Haram fiillerin nevileri

Haram ve gayri meşru, dinî bir kavram olup bunu tayin de sadece Allah’ın (celleceleluhu) tasarrufunda olan bir konudur. Hz. Peygamber Efendimizin bu konudaki hadisleri, Allah’ın hükmünü ve iradesini beyandan ibarettir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilmihalinden derlediğimiz dosyamızda haram fiillerin nevilerini işledik.

Büyütmek için resme tıklayın

Haram fiiller iki nevidir: Haram li-aynihî ve Haram li-gayrihî. Haram li-aynihî; Şâriin (Şeriat koyan), bizzat kendisindeki kötülük sebebiyle, baştan itibaren ve temelden haramlığına hükmettiği fiildir. Zina, hırsızlık, adam öldürme, dinen murdar sayılan eti yeme, evlenme mânii olanlarla evlenme gibi. Bu tür bir haram fiili işleyen kişi günahkâr olur ve âhirette cezaya çarptırılmayı hak eder. Bu, haramın uhrevî sonucudur. Bir de haram olan bir fiile bağlanan dünyevî sonuçlar vardır. Şöyle ki: Bir Müslüman böyle bir fiili yaparsa, bâtıl kabul edilir ve fiile hiçbir olumlu hüküm bağlanamaz.

MURDAR ETİN SATIŞI BATILDIR VE BÖYLE BİR SÖZLEŞMENİN HÜKMÜ YOKTUR

Meselâ, zina fiili nesep ve mirasçılığın sübutu (Sabit olma, ispatlanmış olma) için sebep olamaz. Hırsızlık fiili de mülkiyetin sübûtu için bir sebep olamaz. Murdar etin satışı bâtıldır ve böyle bir sözleşmeye hukukî sonuç bağlanamaz. Ancak bu tür haramların bir kısmı zaruret durumunda mubah hale gelebilir. Meselâ, açlıktan ölecek duruma gelen bir kişinin, ölmeyecek miktarda domuz etinden yemesine müsaade edilmesi böyledir.

FAKİHLER HARAMLIK YÖNÜNÜ DAHA AĞIR BULDUKLARI DURUMLARDA AMELİ, DÜNYEVÎ SONUÇLARI BAKIMINDAN DA GEÇERSİZ SAYMIŞLARDIR

Yine, cuma namazı ile yükümlü kişi bakımından cuma namazı esnasında alışverişle meşgul olmak, haksız olarak ele geçirilen arazide namaz kılmak, dinen yasak birer fiil olmakla beraber, yasaklık fiilin mahiyeti ile değil, onu çevreleyen zaman veya mekân faktörü ile ilgilidir. Bu ve benzeri durumlarda, yasağı ihlâl sebebiyle kişinin günahkâr ve uhrevî sorumluluk üstlenmiş olacağı hususunda fikir birliği bulunmakla birlikte, ibadetin veya hukukî işlemin dünyevî hükümler açısından geçerli sayılıp sayılmayacağı tartışılmıştır. Fakihler haramlık yönünü daha ağır buldukları durumlarda ameli, dünyevî sonuçları bakımından da geçersiz saymışlardır.

“BİR KİMSE, DİN KARDEŞİNİN PAZARLIĞI ÜZERİNE PAZARLIK ETMESİN”

Haram li-gayrihî: Aslında meşrû ve serbest olduğu halde, haram kılınmasını gerekli kılan geçici durumla ilgili olan fiildir. Meselâ, bayram gününde oruç tutmak böyledir. Esas itibariyle orucun kendisi meşrû bir fiildir. Fakat Allah bu fiilin bayram gününde yapılmasını haram kılmıştır. Çünkü bu günde kullar Allah’ın misafirleri sayılırlar. Bayram gününde oruç tutmak ise, böyle bir misafirliği kabullenmekten kaçınmak anlamına gelir ki, bu davranış Müslümana yakışmaz. Peygamberimiz bir hadisinde “Bir kimse, din kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık etmesin, başkasının evlenme teklifinde bulunduğu kadına evlenme teklifinde bulunmasın” (Buhârî, “Büyû‘”, 58; Müslim, “Nikâh”, 38) buyurarak, hadiste zikredilen durumlarda alım satım ve nikâh sözleşmesini yasaklamıştır. Bu yasaklama, anılan sözleşmelerin mahiyetlerinden değil, bu sözleşmelerin dışındaki sebebe; din kardeşini incitme ve üzme sebebine dayanmaktadır.

