Önce mezarlarını kazdırıyorlar sonra öldürüyorlar

Orada tüm bunlar yaşanırken insan haklarını dilinden düşürmeyen dünyanın ise gözleri kör, kulakları sağır. İnsanlığın vicdanını kaybettiği yer olan Arakan’da Müslümanlar diri diri yakılıyor, ölüm çukurlarına gömülüyor. Bu zulümden kaçmak isteyen Arakanlılar ise dikenli tellere takılıyor.

“Sizi gerçek muhtaçlara ulaştırır” şiarı ile yıllardır gidilemeyen kriz bölgelerine gidip mazlumlara, muhtaçlara sadece yardım değil umut götüren Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yine insani yardım alanında bir öncülük yaparak Arakan’a giden ilk yardım kuruluşu oldu. Bölgeye daha önceleri de türlü tehlikelere rağmen giden Cansuyu Derneği Arakan Yardımları Koordinatörü Bayram Numan Köksal, bölgede tanık oldukları zulmü ve yaşananları gazetemize değerlendirdi.

Bölge bir abluka altında. Kimse dışarı çıkartılmıyor. Sağlık alanında büyük sıkıntılar yaşanıyor ve silahların dışında bir de hastalıkların pençesindeler. Evler, köyler yakılıyor. Hatta ailelere çukur kazdırıyorlar. Sonra onları kurşuna dizip, yakıp o çukurlara atıyorlar. Yani Müslümanlara kendi mezarlarını kendilerine kazdırtıyorlar. İşte Müslümanlar zalim ve vahşi bir anlayış ve kişilerin ablukası altında. Bunun dışında bir de bir kampanya başlatmışlar. Buna göre dinini değiştiren Müslümanlara 400 dolar verip bölgeden çıkmasına da müsaade ediyorlar.

Myanmar'da yaşanan zulmün perde arkasını ve bu zulmün hangi gerekçelere dayandırıldığını anlatır mısınız?

Öncelikle Myanmar’da yaşanan zulmü anlamak için tarihe bakmamız gerekiyor. Rohingya eyaleti Myanmar’ın yedi eyaletinden birini oluşturuyor. Myanmar’ın demografik yapısına baktığımız zaman dini ayrımlar yoğun yaşanıyor. Myanmar’da diğer altı eyaletin çoğunluğunu Budistler oluşturuyor. Bir tek Rohingya’da Müslümanlar çoğunlukta. İşte bundan dolayı Müslümanlar bu bölgeye hapsedilmiş durumda.

Ancak 1430’lu yıllarda Rohingya Kralı’nın İslamiyet’i seçmesi ile Müslümanlar Myanmar’a hâkim oluyorlar. Bir de o dönem dünyada bir Osmanlı egemenliği var. Osmanlı ticaret yollarına hâkim. Bunun üzerine Avrupalılar çıkarları için başka yollara başvuruyorlar. Bunun sonucunda 1740’lı yıllarda İngilizler bölgeyi işgal ediyor. 200 yıldan fazla süren işgal süresince Müslümanlara yönelik baskılar ve zulüm başlıyor. Daha sonra Myanmar 1948 yılında bağımsızlığına kavuşuyor. 1962 yılında ise askeri cunta yönetime el koyuyor. Yönetimi ırkçı, aşırı, zalim bir anlayışın eline geçmesi ile Müslümanlara yönelik zulüm tekrar devam başa dönüp devam ettiriliyor.

BUDİSTLER MÜSLÜMANLARI YILAN OLARAK GÖRÜYOR

Budistlerin Rohingyalı Müslümanlar için dedikleri şu: “Onlar Myanmarlı değil, Bangladeş’ten gelen yasadışı göçmenlerdir” diyerek Müslümanların o topraklarda yeri olmadığını söylüyorlar. Bu söylemin arkasına gizlenerek bütün vahşeti yapıyorlar. Ayrıca Budistler Müslümanları bir yılana benzetiyorlar. Bu yüzden yani yılan olarak gördükleri Müslümanları tamamıyla yok etmek için kundaktaki bebekleri, hamile kadınları bile öldürmekten geri durmuyorlar.

MÜSLÜMANLAR, VAHŞİ BİR ANLAYIŞ VE KİŞİLERİN ABLUKASI ALTINDA

Bölgede yaşanan zulmün boyutlarını anlatır mısınız?

Bölge bir abluka altında. Kimse dışarı çıkartılmıyor. Sağlık alanında büyük sıkıntılar yaşanıyor ve silahların dışında bir de hastalıkların pençesindeler. Evler, köyler yakılıyor. Hatta ailelere çukur kazdırıyorlar. Sonra onları kurşuna dizip, yakıp o çukurlara atıyorlar. Yani Müslümanlara kendi mezarlarını kendilerine kazdırtıyorlar. İşte Müslümanlar zalim ve vahşi bir anlayış ve kişilerin ablukası altında. Bunun dışında bir de bir kampanya başlatmışlar. Buna göre dinini değiştiren Müslümanlara 400 dolar verip ve aynı zamanda bölgeden çıkmasına izin veriyorlar.

YILLARDIR KİMLİKSİZ VE VATANSIZLAR

Myanmar’da 1982 yılında Rohingya’da yaşayan Müslümanları vatandaşlıktan çıkartıyorlar. 1984 yılında vatansız hale getiriyorlar. Şu an orada yaşayan 3 milyon Müslüman’ın tamamı kimliksiz. Biz oraya gittiğimizde yaşlı bir amcamız Abdullah Amca ile tanıştık. Derdini dinledik. O amca bize 82 yılında 36 yıl önce aldığı ama şimdi artık hiçbir geçerliliği olmayan kimliğini gösterdi. Ve amcanın bize anlattıkları yüreklerimizi dağladı.

