeri malzemelerin bu müdahalede kullanılamayacağı sert cümlelerle ifade edildi. Türkiye'nin en çok güvendiği müttefiki Amerika'dan aldığı diplomatik teamüllerin dışında yazılmış bu mektup Türkiye'de hayal kırıklığına sebep oldu. Bu mektup Türkiye'nin uluslararası arenada ne kadar yalnız olduğunu da açıkça göstermişti. Amerika açık bir şekilde Türkiye'yi tehdit ediyordu. İsmet İnönü'nün mektuba ilk tepkisi, "Dünya yeniden kurulur Türkiye yerini alır" şeklinde bir rest  olsa da  Başbakan İsmet İnönü Kıbrıs'a müdahale fikrinden vazgeçmek zorunda kaldı.

ERBAKAN HOCA’NIN HAREKÂT EMRİ

Kıbrıs Zaferi, Milli bir günü hak ediyor

Tarih 1974’ü gösterdiğinde iş başında bulunan Milli Görüş zihniyeti adada Müslümanlara yapılan zulme daha fazla sessiz kalmıyor. Garantör ülke olan İngiltere'ye Kıbrıs konusunu görüşmek için dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in uçağı daha Etimesgut Askeri Havaalanı'ndan yeni kalkmışken Başbakan Vekili Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Milli Güvenlik Kurulu'nu acil gündem koduyla topladı. MGK devam ederken yapılan bütün itirazlara rağmen Erbakan Hoca, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar'a gemilerin yola çıkması için o tarihi emri verdi. Dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit'in Batılı güçlerden çekinmesine rağmen koalisyon ortağı MSP Genel Başkanı ve  Başbakan Yardımcısı Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kararlı tavrı sonrası akan kan durduruldu.

İNGİLİZLERE GÖRE HAREKÂTIN MİMARI ERBAKAN

Geçtiğimiz yıllarda ortaya çıkan bilgilere göre de Kıbrıs Barış Harekâtı’nı dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in değil, dönemin Başbakan Yardımcısı Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın yaptırdığı ortaya çıktı. İngiliz arşivlerinde yer alan dönemin belgelerini tarayan tarihçi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, yaptığı araştırma sonucunda gerçekleri belgeleriyle gün yüzüne çıkardı. Doktora çalışması için İngiliz Ulusal Arşivleri'nde 10 yıllık araştırması sonucunda, "Büyük Güçler, Türkiye ve Kıbrıs Meselesi (1967-1975)" başlıklı TÜBİTAK projesi için 2005 ve 2006 yıllarında altı ay İngiliz arşivlerini tarayan Bilgin, önemli bilgileri ilk kez Şubat 2010 yılında açıkladı. Ankara’daki İngiliz büyükelçinin, İngiliz Dışişleri'ne yazdığı raporlar ve İngiliz Başbakanı ve kabinesinin konuyu değerlendirirken, oraya katılan devlet adamlarının konuşma tutanaklarından anlaşılıyor. Ecevit'in Londra ziyareti ve Türk ile İngiliz hükümeti arasındaki yazışmalardan da Ecevit'in harekât konusunda isteksiz davrandığı ve savaşa girmeden bir çözüm aradığı görülüyor. Belgelere göre Kıbrıs Harekâtı’nın yapılmasında, Necmettin Erbakan daha aktif ve istekli. Ecevit'in ise savaşa yanaşmadığı görüntüsü ortaya çıkıyor. Dönemin İngiltere Büyükelçiliği'nden giden raporlarda Erbakan'ın Genelkurmay ile aynı çizgide ve harekâtın gerekli olduğunu, niyetinin tüm Kıbrıs'ın alınması olduğu belirtiliyor. Erbakan'ın dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar ve Türk ordusuna tam destek verdiği de belgelerde yer alıyor.