HELAL AKREDİTASYON MECLİS ’TE BUGÜN GÖRÜŞÜLECEK

TBMM Genel Kurulu, bu haftaki çalışmalarına bugün Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) kurulmasına ilişkin tasarıyı görüşerek başlayacak. Tasarıya göre, kurum, Türkiye ’de helal akreditasyon hizmeti sunma yetkisine haiz tek kuruluş olacak ve Bakanlar Kurulu kararıyla yurt dışında ofisler kurabilecek. Kurum için 50 kadro ihdas edilecek. HAK, ülkede ve yurt dışında yerleşik helal uygunluk değerlendirme kuruluşlarına helal akreditasyon hizmeti sunacak, helal akreditasyon ile ilgili kıstas ve tedbirleri belirleyecek ve bunları uygulayacak. Helal Akreditasyon Kurumunun yurt dışında yürüteceği hizmetler için buralarda ofisler kurulabilecek. Yurt dışı ofisleri, bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla kurulacak.

İSLAMİ KURALLAR KONUSUNDA ALT YAPININ NE OLACAĞI YÖNETMELİKTE YER ALMALI

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Genel Başkanı Hüseyin KamiBüyüközer, Müslüman nüfusun helal ürün talebini karşılamak üzere kurulacak Helal Akreditasyon Kurumu’nda (HAK) görev yapacak personelin, İslami kurallar konusunda alt yapısının ne olacağının da yönetmelikte yer almasını istedi. Hayata geçirilmesi planlanan HAK ile “helal” sertifikası veren kurumların akredite edileceğini belirten Büyüközer, kurumun yönetim kurulunun, çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış, 4 yıllık yüksekokul mezunu 5 kişiden oluşacağının açıklandığını aktardı.

12 YILLIK DENEYİMİMİZİ PAYLAŞMAYA HAZIRIZ

Bu kişilerin “helal” sertifikalama sistemi konusundaki yetkinliğinin “tartışılır” olduğunu savunan Büyüközer, “HAK’ta görev yapacak kişilerin İslami kurallar konusunda alt yapısı ne olacak yönetmelikte bu şartlar yer almıyor. HAK için çeşitli kurumlardan denetçiler alınacak, bu kişiler de sadece o kurumun görevlendirdiği kişiler olacak. Örneğin turizm ya da gıdayla ilgili bir dernekten gelecek temsilci, helal veya tayyip gıda sistemini nasıl değerlendirecek?” dedi. HAK’ın kuruluşuna yönelik çalışmalarda kendilerinden de görüş alınmasını isteyen Büyüközer, bugüne kadar bu yönde bir görüşmelerinin olmadığını ifade etti. Büyüközer, helal sertifikalama sistemine ilişkin yaklaşık 12 yıllık deneyimlerini paylaşmaya hazır olduklarını dile getirdi.

ZEHİR İÇİYORSUNUZ

Allah (cellecelaluhu) Kur’an-ı Kerim’de mealen helal ve temiz olanlardan yiyin israf etmeyin buyuruyor. Yediklerimizin sadece helal değil aynı zamanda temiz ve sağlığımızı da tehlikeye atmayacak gıdalar olmalı. Günümüzde endüstriyel bir hal alan gıda sektörü doğal olmaktan uzaklaştı. Geçmişte doğal gıdalardan aldığımız enerjiyi şimdilerde endüstriyel ürün olan ve enerji içeceği diye tabir edilen içeceklerden almaya çalışıyoruz. Uzmanlar enerji içecekleri konusunda uyarıyor. İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, “Enerji içeceklerinin içine koyulan yüksek miktardaki mısır şurubu şekeri ve kimyasallar insanın bağışıklık sistemini çökertir, bağırsakları ve beyni mahvedeceğini ifade ediyor. Karatay, “Verdiği enerji bir-iki saat sürse dahi insanı perişan hale getirir. O birkaç saat için verdiği enerji mutluluk hissine insanlar bağımlı olur. Alkolden daha tehlikeli bir şekilde beyni bozar, bağırsakları bozar, bağışıklık sistemini çökertir ve her türlü hastalığın temeli atılmış olur” diye konuştu. Karatay, “Enerji içecekleri insan sağlığı için zehirdir” diyor.

ENERJİ İÇECEKLERİNDE ÖLÜMCÜL TEHLİKE

Enerji içecekleri hakkında Kardiyoloji Uzmanı Dr. Deniz Şener de uyarıda bulundu. Şener, “Bu içeceklerin içerisinde yüksek oranda kafein, karbonhidrat, şeker, taurin var. İçerisinde kalp sağlığı açısında özellikle istemediğimiz yan etkilere neden olacak bir takım maddeler var. Bu maddeler tansiyonu yükseltebilir, kalpte ritim bozuklukları yaratabilir, kalp hızını artırır. Dolayısıyla kalp damar sağlığı açısından tansiyonu yükselterek ve ritim bozukluğu yaratarak oldukça zararlı, tehlikeli sonuçlara götürebilir. Zaman zaman ani kalp durmaları, vefatlar bile görülmüştür” diye konuştu. Şener, spor yapanları da enerji içeceği kullanımı konusunda uyararak, “Sanki bir destek tedaviymiş gibi, alınmış olması, enerji verdiği ve gücü artırdığı inancı doğru değildir. Zararlı bir maddedir, alınmaması gerekir” dedi.

31 Ekim 2017 - Helal Hayat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?