Reklamı Kapat

Filistinliler Kudüs’e hasret

FİDDER Başkanı Muhammed Mışeyniş ile Filistin’de Ramazan ayını konuştuk

Baki Sancak
Baki Sancak Tüm Haberleri
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Filistin Dayanışma Derneği’nin başkanı Muhammed Mışeyniş kimdir? Bize kendinizi tanıtır mısınız? Ayrıca derneğin kuruluş amacı ve faaliyetleri nelerdir? Türkiye’de yaşayan kaç Filistinli var?

Bismillahirrahmanirrahim. İsmim Muhammed Mışeyniş ve Filistin’in işgal edilmiş kenti olan Hayfa’da doğdum. Üniversite eğitimimi fizik alanında tamamladım, bununla da kalmayıp İslami ilimler lisans bölümünü de okumuş oldum. Derneğimizin esas kuruluş amacı Filistin ve Türk halkı arasında bir köprü olmaktır. Ayrıca Türkiye’de yaşayan Filistinliler olarak dertlerimizi, acılarımızı ve sorunlarımızı Türk kardeşlerimize anlatmak ve aynı zamanda Türk kardeşlerimizin duygularını ve düşüncelerini de anlamak derneğimizin bir başka amaçlarından biridir. Bahsettiğim bu ana esaslar dışında tabii ki başka amaçlarımız da var; iki halk arasındaki muallakta kalmış bazı anlayışları da düzeltmek yani örnek verecek olursak, Siyonist yapılanmanın projeleri, Filistin arazilerinin gayri resmi işgalleri ve İsrail’in medya yolu ile oynadığı algı operasyonları diyebiliriz. Bu proje ve algı operasyonlarının gerçek yüzünü Türk halkına anlatmaya gayret ediyoruz. Türkiye’de yaşayan Filistinli sayısı net olmamakla beraber değişkenlik gösterebiliyor. Takip ettiğimiz kadarıyla Türkiye’de yaklaşık 600 Filistinli aile yaşıyor ve sayıları 3.000 civarı olarak ifade ediliyor. Tabii Türkiye’de öğrenim gören Filistinli gençleri unutmamak gerekir. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde üniversite eğitimi gören yaklaşık 6.000-7.000 Filistinli öğrenci bulunmaktadır.

“FİLİSTİNLİLER BOYUN EĞMİYOR”

Filistinliler Siyonist İsrail işgali altında Ramazan ayını nasıl geçiriyorlar? Türkiye’de yaşayan Filistinliler kendi öz vatanlarında Ramazan ayını idrak etmenin özlemini yaşıyorlar mı?

Üzülerek ifade etmeliyim ki; Filistin her yıl mübarek Ramazan ayına Siyonist İsrail’in işgali altında giriyor. İşgal rejimi özellikle Ramazan ayında kardeşlerimizin ibadet etmelerine ve bazı dini etkinlikler düzenlemelerine engel oluyorlar. İsrail böyle istiyor diye Filistinliler bunu kabul edip boyun eğmiyorlar. Filistin halkı dinine bağlı ve sebat ederler. Yasaklar hiçbir şekilde onlara engel değildir. Her yıl ihtilal rejiminin engellemelerine rağmen birtakım dini etkinlikler yapmaktan asla korkmazlar.

İşin dini boyutu bir kenara, ekonomik olarak çok büyük sıkıntılar yaşanıyor. Özellikle Gazze hakkında konuşursak durum çok daha vahim bir hal alıyor. Ramazan ayı dışında dahi Gazze’ye elektrik ve su günde sadece 3-4 saat veriliyor. Verilen suyun ise insan sağlığını tehdit ettiği belirtiliyor. Daha kötüsü, hastanelerde gerekli ilaçlar hastalara sağlanamıyor. Maalesef, Gazze’deki kuşatma gün geçtikçe çok daha kötüye gidiyor. Tabii bu eksiklikler Ramazan ayında Gazze’de yaşayan kardeşlerimizi daha kötü bir durumla karşı karşıya bırakıyor. Şunu belirtmekte fayda görüyorum. Bizler, Filistin’de Bayram Günü ailenin en büyük bireyinin evinde toplanıp bayramlaşırız. Baba ve erkek tarafı, kızlarını ve gelinlerini ziyarete giderler. Yani ilk görev erkek tarafına aittir. Zannediyorum ki burada âdetler tam tersi şekilde yaşanıyor. Biz Filistinliler olarak vatanımızı tabii ki özlüyoruz. Deyim yerindeyse burnumuzda tütüyor, lakin işgal rejimi topraklarımıza girip çıkmakta bize türlü engeller çıkarıyor. İlk görevimizi de bayramlarda bu yüzden yerine getiremiyoruz. Ümid ediyoruz ki, bir gün bu işgal son bulur ve bizler de vatanımızda mübarek Ramazan ayını idrak ederiz... Türkiye’de yaşadığımız için Ramazan ayını burada çok daha farklı şekilde idrak ediyoruz. Birçok camide Kur’an hatimleri yapılır ve bu bizim çok hoşumuza gidiyor. Namazı gerçek manada idrak ederek eda etmek çok daha önemli...

filistinliler-kuduse-hasret-1.jpg?