MİLLİ GÖRÜŞ LİDERİ PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN HOCA’MIZIN AĞZINDAN KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca Kıbrıs Barış Harekâtı’nın bilinmeyen yönlerini birçok kez anlatmış ve “Şayet bizim  emrini  verdiğimiz harekât  planı  aynen  uygulansaydı  Kıbrıs olayı  40 yıldır sürüncemede kalmazdı…” demişti. Erbakan Hoca’mız Kıbrıs Barış Harekâtı’nın arka planını şöyle anlatmıştı...

“…Başbakan Ecevit  Kıbrıs harekâtına isteksizdi, ancak Kıbrıs’ta çok acı olaylar  oluyor ve  her gün birçok Türk Rumlar tarafından öldürülüyordu. Dönemin  Genelkurmay Başkanı  Semih Sancar sürekli hükümetle görüşmeler yapıyor ve askeri  istihbarattan  gelen  bilgilere göre  Kıbrıs’ta yaşanan Rum vahşetine dur demek için bir an önce  müdahale yapılması gerekiyordu…

O yıllarda tüm  dünya bizim böyle bir harekât yapmamıza  karşıydı. Ancak  savaşa Ecevit de   karşıydı. Son görüşmeler için  Kıbrıs’ın garantörlerinden olan İngiltere ile birlikte harekât yapalım  diyen Ecevit  bizim karşı çıkmamıza  rağmen  Londra’ya  gitti, Ecevit yanlış bir şey yapmasın diye Oğuzhan Bey’i de  Ecevit’in yanına verdik. Genelkurmay Başkanı  Semih Sancar ve diğer yetkililerle Ecevit ve Türk heyetini  Esenboğa Havalimanı’ndan uğurladıktan  sonra  Semih Sancar Paşa bana özel bir görüşme yapalım dedi ve Esenboğa Havalimanı’nda  Genelkurmay Başkanı Semih Sancar Paşa ile aramızda şu tarihi konuşma geçti:

“SAVAŞ EMRİNİ   ESENBOGA’DA VERDİM”

Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ile  Esenboğa Havalimanı’nda  bir odada  görüşme  yaptık. Sancar Paşa bana, Sayın  Erbakan  sizler  şu andan itibaren Başbakan Vekilisiniz. Kıbrıs’ta büyük katliamlar yaşanıyor. Sayın Ecevit’in Londra’dan dönmesi uzun zaman alacaktır. Başbakan Vekili sıfatı ile bizlere hareket emrini verirseniz biz çıkarma için hazırlık yapabiliriz, harekât emrini verebilir misiniz diye sordu?
Bende  harekât  emrini  verebilirim dedim. Tekrar söz alan Sancar Paşa, “Daha önce de bu tür  harekât emirleri verildi ancak harekât yapılmadan geri alındı. Bu kez geri alınmamalı, geri almamak ve kesinlikle çıkarma yapmak üzere verilmeli. Bir kez daha geri alınırsa askerlerin morali bozulur, Kıbrıs tümü ile elimizden gider...” dedi.
Daha önce de bir kaç kez Kıbrıs’a çıkarma emri verilmiş ve sonradan geri alınmıştı. Sancar Paşa bunları hatırlatıyordu. Orada harekât  emrini verdim ve Türk Silahlı Kuvvetleri hazırlık yapmaya başladı. Ecevit Londra’da  İngilizlerle  birlikte Kıbrıs’a çıkarma yapalım  diye görüşmeler yaparken, verdiğim emir üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri çoktan çıkarma  hazırlığına başlamıştı.

KEMAL KAYACAN: “BEN KIBRIS’I ALIRIM”

Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’a  harekâtın teknik durumu ve  başarı oranını  sordum. Toplantıda yer alan  dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan söz alarak, “Sayın  Erbakan hiç merak etmeyin ben Karadenizliyim, denizi ve denizcilik tarihini çok iyi bilirim. Bir takayla bile adaya çıkartma yaparım. Sadece Türk Deniz Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ı alma imkânı  var” dedi. Her türlü hazırlık yapıldı ve  Kıbrıs harekâtı  başarı ile  tamamlanacak diyen  askerlerin  verdiği  bu bilgileri  aldıktan sonra  çok rahatladım.
Kıbrıs harekâtı karadan karaya, havadan karaya, havadan denize, denizden karaya birçok  harekât  unsurunu bir arada kapsıyordu. Böyle bir harekât  çok iyi planlanmıştı. Askerimiz çok başarılı çalışma yapmıştı

