Kıraathane kültürümüz yaşıyor

Babıali Enderun Sohbetleri’nde, akademisyen, yazar Cem Sökmen, Kültür A.Ş.  Yayınları’ndan çıkan Marmara Kıraathanesi kitabının yazılış hikâyesini anlattı. Babıali Enderun Sohbetlerinin 10’uncu toplantısında araştırmacı Cem Sökmen, Marmara Kıraathanesi’ni, Beyazıt ve Divanyolu üzerindeki kültür ve sanat çevresini, bu alanda hizmet verilen mekânları anlattı.

Haber albümü için resme tıklayın

Cem Sökmen, geçmiş yıllara gidip bu merakın köklerine indi: “Marmara Kıraathanesi’ni farkında olmadan görmüş birisiyim. Babam Gedikpaşa’da ayakkabı imalatı ile uğraşıyordu. Kendisi de Marmara Kıraathanesi’nin arka bölümüne son yıllarında gitmiş. Bizim hikâyemiz ön bölüm. 1997’de İstanbul Üniversite’si İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’ne başladım. O günlerden itibaren kendi meraklarımız çerçevesinde Divan Yolu, Süleymaniye çevresindeki bir takım kültür mahfillerini, bize kalanlarıyla tanımaya başladık.” O dönem öğrencilik yıllarında herkeste cep telefonu bulunmadığı ve arkadaşları ile aramaya gerek kalmadan, Darülziyafe’de, İkram’da ya da İLESAM’da buluştuklarını belirten Sökmen, ikinci yönü ile de köklü, kadim kuruluş derneklerin varlıklarına dikkat çekti: “Pazartesi akşamı saat yedide Birlik Vakfı, Çarşamba akşamı saat beşte Türk Edebiyatı Vakfı’nda programlar var. Cuma akşamı saat altıda Türk Ocağı’nda bir program var. Cumartesi günleri Kültür Ocağı Vakfı, Bilim Sanat Vakfı ve Kubbealtı’nda sohbet toplantıları olurdu. Herkese açık ona yakın vakıf ve derneğin düzenlediği toplantılarda, o üniversite yılları içerisinde arkadaşlarımızla birlikte çok sayıda konferans dinledik. Hem dostluklar ilerledi, hem de konuşmacı olarak dinlediğimiz mütefekkirleri, aydınları yakından tanıma imkânı bulduk. 2002’de üniversiteyi bitirince editör olarak yayın dünyasına girdim. Bu mekânlara devam ettik, Türk Ocağı ve Türk Edebiyat Vakfı’nda okuma gruplarımız vardı. Sürekli bir faaliyetimiz vardı. Bu toplantıların tamamı, bugün de devam ediyor.”

“BİZ SOHBET KÜLTÜRÜNE SAHİBİZ”

“Biz sözlü kültür toplumuyuz, sözlü kültürün geleneğinin kesildiği yerde bunu kayıt altına almamız gerekiyor. Siz bunu kayıt altına almazsanız, başkalarının aldığı kayıtlar farklı olabilir. Yaşayanlar kadar kimse bilmez. Nevi şahsına münhasır insanlar var, onların kadim ölçüleri var, o ölçüler hiçbir şekilde şaşmıyor. Oralardan gelen bir kültür var, biz bu kültürün insanlarını tanıdık. Marmara’da son Osmanlılar diye tabir edilen insanlar vardı. Marmara Kıraathanesi’nde İzzettin Şadan ve SaipAtademir gibi çok ilginç insanlar var. Kahve müdavimleri arasında üniversitelerde hocalık yapan ilim adamları da var ilkokul mezunu olanlar da. Ama ilkokul mezunu insanların kafasında 1960’larda Türkiye ile ilgili sorular var. Hilmi Oflaz, Zaptiye Ahmet ve Filozof Cemal’i hikâyelerini çok dinlediğimiz için kitapta ayrı bir bölüm olarak aldım. Marmaratörlerin Söğüt gezileri var. Ziya Nur Aksun’un rehberliğinde yapılmış geziler var. Marmaratörler şimdi nerde diye de en son çalışmamı tamamladım. 37 kişi ile görüşebildim. Bizim bilmediğimiz nice ayrıntılar var, ben şimdi sözü onlara bırakmak istiyorum.”

06 Şubat 2018 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?