Son günlerde Mescid-i Aksa’ya Siyonist İsrail tarafından yaş ve cinsiyet sınırı olmaksızın Filistinlilerin girişinin yasaklanacağı yönünde haberler var? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Maalesef, Mescid-i Aksa kanayan yaramız ve sürekli kan kaybediyoruz. Bildiğimiz üzere Kudüs’te her dinden insan Osmanlı Devleti hükümdarlığı döneminde huzur içinde yaşayıp, dini gerekliliklerini yerine getirebiliyorlardı. Bugün ise işgalci rejim Mescid-i Aksa’ya girilmesini yasaklıyor ve bunu güvenlik bahanesine sığınarak yapıyorlar. Bildiğimiz üzere Kadir Gecesi’nde Mescid-i Aksa’da çeyrek milyon Müslüman bu mübarek geceyi idrak etmek için toplanıp namaz kılarlar. Tabii Cuma günleri kardeşlerimizin orada haklı olarak Cuma namazını kılmak için toplandıklarını biliyoruz, lakin işgal rejimi her seferinde acımasızca ibadet hakkına engel oluyor. İsrail bizi ne hakla engelliyor? Orası bizim mescidimiz ve daha önemlisi Müslümanlarındır. Düşünsenize, siz bugün Fatih Camii’ne namaz kılmaya gidiyorsunuz ama birileri çıkıp diyor ki: ‘Durun, burada namaz kılamazsınız!’ Hatta bununla kalmayıp yaş sınırı getiriyor. Ne kadar üzücü değil mi? İsrail istediği kadar yasak getirsin, engel koysun. İnançlı Kudüs ehli ve Filistinliler asla bu rejime boyun eğmeyeceklerdir. Haklarını sonuna kadar direnerek savunacaklardır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

KUDÜS TÜM ÜMMETİNDİR

ABD, geçen yıl almış olduğu elçiliğini Kudüs’e taşıma kararını, mübarek Ramazan ayının arifesinde bütün İslam âleminin gözü önünde hayata geçirdi. FİDDER başkanı olarak siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Filistinlilerin bu duruma tepkisi nasıl olacaktır?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; Kudüs sadece Filistinlilerin değil, tüm ümmetin yani Müslümanlarındır. Burada sadece Filistinlilerin tepkisi değil, asıl olarak Müslümanların ne tepki vereceği konuşulmalıdır. Bizler Filistinliler olarak yıllardan beri Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı savunuyoruz. Lakin bu davada maalesef yalnız olduğumuzu bazen hissediyoruz. Tabii Türk halkının hakkını vermek gerekir. Birçok Arap ülkelerinin yapamadıklarını burada Türk kardeşlerimizin yaptığına şahit oluyoruz. Allah hepsinden razı olsun. Osmanlı hükümdarlarından merhum Abdülhamid Han’ın Theodor Herzl’e söylediği şu sözlerini hatırlatmakta fayda var: “Ben size bir avuç bile Filistin toprağı vermem. Bu topraklar Müslüman kanıyla alında ancak kanla geri alınır.” O halde Kudüs sadece Filistinlilerin değil, tüm Müslümanların davasıdır. Çünkü Filistin, bu ümmetin sadece ufak bir parçasıdır. Elçiliğin taşınması olayına Filistinlilerin değil, diğer tüm Müslümanların ne tepki vereceği çok daha önemlidir.

Müslümanların baş belası ahmak Trump’ın almış olduğu karar sadece Siyonizm’e hizmet etmektedir. Trump ve benzeri liderlerin yapmış olduğu “Kudüs’ün batısı ve doğusu” şeklinde bir ayrım söz konusu değildir. Kudüs tektir. Doğusu veya batısı yoktur. Tek olarak Kudüs Filistin’in başkentidir. Sahip olmayanın hak etmeyene vereceği hiçbir şey olamaz.

Biz Filistinliler olarak asla İsrail diye bir devleti tanımıyoruz ve tanımayacağız. Bu topraklar bizimdir ve geri döneceğiz. Siyonistler ne plan yaparlarsa yapsınlar, biz davamıza son nefesimize kadar sarılacağız.

Millî Gazete / Baki Sancak - Muhammed Özdemir

20 Mayıs 2018 - Ramazan

Muhabir Baki Sancak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?