ELİMİZDEN NE GELİYORSA YAPMAYA ÇALIŞACAĞIZ

Cansuyu olarak bölgede yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Biz Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak kriz bölgesine girdik. Müslüman kardeşlerimize yardım elimizi uzattık. Kurbanlarımızı kestik. Yaptığımız çalışmalar ile 32 bin Arakanlı kardeşimize kurban yardımını ulaştırmaya vesile olduk. Tabii ki yapacaklarımız bununla sınırlı değildir. Biz her zaman kardeşlerimize yardım etmek, yaşadıkları zulmü dünyaya duyurmak için elimizden gelen ne varsa yapmaya devam edeceğiz.

İZLENİLEN POLİTİKANIN İNCE ELENİP SIK DOKUNMASI GEREKİR

Bugün hükümet bölgeye yönelik belirli adımlar atıyor. Bunlar önemli ancak bu adımların sonrasını iyi düşünmemiz lazım. ‘Bangladeş kapıları açsın, masrafları biz karşılarız’ diyoruz. Bu iyi ancak şöyle bir durum var. Zaten Myanmar Devleti ve bu vahşete göz yuman devletlerin amacı Rohingya’yı Müslümanlardan temizlemek. Eğer böyle bir şeye alet olursak orayı Müslümanlardan temizlemek isteyenlerin amacına bilmeden çanak tutabiliriz. Bu yüzden bölgeye yönelik politikalarımızı ince eleyip sık dokumalıyız. Asıl yapmamız gereken ise Arakanlıların sınır dışına çıkmasına yardım etmek değil, yaşadıkları bölgede güvenliklerini sağlamak olmalıdır. Bunu sağlayacak olan da Batılılar değil, biz olmalıyız. Müslümanların kaderini Batı’nın inisiyatifine bırakmamalıyız.

Zulümden kaçmak için Bangladeş'e göç etmek isteyen Arakanlılara yönelik Bangladeş hükümeti nasıl bir tavır alıyor?

Bangladeş hükümetin orada yaşanan zulme karşı yanlış bir tutumdalar. Geçtiğimiz dönemlerde Arakanlı kardeşlerimizi ülkeye almıyorlardı. Hatta onlara yardım eden vatandaşlarını da tutuklayıp baskı yapıyordu. Arakanlıları da vahşi Budistlere teslim ediyordu. Tabii bu durum şaşılacak bir şey değil. Çünkü Bangladeş’in kendi vatandaşlarına, kendi Müslüman vatandaşlarına yönelik tutumları ortada.

ARAKANLILAR YARDM DEĞİL, KENDİLERİNE UZANACAK BİR EL İSTİYOR

Bölgeye birçok defa gittiniz. Orada yaşayan insanlar ne istiyor?

Orada yaşayan insanlar yardımlardan çok kendilerine uzanacak bir el arıyor, istiyor. “Siz gidiyorsunuz, ne şanslınız. Ancak biz burada kalıyoruz.” diyerek ağladılar. İyi beslenememek, sağlıktan uzak kalmak onların asıl sorunu değil. Onların asıl derdi, sahipsiz kalmamak ve kardeşlerinin onlara bir el uzatması. Orada yaşayanların ümidi de artık kalmamış durumda. Çünkü zulüm altında olan diğer Müslümanların sığınacakları bir yer var. Ama Arakanlıların yok.

BÜYÜKBAŞ 123 DOLAR İNSAN HAYATI 36 DOLAR

Myanmar ordusu ve Budist çetelerin katliamından kaçarak hayatta kalmak isteyen Arakanlı Müslümanlar Bangladeş kıyısına çıkmak için kişi başı 36 dolar ödemek zorunda kalıyor. 615 dolara (50 bin Taka) alıcı bulan bir büyükbaş hayvan, mültecilerin can havliyle kıyıya çıkmasını fırsat bilenlerce 123 dolara (10 bin Taka) ellerinden alınıyor.

Myanmar ordusu ve Budist çetelerin katliamından kaçarak hayatta kalmak isteyen Arakanlı Müslümanlar (Rohingyalılar) Bangladeş kıyısına çıkmak için kişi başı 36 dolar ödemek zorunda kalıyor. Myanmar güvenlik güçlerinin sistematik olarak sürdürdüğü katliamlardan kaçış devam ediyor. Arakanlı Müslümanlar yakılan köylerinden ayrılarak günlerce yürüdükten sonra sahil şeridinde kendilerini bekleyen kriz fırsatçılarının eline düşüyor. Teknelere gerekli parayı ödeyemeyen mülteciler hayatta kalabilmek için ziynet eşyalarını vermek zorunda kalıyor. On binlerce Müslüman Bangladeş’e geçmek için sahillerde beklerken, Budist çetelerin katliamları ve köyleri ateşe vermeleri sürüyor. Gün boyu onlarca köyü ateşe veren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, yürüttükleri operasyonlarla Rohingyalıları Bangladeş’e göç ettirmek istiyor.

KATLİAMIN ORTASINDA DOĞAN ONLARCA BEBEK

Myanmar ordusu durmaksızın Müslümanların köylerini yakarken, göç yollarında en çok çileyi kadınlar çekmek zorunda kalıyor. Yardım kuruluşlarından alınan bilgiye göre katliamların başladığı 25 Ağustos’tan bu yana 130’a yakın bebek göç esnasında dünyaya geldi. Naf Nehri kıyılarında ve Shah Porir’de bekleyen medrese öğrencileri imkanlar dahilinde Bangladeş’e ilk ayak bastıklarında mültecilere gıda ve sağlık hizmeti vermeye çalışıyor.

15 Eyl 2017 - 00:00 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.