Reklamı Kapat

İsrail’i doğuran hareket Siyonizm -3

Herzl, Yahudi sorununa çözüm olarak düşündüğü vaat edilen toprakların nerede olacağını bilmiyordu. Yapılacak coğrafi bir tarama sonunda vaat edilen toprakların yerinin belirleneceğini söylüyordu.

Büyütmek için resme tıklayın

Rothschild’e yazmış olduğu bir mektubunda, “Dönüş topraklarının (arz el Miad) özelliklerini size şuan sıralayabilirim; ancak nerede olacağını belirleyemem. Çünkü bu mesele kesin olarak ilmidir” diyen Herzl, mektubun devamında Yahudi Cemiyeti teşkil edildikten sonra toplanacak olan konferansa bazı Yahudi coğrafyacıların da davet edileceğini ve Yahudi olduklarından dolayı samimiyetine güvendiği bu âlimlerin yardımıyla hicret edilecek toprakların coğrafik yapısı ve iklim durumu konusunda gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra dönüş toprakları üzerinde kesin karar verileceğini, daha sonra ise toplu hicretin sağlanması için gerekli diplomatik girişimlerin gayet maharetli bir şekilde yürütüleceğini söyler. (Diariessh: 68)

Tüm dünya Yahudilerinin aynı ırktan geldiklerine inanan Herzl, aynı ırktan olan insanların bir çatı altında toplanması gerektiğini düşünüyordu. Bu da ancak bir devlet sahibi olmakla gerçekleşecekti.” Biz bir devlet hem de örnek bir devlet kuracak kadar güçlüyüz. Bu amaç için gerekli beşeri ve maddi her türlü malzemeye sahibiz... Bir ülkenin tüm haklı ihtiyaçlarını tatmin edecek büyüklükte dünya üzerinde bir yörede bize egemenlik verin, gerisini kendimiz karşılarız” diyerek Musevilerin bir ulus meydana getirecek ve bir devlet kurabilecek özelliklere sahip olduklarına dair inancını dile getiriyordu. (Filistin Sorunu sh: 34).

Herzl’e göre, Yahudi problemi ne dini idi ne de sosyal. Problem, Yahudilerin milli problemiydi. Çözümlenmesi içinde meselenin uluslararası politik sahaya aktarılması gerekmekteydi. Karşı karşı kalınan Yahudi Probleminin tek çaresi, dünya Yahudilerinin toplu halde göçünü sağlamaktı. Ve bu göç için gerekli olan siyasi desteği ise büyük güçler temin etmeliydiler. (A History of İsrael sh: 40).

Göç edilecek ülke henüz belirlenmiş olmasa da bu konuda Herzl iki ülke öneriyordu: Arjantin ve Filistin. Bu ikisi arasında seçimi ise Yahudi halkının kendisi yapacaktı. (The Jewish Statesh: 95-96).

Kuvvetlinin hak sahibi karşısında kıyamete kadar galip geleceği inancında olan Theodore Herzl, bir Yahudi devleti kurulması için gerekli olan diplomatik görüşmeleri muhabir sıfatıyla yapamayacağını biliyordu. Bu yüzden, zengin Musevileri kendi saffına çekip bunlardan hem siyasi, hem de ekonomik olarak azamî derecede istifade etmeyi hedefliyordu. Bu düşüncelerle hareket ederek, Osmanlı Devleti’nin hükmü altında bulunan Balkanlar’da demiryolları şebekeleri kurmuş bulunan Belçika Yahudi’si Baron Maurice de Hirsch ile 2 Haziran 1895 de görüştü. Bir Yahudi hayırsever (Jewish Philanthropist) olan Baron Maurice de Hirsch, yaklaşık on yıl önce Rus Yahudilerinin topluca Arjantin’e göç etmelerini sağlamak için milyonlarca Frank sarf etmişti. Ancak, Yahudilerin birçoğu bu göç teklifine sıcak bakmadıkları için tecrübe istenilen sonuca ermemişti.

Herzl, Baron Hirsch’ün Yahudiler için yaptığı şeyleri övdükten sonra, “Şimdiye kadar siz bir hayırseverdiniz... Daha fazlası için size yol göstermek istiyorum. Madem Arjantin’e Yahudi göçünü sağlamak başarısızlıkla sonuçlandı. Bu iş için neden Filistin’i denemiyorsunuz? Hem büyük kitleleri göçe teşvik etmek için Filistin’in adı dahi yeterlidir” der. Ancak, o devrin finans devlerinden biri olan Baron Hirsch, Herzl’in tüm bu söylediklerinden etkilenmez ve Filistin’in Osmanlı’dan satın alınması için Herzl’in yardım talebini reddeder. (A History of İsrael sh: 36).

Siyonizm Filistinlileri Yok Etmeyi Hedefler

Theodore Herzl, Yahudi kolonisi kurulması için Filistin’i önerdiğinde, bu topraklarda ikamet eden bir Filistin halkından söz etmekten ısrarla kaçınmıştır. Herzl’in Filistin halkının mevcut olmadığını ima eden bu davranışı, Siyonizm hareketinin temel dayanaklarından biri olmuş ve İsrail Devleti’ni kurma uğruna işlenmiş olan cinayetlere esas teşkil etmiştir. Chaim Weizmann’ın, “Amerika Amerikalıların, İngiltere İngilizlerin olduğu gibi, Filistin de Yahudilerin olmalıdır” diye açıkladığı Siyonizm’in en büyük gayesi, Filistin toprakları üzerinde yaşayan yüzbinlerce Arap’ı azınlığa düşürmekti. Bu da ancak Filistinlileri vatanlarından kovmakla gerçekleşebilecekti.

Siyonizm’in Filistin topraklarında Yahudi çoğunluğu meydana getirme politikasını, İsrail’in ilk Başbakanı olan Ben-Gurion 1917 de yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirir.

“Siyonizm’in tanınması şu an gündemdedir... Filistin 1800 yıl boyunca Yahudileri bekledi(!) Önümüzdeki yirmi yıl içinde İsrail’de Yahudi çoğunluğu meydana getirmemiz lazım. Bu durum, yeni tarihi koşulların gereğidir “ (OriginalSins, sh: 79).

İsrail eski Başbakanlarından Golda Meir ise 15 Haziran 1969 tarihinde Sunday Times gazetesine yaptığı açıklamada,

“Filistinliler yoktur. Yani Filistin’de kendilerini Filistinli sayan ve bizim gelerek onları kapı dışarı atıp ülkelerini ellerinden alacağımız bir Filistin halkı yoktur” demiştir. (Siyonizm Dosyası sh: 48).

Suna Durmaz

29 Mart 2018 - Mirasımız Kudüs



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?