HEYET LONDRA’DAN HAYAL KIRIKLIĞIYLA DÖNDÜ

Sayın  Ecevit büyük umutla gittiği  İngiltere’den eli boş dönüyordu...  İngilizler, Türkiye ile birlikte çıkarma yapmayacaklarını söyleyince  Ecevit  büyük umutla gittiği  Londra’dan hayal kırıklığı içinde Türkiye’ye  döndü. Ecevit’i Türkiye’ye döndükten sonra  havalimanında karşılayıp, harekat emrini verdiğimizi  söyleyince  Ecevit  şok oldu ve şaşırdı birden... “Dünya ne der?... Bu çıkarmayı dünyaya nasıl anlatırız” diye  endişesini dile getirdi. Ecevit’e cevaben, “Sayın Başbakan hiç endişe etmeyin” dedim.
Biz çıkarma planı yaptık ve 5 günde varmak  istediğimiz yere varabileceğimiz  söyledik ve  bilindiği gibi  harekât başladı ve  bizim 5 günde  gerçekleştireceğimiz planı  askerlerimiz  3 günde gerçekleştirdi. Askerimizin hazırlık yapması ve  harekâta dünya ülkelerinin  tepkisini ölçmek  için  geçici olarak ateşkes kararı aldık…

LARNAKA ALINMALIYDI

Zor  durumdaki  Türkler kurtuldu. Ancak bize haber vermeden  Ecevit harekâtı  sona erdirdi. Bizim planımızda Hala Sultan’ın  türbesinin bulunduğu Larnaka’yı almak vardı. Larnaka’nın alınmaması ve Maraş bölgesinin iskâna açılmaması büyük bir hata. Ecevit ve ondan sonra gelen hükümetlerin Kıbrıs ile ilgili milli  bir politikaları  olmadığı için  sürüncemede  kaldı. 1974 yılında Milli Selamet Partisi hükümette olmasaydı Kıbrıs Barış Harekâtı olmazdı.”

ADANIN ÖNEMİ

Kıbrıs, Türkiye açısından gerek Kıbrıs Türkleri, gerek güvenlik, gerekse tarihî yönden büyük önem arz eden bir adadır. Kıbrıs Türklerinin güvenliği milletlerarası anlaşmalarla teminat altına alınmıştır. Bu anlaşmalara göre Türkiye, Kıbrıs Türklerini her cihetten korumak ve kollamak mecburiyetindedir.

Kıbrıs, Türkiye'nin kara sınırı bulunmayan Akdeniz (güney) bölgesinin, dolayısıyla ülkenin güvenliği açısından çok önemlidir. Bu bölge ileride vuku bulacak bir savaş esnasında kara harekâtına maruz kalma ihtimali pek zayıf olan bir bölgedir. Fakat bölgenin Kıbrıs'ta mevcut düşman bir devlet tarafından gelecekte füze ve hava saldırısı ile çıkartma ve indirme eylemine (yani kara harekâtına) uğraması, Türkiye’nin orada da savaşı kabul etmesi ve mevcut cephelere bir yenisinin eklenmesi neticesini doğuracak ve Türkiye ister istemez bir kısım kuvvetini buraya bağlayacaktır. Bu bakımdan Türkiye'nin tek güvenli bölgesi olan Akdeniz bölgesini Rum saldırılarına maruz bırakacak imkân ve ihtimallere izin vermesi mümkün değildir.

21 Tem 2023 - 04:30 - Özel Haber

Mahreç  Dursun Ali Bulut


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Bilgi - Herşey anmak doğru mu,Bazi önemli olaylar gizemli kalsa Merak uyandırsa kalitesi artar mı ?

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 21 Temmuz 10:25

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi