Reklamı Kapat

Gezgin Ressamlardan İlginç Sergi

Bolu Ericek köyünde gezgin ressamlar sergisi açıldı. Ressam Hasan Aktaş’ın hayata geçirdiği, aralarında Ressam Serdar Oruç, Aras Yazıcı, Hüseyin Aksoy ve Sinan Orakçı’nın bulunduğu Gezgin Ressamlar Projesi gerçekleştiriliyor. Karma resim sergisi 24 Aralığa kadar sergilenmeye devam edecek.

+4
Haber albümü için resme tıklayın

YÜKSEL AKÇA / BOLU

KÖYÜMÜN TARİHİNDE İLK SERGİ

Sizlere bir anımı anlatmak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarım bizim köye gideceklerdi. Benim işimden dolayı bir gün sonraya ertelediler. Daha sonra bir anda kendimi köyümde bulu verdim. Köye vardığımda bir de ne göreyim, köyümde bir sergi, hadi canım dedim kendi kendime, aklıma daha önce çekmiş olduğumuz kısa filmler geldi hemen. Bu sırada kendi kendime sual eder oldum. Bu gezgin ressamlarda nereden çıktı. Anadolu’da annelerimizin klasik tabiri vardır ya ne işe yarar bu resimler, sizin başka işiniz yok mu buraya eğleşmeye mi geldiniz yoksa? Diye çıkışırlar ya işte bu sergi bana onu serzenişi çağrıştırdı. İçim den evet dedim. Gezgin ressamlar içindeki o çocuksu duyguları tuvale yansıtmaya gelmişler. Sonra köyümüz tarihinde ilk defa resim sergisi açılmış oldu. Serginin köyümde açılmasının mutluluğu benim için tarifi olmayan duygulara sürükledi.

UYKUSUZLUĞUMUZA DEĞEN DÖRT GÜNLÜK KÖY HAYATI

Gezgin ressamlardan Serdar Oruç, yaşadığı 4 günü şu şekilde özetliyor: “Saat sabahın dört buçuğuydu. Birkaç saatlik uykudan sonra gelen telefonla uyandım. Sırt çantama sığdırdığım eşyalarımı yüklenip, uykusuzluğun etkisinde karmaşık duygularla kendimi sokağa attım. Sokağın başında beni siyah bir minibüs beklemekteydi… O siyah minibüs bizi içinde bulunduğumuz sıkışık ve karmaşık hayattan koparıp şehirden soyutlayacak, soyut bir resmin elemanları haline getirecek bir zaman makinesiydi aslında. Tüm ekip, evlerinin önünden makineye alınmış ve yolculuk başlamıştı. O siyah kutunun içinde hayat tüm karmaşasıyla dilsiz ve hızla gözlerimizin önünden akıp geçerken, hepimizde durgun bir ağırlık vardı. O makineye İstanbul’un memurları olarak binmiş ve kendimiz olarak inecektik. Saatler ilerlemiş, binalar azalmış ve ağaçlar çoğalmıştı. Artık hayat akıp geçmiyor, aksine orada karşımızda tüm kuşatıcılığıyla bize bir gezegenin üzerinde olduğumuzu hissettiriyordu. Aslında yolculuğun asıl meselesi de buydu: Bu gezegenin çocukları olarak şu güne kadar yapıp ettiklerimizle nasıl hesaplaşacaktık.”

Sergi 24 Aralık tarihine değin Bağımsız Sanat Vakfı’nda sergilenerek, görücülerini bekliyor.

17 Ara 2017 - 00:00 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?